Üzücü başlıklar öfke veya korku tetikleyenlere göre daha çok tık alıyor

Yapılan güncel bir çalışmaya göre olumsuz kelimeler içeren haber başlıkları daha çok tıklanma alıyor, özellikle üzücü olanlar.


05/04/2023 17:30 6 dk okuma

Gündemi tararken ziyaret ettiğim birkaç haber sitesinde, gözüme çarpan bazı haber başlıkları şu şekilde:

"Canlı Yayında Ateş Püskürdü"
"Yılmaz Erdoğandan Yürek Yakan Satırlar"
"Beş Para Etmez Salvosu"
"Çok Ağır Sözler Emin Çölaşan Kantarın Topuzunu Kaçırdı"

"Kan Donduran Görüntüler"

Haber niteliği taşıyan olaya ilişkin anlamlı bir bilgi vermekten çoğu zaman uzak bu başlıkların ortak noktası acı, öfke, tedirginlik ve merak gibi duyguları tetiklemeleri. Peki haber başlıklarında bu kadar olumsuz ve güçlü duygular uyandıran kelimeler tercih edilmesinin sebebi ne? 

haber baslikleri hepsi

İletişim Fakültelerinde sık sık tekrarlanır, "Köpek adamı ısırırsa haber olmaz, adam köpeği ısırırsa bu haberdir." Haber değeri taşıyan konular, sıradan ve beklenen gelişmelerin aksine olağan dışı ve az rastlanan meselelerdir.

Bu olağan dışı meseleler her zaman kötü, tedirgin edici, üzücü ya da korkutucu olmasa da haber başlıklarının bu duygularla yüklü olmasının bir sebebi var; daha çok tık alması. 

Olumsuzluk çevrimiçi haber tüketimini arttırıyor

Nature Human Behavior dergisinde 2023’ün Mart ayında yayınlanan bir makale haber başlıklarında kullanılan kelimelerin tıklanma oranlarına etkisini inceliyor. Makalede Upworthy adlı sitedeki 105 bin haber başlığı analiz ediliyor. Upworthy pozitif hikaye anlatıcılığını benimseyen bir haber sitesi. Makaleye göre olumsuz içerikli başlıklar tıklanma oranını artırırken olumlu başlıklar azaltıyor. Araştırmacıların bulgularına göre haber başlığına eklenen her bir negatif kelime tıklama oranını yüzde 2,3 artırıyor.

Aslında bu çalışma sadece haberlerde değil her türlü davranışta gözlemleyebileceğimiz olumsuzluk yanılgısını (negativity bias) hatırlatıyor. Bu yanılgının izlediği rota şöyle; olumlu gelişmeleri gözden kaçırdığımızda bir zevki ya da fırsatı kaçırmış oluruz ancak olumsuz bir gelişmenin gözden kaçırılması varlığımızı tehdit edecek sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden olumsuzluklara ve olumsuz haberlere daha kolay ilgi gösteriyoruz.

Makalenin haber başlıkları üzerine çalıştığı Upworthy, haberlerine daha çok tık almak için şu üç yöntemi çok iyi kullanmış: duyguları tetikle, merak uyandır, başlıkları test et.

Duyguları tetikle: Upworthy’nin haber başlıklarının neredeyse tamamı harika veya korkunç şeyler hakkında. Haber hikayeleri ise duygu yüklü.

Merak uyandır: Haber başlıklarında kullanıcıların içeriğe tıklamalarını sağlayacak “merak boşlukları” yaratılmış. Böylece kullanıcılar bu haberlere tıkladıklarında duygusal bir ödül almış oluyor.

Başlıkları test et: Upworthy editörleri her bir haber için birden fazla başlık üretip bu başlıkları siteyi ziyaret eden bazı kullanıcılara gösteriyor ve hangi alternatif başlık daha çok tık aldıysa onu kullanmaya devam ediyor.

Üzücü başlıklar daha etkili

Ancak tüm olumsuz kelimeler aynı etkiyi uyandırmıyor. Haber başlığında üzüntü ile ilişkilendirilen sözcükler kullanıldığında tıklamalar artarken sevinç ve korku içerikli kelimeler tıklamaları azaltıyor. Öfke ile ilişkilendirilen haber başlıklarınınsa istatiksel olarak tıklar üzerinde bir etkisi yok. Olumsuz kelimelerin daha dikkat çekici olduğuna çok şaşırmıyoruz ancak bu çalışmanın gösterdiği ilginç bulgu özellikle öfke içerikli mesajların tıklanmaya etkisinin düşündüğümüzden daha az olduğu.

