2023 seçimleri sonrası en çok tartışılan konulardan biri anketler oldu. Sandıktan çıkan sonuç, anketlerin sunduğu tahminlerden çok farklıydı. Anketler üzerinden değerlendirme yapanlar “beklenmedik” bir durumla karşı karşıya kaldı.
Anketlere yönelik yoğun ilgi, anketlerin seçmen eğilimlerini ortaya koymada güvenilir bir metot olarak görülmesiyle ilişkili. Diğer taraftan anketlerin seçmenlerin duygu ve düşüncelerini etkileyebildiği ve beklenti oluşturabildiği yönünde ön kabuller de mevcut.
Peki 2018 seçimlerini daha isabetli bir şekilde tahmin etmiş araştırma şirketleri, 2023 seçimlerinde neden yanıldı? Konuyu pek çok açıdan anlamaya çalışacağız.

İlk tur öncesi çoğu ankette Kılıçdaroğlu seçim yarışında önde görünüyordu
Seçim sürecinde paylaşılan ve kamuoyunda gündeme gelen anketlerin bir derlemesine, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler için açılmış Vikipedi sayfalarından ulaşabiliyoruz. Alternatif olarak 600vekil.com adlı internet sitesinden de anket şirketi değerlendirmeleriyle birlikte derlenen anketlere bakılabilir.
Öncelikle seçim süresince yayınlanan anketlerdeki genel eğilimlere bakarak başlıyoruz.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için Cumhur İttifakı’nın adayının Recep Tayyip Erdoğan olduğu önceden biliniyordu. Millet İttifakı adayını 6 Mart tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu, ATA İttifakı ise 11 Mart tarihinde Sinan Oğan olarak açıkladı. Kolayca karşılaştırılabilmek için Cumhurbaşkanlığı yarışına giren çoğu liderin belirlendiği, ATA İttifakı’nın adayını belirlemesinden seçim gününe kadar yapılan, anketleri dikkate alıyoruz.
Bu filtreler dahilinde ve açık kaynakla ulaşabildiğimiz anketlerin çoğunda Kılıçdaroğlu’nun önde olduğu görülüyor, küçük bir kısmındaysa Erdoğan’ın yarışı önde bitireceği tahmin ediliyor.

Çoğu anketin tahmininin aksine Kılıçdaroğlu, yüzde 44,88 ile ilk turda seçimi Erdoğan’ın arkasında bitirdi. Yani, ilk tur öncesi yapılan anketlerin büyük çoğunluğu, seçim sürecinde farklı zamanlarda Erdoğan karşısında Kılıçdaroğlu’nu favori aday olarak gösterdi.
Bir başka ilginç nokta ise, Kılıçdaroğlu’nun yüzde 50 üzerinde seçmen desteği alabileceği ve seçimi ilk turda bitirebileceğinin de kimi araştırma firmalarınca tahmin edilmesi. Buna karşın, Erdoğan’ın yüzde 50 üzerinde alarak seçimi ilk turda bitireceğini gösteren anketler görece daha az.
Anketlerin önemli bir kısmı MHP’yi yüzde 10’un altında, YSP’yi ise yüzde 10’un üzerinde gösterdi
Milletvekili seçimlerinde de benzer bir durum söz konusu. Sonuçlar, bazı partilere yönelik anket beklentilerinin karşılanmadığını gösterdi.
Yukarıda da değindiğimiz açık kaynaklardan ulaşabildiğimiz ve 2023 yılı başından seçime kadar yapılan anketlerin ekserisi AK Parti’nin, en yüksek desteği alan parti olacağını öngörmüş. Genel çerçevede anketler yüzde 30 ila 40 olarak değişse de AK Parti’nin birinci çıkacağını göstermiş ve bu da seçim sonuçlarıyla paralellik gösteriyor.

Seçim sonuçlarına baktığımızda, YSP’nin yüzde 10’un altında oy alacak olmasının anketlerin önemli bir kısmında tespit edilememiş olduğunu görüyoruz. Anketlerin önemli bir kısmının Yeşil Sol Parti’yi yüzde 10’un üzerinde gösterdiği görülüyor. Ancak YSP seçimde yüzde 8,82 oy aldı.
