Meta, 7 Ocak’ta yaptığı açıklamayla üçüncü taraf haber doğrulama programını Amerika Birleşik Devletleri’nde sonlandırma kararı aldı. Karar 7 Ocak’ta Meta’nın kurucusu Mark Zuckerberg’in konuştuğu bir videoyla duyuruldu.
2016 yılından bu yana sürdürülen programda Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı (IFCN) imzacısı teyit organizasyonları, platformdaki şüpheli haberleri inceleyerek, bulguları kontrol ediyor ve doğruluğunu tespit ediyordu. Sonrasında ise teyitçilerin işi sona eriyor, Facebook ve Instagram’da platform aksiyon alıyordu. Meta’nın buradaki tercihi ise okuyucuların karşısına bir etiket çıkarmak ve yanlış bilgi içeren paylaşımların erişimini düşürmek oluyordu.
Program dünya genelinde 60’tan fazla dilde 100’e yakın ülkede yanlış bilgiyle mücadeleye katkı sağlıyordu. Teyit de 2018 yılından bu yana programın bir partneri. Şu aşamada program sadece Amerika’da sonlanıyor. Ancak şirketin bundan sonra atacağı adımlar da belirsiz.

Aslında bu karar çok da beklenmedik değil. Programın başladığı ilk günden bu yana bu işbirliğinin ne zaman sona ereceği, ne kadar süreceği platformun şeffaflık sorunları nedeniyle kimseyle paylaşılmıyordu. Fakat Mark Zuckerberg’ün açıklamasına kadar kimse bu yıl biteceğini de düşünmüyordu. Bu da bir yandan doğrulama organizasyonlarının her zaman alternatif müdahaleler üretmesi gerekliliğini, yanlış bilgiyle mücadelede platformlardan bağımsız bir planlama yapmasının zaruretini ortaya koyuyordu.
Meta şimdilik Türkiye'de bu işbirliğine devam ediyor ancak programın sonlanıp sonlanmayacağı veya ne zaman sonlanacağı belirsiz.
Peki bu karar teyitçileri nasıl etkileyecek?
Program ABD siyaseti ile başladı, ABD siyaseti ile bitti
2016’daki Amerika Birleşik Devletleri seçimleri dünyada çok sayıda değişimin kapısını aralamıştı. Hakikat sonrası kavramının hayatımıza girdiği, Donald Trump’ın “yalan haber” kelimesini tekeline aldığı bu yıl, yanlış bilginin seçimlerdeki etkisi de görünür kıldı. Şirket o tarihlerde Amerika Birleşik Devletleri’nde üçüncü taraf haber doğrulama sistemini devreye aldı. Zuckerberg, milyonlarca kullanıcının verilerin usulsüz kullanılmasının ortaya döküldüğü Cambridge Analytica skandalından sonra senatoda kendini savunurken de bu programın platformu yanlış bilgiden temizleme konusunda katkılarından bahsetmişti.

