Twitter bilgi kirliliğini besleyenlerin oyun sahası haline nasıl geliyor?

Amerika’daki başkanlık seçimlerinden sonra Facebook, bilgi kirliliğini (ya da herkesin sevmediği her haber hakkında söylediği bir söz haline dönüşmeden önce kullandığımız tanım olan “yalan haberi”) yayma konusundaki oynadığı rol sebebiyle eleştiri yağmuruna tutuldu. Eleştiriler odak konusunda haksız değildi: Facebook dünyanın en popüler sosyal ağı ve milyonlarca insan günlük haberleri oradan alıyor.

Ancak Facebook’a odaklanılması diğer sosyal ağların bu işten sıyrılmasına sebep oluyor. Günlük bağımlılığım Twitter’dan bahsediyorum.

Facebook’tan daha küçük olmasına rağmen Başkan Trump’ın da favorisi olan 140 karakterlik sosyal ağ, ağırlıkla medya çalışanları tarafından kullanılması sebebiyle haber konusunda muhtemelen Facebook’tan daha fazla etki yaratıyor.

Twitter’ın haberler için yarattığı bu etki, sorunu da beraberinde getiriyor. Twitter, içerisinde gruplaşmalara sebep olan, kendi içine kapalı bir alan. Bu durum Twitter’da hazır cevap olmayı ödüllendirirken, bu hafta birkaç uykusuz saate sebep olan ve aslında bir yanlış yazımdan kaynaklanan “covfefe” şamatasında olduğu gibi, ciddiyet içerisindeki aptallığı da yüceltme eğiliminde.

Ancak en büyük problem Twitter’ın haberler için sunduğu bu alanın propaganda ve yanlış bilginin üretimi ve yayılımında rol oynuyor olması. Bu durum gruplaşmayı derinleştirdikçe komplo teorilerini de besliyor — sadece haber tüketicileri değil, medya içerisindeki insanların bile Twitter’daki bu durumu anlamaması, bu mekanizmayı daha da kötüleştiriyor.

Yakın zamanda, bu hassas işleyişin, temelsiz bir komplo teorisini gündemde yukarılara taşıdığına şahit olduk: geçtiğimiz yıl Ulusal Demokratik Komite çalışanı Seth Rich cinayetinin bir şekilde Clinton’un kampanya maillerinin sızmasıyla bağlantılı olduğu iddiası. Teori, Fox News spikeri Sean Hannity’nin bu teoriyi dillendirmesiyle daha da güçlendi. Ancak bu iddiayı ilk başta ortaya çıkaran Twitter’daki gruplardı. — ya da Twitter botları demek daha doğru— Bu gruplar, hikayenin güçlenmesine ve büyümesine sebep olmuşlardı.

Nasıl olduğuna bakalım.

Haber endüstrisinin bağırsakları

Günümüz dezenformasyon eko sisteminin bir sindirim sistemi olduğunu düşünün.

En üstten — buraya ağız diyebiliriz — propaganda hammaddesini girelim: medya içeriğini manipüle etmek isteyen siyasi kampanyacıların, terörist grupların, hükümet destekli trollerin ya da internette radikal gruplarla hemhal olmuş provokatörlerin hazırladığı capsler.

Ardından, sizin ve tanıdığınız herkesin ağzını doldurmak üzere paketlenmiş hikayeler ortaya çıkar. Bunlar kibarca “diğer uç” diyebileceğimiz yolla aşağıya doğru inmeye başlar. Hemen arkasından, radyoların, televizyonların prime-time yayınlarını aynı zamanda viral Facebook postlarını şu ya da bu şekilde hızla domine eder, Hillary Clinton örneğinde olduğu gibi.

Peki bu ham madde nasıl çokça bilinen bir hikayeye ya da komplo teorisine dönüşüyor? Bu ham maddenin yolculuğu çok yönlü ve esnek, aynı zamanda birçok medya platformuna yayılmış durumda. Oysa geçen yıl, en büyük yanlış bilgi kampanyalarının çoğunda Twitter kilit rol oynamıştı.

Özellikle de dijital haberler için Twitter ince bağırsak gibi davranır. Burası, siyasi mesajların ve dezenformasyonun geleneksel medyaya, Facebook’a ve dünyanın geri kalanına kitlesel olarak dağıtılmak için sindirildiği, paketlendiği ve seçildiği yerdir.

