Bilgi doğası gereği sosyal. Bilginin anlam kazandığı yer de yine sosyal bağlamlar ve ilişkiler olarak kabul ediliyor. Bu nedenle, bilginin şekillendirdiği ilişkileri, bilgiye erişim engellerini, zorluklarını ve ihtiyaçlarını anlamak için geniş ve evrensel bir çerçeveye ihtiyaç var. Bu sınırları her daim değişen çerçevenin ismi ise bilgi ekosistemi.
Bilgi ekosistemi nedir?
Bilgi ekosistemi, bilgi altyapısını, bilgi almaya yardımcı olan dijital araçları, medya organlarını, bilgi üreticileri ve tüketicilerini içerisine alan, kısaca bilginin hareket ettiği ve dönüştüğü karmaşık ve dinamik bir sistem olarak tanımlanıyor.
Biyoloji bilimindeki anlamıyla ekosistem, “belirli bir yerde yaşayan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden sistemlere” karşılık geliyor. Benzer bir şekilde, bilgi ekosisteminde de bilgi üreten ve tüketenler arasında karşılıklı etkileşim ve ilişkilerle birlikte sürekli döngü sağlanmış oluyor. Diğer bir benzerlik ise adaptasyon. Biyolojideki ekosistemlerde olduğu gibi, bilgi ekosistemi de dış etkenlere, teknolojik gelişmelere ve toplumsal değişimlere uyum sağlamak zorunda.

Son yıllarda bilgi ekosistemini en fazla değişime sürükleyen olay şüphesiz üretken yapay zekânın çıkışı oldu. Sosyal medya platformlarında ve arama motorlarında içeriği filtrelemeye, düzenlemeye ve denetlemeye epey yardımcı olan bu araçlar, zamanla ürettikleri yanlış bilgiler ve sahte kaynaklarla da sıkça anılır oldu. Haber kuruluşları da son zamanlarda yapay zekâyı iş akışlarının bir parçası haline getirmeye ve hatta bazı metinleri bu araçlarla üretmeye başladılar. Aralık 2023’ün son günlerinde ise The New York Times, yapay zekâdan sorumlu bir editör işe aldığını duyurdu.
Sağlıklı bir bilgi ekosistemi yaratmak mümkün mü?
ABD'li gazeteci ve Birleşmiş Milletler Küresel İletişimden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Melissa Fleming, günümüzde bilgi ekosisteminin yanlış bilgiler ve nefretle kirlenmiş olduğu ve daha önce böylesi sorunlu bir dönemin yaşanmadığı görüşünde. Buna sebep olan etmenler arasında ise Fleming’e göre, etkileşime öncelik veren algoritmalarıyla nefret söylemini, ırkçılığı ve toplumsal kutuplaştırmayı arttırma potansiyeline sahip paylaşımları yaygınlaştıran sosyal medya ilk sıralarda.
Fleming’in dikkat çektiği bir başka konu ise üretken yapay zeka alanındaki baş döndürücü gelişmeler. Yapay zeka araçlarının yanlış bilgi sorununa yeni bir katman ekleyen çıktıları, çarpıtılmış geçmişler ve sahte profiller oluşturarak bunları ikna inandırıcı biçimde sunma kabiliyetleri, Fleming’e göre tasarımda güvenliğin göz ardı edilmesinin bir sonucu.
Peki, sağlıklı ve iyi işleyen bir bilgi ekosistemi yaratmak mümkün mü? Her ne kadar gerçekleştirmesi zor olsa da bunu başarmak imkansız değil. Bilgi ekosisteminin sağlıklı işleyebilmesi için çeşitli ve çoğulcu bilgi kaynaklarından beslemesi, özgün ve sorumlu bilgi üretimini desteklemesi ve üretilen bilgilerin yönetimini ve güvenliğini sağlaması gerekiyor. Sağlıklı bir ekosistem yaratmanın bir diğer şartı ise bilgi akışını kontrol eden tek veya baskın bir güç yerine, aktörler arasında çeşitliliğin ve çoğulculuğun ön planda olması.

Bu noktada, ekosistem içinde yer alan paydaşların, kurumların ve bireysel kullanıcıların sorumlu hareket etmeleri ve işbirliğine açık olmaları önemli. Sistem içerisindeki bir zincirde denge bozulduğunda, hem sıkça etkileşim kuran paydaşların hem de birbiriyle bağlantısız görünen diğerlerinin sağlığı ve dayanıklılığı bu bozulmadan etkilenebilir.
Bilgi ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan politikalar çeşitleniyor
Son yıllarda ortaya çıkan bazı düzenleyici politik müdahaleler, ekosistemdeki farklı oyuncular arasındaki güç dengesini ve işbirliğinde uyulması kuralları şekillendirmeye çalışıyor. Örneğin, Avustralya'da kabul edilen Haber Medyası Pazarlık Kodu (News Media Bargaining Code) ve Kanada’nın Çevrimiçi Haber Yasası (Online News Act), büyük teknoloji firmalarının haberler için ödeme yapmasını sağlamasının yanı sıra, haber medyasının sağlığını iyileştirmek için halihazırda olan güç dinamiğini yeniden dengelemeyi amaçlıyor. Uzmanların bu girişimlerin mevcut adaletsizlikleri gidermekte yetersiz olacağı hatta derinleştirebileceği eleştirisini hatırlatmakta fayda var.
Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nde kabul edilen Dijital Hizmetler Yasası (Digital Services Act) ve Birleşik Krallık’ta yürürlüğe giren Çevrimiçi Güvenlik Yasası (Online Safety Act) gibi düzenleyici çabalar, platformlarla ulusal ve uluslararası kuruluşları bir araya getirerek içerik moderasyonunu geliştirmeyi ve sosyal medya platformlarına daha fazla şeffaflık getirmeyi hedefliyor.
Eleştirel dijital okuryazarlık bilgi ekosistemini güçlendirebilir
Information Futures Lab'in kurucu ortağı ve eş direktörü ve Brown Üniversitesi profesörlerinden Claire Wardle, sağlıklı bilgi ekosistemlerini anlamak için, bilginin nasıl ve neden dolaştığına dair daha geniş ve bütüncül bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Claire Wardle’a göre, eleştirel dijital okuryazarlığı arttırmaya yönelik projeler insanların düzensiz bilgi sistemlerinde gezinmeyi öğrenmelerinde epey yardımcı. Farklı topluluklarda kaynakların güvenilirliğini değerlendirme, iddiaları orjinal bağlamlarına kadar takip etme ve yanal okuma gibi becerilerin kazandırılması ve şüpheli bilgilerde duyguların nasıl hedef alındığını ele almak çözümün bir parçası olabilir.
Teyitçilerin en sık kullandığı kavramlardan oluşan Teyit Sözlük posterine yayınlar bölümünden ulaşabilirsiniz.
Kapak görseli: iStock - imaginima










