Ülkelere ait karşılaştırmalı verileri incelemek için ipuçları

Sosyal medyada dolaşıma giren iddiaların pek çoğu karşılaştırmalara dayanıyor. Bu karşılaştırmalardan en yaygın olanları ise Türkiye’nin diğer ülkelere göre ekonomi, eğitim gibi başlıklarda sıralamasının nasıl olduğuyla ilişkili.

Farklı ülkelerin verilerinin incelenmesi gereken bu tür iddialarda, ülkelere ait verilerin nerelerde bulunabileceğini bilmek oldukça önemli.

Bu yazıda, bugüne kadar teyit.org’a ihbar olarak gönderilen ya da sosyal medyada yaygınlaşan paylaşımlar üzerinden bir inceleme yapılarak hangi adımların takip edilebileceği anlatılmaya çalışıldı.

Karşılaştırılan verilerdeki değişkenler uyumlu olmalı

Sosyal medyada yayılan bir görselde, Almanya’da 8 bin, Fransa’da 9 bin kilise olduğu, Türkiye’de ise 90 bin cami olduğu iddia edildi. Ayrıca Almanya’da 70 bin, Fransa’da 60 bin sağlık kurumu varken Türkiye’de bu sayının 7 bin olduğu ifade edildi. Bu iddia 2016 yılından beri farklı zamanlarda sosyal medyada gündeme geldi.

Ancak görseldeki karşılaştırmalar doğru değil. Verilen bilgiler içerisinde resmi istatistiklere en yakın veri Türkiye’de 90 bin cami olduğu iddiasıydı. Fransa ve Almanya’daki kilise sayıları ve sağlık kurumu sayıları ise gerçeği yansıtmıyordu. Türkiye’deki tüm sağlık kurumu verilerinin benzerleri ise Fransa ve Almanya için karşılaştırılması zor veriler olmasına rağmen ülkelerdeki sağlık kurumları sayısı da görselde belirtildiği şekliyle 60 bin ya da 70 bin değil. Fransa ve Almanya’da hastane sayıları karşılaştırıldığında da ülkeler arasında görselde ifade edildiği şekliyle bir fark olduğunu söylemek mümkün değil.

Bu tarz iddialarda öncelikle işe daha kolay olan kısımdan, yani Türkiye’ye ait veriler incelenerek başlanabilir.

İlgili kurumların web sitesine baktığınızdan emin olun

Türkiye’de cami sayılarını bulabilmek için bakılabilecek ilk yer Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sitesinde yer alan istatistikler. Bu istatistiklere göre, 2016 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 87 bin 381 cami bulunduğu görülebiliyor. Bu haliyle görselde belirtilen 90 bin cami olduğu iddiası kısmen doğru gözüküyor.

Türkiye’nin resmi verilerine ilişkin bilgileri kontrol etmek istediğinizde işinize en çok yarayacak yer elbette ki Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) web sitesi. Bakanlıkların büyük çoğunluğu da kendi resmi web sitelerinde ilgili istatistiklere yer veriyor. Bu verileri araştırırken dikkat edilmesi gereken şey bakılan sitelerin devletin resmi internet sitelerinde kullanılan“gov” ya da “edu” uzantılı olduğundan emin olmak.

Türkiye’deki hastane sayıları ele alındığındaysa 2015 yılında Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı raporun 93. sayfasında Bakanlığa bağlı bin 533 hastane bulunduğu görülebiliyor.

İddia görselinde verilen sayıların sağlık kurumları olduğu belirtiliyor, bu da karşılaştırmayı zorlaştıran bir unsur. Sağlık kurumu olarak ifade edilen yerlerin ülkeden ülkeye değişebildiği söylenebilir. Türkiye’de devletin kontrolünde aile hekimliği yaygınken, Almanya’da doktorların özel muayenehaneleri daha yaygın.  

TÜİK verilerinde belirtilen Sağlık Ocakları, Aile Hekimliği dahil olmak üzere yataksız sağlık kurumlarıyla birlikte Türkiye’deki toplam sağlık kurumu sayısı ise 30 bin 449. Yani iddiada belirtilen 7 bin sayısından çok daha fazla.

Diğer ülkelerin verilerini incelemenin de en iyi yolu bu ülkelerin istatistiklerinin verildiği resmi web siteleri.

