Teyit’in yeni görsel kimliğini nasıl oluşturuyoruz?

Teyit, Kasım 2018’de İstanbul’da multidisipliner bir yaratıcı ekip kurdu. Dijital dünya ile gelişen yeni yayıncılık dili ve tekniklerini kullanarak içerik üretmek amacıyla kurulan bu ekibin görsel editörlüğünü, beş ay önce ben üstlendim.

Teyit’in logosundan analizlerin kapak fotoğraflarına; YouTube’da yayını devam eden mini belgesellerden, Instagram için geliştirdiğimiz içerik formatlarında kullanılan görsel elementlere izini sürebileceğiniz beş aylık yoğun bir çalışmanın ardından yeni bir kimlik kazandık.

Peki, neden yeni bir görsel dile ihtiyaç duyduk? Yeni kimliğin oluşturulma sürecinde tipografiden renklere, teknik yaklaşımdan estetiğe üzerine düşündüğümüz noktalara ve ortaya çıkan dildeki yansımalarına gelin birlikte bakalım.

Okuyucu ve izleyiciler içerik ile nasıl iletişime gireceklerinde seçicidirler. Kendi amaçları, bilgi ve birikimleri kullanıcıların bir içerikle nasıl etkileşime girdiklerinde belirleyicidir. Bilgi aktarımında kullanılan görsel elementlerin; içeriklerin etkisini artırmakta destek olması, kullanıcı etkileşimini cesaretlendirmesi ve Teyit’in temsil ettiği değerlerle uyuşuyor olması önceliklerimizdi. Bunların yanı sıra, belki de diğer dijital içerik üreticilerine de öncülük edebilecek bir şekilde, kullanıcılara sanat ve estetik açıdan da güçlü bir deneyim yaşatabilmeyi amaçladık. Elbette, süreci tüm yönleriyle ele alırken önceliklerimizi, hedef kitlemizi ve limitlerimizi de göz ardı etmedik.

Yeni logonun doğuşu

Teyit, birçok alanda doğrulama yaparak internet kullanıcılarının doğru bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Aynı zamanda eleştirel düşünme alışkanlığı ve yeni medya okuryazarlığını önceliklendirdiği birçok çevrimiçi ve çevrimdışı etkinlik düzenliyor ve faaliyet yürütüyor.

Teyit ekipleri doğru bilgiye ulaşana kadar, ele aldıkları konuları birer dijital dedektif titizliğinde araştırıyor. Bir iddianın detaylı inceleme ve araştırmanın ardından analize dönüşme sürecini, konseptimizi geliştirirken ‘‘vurgulama’’ olarak ele aldık. Konsepti, kullanıcıların aşina oldukları kontür, kolaj, obje, kesilmiş görüntü, katman, arayüz, renk kullanımı gibi yöntemlerle güçlendirmeye karar verdik.

Eski logo, tanınırlık ve ayırt edilebilir olması açısından güçlü olmasına rağmen yazı karakterinin etrafını saran bir çizgi içine sıkışmıştı. Statik durumdan çıkıp, hareket ettirilebilen nitelikte bir logomuz olmalıydı. Kısacası daha özgür olmalıydı.

Eski logonun referans verdiği yön sadece aşağı yönlüydü ve ekrana yerleştirmelerde sadece yukarı pozisyonlarda yer alabiliyordu. Bu da kompozisyonu sınırlayıcı bir etki yaratıyordu. Amblem ayrıca ardışık desen halinde çalışmıyordu.

Yazı karakteri ve amblemi ayrı ayrı çalışan, hareketli görüntülerde element kullanımına uyum sağlayacak bir logoya ihtiyacımız vardı.

Peki, ortaya çıkan sonuçta amaçlarımıza ulaştık mı?

Eğer gördüğünüz; hem dijital hem de basılı mecralarda kullanılabilecek, sadeleştirilmiş, kolay okunur, tipografik ağırlığıyla güçlü ve serifsiz bir logo ise, evet.

Logoda, “t” harfindeki artı (+) görseli, pozitif anlamında ve doğrulamayı temsil ediyor. Görsel dilimizde + doğruyu, x ise yanlışı gösteriyor. Bu iki sembol ufak hareketlerle kolaylıkla yer değiştirebildiği için analiz sonuçlarında ulaştığımız ”yanlış” ya da ”doğru” sonuçlarını grafik dilinde rahatlıkla gösterebiliyoruz.

Ayrıca bildiğiniz gibi, harita üzerinde konum ya da hedef gösterilirken enlem ve boylam kullanılır. + işaretindeki dikey ve yatay çizgiler; teyit’in inceleme ve araştırma süreçlerine, kesişim noktası ise ulaşılan sonuca referans veriyor.

