t cetveli ile neler hedefliyoruz?

İçinde bulunduğumuz zaman, türlü oksimoron barındıran bir akışa sahip. Hiç olmadığı kadar yüksek hızla ortaya çıkan teknolojik yenilikler ve bundan 20 yıl önce tahayyül bile edemeyeceğimiz inovatif fikirler artık hayatımızın her yerinde. 

Bu baş döndüren yenilikler evreni, birçok krizi de beraberinde getirdi: İklim değişikliği, kaynakların tükenmesi, sürdürülebilir bir düzen eksikliği… Peki ne yapmalıyız?

Ne yapmalı?

Şüphesiz bu sorunun yanıtına yüzlerce yeni hikayeyle başlanabilir. Teyit olarak biz de kendi payımıza düşen hikayeyi yazmaya çalışıyoruz. Eleştirel düşünceyi geliştirmek veya daha güzel bir deyimle şüphe kasını harekete geçirmek için üstümüze düşeni yapma gayretindeyiz. Fakat bu tek başına yeterli değil. Geleceğe ilişkin ortak kaygılarımız konusunda da bir hamle yapmak büyük önem taşıyor. Bu yüzden Teyit kendini açıklarken her zaman sosyal girişim yönünün de altını çiziyor. Çünkü sorunlar müşterek ve çözüm için birlikte yapılması gerekenler var. 

Bu nedenle olabildiğince fazla insana ulaşarak hedeflediğimiz değişimin etkisini yaymaya çalışıyoruz. Her mecra, her evren bize yeni bir uğraşı alanı getiriyor. Teknoloji hızla gelişiyor ve medya da bu gelişimde döngülerle kendini yenileyerek, revize ederek hayatını sürdürüyor. 

Bu yazının ana konusu podcast de hayatlarımızın bir döneminde hepimizin aşina olduğu bir kültüre, radyoya temas eden bir anlatıma sahip. Yolda yürürken, evinizden işe giderken, yemek yaparken ya da gözlerinizi kapatıp bir koltukta günden biraz uzaklaşmak için dinleyebileceğiniz podcast, kolay erişilebilir olması nedeniyle de gözde. 

Podcast dünya genelinde gitgide büyüyen bir pazara sahip. Son dönemde Türkiye’de bile ana akım medya kuruluşları bu konuda yatırımlar yapmaya başladı. Podcast’in bu kadar tercih edilmesinin altında yatan  nedense dinleyici kodlarında gizli. Reuters’ın dijital medya araştırmasında katılımcıların yüzde 46’sının kişisel beğenilerine uygun içerikler aradığı, yüzde 39’unun yeni şeyler öğrenme için dinlediği sonucu ortaya çıktı. Podcast’in en belirgin özelliği de bu beğenilere karşılık bir içerik talep edildiğinde anında kişinin karşısına çıkarabiliyor olması. Bunu çok düşük bir internet tüketimi, kolay erişilebilir ve çeşitliliğe bağlı bir denklemle sunması da bu formatın özel bir mahareti. Ayrıca belli bir takvime uymadan istediğiniz anda istediğiniz gibi dinleyebilecek olmak da bir diğer kolaylığı. Yani zaman ve mekandan bağımsızlık da söz konusu. Bu dinleme kültürü de tıpkı radyo dönemlerinde olduğu gibi bazı alışkanlıkların ortaya çıkmasına neden oluyor. Dinleyici, dinlediği kişilerle bir ilişki kuruyor ve yeni bölümleri, yeni içerikleri daha da yüksek sesle istiyor. Bu da programı yapana bir üretim sorumluluğu getiriyor. 

Daha farklı kişilere erişebileceğimiz bir alan açtığı için podcast Teyit için değerli bir çalışma. Tabii bunu Teyit’in diğer işlerinden ayırmak büyük yanlışlık olur. Instagram’da yapılan tasarımlar, Bize Yalan Söylediler gibi video projeleri, internet sitemizde yer alan analizler ve dosyalar büyük bir resmi ortaya çıkarıyor. Podcast de bu tablonun tamamlayıcısı. 

Teyit’in ilk podcasti t cetveli

Teyit’e başladığım ilk gün, ofisin duvarında bir pano dikkatimi çekti. Aylara dağıtılmış bir takvimde yapılması planlanan işlerin listelendiği bir görsel vardı. Orada dikkatimi çekenlerden biri de podcastti. Birkaç gün geçtikten sonra ekiptekilerle konuştuk. Sohbet ettiğim herkes podcast fikrinin uzun zamandır masada olduğunu söyledi. Ancak Teyit’te hiçbir adım önünü ardını düşünmeden atılmıyordu.  