Farklı ülkelerin verilerine ulaşmanın pek çok yolu var ama kullanışlı sitelerden biri Amerika Birleşik Devletleri’nin açtığı verilere ulaşabileceğiniz, data.gov/open-gov. Bu web sitesine girdikten sonra “International”(Uluslararası) yazan yere tıkladığınızda farklı ülkelerin verilerine ulaşılabilen bir liste karşınıza çıkacak.


Karşılaştırılan verilerin aynı zaman dilimini kapsadığından emin olun

İnternetteki en önemli istatistik sitelerinden birisi olan Statista tamamen ücretsiz olmasa da bazı verilere ulaşmanız mümkün. Statista gibi başka bir istatistik sitesi ise Knomea. Burada farklı kaynaklardan derlenmiş verilere ulaşabilmek mümkün.

Almanya’daki kilise sayılarına ilişkin Statista’nın aktardığı veriler 2004 yılına ait;

Bu verilere göre Almanya’daki Katolik Kilise sayısı 24 bin 500 iken Protestan Kilisesi sayısı 21 bin 100. Yani Almanya’da toplamda 45 bin 600 kilise bulunuyor. Bu sayı da iddiada belirtilen 8 bin sayısından çok daha fazla.

Ancak burada Statista’dan yararlandığımız verinin tarihinin eski olması da bu karşılaştırmanın güvenilirliğini zedeliyor.

Karşılaştırma yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta verilerin aynı metodolojiyle toplanmış ve aynı değerleri inceliyor olması gerekliliği. Fransa, Almanya ve Türkiye arasında yapılan bu karşılaştırmadaki en büyük sorun karşılaştırılan değerlerin farklı unsurları içeriyor olması. Bu karşılaştırmadaki bir diğer sorun, ülkelerde nüfusun büyük çoğunluğu tarafından inanıldığı düşünülen din üzerinden yorum yapılmış olması. Ancak nüfusun ne kadar olduğu ve ibadethanelerin ne kadarlık bir ihtiyaca denk düştüğüne dair bir bilgi iddiada yer almıyor. Almanya ve Fransa’da diğer ibadethane sayılarına bakılmaksızın ve inançsız insanların nüfusa oranı düşünülmeden sayısal bir karşılaştırma aslında bu iddia için her zaman yetersiz kalacak.

Fransa’da Katolik Kilisesi sayısı 45 bin, Protestan Kilisesi sayısı ise 3 bin. Ülkede 2 bin 200 cami bulunurken 500 Sinagog ve 300 Budist tapınağı bulunuyor. Yani iddianın aksine Fransa’da 9 bin değil 48 bin kadar kilise bulunuyor.

Almanya Federal Hükümeti’nin resmi web sitesindeki bilgilere göre Almanya’daki hastane sayısı ise 2015 yılında bin 951.

Fransa’da 60 bin sağlık kurumu olduğu iddiası da gerçeği yansıtmıyor. Statista’nın OECD’den aktardığı verilere göre Fransa’daki hastane sayısı 2015 yılında 3 bin 89. Fransa’daki toplam sağlık kurumu sayısı ise 20 bin 590. Bu sayı da iddiada belirtilen sağlık kurumu sayısından yaklaşık olarak 40 bin kadar az.

Görselde belirtilen iddialara bakıldığında aslında Türkiye’deki cami sayısı dışında verilerin örtüştüğü bir durumdan söz etmek mümkün değil.

*Almanya’daki sağlık kurumu verileri Türkiye ve Fransa’dan farklı ele alındığı için değerlendirmeye alınmamıştır.

Data Portals isimli web sitesi sayesinde ise harita üzerinden ülkeleri seçip hem ülkelerin kendi istatistiklerine hem de ülkelerin verilerini içeren varsa başka istatistik sitelerinin adreslerine ulaşılabiliyor.

Ekonomik verilerin karşılaştırması için OECD ve Dünya Bankası’ndan yararlanılabilir

Sosyal medyadaki bir başka paylaşımda Katar, Arabistan ve Türkiye’nin milli gelirleri ve kabul ettikleri mülteci sayılarının karşılaştırıldığı görülüyor. Katar’ın milli gelirinin 140 bin, Arabistan’ın milli gelirinin 60 bin, Türkiye’nin 9 bin dolar olduğu ifade edilirken, Katar ve Arabistan’ın kabul ettikleri mülteci sayısının sıfır, Türkiye’de bulunan mülteci sayısının ise 5 milyon olduğu ifade ediliyor.

