Siyasi reklamların şeffaflığı seçmenlerin davranışlarını etkileme açısından önemli

Takvim gazetesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tamamladığı, hatta test sürüşlerini bile gerçekleştirdiği metro ve tramvay hatlarını kendisi yapacakmış gibi internet sitelerine reklam verdiğini ve bu yolla oy istediğini iddia eden bir haber yayımladı. A Haber gibi televizyon kanallarında ve Sabah’ta da aynı iddia dile getirilerek İmamoğlu’nun Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı yazan bir reklam verdiği belirtiliyordu.

İddialarla ilgili kısa bir video ve bir reklam görseli de paylaşıldı.  

İddiayı incelemeye başladığımızda haberlerde paylaşılandan başka bir ekran görüntüsüne rastlamadık. A Haber, Sabah ve Takvim gibi basın kuruluşlarının hepsinde aynı ekran görüntüsü yer alıyordu. Reklamı bulabilmek için farklı yollar denedik ve en son Google AdSense birimini arayarak yardım istedik. Böyle bir içeriğin kendileri tarafından tespit edilemeyeceğini bize aktardılar.

Peki, Google başka ülkelerde uyguladığı siyasi reklamlara ilişkin şeffaflık raporlarını Türkiye için de uyguluyor olsaydı nasıl olurdu? Google, başka ülkelerde uyguladığı siyasi reklamlara ilişkin şeffaflık raporlarını Türkiye için uygulamıyor. Bu durum, Türkiye’de seçim dönemlerinde kimlerin, ne kadar bütçelerle, ne tür propaganda faaliyetleri yürüttüklerini belirlemeyi oldukça güçleştiriyor. Bu sayede seçim dönemlerinde sponsorlu olarak birçok seçmenin karşısına çıkan ve amacı onların oy verme davranışını etkilemek olan içeriklerin kimler tarafından hazırlandığına erişilemiyor. Bu tür sponsorlu içerikler çoğu zaman birçok yanlış bilgi de içeriyor. Oysa Google; Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinde bu sorunun önüne geçebilecek yöntemler uygulamıyor değil. Şimdi, örneklerle bu uygulamalara bakalım.

ABD’de 2016 yılında gerçekleşen başkanlık seçimlerine Facebook ve Google’a verilen sahte haberlerin olduğu reklamlar damga vurmuştu. Makedonyalı birkaç genç Google AdSense sayesinde yaydıkları sahte haberlerle sahte internet sitelerine trafik çekiyor ve buradan para kazanıyordu. Washington Post’un haberine göre sahte haberler yayımlayan internet sitesinin sahibi Paul Horner AdSense sayesinde ayda 10 bin dolar kazanıyordu.

Tüm tartışmalar seçmenlerin davranışlarını etkilemek için kullanılan bu yöntemlere çözüm bulunması gerektiği düşüncesiyle özellikle büyük teknoloji firmalarını önlem almaya itmişti. Google, Facebook ve Twitter art arda önlemler aldığını açıklıyordu. Google ve Facebook 2016’daki ABD Başkanlık seçimleri sırasında sahte içerik üreten internet sitelerine reklam verme seçeneğini kapatacağını duyurmuştu.

Çevrimiçi reklamların kişiye özelleştirilmiş formatlarda ortaya çıkmasının da seçmenlerin kararlarını etkileme noktasında daha güçlü bir yanı olduğunu belirtebiliriz. Cinsiyete, yaşa, gelir grubu gibi farklı özelliklere göre özelleştirilen reklamlar, geleneksel anlamda karşımıza çıkan reklamlara göre de farklılıklar barındırıyor. Bu tür siyasi reklamların en güç tespit edilebildiği yerin Facebook olduğunu düşünen ProPublica isimli araştırmacı gazetecilik yapan haber platformu da 2018’de gerçekleşen ara seçim döneminde kullanıcıların karşısına çıkan reklamları görmek ve analiz etmek için kullanıcılardan yardım istedi. ProPublica geliştirdikleri bir eklenti sayesinde gönüllü olan kişilerin Facebook’ta karşılarına çıkan reklamları toplamayı hedefledi. Yapılan başka bir araştırmada kullanıcılar ortalama olarak her gün Facebook’tan 12 adet politik reklamla karşılaşıyordu. Yaklaşık olarak 400 milyon dolar ABD seçimlerinde politik reklam için harcandı.

