"Hepimiz ciddi bir hata yapmak üzere olduğumuzda yüksek sesle çalan bir uyarı ziline sahip olmak isteriz, ancak böyle bir zil mevcut değil."
Nobel Ekonomi Ödülü sahibi psikolog Daniel Kahneman’ın bu sözüne teyitçi gözlükleriyle baktığımızda, ciddi bir hata yapmayı yanlış bilgiye inanmaya benzetebiliriz. Böyle bir zil olsa bile zihnimizde onun sesini bastıracak bir mekanizma var: Bilişsel yanlılıklar.
Daniel Kahneman ve Amos Tversky tarafından 1972 yılında ortaya atılan bu kavram, beynimizin verimli olma ve hızlı karar verme çabasının bir sonucu olarak, bilgi işlemeyi hızlandırabilmesi için zihinsel kısayollara başvurmasını ifade ediyor. Bilişsel yanlılıklardan hareketle kendi öznel gerçekliklerimizi inşa ediyor, gündelik davranışlarımızın ve kararlarımızın birçoğunu bunlara göre şekillendiriyoruz. Fakat bu bilişsel yanlılıklar algı bozukluğuna, yanlış yargılamalara ve mantıksız yorumlara yol açabiliyor.

Örneğin, uçak kazalarının araba kazalarından daha tehlikeli olduğuna dair inanışlar, bilişsel yanlılığın yaygın bir örneği. Haberlerde izlediğimiz uçak kazalarına ait dramatik görüntülerin zihnimizde araba kazası görüntülerinden daha canlı ve hazır olması, bizi uçak kazalarının gerçekte olduğundan daha sık yaşandığına inandırabiliyor. Oysa, Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre uçakla yolculuk etmek araba kullanmaktan çok daha güvenli. Uçuş sırasında kaza yapma olasılığı 1,2 milyonda bir, bunun ölümcül olma olasılığı ise 11 milyonda bir. Bir araba kazasında ölme olasılığı ise 200 bin kat daha fazla.
Diğer yandan, bilişsel yanlılığın her zaman rasyonel olmayan sonuçlar doğuracağına karşı çıkan, kavrama daha olumlu bir yönden yaklaşanlar da var. Örneğin, Alman psikolog Gerd Gigerenzer, bilişsel yanlılıkların “içgüdüsel hisler” olduğuna ve bunların aslında hayatımızda doğru kararlar almamıza yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bilişsel yanlılıklar yanlış bilgilere inandırmayı kolaylaştırıyor
Bilişsel yanlılıklar aynı zamanda aldatmacaları ve şüpheli bilgileri tespit etme kabiliyetini etkileyerek, bireyleri yanlış haberlere inanmaya daha yatkın hale getiriyor. Bilişsel yanlılıklar ve bireylerin şüpheli bilgileri teyit etmek için çaba sarf etmemesi, sahte haberlerin inandırıcılığını artıran bir ortama zemin hazırlıyor. Bu durum, bireyler şüphe kasını çalıştırmayı ve bilgiyi paylaşmadan önce teyit etmeyi ihmal ettiklerinde, kişisel bilgilerine ve bir haberin tutarlı ve mantıklı olup olmadığına dair kendi değerlendirmelerine güvenmek zorunda kaldıklarına işaret ediyor.
Bu çaba eksikliğinin yol açtığı bir diğer problem ise dikkat eksikliği. Tekil internet kullanıcılarının karşılaştıkları içerikleri gözden geçirirken dikkatlerinin azalması, bilişsel yanlılıkların devreye girmesini kolaylaştırıyor ve bu yanlılıkların inandırıcılığı sonraki karar süreçlerini de etkiliyor.

Bilişsel yanlılıkların farkında olmak, onların kararlarımızdaki etkisini azaltmanın bir yolu olabilir
Her ne kadar kendimizi bir karar vermeden önce tüm bilgileri işleyen, her senaryoyu derinlemesine düşünen rasyonel varlıklar olarak düşünmeyi sevsek de, gerçek maalesef böyle değil. Herkes farklı derecelerde de olsa bilişsel yanlılığa başvurmaya eğilimli. Dahası, bilişsel birçok yanlılığımız var. Mevcut inançlarımıza uyan kanıtları fark etme, bunlara odaklanma ve bunlara daha fazla itibar etme eğilimimizi tanımlayan doğrulama yanlılığı bunlardan biri. Bireylerin, diğer insanların kendisiyle hemfikir olan kitlenin büyüklüğünü abartma eğilimini tarif eden yanlış fikir birliği etkisi ve beynin karar verirken aldığı ilk bilgiye çok fazla güvenme eğilimini vurgulayan çapalama etkisi günlük hayatımızı etkileyen diğer bilişsel yanlılık türlerinden.
Bilişsel yanlılıklar, bilinç dışı bir sürece sahip olduğundan, bireyin kendisinden başka birindeki yanlılığı fark etmesi genellikle daha kolay oluyor. Çevrenizdekilerin bilişsel yanlılığa başvuruyor olabileceğini gösteren bazı yaygın işaretler, bu konuda size yardımcı olabilir:
- Sadece kendi görüşlerini doğrulayan haber kaynaklarını ve hikayeleri takip ediyorsa,
- Bir başarıyı kendisine atfederken, başkalarının başarılarını şansa bağlıyorsa,
- İşler yolunda gitmediğinde sürekli olarak başkalarını ve dış etkenleri suçluyorsa,
- Her zaman haklı olduğu varsayıyorsa,
- Herkesin onunla aynı fikirleri veya inançları paylaştığını düşünüyorsa, bireyin bilişsel yanlılıklara başvurduğu söylenebilir.
Bu yanlılıkların farkında olmak oldukça önemli çünkü dünyayı yorumlama biçimimiz, verdiğimiz kararlar ve attığımız adımların birçoğunda bu bilişsel yanlılıkların parmak izi mevcut.
Bilişsel yanlılıkları tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil
Psikoloji bilimi, yanlış bilgi psikolojisini ve buna nasıl karşı konulabileceğini anlamak için, bireylerin bilişsel mimarisini ve sosyal bağlamını göz önünde bulundurmanın önemine dikkat çekiyor. Beynin kestirme yollara başvurma eğilimini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil (çünkü bu kestirme yollar kimi zaman işimizi kolaylaştırıyor) ama yanlılıkların var olduğunu anlamak kararlarımızı şekillendirirken faydalı olabilir.
Teyitçilerin en sık kullandığı kavramlardan oluşan Teyit Sözlük posterine yayınlar bölümünden ulaşabilirsiniz.

Kapak görseli: Nieman Lab