Anketlerde öngörülememiş bir diğer sonuç ise MHP’nin yüzde 10 oy oranını geçmesi. MHP’nin yüzde 9’un üzerinde olduğu anketler azınlıkta. Ancak MHP, seçimde yüzde 10,07 oranıyla meclisteki üçüncü parti oldu.

Peki seçim öncesi son anketler ne gösteriyordu?
Anket çalışmaları seçim gününe yaklaşmayı önemli bir değişken olarak ortaya koyuyor. Bir başka ifadeyle, araştırmalara göre oy verme gününe yaklaştıkça anket şirketleri daha isabetli bulgular ortaya koyabiliyor.

Buna bir sebep olarak oy verme gününe doğru kararsızların sayısındaki azalma gösterilebilir. Ancak bu durumun yapılan anketlerdeki sapmaları en aza indireceği varsayılsa bile bu bir varsayım. Seçim tarihine ne kadar yakın olunursa olunsun anket şirketlerinin uyguladığı metodolojik tercihler gerçeğe yakın sonuçlar sunmayabilir.
Anket şirketlerinin son çalışmalarına baktık ve seçim sonucu ile karşılaştırdık. Bu karşılaştırma için farklı anket şirketlerinin Nisan ayının son haftasından (24 Nisan) seçim gününe (14 Mayıs) değin yaptığı çalışmaları incelediğimizde 600vekil.com ve Vikipedi’de yer alan 20 anket çalışmasından 14’ünün Kılıçdaroğlu’nu favori gösterdiğini fark ediyoruz. Diğer altı ankette ise favori aday Erdoğan.
Genel eğilimleri incelerken hata payını göz önünde bulundurmamıştık. Anketlerin başarısını değerlendirmek için gerçek seçim sonuçlarıyla arasındaki farklara ve bu farkların hata payları içinde kalıp kalmadığına bakmalıyız.
Hata payı, anket çalışmalarını değerlendirmek için önemli bir rol oynuyor. Anket sonuçlarında verilen yüzdelik oranlar çekilen örneklem ile çıkan sonucu ortaya koyuyor. Ayrıca, hata payı anket çalışmasına farklı bir boyut daha katıyor: Çekilen örneklemdeki değişikliklerin sonuçları etkileyebileceği, artırabileceği veya azaltabileceği aralığı gösteriyor. Yani, anket çalışmalarının ortaya koyduğu oranın yanı sıra anketin farklı popülasyon içinde genellenebilirliği açısından hata payı aralığı önemli bir yer kaplıyor.
Olasılıklı olmayan örneklemler için hata payı hesaplanamıyor. Ancak olasılıklı olan örneklem yöntemleri ile hesaplanabiliyor. Örneğin kotalı örneklemi kullanan anket çalışmaları için hata payı hesaplanamıyor. Buna karşılık anket şirketlerinin büyük bir çoğunluğu örneklem yöntemine dair bilgiyi paylaşmıyor veya hata payını yanlış raporluyor. İrem Aydaş, Mert Moral, Yasemin Tosun’un yaptığı çalışmaya göre 2011 ila 2019’da yapılan 295 anketin sadece yüzde 20,4’ü hata payını doğru hesaplayarak raporlamış. Ancak bunların da büyük bölümünün kotalı ve/veya kolayda örneklemler için, hesaplanmaması gerektiği halde, hesaplandığının altını çizmekte fayda var.
24 Nisan tarihinden sonraki anket çalışmalarında hata paylarını raporlamayanları elediğimizde, elimizde yalnız 16 anket çalışması kalıyor.

Anketlerin çoğunluğunun tahminleri, hata paylarını da dikkate aldığımızda, ne Erdoğan ne Kılıçdaroğlu’nun aldığı oy oranını yansıtıyor. Anket çalışmaları Kılıçdaroğlu'nun muhtemel oy oranını yüksek gösterirken, Erdoğan’ınkini olduğundan düşük tespit etmiş. Sadece dört anket şirketinin çıktıları hata payı içerisinde Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun aldığı oy oranlarını kapsıyor. Bunlar Optimar, BETİMAR, SONAR, ASAL araştırma şirketlerinin anketleri.
