Eşinize “Alo” dediğiniz için mahkemece kusurlu bulunacağınızı söylesek inanır mıydınız? Yargıtay’ın eşlerin birbirine “Alo” demesini boşanma sebebi olarak saydığı iddiası son dönemde sosyal medyada çokça konuşuldu.
Belirli mahkeme kararlarına atıf yapan paylaşımlar genellikle yüksek etkileşim alıyor.
Bu türden paylaşımları yaygınlaştırmadan önce şüphe kasını çalıştırmak niçin önemli, gelin hep birlikte bakalım.

Olmayan yargı kararları
Yargıtay veya Anayasa Mahkemesi gibi yüksek mahkemelerin adlarını geçirerek yapılan paylaşımların ilgi çekici olduğu aşikar.
Avukat Muhammed Ali Başıbüyük, asılsız bir şekilde paylaşılan yargı kararlarının bireylerin ve toplumun davranışını da etkileyebileceğini söylüyor.
Örneğin, Eylül 2023’te “Anayasa Mahkemesi’nin ek MTV ödemesi kararını iptal ettiği iddiası” sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde gündeme gelmişti.

Teyit, iddianın doğru olmadığını tespit etti. Gelir İdaresi Başkanlığı da iddia yayıldıktan sonra vatandaşları vergilerini ödemeye davet eden bir duyuru paylaştı.

Yani, örnekteki gibi yanlış bilgilerin yayılması vatandaş olarak sorumluluklarımıza dair kararlarımızı etkileme potansiyeline sahip. Bu durum bizlere sosyal medyada mahkeme kararı olduğu iddiasıyla paylaşılan içeriklere şüpheyle yaklaşmanın, kaynağı ve bağlamı sorgulamanın ve resmi kaynakları takip etmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Bağlamsız aktarılan mahkeme kararları
Davaya konu olayın bağlamını ve olaya özgü şartları dikkate almadan yalnızca mahkemenin nihai kararından kırpılan bir ya da birkaç cümle de en az uydurma kararlar kadar yanıltıcı olabilir.
22 Şubat 2024 tarihinde dolaşıma giren, epey etkileşim alan ve birbirinin kopyası cümlelerle sosyal medya ve haber sitelerinde paylaşılan iddialardan biri de eşlerin birbirine “Alo” demesinin boşanma sebebi sayılabileceğine yönelikti.

Bu paylaşımların altında da elbette sosyal medyada gözardı edilmiş bir bağlam var. Olayla ilgili detaylı haber metinlerine ve avukatların karara dair yorumlarına bakıldığında, mahkemenin verdiği boşanma kararının ardındaki tek sebep bu değil. Çünkü eşlerin birbirine “Alo” demesi, ilgili davada boşanmada kusur sayılan hallerden yalnızca biri. Kusur olarak kabul edilmesinin nedeni ise “Alo”yu hitap olarak kullanmak ve bunu sürekli hale getirmek.

Teyit’in ulaştığı Avukat Muhammed Ali Başıbüyük, davanın içeriğini ve kararın tamamını görmeden yalnızca hükmü değerlendirmenin yanıltıcı olabileceğini hatırlatıyor. Başıbüyük, sosyal medyada magazinsel cümlelerle aktarılan bu kararların her birinin arkasında birbirinden farklı somut olaylar olduğunu göz önünde bulundurmak gerektiğini söylüyor. Yani, dava dosyasının tamamını görmeden bir çıkarım yapmak yanıltıcı olabilir.
Bu tür mahkeme kararlarını bağlamsız aktarmak kişilerin günlük yaşamdaki tercihlerini etkileyebileceği gibi Avukat Başıbüyük’e göre yargıya olan güveni de zedeleyebilir.
Benzer paylaşımlar gördüğümüzde ilgili alanda uzman hukukçuların yorumlarını takip edebiliriz. Varsa uzman görüşlerini içeren haber metinlerini okumak da iyi bir yöntem olabilir. Hiçbirine ulaşamıyorsak bile bu kararların bir bağlamı olduğunu hatırlamak ve paylaşmadan önce yavaşlamak önemli.
Legal Design Turkey ekibinden Ebru Metin, dava kararlarına dair özet bilgi paylaşırken “layering (katmanlama)” deseninin kullanılmasını öneriyor. Buna göre, etkili bir başlık, görsel veya ikon kullanarak okuyucunun arayacağı bilgiyi bulabileceği ve anlayabileceği şekilde sadeleştirilmiş metni paylaşmak, sadeleştirilmiş metinle ilgili açıklamanın yer aldığı bir metin eklemek ve mutlaka daha detaylı bilgi alabileceği kaynak linklerine yer vermek gerekiyor. Bu şekilde tek seferde ama katmanlı olarak konu hakkında bilgi verirken yanlış ya da bağlamsız bilginin paylaşılması önlenebilir.

Mahkeme hakaret saymazsa serbest mi?
Yargının bazı davalar kapsamında hakaret saymadığı ifadeler de sosyal medyada zaman zaman gündeme geliyor.

Yargı organlarının üzerine hüküm verdiği bu ifadeler Türk Ceza Kanunu’nda tanımlana hakaret suçunun unsurlarını barındırmadığı vakit suç sayılmıyor.
Avukat Muhammed Ali Başıbüyük, Türk Ceza Kanunu’na göre hakaret suçunun oluşması için bir kimsenin onur şeref ve saygınlığının rencide edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca bir kelimenin hakaret sayılabilmesi için hangi bağlamda söylendiğinin ayrıca irdelenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu kararların sosyal medyada klasiklemiş paylaşımlardan biri haline gelmesi ve her yeni kararın önümüze düşmesi insanları bu ifadelerle hakaret etmeye teşvik ediyor olabilir.

Etkileşimi amaçlayan paylaşımlara karşı şüphe kasımız daima çalışmalı
Sosyal medyada mahkeme kararlarına ilişkin paylaşımları okurken Yargıtay veya Anayasa Mahkemesi gibi yargı mercilerini görünce şüphe kasımız daha yavaş çalışıyor olabilir. Bu noktada bilişsel yanlılıklarımızdan biri olan otorite yanlılığı büyük rol oynuyor. Yani, güvendiğimiz veya otorite kabul ettiğimiz bir kişiden veya kurumdan gelen bilgileri doğru kabul etmeye daha meyilli oluyoruz. Paylaşımda yalnızca bir yargı organının ismini görmek bile, bizi o paylaşımı doğru kabul etmeye ikna edebilir.
Özetle, daha fazla tık ve beğeni almak için yanlış, yanıltıcı şekilde aktarılan bu kararlar hem sosyal hayatımızı hem de bu kurumlarla olan ilişkilerimizi etkileme potansiyeline sahip. İnternette gezinirken şüphe kasımızı daima devrede tutmak etkileşim kaygısıyla yapılan paylaşımların yol açtığı bu olumsuz etkileri en aza indirmemizi sağlayabilir.