Bu iddiayı incelerken yapılması gereken şey milli gelir tanımına dikkat etmek ve hangi verilerin bu değerlendirmeye alınacağını tespit etmek. İngilizcesi Gross National Income (GNI) olarak kabul edilen Gayri Safi Milli Gelir verilerinin iddiada bahsedilen milli gelir verisi olduğunu belirtebiliriz.

Gayri Safi Milli Gelir (GNI), bir ülkede yaşayan tüm üreticiler tarafından eklenen katma değerin yanı sıra, üretime dahil olmayan ürün vergilerinin (eksi sübvansiyonlar), çalışan telafisi ve mülk geliri gibi yurt dışından alınan gelir toplamı olarak tanımlanmaktadır. GSMH, bir ülkenin yurt içinde ve yurt dışından aldığı geliri ölçer. Bu bağlamda, GNI, sınırları içinde mi, yoksa yurt dışında olup olmamalarına bakılmaksızın, belirli bir ulusun vatandaşlarının ve şirketlerinin çıktılarını ölçen Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ile oldukça benzerdir.

Ülkelerin ekonomilerine ilişkin, uzmanların ve gazetecilerin en güvenilir kabul ettiği kaynaklar arasında Dünya Bankası verileri yer alıyor.

İddiada yer alan verilere bakıldığında bunun kişi başına düşen Gayri Safi Milli Gelir olduğu anlaşılabiliyor. Buna göre 2015 yılında Katar’ın kişi başına düşen Gayri Safi Milli Geliri’nin 308 bin, Suudi Arabistan’ın 82 bin, Türkiye’nin ise 19 bin dolar olduğu görülebiliyor.


Bu grafikte değerlendirilen veriler, Dünya Bankası ve OECD Ulusal verilerine dayandırılıyor.

Ülkelerin ekonomik verileri açısından zaman zaman hatalar barındırsa da en güvenebileceğiniz kaynaklardan biri Dünya Bankası diğeri de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)’dir.

Peki, Dünya Bankası’nın mülteci verileri güvenilir mi?

2015 yılı verilerine göre Katar ve Arabistan’a sığınmacı olarak yerleşen kişilerin sayısı ise Suudi Arabistan’da 125, Katar’da 120 olarak ifade ediliyor. Dünya Bankası’nın 2015 verilerine göre Türkiye’nin kabul ettiği sığınmacı sayısı ise 2 buçuk milyondan fazla. Bugün bu sayının 3 milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Veriler arasında tutarlılığı sağlamak açısından, karşılaştırılan iki veri setinin aynı kaynak tarafından oluşturulmasının sonucu daha güvenilir kılabileceği düşünülebilir.

Ancak Dünya Bankası’nın verilerinin kaynağına bakıldığında kaynağın Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) olduğu görülüyor. Ancak veri setini görmek için ilgili linke tıkladığınızda verinin kaynağına şu an ulaşılamadığı uyarısı ile karşılaşılıyor.

Birleşmiş Milletler, veri tabanında yer alan mülteci bilgilerini derlerken ülkelerin BM’nin tanımlarını ve sözleşmelerini kabul etmesini bekliyor. 1951 BM Sözleşmesi, 1967 Protokolü, 1969 Afrika Birliği Örgütü Sözleşmesi gibi koşulları kabul ederek UNCHR’ın geçici ya da kalıcı koruma statülerini benimsemiş ülkelerin verileri bu kaynaklarda yer alıyor. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri mülteciler konusunda Birleşmiş Milletler’in protokollerine taraf değil.

Ülkeler arasında karşılaştırmalar yapılırken her zaman ülkenin özgün koşulları, yaptığı anlaşmalar, anlaşmalara düştükleri şerhler de dikkate alınmalı. Yani bu iddia özelinde bakıldığında Suudi Arabistan ve Katar’ın mülteci kabul etme koşullarının ne olduğunun incelenmesi gerekiyor.