Bu değeri hesaplamak için her aday için tahmin ve gerçekleşen oy oranı, birbirinden mutlak değer içinde çıkartılıyor. Bu çıkan değer, anketin her aday için seçimlerden ne kadar farklı sonuçlar ortaya koyduğunu gösteriyor. Bu işlemi her aday için yaptıktan sonra değerleri topluyoruz. Toplanan değerlerle, anketteki tüm adaylar için sapmayı toplamış oluyoruz. Ardından bu sayı, toplam aday sayısına bölünüyor. Çıkan değer bize anketteki ortalama mutlak sapmayı veriyor.

Sonrasında, bunu daha anlamlı bir hale getirmek ve anketin seçim performansını anlamak için hata payından çıkarıyoruz. Çünkü yapılan anket hata payı aralığında farklı değerlere sahip olabileceğini ve hedef popülasyonun gerçek değerinden ne kadar uzak olabileceğini gösterir. Çıkarılarak oluşturulan değer eğer pozitif ise anketteki sapma hata payından düşük, negatif değer de yüksek olduğunu, yani hedef popülasyonu ne kadar isabetli ölçebildiğini ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yapılan anketlerdeki sapmalara baktığımızda sadece dört anketin pozitif değerde kaldığı, yani ortalama mutlak sapmalarının hata payı içinde kaldığı görülüyor. Diğer 12 anket hata paylarının dışında saparak, seçmene seçim yoklamalarını gerçeğe yakın bir şekilde yansıtamamış.
Seçime kısa süre kala yaşananlar anketleri nasıl etkiledi?
Seçimin ilk turunda siyasette şu iki önemli gelişme yaşandı: 11 Mayıs 2023 tarihinde Muharrem İnce’nin adaylıktan çekilmesi ve 7 Mayıs 2023 tarihinde Erzurum’da İmamoğlu’na taşlı saldırı. Yaşananların seçmen davranışında herhangi bir etkisi olup olmadığı büyük bir soru işareti oldu.
Olayların ardından birçok anket şirketi seçime günler kala anket yaparak gündemdeki gelişmelerin oy verme davranışını nasıl etkileyeceğini ölçmeye çalıştı. Konuyu siyaset bilimci Prof. Dr. Emre Erdoğan’a sorduk.

Emre Erdoğan, anketlerin seçime kısa süre kala yaşanan olayları saptamalarının kolay olmadığını, Türkiye’de iki günde anket organize edip bunun sonuçlarını vermenin gerçekçi olmadığını, nitekim kalite kontrollerinde sorun yaşanabileceğini ve bunun hataya yol açabileceğini söyledi:
Dolayısıyla gerçek anlamda bir kamuoyu araştırması bu tür kısa vadeli dalgalanmaları ölçmeye çalışmaktan kaçınır.”
Bu hata, bireylerin toplumda kabul edilebilir olarak gördükleri görüşleri ifade etmeyi tercih etmeleri veya yanıtlarını buna paralel olarak düzenlemeleriyle doğar. Bu insanların toplumsal olarak kabul edilebilir yanıtlara yönelmesine neden olabilir.
Onaylama yanlılığı nedir?
Bu hata, bireylerin daha önceki veya güncel düşüncelerindeki çelişkileri göz ardı ederek veya gözlemlemeksizin tutarlı cevaplar vermeye çalışmasıyla doğar. Bu durum, özellikle politik veya seçim tercihlerini ifade ederken, insanların gerçek düşüncelerini yansıtmak yerine tutarlı bir görüntü sergilemeye çalışmasına neden olabilir.
Ayrıca Emre Erdoğan, bu olayların, adaylar lehine ve aleyhine manipülasyonun olmaması için konulan, seçimden 10 gün önce başlayan anket yasaklarına denk geldiğini de hatırlatıyor.