Önceki çalışmalarda ortaya çıkan belleği sağından solundan incelediğimde fikrin yeterince olgunlaştığını gördüm ve ekip halinde seri toplantılara başladık. Hafızamda bundan 14-15 yıl önce yer aldığım bir radyo ve Türkiye’nin ilk podcast ağı Medyapod deneyimi vardı. Uzun mail yazışmaları, ardı arkası kesilmeyen toplantılar ve yoğun çalışmalar Aralık ortasında meyve vermeye başladı. Kafamızda tüm planları oturmuş bir podcast projesi vardı artık. Yenilikleri merceğimize takılan araştırmaları konuşmaya, yanlış bilgi bombardımanından nasıl korunuruz diye tartışmaya karar verdik. Peki şimdi sırada ne vardı?

Programı Teyit’in kurucusu Mehmet Atakan Foça ve şef editör Gülin Çavuş ile beraber yapmaya karar verdik. Altyapısal ve  teknik meseleleri yaratıcı ekipten Cenk Arman’ın yardımıyla yoluna koyduk. Sıra isim bulmaya gelmişti. Bir gün konuyla ilgili yazışmalardan birinde başlığa Proje: t cetveli yazdığımı hatırlıyorum. Bu isim herkesin hoşuna gitti ve mütevazı bir t cetveli alarak “ölçüp, biçmeye” karar verdik. Sıra logoya geldiğinde devreye görsel editörümüz Denizhan Kaymak girdi ve ortaya çok güzel bir bir logo çıktı. 

Ve kayıt…

Ocak ortası itibariyle yayına girmeye karar verdik. Konuları özene bezene seçmeye gayret gösterdik. İlk bölümde 2020’de bizi medya dünyasında neler bekliyor onu konuştuk. Trendleri, yenilikleri ve öngörülerimizi anlatmaya çalıştık. Kayıt sırasında ilk defa birlikte bir iş çıkarmamızın heyecanını her saniye hissettik. Farklı düşüncelere, farklı öngörülere sahiptik. Tartıştıkça birbirimize değer katmaya çalıştık. Sesimizde bunu hissettirmek mottomuz şiarımız olacaktı bu daha ilk günden belliydi.

İkinci haftaya geldiğimizde karşımızda farklı bir konu vardı. Avustralya yangınını görmek hepimizin içinde büyük bir dert yumağı oluşturuyordu. İklim krizinin hayatımızda etkilerinin provası gibiydi; korkuyorduk. Ortada tonla yanlış bilgi vardı. O dönem yayılan bir harita vardı belki hatırlarsınız. NASA’ya ait olduğu iddia edilen ve yangınları anlık gösterdiği argümanıyla yayılan görsel.  Programın odağına haritayı alarak ortadaki kriz büyük olsa da tuzak bilgilerden, yanlışlardan nasıl korunabiliriz onları konuştuk. Sonraki hafta deprem tahminleri ile ortalığı kasıp kavuran ve hiçbir rasyonel metodolojisi olmayan Dyson Lin’i ele alarak yanlış bilginin farklı bir boyutuna odaklandık. Sahi, rasyonellik fazlasıyla önemli. Bilim inkarcıları da bu konuda büyük dert karşımızda. Dördüncü bölümde de bilim inkarcıları karşısında neler yapmalıyız sorusu için tartıştık. Düz dünyacılar bize biraz bozuldu ama biz sadece bilimi önemsediğimizi gösterdik. Sonraki haftalarda da bu serüvenimize farklı içeriklerle devam ettik.

Tüm bu tartışmalar ortak bir eksene sahipti. Yanlış bilgi sorunu, karşımıza her defasında başka bir formda çıkıyordu ve üzerine düşünmediğimiz takdirde karşımızdaki dağ, gitgide büyüyordu. Üçümüz de her hafta programa hazırlanırken birçok farklı makale okuyup bambaşka düşüncelerle hazırlanmaya başladık. Tartıştıkça zenginleştik. Bazen birbirimizi anlamadık, bazen birbirimize ilham olduk, birbirimizden öğrendik. Ama günün sonunda dinleyenin üzerinde bir etki yaratmaya çalıştık. 

“t cetveli” bir başlangıç. Yeni podcast projeleri üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Anlatılmayı bekleyen çok başlık var. 

Gelecekteki sorunlar odadaki fil misali karşımızda. Medya emekçilerinin, gazetecilerin bu manzarayı, görmezden gelenlere inat, daha belirgin hatlarla ortaya koyması gerekiyor. Değişen trendlere adapte olmamız, yeni üretim araçlarını sosyal etki yaratmak için kullanmamız gereken bir çağdayız. Teyit’in podcaste girişi de bu çalışmaların bir parçası. Yarın gelişi uzak değil. Bir an evvel temas edebildiğimiz kadar kişiye temas etmeliyiz. 

“t cetveli”ni her perşembe Spotify, Spreaker, Google, Apple Podcasts ve birçok mecradan dinleyebilirsiniz..

Kaynak

Reuters Institute, Digital News Report, 2019

Kapak görseli: George Wylesol

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynak

Reuters Institute, Digital News Report, 2019

Kapak görseli: George Wylesol