Suudi Arabistan Birleşmiş Milletler Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme’nin maddelerini kabul etmemiş olsa da bu özellikle Suriye iç savaşı süresince Suriyelilerin Suudi Arabistan’a sığınmadığı anlamına gelmiyor. Ülkelerin mülteciler konusunda nasıl bir politika izlediğini anlamak için yetkililerin açıklamalarına yer veren resmi bir kaynak bulmaya çalışmak bu noktada anlamlı olacaktır. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın resmi web sitesinde bu konuda açıklamaları bulmaya çalışmakla başlanabilir.

 

Suudi Dışişleri Bakanı Adel Al-jubeir, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House’ta Eylül 2016’da Londra’da yaptığı konuşmasında, savaş başladığından beri 2 buçuk milyon Suriyeli mülteciye vize verdiklerini belirtti. Konuşmayı dinleyenler arasından Türkiye’nin Suriyelileri kabul edip Suudi Arabistan’ın kabul etmemesini eleştiren ve Arabistan’ın mülteci politikasının ne olduğunu soran kişiye verdiği yanıtta Al-jubeir şunları söyledi;

2 buçuk milyon insan Suudi Arabistan’a geldi ve bunlardan 600, 700 bini hala ülkede. Hiç kimse mülteci kamplarında ya da çadırlarda yaşamıyor. Kutsal Cami Hizmetkarı’nın emriyle bütün Suriyelilere yaşama izni verildi, böylelikle çocuklarını okula gönderebiliyorlar. Sağlık hizmetlerinden yararlanıyorlar, sosyal haklardan yararlanıp iş bulabiliyorlar.

Aynı şeyi Yemen için de yaptık. Yemen’de savaş başladığından beri 1 milyona yakın Yemenli mülteci Suudi Arabistan’a geldi. Aynı uygulama Yemenliler için de geçerli oldu. Hiçbiri kamplarda ya da çadırlarda yaşamıyor.

Ülkelerin yaptığı anlaşmalar ve içerisinde bulunduğu koşullar dikkate alınmalı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın yaptığı açıklamayı doğrulayan başka açıklamalara da rastlamak mümkün. Bunlardan birisi de Birleşmiş Milletler’in Körfez Bölgesi sorumlusu Nabil Othman, 2015 yılında Bloomberg’e verdiği bir röportajda 500 bin Suriyelinin Suudi Arabistan’da yaşadığını belirtiyor.

Benzer bir durum Katar için de söz konusu. Katar Dışişleri Bakanı Dr. Khalid Al-Attiyah 2015 yılında verdiği röportajda 54 bin Suriyelinin Katar’da yaşadığını, 47 bininin oturma iznine ve 7 bininin yenilenebilir ziyaretçi vizesi olduğuna değindi.

Sonuç olarak verilerin iç tutarlılık içerisinde incelenmesi önemli olsa da bu verilerin nasıl düzenlendiği ve hangi koşulları içerdiği de bir o kadar önemli. Bu durumda iddiada Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin milli gelirleri de kabul ettikleri mülteci sayıları da doğru değil.

Bu örnekte görüldüğü gibi Dünya Bankası verileri ya da Birleşmiş Milletler verisi tek başına yeterli olmadı. Ülkelere ait istatistiklerde, kendi verilerine bakmak her zaman çok önemli. Ancak ülkelerin kendi verilerinin de her zaman iç tutarlılığı olup olmadığının kontrol edilmesi gerekli. Bu istatistikler zamanla değişebilir, hükümetlerin kararları doğrultusunda farklı veriler eklenebilir. 

Doğrulayabileceğiniz tüm farklı veri setlerini karşılaştırmaya çalışın. Ülkelerin kendi veri setleri de tek başına güvenilir olmayabilir. Bu nedenle ülkelerin siyasi, ekonomik ve politik gündemlerini takip etmek nasıl değişiklikler yapıldığını görebilmek daha iyi değerlendirebilmenize yardımcı olacaktır.

Ülkelerin gündemlerinde ne olduğunu, hangi yasanın geçmekte olduğu, hangi tasarının tartışıldığına bakmak gündemlerini anlamak açısından yararlı olabilir. Bunu araştırmak için ülkelerin parlemento web sitelerine yer verilen bu listeden yararlanmanız mümkün.

İstatistik ve verilerin dahil olduğu ülkelere ait böyle iddialarda dahi her zaman şüphelenmeye devam edin!