İkinci tur anketlerinde bulgular daha isabetli
28 Mayıs günü Türkiye ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimi için sandıklara gitti.
Resmi sonuçlara göre Erdoğan yüzde 52,18 ile yarışı birinci bitirdi. Kılıçdaroğlu ise oyların yüzde 47,82’sini aldı.

İkinci tur öncesi yapılan anketlerden hata paylarını paylaşmayanları elediğimizde 13 farklı anket ile baş başa kalıyoruz. Bu anketlerden dokuzu Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun alacağı oy oranını hata payları içerisinde isabetli bir şekilde tespit edebilmiş.
Genel seçimlere dair son anketler neyi gösteriyordu?
Genel seçimler için yine 600vekil.com ve Vikipedi’den derlediğimiz anketlere başvurulabilir. AK Parti’nin seçimi diğer siyasi partilerin önünde tamamlayacağı, anketlerin ekserisinde tespit edilmiş.
CHP’nin seçimde aldığı oyu hata payı içinde tespit edebilen neredeyse hiçbir ankete rastlanmıyor . Benzer şekilde MHP de aldığı oy anketler tarafından isabetli tahmin edilemeyen partiler arasında. CHP ve MHP’ye kıyasla, İyi Parti’ye yönelik tahminler daha isabetli gözüküyor. YSP’nin oy oranı ise hata payı dahilinde çoğunlukla tespit edilebilmiş gibi duruyor.
Genel seçimler için yapılan anketlerin ortalama mutlak sapmalarında cumhurbaşkanlığı seçimindeki kadar sapma görülmüyor. Yedi anket şirketinin ortalama mutlak sapması hata payından çıkarıldığında negatif değerde, diğer altısıysa pozitif, yani hata payı içinde ortalama mutlak sapmaya sahip.

Örneklem sorunları, telefon anketinin sınırlılıkları…
Tüm bunlar bize ne söylüyor? Anket şirketleri genel olarak neden yanılmış olabilir? Konuya ilişkin Medyascope’a konuşan siyaset bilimci Prof. Dr. Emre Erdoğan ilk olarak yöntemle ilintili olarak örneklem sorununa işaret ediyor.
Çoğu anket şirketinin telefon ile anket yaptığını belirten Erdoğan, telefon anketlerinin sakıncaları olduğunu vurguluyor. Türkiye’deki tüm seçmenin dahil olduğu bir telefon örneklem çerçevesinin olmadığını söyleyen Erdoğan, anketlerin rassal olarak seçilen bir örneklemle yapıldığının ve bu durumun sağlıklı bulgular ortaya koyamayacağının altını çiziyor.
Emre Erdoğan sabit telefon sahipliğinin azaldığını hatırlatıyor ve dolayısıyla sabit telefona dayalı bir örneklem çekilmesinin neredeyse mümkün olmadığını ifade ediyor. Cep telefonu için de tüm seçmeni barındıran bir veri tabanının olmaması ve aynı zamanda sabit hatlı telefonlar için geçerli olan coğrafi çerçevenin cep telefonları için geçerli olmaması da bir diğer faktör.
Ayrıca Erdoğan, telefonla yapılan anketlerin çok hassas olduğu görüşünde. Türkiye gibi gizlilik konusunda aşırı hassas olunan ülkelerde insanlar, arayan kişiye yanıltıcı bilgi verme veya ankete katılmama eğilimi taşıyorlar. Son olarak veriler toplandıktan sonra analizinin sağlıklı yürütülmemesi de Erdoğan’a göre anket süreçlerinde yaşanan sorunlardan biri.
Seçime tek listeden girilmesi anket sonuçlarını etkiledi mi?
CHP, anketlerin hakkında en çok yanıldığı partilerden. CHP, DEVA, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti tek listede seçime girmişti. Birçok partinin aynı listeden girmesinin anket şirketlerinin tahminlerini etkileyip etkilemediğini sorusunu Prof. Dr. Emre Erdoğan’a yönelttik:
Anketlerde insanların tutarlı görünme gibi bir istekleri bulunur. Böyle bir durumda bu üç tercihi de aynı çizgide sunmak gibi bir istek oluşabilir, buna geçen seçim tercihler de eklendiğinde yanlış bir yanıt oluşabilir.”