Yani ABD seçimleri ve yarattığı siyasi dinamik yanlış bilgiyle mücadelenin gerekliliğini ve devamında üçüncü taraf doğrulama programını kaçınılmaz kıldı.
Üçüncü taraf haber doğrulama programı teyitçiler için önemli bir imkan yarattı. Yanlış bilgiyle mücadele ederken yeni ve alternatif yolları aramak için bir kaynak ve alan sağladı. Bir yandan karşımıza çıkan binlerce yanlış bilgiye yanıt üretirken bir yandan da topluluk ve sistem düzeyinde ürettiğimiz müdahalelerle daha temiz, şeffaf bir bilgi ekosisteminin oluşmasına katkı sundu. Aslında bu gibi işbirlikleri teyitçiliğin ötesinde medyada, akademide ve eğitimde dönüşüme epeyce destek sağladı.
Sorun sadece yanlış bilgi değil
Meta bu programın sürdürülmesi konusunda zaman zaman açıklamalarını sürdürürken, dünyada kutuplaşan siyasi atmosfer diğer platformları da bu alanda adımlar atmaya teşvik etti (zorladı). Bazılarıysa bu alanda hiç adım atmadı. Twitter yeni adıyla X de bunlardan biri. X, Meta’nın aksine, dünyanın dört bir yanındaki teyitçilerin imzacısı olduğu (IFCN) üyesi organizasyonlarla çalışmayıp topluluk notlarını hayata geçirdi.Araştırmalara göre bu sistemin ne kadar işe yaradığı tartışma konusu. Ama bazı çalışmalar sistemin yavaşlığı, doğrulama dışında alanlara değindiği hatta çok da işe yaramadığı yönünde olduğunu gösteriyor. Tabii aksi yönde çalışmalar da var. Elbette bunlar yanlış bilgiyle mücadelede yegane çözümler değil. Her yöntem kendi içinde artılar ve bazı sorunlar barındırıyor. Endişe verici olan şey birinden vazgeçip diğerini tercih etmek değil. Platformun bu alandaki uzmanlarla iletişimi tamamen kesme niyeti ve yanlış bilgi sorunundan daha geniş bir çemberde ayrımcılık ve nefret söylemiyle mücadelede moderasyonun zayıfladığına şahit olmak.
2024’te ABD’de sadece Trump’ın seçilmesi değil, Trump’ın en büyük destekçilerinden Elon Musk’ın güçlü bir konuma gelmesi de, hem ABD hem de dünya için değişimin habercisi gibiydi. Seçimin ardından Meta’nın kurucusu Mark Zuckerberg, belli ki Musk’ın X’te yarattığı atmosferin de rüzgarıyla, kendine yeni bir yön belirledi ve ABD’de teyitçilerle çalışmayacağını duyurdu.

Meta’nın ABD özelinde yaptığı bu açıklama, platformun moderasyon politikalarında esnekliğe gideceği, göç ve cinsiyet konusunda daha fazla içeriğe izin vereceği gibi vurguları da içeriyor. Detaylı ve şeffaf bir metodoloji ile yanlış bilgiyle mücadele eden doğrulama organizasyonlarının çoğunda bu konular kırılgan grupları etkilediği için önceliklendirilen içerikler. Bu da doğrulama organizasyonlarının bu konuya ne kadar önem verdiğini, platformun ise artık çok da önemsemeyeceğini gösteriyor. Yani bir diğer kaygı da nefret söyleminin daha da artması.
Bu karar teyitçiler için yeni bir fırsat olabilir
Geldiğimiz yerde karşımıza şu çıkıyor. Meta, Amerika’da aldığı bu kararla kullanıcılarını çok daha hoyrat bir ortama savuruyor. Hatta Nobel Barış Ödülü sahibi gazeteci Maria Resa’nın sözleriyle, bu karar demokrasi, gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları için "aşırı derece tehlikeli" zamanlara işaret ediyor. Tıpkı X’te olduğu gibi yanlış bilginin merkezi haline gelen bir platform örneğini tercih ederek kutuplaşmayı daha da besleyeceğinin işaretini veriyor.
Doğrulama organizasyonları ise ilk andan itibaren bu konunun gelişmelerini takipte. Platformların politik denklemlere göre ani manevralarına hepimiz hazırlıklıyız. Programın bitiriliş şekli, birden ortaya çıkan sansür suçlamaları büyük tutarsızlık. Kriz zamanlarında yanlış bilginin yarattığı tahribata karşı attığımız adımlar karşısında elbette bu adım talihsiz bir tablo yaratıyor. Ama doğru bilgiyi daha yüksek sesle savunmak ve yeni mücadele yöntemleri geliştirmek de bu saatten sonra daha elzem. Bu kararın tüm dünyada teyitçiler için yeni fırsatlar doğurması da fazlasıyla mümkün.
Bu yüzden akademisyenlerin, gazetecilerin ve biz teyit organizasyonlarının masasında tartışacak yoğun konular bizi bekliyor. Bilgi düzensizliğine karşı daha yüksek perdeden mücadele etmemiz gereken yeni bir dönemin başlangıcındayız.