Hem araştırmacıların hem teknoloji şirketlerinin çabalarıyla seçmenleri yanlış yönlendirmeye çalışan siyasi reklamlara yönelik adımların çözüme daha çok yardımcı olması gerektiği de vurgulanmaya devam ediyordu.

Google siyasi reklamlara ilişkin şeffaflık raporu sunuyor

Google’ın reklamları sadece arama motoruna girdiğinizde değil her yerde karşınıza çıkabiliyor. YouTube ve AdSense / AdWords’ü kullanan tüm platformlarda Google reklamları verilebiliyor. Yani siyasi reklamlar sadece Google arama motorunda değil örneğin sevdiğiniz bir şarkıcının şarkısını dinlemek üzere YouTube’a girdiğinizde de karşınıza çıkabiliyor. Siyasi reklamların alanı genişledikçe seçmeni etkileme ve bunun da demokrasiyi etkilemesi kolaylaşıyor. Daha gerçekçi çözümler için özellikle ABD özelinde adım atanlardan birisi de Google’dı.

15 Ağustos 2018 tarihinde Google Şeffaflık Raporları’nın içeriğini genişleterek siyasi reklamlar için daha şeffaf bir reklam verme yöntemini ortaya koyacaklarını açıkladı. Siyasi reklamverenlerin net bir şekilde ne kadar bütçe ayırdıkları ve kimler olduğunun bilinmesi ve seçmenler tarafından ulaşılabilir olması hedeflendi.

Bu adımla birlikte Google’a reklam vermek için kimin ödeme yaptığının belirtilmesi şartı koşuldu. Ayrıca reklamverenleri doğrulamak için de bazı ek şartlar belirlendi. Koşullar şu şekilde açıklanıyor;

Google, ABD’de siyasi reklam satın almak isteyen reklamverenler için ek doğrulama yapılmasını şart koşar. Bu süreç kapsamında reklamverenlerin siyasi reklam yayınlamak için uygun olduklarını göstermeleri gerekir. Ayrıca ABD vatandaşı veya daimi oturma izni sahibi olduklarını onaylamak için bir işlemi tamamlamaları, bu işlem çerçevesinde de kimlik kanıtı sunmaları gerekir.

Google’ın internet sitesinden siyasi reklamları, reklamverenler, hangi aday adına verildiğini, harcanan tutarı, reklamların yayımlanma tarihlerini, tek bir reklam için ne kadar harcandığı görülebiliyor. İyi bir filtreleme özelliğine de sahip olan bu panelde tarihsel olarak da verilen reklamları görebiliyorsunuz.

ABD’de konuma göre siyasi reklam satın almak için ne kadar bir bütçe ayrıldığını da görebildiğiniz bu sistem, seçmenlerin kongre bölgelerine göre harcanan parayı daha şeffaf bir şekilde bilmelerine de olanak sağlıyor.

ABD Eyaletleri ve eyaletlerde reklam için yapılan harcama

Konuma göre ne kadar harcama yapıldığı görülebilirken aynı zamanda reklamverenlere göre de detaylı bilgilere erişilebiliyor. Siyasi reklam için en fazla harcama yapan reklamverenler sıralanıyor.

Detaylı bilgilere örnek göstermek açısından ‘Trump Make America Great Again Committee’nin Google Ads hizmetlerine bakıldığında 4 milyon dolardan fazla harcama yaparak 11 bine yakın reklam verildiği görülüyor.


Ayrıca bu grubun verdiği reklamları da tek tek görme ve ne kadar bütçe ayrıldığını öğrenme şansınız oluyor.

Siyasi içerikli reklamlara ilişkin detaylı bilgilere ulaşmak, partilerin ya da liderlerin kimler tarafından desteklendiğini görme şansı tanıyor. Özellikle seçim süreçlerinde harcanan paralar ve kimler tarafından harcandığı şeffaflık açısından atılması gereken önemli bir adım. Aynı zamanda bu şeffaflık siyasi reklam yoluyla yanlış bilgilerin yayılmasının da önüne geçebilecek bir yöntem.