“Utangaç muhafazalarlar” anketleri yanılttı mı?
Anketlerin gerçeğe yakın sonuçlar sunamadığı bir diğer parti ise MHP. Kamuoyunda çokça tartışılan bu konu “utangaç muhafazakarlar” olarak bilinen olaya referansla aktarıldı. 1990’larda İngiltere’de yapılan anketlere sistematik olarak yanıt vermeyen muhafazakar seçmenler, anketler ile seçim sonucu arasında önemli ölçüde farklılaşma yaratmıştı. Rudaw’a konuşan Prof. Dr. İlter Turan konuyu “utangaç muhafazakarlar” kavramıyla şöyle açıklıyor:
Prof. Dr. Emre Erdoğan, anket çalışmaları perspektifinden yola çıkarak, anketlerin yükselen sağ partileri görmekte bir sorun yaşamadığını fakat, sosyal arzu edilebilirlik etkisinin yüksek olduğu telefon anketlerinin veya katılımcının samimi olma gereksinimi hissetmediği internet anketlerinin, bu tür seçmenleri yakalamakta zorlanabileceğini belirtiyor.
2018’de anket şirketleri daha isabetli tahminlerde bulunmuştu
24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekilli seçimlerinin tahminlerine baktığımızda ORC Araştırma Şirketi’nin BETİMAR’ın ve KONDA’nın son anketlerinde seçim sonucuna çok yakın tespitlerde bulunduğu sonucuna ulaşıyoruz.
2023 yılı seçim anketlerinde de BETİMAR’ın, mutlak ortalama sapma değerine baktığımızda, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimlerde hata payı içinde kaldığını görüyoruz. 2018 yılındakine benzer şekilde eğilimleri isabetli olarak tespit edebildikleri görülüyor. Ancak, genel seçimlerde parti bazında tahminlere baktığımızda neredeyse hiçbir anket şirketinin, BETİMAR dahil olmak üzere, CHP ve MHP'nin oy oranını hata payı dahilinde doğru bir şekilde tahmin edemediği görülüyor.
ORC’nin ise 2023 seçimlerinde, mutlak ortalama sapma değerine baktığımızda, yaptığı tespitler hata payının dışında kalıyor. KONDA’nın ise cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi için tespiti, seçim sonuçlarına çok yakın. Ancak birinci tura ve genel seçimlere dair son anketlerinde seçmen eğilimlerini görmekte yetersiz kaldığı anlaşılıyor.
Anketlerde güvenilir yöntem ne?
Anket tasarımı süresince anketin geçerliliği ve güvenilirliği ile maliyeti arasında zorunlu çatışma oluşuyor. Bu doğrultuda, maliyet nedeniyle örneklem çekilirken alınan hatalı metodolojik kararlar sapmalara yol açabilir.
Örneğin, yüz yüze anket veri toplama altın standart olarak kabul edilse de çalışmaya büyük bir maliyet yüklüyor. Bu sebeple diğer veri toplama yöntemleri daha cazip bulunuyor.
2023 seçimleri kapsamında yaygın olarak kullanılan veri toplama yöntemine bakmak için Cumhurbaşkanlığı seçim anketleri verilerini inceleyebiliriz.
Çoğu anket çalışmasında anketin veri toplama yöntemine dair bilgi verilmediği görülüyor. Yöntemi belirtilmeyenleri dışarıda bıraktığımızda, en fazla kullanılan yöntemin CATI (Bilgisayar destekli telefon anketi) olduğunu görüyoruz. Ardından en sık başvurulan yöntemler arasında yüz yüze anket, CAWI (bilgisayar Destekli İnternet Anket) ve CAPI (bilgisayar destekli kişisel görüşme) bulunuyor.