Renk tercihleri

Görsel anlatımda grafik, metin ve rengin performansı bir bütün olarak ele alınmalı ve birbirinden ayrılmamalıdır. Renk ayrıca, verilen mesajda kitlenin algısını etkileyen bir fonksiyonelliğe sahiptir. Psikolojik, sembolik ve temalara karşılık gelen tasarım anlamları içerdiğinden, renk uygulaması yaparken kişisel tercihlerin belirleyiciliğini törpülemeye çalıştık.

İçerik ile ilişkili olması kaydıyla canlı renklere yöneldik. Dört kısımlı ilk renklerimizin etrafında uyumlu şekilde renk paletimizi tamamladık. Birincil renklerimizi, camgöbeği yeşili, saf macenta, neredeyse saf sarı ve kırmızı oluşturdu. Destek olan diğer renkleri ise maviye çalan gri ve koyuya doğru giden tonları olarak belirledik.

Video öncelikli olmak üzere farklı içerik türlerinde ve mecralarda ihtiyaçlarımıza yanıt vereceğini düşündüğümüz logoyu tasarlamış olduk. Böylece, teyit.org sadece web sitesi eksenli olmaktan çıkıp daha geniş bir alana yayılmak adına Teyit oldu, yeni bir kimlik kazandı.

Mini belgesel serilerinin görsel dilleri

Şimdi de YouTube’da yayınladığımız üç mini belgesel serisinin her biri için oluşturduğumuz görsel dillere kısa kısa değinelim.

Her bölümde; bilgi düzensizliği sorununa spesifik bir açıdan yaklaştığımız teyitpedia serisinde görsellik, özel röportajlar ve arşiv görüntüleri ile birlikte önemli bir yer tutuyor.

#1 Sahte habere neden inanıyoruz?

#2 Yapay zeka ve deepfakes

Bu seride anlatımı güçlendirecek veri görselleştirmelerinde ve animasyonlarda, diğer serilere göre daha fazla teknolojiye referans vermeye çalışıyoruz. Renk paleti bu yüzden yeşil, kırmızı ve açık renklerden oluşuyor.

Veriye dayalı uzun soluklu araştırmaları içeren ve vaka çalışmalarıyla desteklenen dosya serisinin görsel anlatımında katman, dağınıklık, kir ve karalama gibi yöntemleri oldukça sık kullanıyoruz. Bu kullanımlar, serinin araştırma süreçlerine referans veriyor. Renk paletinde sarı ve koyu tonların ağırlıkta olması da bu yüzden.

#1 Suriyeli mülteciler: Olağan şüpheliler

#2 Suriyeli mülteciler: Seçimin kaderini değiştirebilirler mi?

Şehir Efsaneleri serisinde; yaygın şekilde doğru kabul edilen, kimi masum kimi ise tehlikeli birçok şehir efsanesi araştıracağız.

#1 Van Gölü Canavarı – aka Bestami

#2 Haliç’in altındaki kayıp Bizans hazinesi

İçeriğin görselleştirmesinde çoğu zaman sınırlarda geziniyoruz. Diğer içerik tiplerine göre daha deneysel olabildiğimiz, daha özgür bir ruha sahip şehir efsaneleri serisi. Çizimlerde ve onların hareket ettirilmesinde genellikle yeşil ve macenta ağırlıklı bir renk paleti kullanıyoruz.

Sırada ne var?

Görseli doğru analiz etme ve yorumlama, bir medya okuryazarlığı becerisi. Ekipçe analiz dilimiz üzerine düşündüğümüz bir süreçten geçiyoruz. Üç çalışma grubunun şu sıralar üzerinde çalıştıkları önerilere ben de görsel anlamda destek veriyorum. Bir analiz, nasıl daha anlaşılır, akıcı, sıkmayan bir dile oturtulabilir sorusunun yanıtını arıyoruz.

Her ne kadar adım adım ilerliyor olsak da bir yandan da hikaye anlatıcılığı alanında gelişen görsel teknik ve yaklaşımları yakından takip etmeye devam edeceğiz. Teyit’in görsel dili ile ilgili yorumlarınızı, varsa fikir ve önerilerinizi bana [email protected] e-posta adresinden ulaştırabilirsiniz. Hem tanışır hem de Teyit’in görsel anlatımını güçlendirmek için daha başka neler yapılabileceğini konuşuruz.

Kaynaklar

David Farkas, Designing for selective reading with QuickScan views, 2012

Yu-Chia Chen, Bo-Lun Wei, Ming-Shih Chen, The Effect of Color Guidance on Design Communication, 2007

Susan Hilligoss, Visual Communication A Writer’s Guide, 2002

 

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynaklar

David Farkas, Designing for selective reading with QuickScan views, 2012

Yu-Chia Chen, Bo-Lun Wei, Ming-Shih Chen, The Effect of Color Guidance on Design Communication, 2007

Susan Hilligoss, Visual Communication A Writer’s Guide, 2002