Avrupa Birliği Parlamento seçimlerinde de uygulanacak

Google, 350 milyon insanın oy kullanacağı 705 üyenin seçileceği Avrupa Birliği Parlamentosu seçimlerinde de yanlış bilgiye karşı önlemler alacağını açıkladı. Bunların arasında da kullanıcıların siyasi reklamlara ilişkin daha çok bilgi edinmesine yardımcı olacak yöntemleri ortaya koymaya karar verdi. Bu şu anlama geliyor; Avrupa Birliği üyesi seçmenler internette karşılaştığı Google reklamlarının kimler tarafından verildiğini ve ne kadar para harcandığını görebilecek.

11 Nisan – 19 Mayıs 2019 tarihlerinde yapılması planlanan ve 850 milyondan fazla Hintin oy kullanmasının beklendiği Hindistan seçimlerinde de Google çeşitli önlemlerin alınacağını duyurdu. Siyasi reklamlara ilişkin şeffaflık raporu da bu önlemlerden biri olacak.

Facebook aktif reklamların görülebileceği bir kütüphane açtı

Facebook’un açtığı Reklam Kütüphanesi, tüm Facebook Ürünleri’nde şu anda yayınlanan tüm reklamların kapsamlı, aranabilir bir koleksiyonunu sunarak reklam şeffaflığı sağlıyor. Kütüphanede aktif reklamların detaylarına da ulaşabiliyor. Bu detaylarda, reklamın gösterildiği kişilerin demografik verileri de yer alıyor.

Örneğin Ekrem İmamoğlu’nun Facebook hesabına girdiğinizde Reklam Kütüphanesi’nde şu an aktif olan reklamları görebiliyorsunuz. İmamoğlu’nun 29 Mart 2019 tarihinde aktif olarak verdiği 184 reklam bulunuyordu. Binali Yıldırım İletişim Ofisi’nin Facebook hesabına bakıldığında ise aktif 10 reklamlı içerik olduğu belirtiliyor.

Ekrem İmamoğlu’nun reklamlı içeriklerinin görüldüğü sayfa

Binali Yıldırım’ın reklamlı içerikleri

Facebook’un Türkiye’ye de açtığı bu özellik ABD’dekiyle aynı içeriklere sahip olmasa da yine de önemli bir adım. ABD’deki seçmenler Facebook’ta reklamverenlerin aynı zamanda ne kadar para harcadığını da görebiliyor. Haziran sonunda ise Facebook tüm dünyada Kütüphane’yi açmayı planlıyor.

Facebook, Google ve Twitter gibi platformların hepsi farklı şeffaflık kriterlerine sahip. ABD’de verilen siyasi reklamlara ilişkin araştırma yapan New York Üniversitesi akademisyenleri platformların tüm şeffaflık çabalarına rağmen bazı eksik yanları ve sınırlılıkları olduğunu belirtiyor.

Türkiye’de siyasi reklamlar bu seçimlerde karşımıza nasıl çıktı?

YouTube’da seçim süresince karşımıza çıkan reklamlar seçmenlerin oy davranışlarını etkilemeye yönelik verilen siyasi içerikli reklamlardan oluşuyor. Bunların bir kısmı partilerin vaatlerini içerirken büyük bir kısmı da adaylar hakkında olumsuz fikirlerin oluşmasına yönelik hazırlanmış.

YouTube’da karşımıza çıkan rastgele reklamlardan birkaçı;


Büyük Türkiye YouTube hesabı verdiği reklamlarda özellikle CHP adaylarına ilişkin olumsuz içerikler yayınlıyor.

Ankaralı Vatanseverler YouTube hesabı da benzer şekilde karşı propaganda içeren reklamlar yayımlıyor

Türkiye’de siyasi reklamlara ilişkin ABD’de atılan adımların çok daha azının ulaşılabilir olduğu düşünüldüğünde bunların 17 yılda 14 kez sandığa giden bir ülkede siyasi şeffaflık açısından ve yanlış bilgi sorununa işaret etmek açısından önemli olacağını vurgulamak gerekli.

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.