Yaygın kullanılan CATI’nin nasıl bir veri toplama yöntemi olduğunu, yüksek lisans tezini anketler üzerine yazan Sabancı Üniversitesi'nden siyaset bilimi doktora öğrencisi İrem Aydaş’a sorduk:
En yaygın veri toplama yöntemi olarak karşımıza çıkan CATI, anket çalışmalarına birtakım kısıtlılıklar getiriyor ve yanılmalara da sebep olabiliyor.
Aydaş, Türkiye’de telefon anketi yapmak için örneklem çerçevesinin bulunmadığını ve bu sebeple yapılan anketlerin temsil gücünün yeterli olmadığını belirtiyor. Ayrıca, CATI yöntemini kullanırken sabit hat ve cep telefonu kullanan kişiler arasındaki sosyo-demografik farklılıkların olduğunu gösteren çalışmaların olduğunun da altını çiziyor.
Aydaş, Türkiye’de temsil gücü yüksek örneklemin sadece yüz yüze yapılan anketlerle elde edebileceğini belirttikten sonra, 2023 seçimlerindeki sapmaların veri toplama yöntemiyle ilişkili olabileceğini belirtiyor.
Anket şirketlerinden açıklamalar geldi
Seçimlerin ardından bazı araştırma şirketleri, anket sonuçları ile gerçek sonuçlar arasındaki farkın nedenlerini açıklamak amacıyla kendi değerlendirmelerini paylaştılar.
ORC Araştırma şirketi yapmış olduğu açıklamada, 20 araştırma şirketinden 19’unun MHP’nin yüzde beş ile yedi arasında oy alma ihtimalini bildirdiğinden bahsederken; sadece kendilerinin MHP’nin barajı geçeceğini tahmin ettiğini vurguluyor.
ORC Araştırma Genel Müdürü Mehmet Pösteki ilk turda Kılıçdaroğlu’nun potansiyel genç oyların bir bölümünü Oğan’a kaptırmasının, Muharrem İnce seçmeninin tepki oylarının, CHP listelerinden seçime giren DEVA ve Gelecek Partisi gibi muhafazakar seçmene hitap eden partilerin beklentilerin altında kalmalarının ve Yeniden Refah’ın Cumhur İttifakı’na beklenenin üzerinde katkı sağlamasının anketlerle seçim sonuçları arasındaki farklılığı etkilediğini belirtiliyor.
Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki, milliyetçi hassasiyetlerle oy veren seçmenin oy davranışını ölçemediklerini ve Erdoğan’a oy veren seçmenlerin katılımının daha yüksek olduğunun altını çiziyor. Ayrıca, Selçuki seçime giderken seçimin sonuçlarını temelden değiştirecek olayların yaşandığını, bunların seçmen davranışında değişimlere neden olmuş olabileceğini belirtiyor.
KONDA seçimden sonra takipçileriyle bir bilgi notu paylaştı. KONDA’nın yaptığı açıklamaya göre, 6-7 Mayıs tarihlerinde yapılan saha çalışmasında seçilen mahalle/köylerin seçimdeki oy oranları seçim sonuçlarına yakın ve “ideal” ortamda seçim sonucunu verecek nitelikteymiş. Ayrıca, önemli siyasi gelişmelerin çok hızlı bir süreç içinde yaşanmış olmasının da altını çiziyor.
Son olarak, seçim sonuçlarına çok yakın anket sonuçları sunan BETİMAR’ın Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Duman, anket şirketlerinin yanılmasında veri toplama işleminin alt yüklenici şirketler tarafından yapılmasının payının olabileceğini iddia ediyor. BETİMAR’ın doğru olarak yaptığı şeyin, alt yüklenici şirket olmadan, verilerinin kendi şirketi tarafından toplamasının olduğuna işaret ediyor.
Kamuoyu anket şirketlerinden ne talep etmeli?
Her seçim döneminde anketlere yönelik tartışmalar yapılıyor. Fakat anket şirketlerinin daha şeffaf, güvenilir anketler üretmesi için Türkiye Araştırmacılar Derneği gibi kurumların yanı sıra kamuoyundan da taleplerin yükselmesi gerekiyor.
