Safsatalar I: Komplo teorilerini safsatalar ile süslemek

Gazeteci Soner Yalçın, Kasım 2019’da Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli bir kitap yayımladı. 12 bölümden oluşan yaklaşık 600 sayfalık kitapta Yalçın, aşılardan diyabete, antibiyotiklerden tansiyon ilaçlarına kadar birçok konuda tartışmalı görüşler ileri sürdü. Bu yazıda Kara Kutu’da geçen ve Yalçın’ın kitabını tanıtmak için çıktığı bazı televizyon kanallarındaki konuşmalarından tespit ettiğimiz “safsataları” listeleyeceğiz. 

Safsata nedir?

Safsataları en basit tanımıyla akıl yürütme sürecinde gerçekleşen yanlışlıklar olarak tanımlayabiliriz. Türk Dil Kurumu safsatayı “boş, temelsiz ve asılsız söz olarak” tanımlamış. İngilizce “fallacy” olarak bilinen kelime Dictionary.com isimli sözlükte “yanıltıcı ve sağlam olmayan düşünce”, Merriam-Webster’da ise “yanlış ya da geçersiz çıkarımlar” olarak tanımlanıyor. 

Konu hakkında yazılı birçok kaynakta da farklı tanım ve açıklamalar bulunuyor. Safsatalar isimli kitapta İslam coğrafyasında ‘kıyas-ı batıl’ olarak da bilinen safsataların “hatalı akıl yürütme” olduğunun altı çiziliyor. Kelime, Eleştirel Düşünme Kılavuzu’nda “muhakeme hatası” olarak tanımlanmış. Şüphecinin El Kitabında mantık safsatalarının anlaşılır bir tanımına denk gelmek mümkün. Buna göre mantık safsatası, bir argümanın mantıksal geçerliliğinin olmaması ve dayanaklarının temelsiz olması durumunda ortaya çıkan hatalara verilen isim.

BÜTÜN KUŞLAR UÇAR.

EBABİL DE BİR KUŞTUR.

—————————————————- 

O HALDE EBABİL DE UÇAR 

Öncül ya da önermeleri kullanarak akıl yürütme yoluyla ulaşılan “Ebabil kuşu da uçar” sonucuna “çıkarsama” denir. Safsatalı bir argümanın öncülleri doğru veya yanlış olabilir. Yalnızca öncüllerin yanlış olması argümanı safsata yapmaz. Öncüllerin doğru olması da argümanın safsata olmayacağının güvencesi değildir.

Kişilerin öncüllerden hareketle çıkarım yaparken çeşitli şekillerde hataya düşmeleri, yani safsata yapmalarının farklı nedenleri olabilir. Yalın Alpay, Yalanın Siyaseti isimli kitabında safsataların zihinlere sızmasının bilgi eksikliği, karışık muhakeme, önyargı, manipülasyon isteği, hırs, ego, dikkatsizlik ve acelecilik, duyduklarını süzgeçten geçirmeme gibi nedenleri olduğunu açıklıyor. 

Safsataların önemli özelliklerinden biri de ilk bakışta anlaşılamamaları ya da zor fark edilmeleri. Tevfik Uyar, Safsatalar isimli kitabında bir safsatayı görür görmez tanıyabilme kabiliyetine erişene kadar epey antrenman yapılmasının icap ettiğini söylüyor. Ayrıca Uyar, kitapta safsatalar hakkında dört önemli kuralın altını da çiziyor: 

  • Safsata yanlış bilgi demek değildir. Safsata akıl yürütmedeki mantık ilişkisinin yanlış kurulması anlamına gelir ve kesinlikle sonucun yanlış olduğu anlamına gelmez. 
  • Safsata kasıtlı ve bilinçli olmak zorunda değildir. 
  • Kişiler, nesneler, fikirler, disiplinler uygulamalar safsata olmaz ancak argümanlar safsata olabilir. 
  • Safsata sosyal bir olgudur ve başkalarına düşünce aktarırken, tartışırken, münazara ederken, birini suçlarken ya da bir fikri savunurken ortaya çıkar. 