Twitter’ın oynadığı bu rolün 2016’da seçim kampanyaları sırasında (aslında kampanyalardan beri) daha da yoğunlaştığını görüyoruz. Twitter şu anda, haberler için bir kahvehane fonksiyonu görüyor. Gazetecilerin hikayeleri bulduğu, kaynaklarıyla buluştuğu, işlerini öne çıkardığı, rakiplerinin işlerini ve katıldığı atölyeleri eleştirdiği bir yer. Daha az göze çarpan, Twitter’ın giderek gazetecilerin bilinçsizce dünya görüşü inşa ettiği ve düzenli olarak bağırsaklarını kontrol ettiği yani nerede neyin önemli olduğunu, kapsadığı alanı ve işe yarayıp yaramadığını belirlediği bir yer haline gelmiş olduğu.

Bu durum Twitter’ı manipülatörlerin ana hedefi haline getiriyor: Eğer Twitter’da büyük bir şey yakaladıysan, aynı zamanda her yerde (tüm mecralarda) olmayı garanti ediyorsun.

Data & Society Research Institute’un yakın zamanda yayınladığı Medya Manipülasyon Mekanizmaları Raporu’nun editörlerinden Alice Marwick şöyle diyor: “Gazeteciler Twitter’da bir hikayenin büyüdüğünü gördüklerinde, hikayenin alternatif bir çerçeve içinde olduğu ya da komplo teorisi olup olmadığı gözetilmeksizin, bunu haberleştirmeyi bir sorumluluk olarak görüyorlar. Çünkü haber yapmazlarsa yanlı olmakla suçlanabilirler.”

Twitter, siyasi mesajların ve dezenformasyonun geleneksel medyaya, Facebook’a ve dünyanın geri kalanına kitlesel olarak dağıtıldığı yerdir. Ali Asaei

Sahte hesaplar Twitter’ı tıkamış durumda

Kendini buna adamış medya manipülatörleri için Twitter’da bir hikayeyi büyütmek çok da zor bir şey değil. Kullanıcıların gerçek isimlerini kullanmalarını gerekli kılan Facebook’un aksine Twitter, kullanıcılarına tamamen anonimlik sunuyor ve birçok fonksiyonunu kendi dışındaki programcılar için erişilebilir hale getiriyor. Bu da insanların eylemlerini Twitter içerisinde otomatik hale getirebilmesine izin veriyor.

Sonuç olarak insanlar, sayıları çok fazla olan, ucuz ve kullanımı kolay online araçlar kullanarak, gerçek hesaplarmış gibi görünen, binlerce Twitter botunu hızlıca oluşturabiliyor. Ancak bunlar tıpkı bir kukla ustası gibi bir kişi tarafından yönetiliyor.

Twitter’ın tasarımı metriklere aşırı bağımlılığı teşvik ediyor. Her tweet, beğeni ve retweet sayaçlarını üzerinde taşıyor. Bu metrikler kullanıcılar için gerçek dünyadaki popülerliğin ölçütü haline gelmiş durumda.

Oysa bu metrikler oynanabilir. Tek bir Twitter kullanıcısı çok sayıda hesap oluşturabilir ve bunları koordine bir şekilde çalıştırabilir. Bu durum Twitter’da nispeten küçük bir grubun daha büyükmüş gibi görünmesini sağlayabiliyor. Facebook’taki başlıca tehlike sahte bir hikayenin yayılmasıyken Twitter’daki tehlike sahte insanların (hesapların) bir araya gelmesidir.

“Botlar, grupların herhangi bir sosyal medya platformunda olduğundan daha yüksek sesle konuşmalarını sağlıyor, böylece Twitter’ın bir megafon olarak kullanılmasına izin veriyor. Bu durum belirli bir siyasi aday ya da kapmanyaiçin ‘üretilmiş konsensus’ olarak adlandırdığım, popülerlik yanılsamasını inşa ediyor.”  diyor Oxford Üniversitesi Hesaplamalı Propaganda Projesi’nin yöneticisi ve araştırmacısı Samuel Woodley.