Teyit’e konuşan Doç. Dr. Mert Moral, Türkiye'deki seçim anketlerinin çoğunun bilimsel standartlara uygun yapıldığını ve anket metodolojisi yazınında belirtilen hususlara dikkat edildiğini söylemenin zor olduğunu ifade ediyor. Bu durumda, seçmenlerin taleplerinin, tarafsız, güvenilir, geçerli ve, en önemlisi, bilimsel standartlara uygun bir şekilde siyasi partilerin veya adayların seçmen desteğini yansıtması olabileceğini vurguluyor. Ancak, bu sadece Türkiye'deki anket şirketlerinin değil, birçok gelişmiş demokrasideki anket şirketlerinin de bu talepleri karşılamaktan uzak olduğunu altını ciziyor.
Anketlere güvenmeden önce neye bakmalıyız?
Kamuoyunun düşünce ve tutumlarının anlaşılması gereken durumlarda, anketin önemi hayati. Bu durum, ankete olan ilgiyi artırıyor. Ancak anketleri güvenilir kabul edip, sonuçlarına dayanarak birtakım beklentiler oluşturmadan önce anketleri eleştirel bir süzgeçten geçirmekte fayda var.
Doç. Dr. Mert Moral, seçmenlerin anket değerlendirmeleri sırasında başvurabilecekleri şu üç kısayolu öneriyor:
- Benim bir seçim anketini değerlendirirken kullandığım ilk kısayol şu: Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İİBS veya NUTS) ile CATI gibi bir anket modunu (telefonla yapılan görüşmeler) aynı cümlede gördüğümde gerisini okumuyorum.
- İkinci bir kısayol da hata payı ve kota kelimelerinin aynı raporda (ya da tweet'te) birlikte geçiyor olması. Kotalı örneklemlerin -ki en muteber firmalar dahi ısrarla bu hatayı yapmaya devam ediyor- ne ölçüde yanılabileceklerine dair bir çıkarım yapabilmek için olasılıklı örneklemler için geliştirilmiş örnekleme hatası hesaplanamaz.
- Anketleri çok yakından takip eden seçmenler ya da anket metodolojisi konusunda biraz daha bilgili kişiler için önerebileceğim üçüncü bir kısayol da aynı firmanın açıkladığı iki anket arasındaki farklılık, varyans. Kamuoyunun tutumları ve tercihleri sanıldığının ya da medyada anlatıldığının aksine seçim sonuçlarının da gösterdiği üzere oldukça statiktir. Birer ikişer hafta ya da ay aralıkla anket tahminleri yayımlayıp da X partisinin oyu geçtiğimiz hafta/ay çakıldı, Y adayı bir gecede uçuşa geçti gibi çıkarımlar yapan firmaların tahminlerini pek dikkate almamanızı öneririm.
Sonuç olarak, 2023 Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çoğu anket çalışması kamuoyuna seçim sonuçlarıyla örtüşmeyen bir tablo gösterdi. Hatta birinci tur Cumhurbaşkanlığı seçiminde bazı anketler Kılıçdaroğlu'nun yüzde 50’yi aşabileceğini dahi söylemişti.
İkinci tur Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise anket şirketleri daha isabetli sonuçlar sundu. Ancak anket şirketlerinin iki süreç içinde ürettiği sonuçlara baktığımızda seçmen desteğini doğru ve tutarlı şekilde yansıttığını söylemek güç.
Anket çalışmalarını incelediğimizde örneklem, hata payı, sorulan soru, çıkan sonuç gibi birtakım bilgiler verilmiyor veya hata payı gibi ancak rassal yöntemlerle hesaplanabilecek bazı değerler yanlış bir şekilde raporlanıyor. Halbuki anketlerin şeffaf, denetlenebilir bir şekilde kamuoyuna sunulması için Türkiye Araştırmacılar Derneği’nin Yayınlama İlkelerine uyularak doğru bir şekilde raporlanması önemli.