Safsata tarihi

Safsataların bilinen tarihi Antik Yunan’a kadar gidiyor. Safsatalar üzerine düşünen ve onları ilk olarak sistemli bir şekilde kategorize eden filozof ise Aristoteles. Felsefe ve mantık dünyasının önemli isimlerinden biri olan Aristo, Sofistik Çürütmeler (On Sophistical Refutations) isimli kitabında on üç adet safsata türünü listelemiş. Stanford Felsefe Ansiklopedisi’nde yer alan safsatalar hakkındaki bir yazıda konu üzerine düşünen isimler arasında Bacon, Antoine Arnauld, Pierre Nicole, John Locke, Isaac Watts, Jeremy Bentham, John Stuart Mill ve Irving Copi gibi isimler zikrediliyor. Geçmişten günümüze pek çok kez ayrı kişiler tarafından sınıflandırılmış olmasına karşın safsatalar hakkında kesin bir sayı vermek zor görünüyor. Örneğin Uyar’ın kitabında 40 ayrı safsata listelenmiş. Alev Alatlı ve ekibi tarafından oluşturulan Safsata Kılavuzu’nda 50’ye yakın safsata türü bulunuyor. Yine nizkor.org’da 42 safsata listelenmiş. Son olarak safsataların Gary Curtis tarafından kapsamlı bir şekilde sıralandığı fallacyfiles.org isimli internet sitesinde 100’e yakın safsata mevcut

Yanlış ikilem safsatası

Siyah beyaz ya da sahte ikilem olarak da adlandırılan yanlış ikilem safsatası, ya hep ya hiç mantığıyla çalışır. Safsatanın İngilizcedeki karşılığı ise false dilemma. Siyah beyaz safsatası ikiden fazla seçenek olmasına rağmen, başka bir seçenek yokmuşçasına davranılması neticesinde ortaya çıkar. Bu safsatayı şu formda gözlemleriz:

  1. Ya X ya da Y doğrudur. 
  2. X yanlıştır.
  3. O halde Y doğrudur.

Başka bir ifadeyle yanlış ikilem, bir konuya ilişkin alternatiflerin gerçekte var olanlardan daha azmış gibi gösterilmesidir. Yanlış ikilem safsatasının kolayca anlaşılabildiği ifadelerden biri “ya sev ya terk et” sloganıdır. Türk filmlerinde sıkça rastladığımız “ya benimsin ya kara toprağın” repliği de bu safsataya güzel bir örnek.

Soner Yalçın, Kara Kutu’da sık sık bazı konular hakkında konuşan kişilerden aktarımlar yapıyor. Yalçın’ın yaptığı bu aktarımlarından biri de ‘Şeker-Tansiyon’ başlıklı bölümde. Biyolog Richard C. Lewontin dediklerine göre “üniversitede profesör olan moleküler biyologların büyük bir bölümü aynı zamanda biyoteknoloji şirketlerinde danışman ya da hissedar” (sf. 305)  olarak görev yapıyor. Bu argümanın yanlış ikilem safsatasına girdiğini söylemek yanlış olmaz. ‘Üniversitelerde moleküler biyolog olarak çalışan kişilerinin büyük bir bölümü’ oldukça muğlak bir genelleme içeriyor. Ayrıca yine bir üniversitenin moleküler biyoloji bölümünde olup hiçbir biyoteknoloji firması ile çalışmayan profesörler de vardır. Ya da profesörler bir biyoteknoloji firmasında danışman ya da hissedar olarak çalışmak zorunda değildir. 

Kişisel deneyime başvurma 

Kişisel deneyime başvurma safsatası, basitçe safsatacının dayanağının yine kendi deneyimleri olması. İngilizce literatürde anecdotal fallacy olarak da adlandırılıyor. Deneyimlerle doğrudan ilişkili olan bu safsatada, kişi bir eylemde bulunmuş ve bu eylemden fayda ya da zarar görmüştür. Ona göre başkaları da aynı eylemi yaparsa aynı sonuca ulaşacaktır. Bu mantık hatası şöyle bir formda göze çarpar:

  1. X eyleminin olumlu/olumsuz etkilerini deneyimlemişizdir.
  2. O halde başkaları da X eylemini gerçekleştirdiğinde aynı sonuçla yüzleşecektir.

Örneğin Ahmet, dikkatini artırmak için A ilacını kullanmaktadır ve bu ilacın arkadaşına da iyi geleceğini varsayarak ona da tavsiye eder.  