Bu durumun komplo teorileri için nasıl işlediği nispeten belirgin. Twitter’ın dışında, bir mesajlaşma uygulaması ya da Facebook grubunda, bir grup, belirli bir iletiyi öne çıkarmaya karar verir. Ardından akış başlar. Botlar, hikayeyi destekleyen binlerce hatta yüz binlerce iletiyi tweetleyerek tekrar tekrar öne çıkarırlar, genellikle #pizzagate ya da bir kaç hafta önceki #sethrich gibi bir hashtag aracılığıyla bunu yaparlar.

İlk amaç ikna etmek ya da inandırmak değil, topluluğu bombardımana tutarak konu hakkında çokça konuşulduğunu göstermek için baskı kurmaktır. En büyük ödül, genellikle internet gündemini belirleyen, Twitter Trend Topic’e girmektir.

Mayıs ortasında, Washington’daki Fox muhabirinin Rich’in ailesi için çalışan özel araştırmacının sürpriz bir kanıtı olduğuna dair haberinden hemen sonra, benzer bir duruma şahit oldum. Hikaye daha sonra gündemden düştü, ama o akşam Twitter botları konuşmaya devam etti.

Ya hiç takipçisi olmayan ya da çok az takipçili yüzlerce Twitter hesabı hikayeyle bağlantılı tweetler atmaya başladı. Ertesi sabah #SethRich Twitter’da yerel olarak trend topic’e girmişti ve zamanla Mr. Hannity’e kadar ulaşan komplo teorisi sağcılar arasında yayılmıştı.

Demokrasiyi batırabilirler

Twitter’dan bir sözcü, Twitter’ın botlara karşı önlemler aldıklarını açıkladı; botlar aracılığıyla yapılan manipülasyonlara bakan ve bot hesapları tespit etmek ve kapatmak için yeni araçlar geliştiren bir takımları bulunuyor.

Dahası var, medya çok büyük ve kaotik olduğu için, botların hikayeleri yaymadaki rolü kesin olarak belli değil. Komplo teorileri, Twitter henüz olaya dahil olmadan çok önce konuşuluyordu. Eğer Twitter’ı denklemden çıkarsaydık, Sean Hannity, Seth Rich söylentisini yine de yakalayamayacak mıydı?

Ancak uzmanlarla konuştukça propaganda için kullanılan Twitter botlarının demokrasi üzerinde yıkıcı bir etkisi olabileceğine daha fazla ikna oldum. Araştırmalar botların Twitter’da her yerde bulunabileceğini gösteriyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde araştırmacı olan Emilio Ferrara ve Alessandro Bessi, geçen yıl seçimlerle ilgili konuşmaların beşte birinin botlar tarafından üretildiğini tespit etti. Çoğu kullanıcı botlara karşı kördü ve botlara diğer kullanıcılara davrandıkları gibi davranıyorlardı.

“Gerçek kullanıcılar botları ayırt etmek konusunda başarılı değiller.” diyor Ferrara.

Görünmez olarak çalıştıkları için botlar haberlerin hızını artırıyorlar: Belirli hikayelerin keşfedilme ve yayılma sürecini hızlandırarak bilinmeyen bir hashtag’i bir sonraki büyük hikaye haline dönüştürüyorlar. Trend olan bir hashtag interneti tarayan bir gazeteci için tuzak haline geliyor: Bir komplo teorisini çürütmek için interneti tarıyor olsa bile propagandacıların istediği konuyla uğraşmış oluyorlar.

Sonuç olarak kötü niyetli olsalar da botlar internette karşılaştığımız her şeye şüpheyle bakmamız gerektiğini gösteriyorlar. “Yalan haber”in yükselişi Başkan Trump’ın karşılaştığı her şeyi “yalan haber” olarak etiketlemesini sağladığı gibi, botların yükselişi de bize herhangi bir online ilgiyi göz ardı ederek onu “otomatize” olarak tarif etmemize sebep olabilir. Sevmediğiniz herhangi biri bot olabilir ya da çok fazla retweet almış bir tweet botlar tarafından şişirilmiş olabilir.

Botlar üzerinde çalışan teknoloji uzmanı Renee DiResta şöyle diyor: “Eğer bir şeyi trend haline getirebiliyorsan gerçeğe de dönüştürebilirsin”

Peki durum böyleyse neden her şeye inanıyoruz?

Kaynak: Farhad Manjoo / New York Times Çeviri: Taha Onur Selimoğlu