Araştırmacılar farklı duyguları tetikleyen olumsuz başlıkların benzer etkiyi göstermemesinin sebebini açıklarken haber tüketimi ve haberleri paylaşımı ayrımını vurguluyor. Okuyucuların haberleri paylaşma kararında sosyal faktörler rol oynarken, haber tüketme kararında bu faktörlerin aynı oranda etkili olmayabileceği düşünülüyor. İnsanlar genellikle tükettikleri içeriğin sadece bir kısmını paylaşırlar ve bu, paylaşım motivasyonunun farklı duygulara ve hedeflere bağlı olduğunu gösterir. Bu sebeple korku ve öfke gibi duygular haberi paylaşım kararını haberi tüketme kararından daha çok etkileyebilir.

Bu çalışma, çoğu haber odasında editöryal bir önseziyle şekillenen davranışa bazı verilerle ışık tutuyor. Olumsuz başlıklar olumlu olanlara göre daha çok ilgi çekiyor. Ancak hem olumlu hem de olumsuz kelimelerin tık sayılarına etkisinin zamanla azaldığı da görülüyor. Upworthy'nin manşet hilelerinin yeni olduğu ilk günlerde okuyucu üzerindeki etkisi daha yüksekken, okuyucular buna aşina oldukça belli birkaç kelimenin paylaşım, beğeni ya da tık sayısı üzerindeki etkisi kayboluyor. 

Haber başlıklarına tıklanma oranı genel olarak çok düşük

Olumlu ya da olumsuz kelimelerin tık sayısına etkisini tartışan makalenin değindiği belki de en önemli nokta Upworthy gibi manipülatif haber başlıklarını sıklıkla kullanan bir sitede bile başlıklara tıklanma oranı yüzde 1,39. Haber başlıklarının yüzde 99’u ise yüzde 6’dan daha az bir oranda tık almış. Bu sonuç bize çoğu zaman gördüğümüz başlıktan edindiğimiz bilgiyle kaldığımızı gösteriyor. 

Haber sitelerinde yayınlanan veya sosyal medyada paylaşılan haberlerin içeriğine giren kişi sayısı da çok az. Gazeteci Annie Reneau'nun Upworthy için hazırladığı haberin Facebook paylaşımı, tıklayanları haber sayfasına yönlendirmemesine rağmen 2 binden fazla yorum alması, her kullanıcının sosyal medya platformlarında paylaşılan haberin içeriğine bakmadığını, dolayısıyla platformlarda yer verilen başlık ve görsellerin nasıl yanıltıcı olabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek

İnternet sitesinin daha çok ziyaret edilmesini ve haberlerin daha çok tık almasını arzulayan gazeteciler  haber başlıklarında “tık tuzağı” yaratmaya meyil edebiliyor. Dikkat çekici olması için kurgulanan başlıklar bazen çarpıtılmış gelişmelerin ya da bağlamından koparılmış bilgi parçalarının viralleşmesine kapı aralıyor.  Bu da haberin içeriğini okumayan birçok kişinin yalnızca yanıltıcı bilgiye maruz kalmasına sebep oluyor. Teyit’in daha önce incelediği yanıltıcı başlık örnekleri yaşanan karmaşayı somutlaştırmak için ideal. 

Habercilikte objektif ama ilgi çekici başlıklar mümkün mü?

Profesyonel Gazeteciler Topluluğu şu dört etik değer üzerinde duruyor: Gerçeği araştır ve rapor et, zararı en aza indirge, bağımsız davran, sorumlu ol. 

Okuyucuların olumsuz haber başlıklarına olan meyilini sömürmeden gazetecilik yapılabilir mi sorusuna medya ombudsmanı Faruk Bildirici’nin yanıtı şöyle “Gazetecilikte elbette ilgi çekmek gibi bir kaygı güdülür. Hatta dijitalleşmeyle birlikte bu kaygının daha da öne çıktığını, yanıltıcı başlıkların büyük bir ağırlık kazandığını söyleyebilirim. Ancak haber başlıklarının içerik ile örtüşmesi şarttır. Başlıklarda insanları yanıltmak, duygu sömürüsü yapmak, suç olan, ayrımcılık ya da nefret söylemi içeren bir ifadeye katılmak, bir cinayete gerekçe yaratmak gibi yanlışlardan kaçınmak gerekir. Bu yanlışlara düşmeden de başlık atmak elbette mümkündür. Bu da gazetecinin yaratıcılığını, ustalığına, birikimine ve dili kullanma yeteneğine bağlıdır. Eğer bir gazetecinin bu özellikleri yoksa basmakalıp ifadelere ve duygu sömürüsüne, yanıltıcı ifadelere başvurur.”

Gazeteciliğin yaratıcılık isteyen bir iş olduğunu vurgulayan Bildirici, genelgeçer ve basmakalıp, üstelik de topluma zarar verici ifadelerle başlık atan gazetecinin işini yapay zekanın da yapabileceğini hatırlatıyor.