Sahte haberler üzerine yapılan araştırmalar laboratuvardan çıkmalı

Bu yazı Nieman Lab’in 2018 yılında gazeteciliği nelerin beklediğine dair uzmanların öngörülerine yer verdiği içerik dizisinden alınmıştır.


2016 ve 2017’nin çoğunu sahte haberlerin ve viral hale gelen yanlış bilgilerin etkilerini dert ederek geçirdik. Kimileri bunu “hakikat sonrası” çağın ayak seslerini duyurarak yaptı.

Ancak bu konuya ayırdığımız piksellerin çoğunu ya her şeyden habersizce ya da yetersiz bilgiyle harcadık. Bunu elbette yazarlar yanlış yönlendirme niyetiyle yapmadı (genelde). Bu durumun nedeni sahte haberlerin gerçek etkileri konusunda hala cahil olmamız ve bu etkileri nasıl düzelteceğimizi bilmememiz.

Elbette yanlış bilginin gerçek hayata etkileri olabileceğini kulaktan dolma hikayelerden biliyoruz. “Sahte haberler” silahlı bir adamın Washington’daki bir pizzacıyı “araştırmasına”, Amiens’de bir protestocunun Whirlpool fabrikasının önünde Emmanuel Macron’u sıkıştırmasına ve Cakarta’da masum bir siyasetçinin dine hakaretle suçlanmasına yol açtı. Bazen, çok nadiren de olsa, politikacıların çürütülen bir iddiayı geri çektiklerini veya peşini bıraktıklarını da uzun zamandır biliyoruz.

Ancak günlük doğrulama çalışmalarına uygulayabileceğimiz çok az araştırma var. Sahte haberlerin menziline dair oldukça fazla şey biliyoruz ancak oyları değiştirme ya da kararları etkileme kapasiteleri hakkında pek bilgimiz yok. Son olarak da doğrulamanın deneysel ortamda muhtemelen geri tepme etkisi göstermeyeceğini biliyoruz ama gerçek hayat için aynı şeyi söyleyebileceğimizden emin değiliz.

2017’de bu alanda çok sayıda yeni araştırma yapıldı. Hatta International Fact-Checking Network (IFCN) en ilginç akademik bulguların bir katalog haline getirildiği bir araştırma veritabanı oluşturuyor. Yine de bu işi yürütenlerin işlerini daha iyi yapabilmeleri için bunlar yeterli değil.

“2018, araştırmaları laboratuvardan çıkarma yılı olmalı”

2018’in araştırmayı laboratuvarlardan çıkarıp yanlışları düzeltmeye çalışan gazetecilerin doğrudan uygulayabileceği hale getirdiğimiz yıl olmasını umuyorum.

Ancak gerçek dünyaya ilişkin çözümler istiyorsak gerçek dünyadan toplanan verilere ihtiyacımız var. İnsanların sahte haberleri nasıl tükettiğini ve günlük yaşantılarında sahte haberle karşılaştıklarında ya da bir savı kanıtlamak (veya çürütmek) için nasıl doğruladıklarını öğrenmemiz gerek. IFCN, hedef kitleleri hakkında bilgi toplamaları için doğrulama platformlarının koordinasyonunu yürütüyor. Konuyla ilgilenen akademisyenlerle çalışmayı çok istiyoruz.

Burada kazanılacak en büyük ödül, tabii ki, Facebook verileri. Sosyal ağın, IFCN ilkelerine taraf olan doğrulama kuruluşlarına dayanarak sahte haber işaretleme mekanizmasını kullanıma sunmasının üzerinden bir yıl geçti. Platform bu programın ne kadar işe yaradığına ilişkin çok genel rakamlar yayımladı. Platformun işleri yoluna koyma konusunda çok yoğun baskı altında olduğunu ve bu sorunu düzeltmeyi gönülden isteyen Facebook taburları olduğunu anlıyorum. Ancak ilerlemek için daha açık olmaya ve akademisyenlerle gazetecilerin refleks olarak değil de yapıcı eleştiriler sunmaya hevesli olmalarına ihtiyacımız var.

Dünya çapında aylık Facebook kullanıcı sayısı 2 milyar. ABD’deki en iyi yayın kuruluşlarına verilen referansların üçte birini oluşturuyor. Platform, doğrulama yaparak yanlış bilgiyle mücadele etme konusunda en geniş çaplı gerçek deneyi yürütüyor. Doğrulama kuruluşlarının ne yapması (ve ne yapmaması) gerektiği konusunda daha iyi kararlar verebilmemiz için bu deneyin nasıl gittiğini öğrenmemiz gerek.

Yazar: Alexios Mantzarlis – NiemanLab Çeviren: Emek Akman