Kara Kutu kitabı Kasım 2019’da piyasaya sürüldükten sonra gazeteci Soner Yalçın TV 5, TV 100, HaberTürk, KRT TV ve Akit Tv’de yayınlanan televizyon programlarına konuk olarak kitabı hakkında bilgiler verdi. Yalçın, katıldığı programlarda “çocuğuna bütün aşıları vurdurması ve her hastalandığında acil servise gitmesine rağmen 20 yaşındaki çocuğunun sürekli hasta olduğu” ifadelerini sık sık tekrar etti. Yine Oda Tv’de Kara Kutu hakkında bilgilerin verildiği bir yazının başlığı “Beş yıldır kullandığım şeker ilacımı nasıl çöpe attımşeklinde.

Bu ifadelerin tamamı kişisel deneyimlere dayanıyor. Yalçın’ın 20 yaşındaki çocuğunun sürekli hasta olmasının nedeni “aşılarını tam olarak vurdurması ve acil servise gitmek” olmayabilir. Veyahut, 20 yaşına gelen ve aşılarını yaptırıp acil servislerde hizmet alan kişilerin genel sağlık durumu iyi de olabilir. 

Bu noktada Yalçın’ın düştüğü bir çelişkiye de işaret etmek gerek. Kitapta “her beden farklıdır ve bu göz önünde bulundurulmalıdır” görüşü sıklıkla yineleniyor. Bu önerme doğru varsayılırsa, o halde kişisel deneyimlerden hareketle söylenenlerin genel geçer doğruluğa sahip olduğunun öne sürülmesinin çelişki olduğunu söylemek de pek yanlış sayılmaz. 

Doğallık safsatası

Doğallık safsatası basit olarak, bir şeyin iyi ya da kötü olduğunu doğal olup olmadığına bakarak değerlendirme olarak tanımlanabilir. İngilizce naturalistic fallacy şeklinde kullanılan safsata, filozof George Edward Moore tarafından doğal olana atfen kullanılan hoş, tatmin edici ve sağlıklı gibi ifadelerin etik tartışmalarda kullanılamayacağı şeklinde özetleniyor. Doğallık safsatası şu iki formda karşımıza çıkabilir:

  1. X doğaldır. 
  2. O halde X sağlıklıdır. 

veya

  1. X doğal değildir. 
  2. O halde X sağlığa zararlıdır.

Yalansavar’dan Serdar Başeğmez’in konu hakkında yazdığı yazıda “doğal” kelimesinin birçok dilde pozitif bir algı yarattığı ve doğaya yönelim safsatasının ikna ediciliğinin de bu algıya dayandığı ifade ediliyor

Kara Kutu’nun ilk bölümünde yer alan 34 numaralı dipnotta (sf. 44) Yalçın şu ifadeleri kullanıyor: “Türkiye ilaç pazarında ilaç yapımında kullanılan iki bin dolayında sentetik kimyasal molekülü var. Bunların yan etkilerini insan düşünmek bile istemiyor.” Bu cümlede ilk göze çarpanlar kimyasal, sentetik, molekül ve yan etki gibi kelimeler oluyor kuşkusuz. Yukarıda bahsi geçen “doğal” kelimesinin pozitif olarak algılanmasına karşıt olarak “kimyasal” kelimesinin de toplumda negatif bir algı yarattığını söyleyebiliriz. Yalçın da 34 numaralı dipnotta bu algıyı kullamış. 

Her ne kadar kimyasal sözcüğü toplumda zararlı olanla ilişkilendirilip sözcüğe negatif bir anlam yüklense de, TDK’da sözcük “kimyaya ait olan, kimya ile ilgili” diye tanımlanıyor. Aslında dünyadaki tüm maddeler kimyasallardan meydana geliyor. Dolayısıyla madde olarak insan da birçok kimyevi maddeden oluşan bir canlı. Evrim Ağacı’nda yer alan bir tabloda insanın 60’a yakın kimyasaldan oluşan “tarifi” sıralanmış.

Bir kimyasal, sentetik yollarla üretildi diye o kimyasalın zararlı olduğunu düşünmek ayrı bir yaklaşım sorunu. Çağrı Mert Bakırcı tarafından yazılan bir yazıda kimyasalların doğal ya da sentetik formları arasında bir fark olmadığı dile getiriliyor.

Dihidrojen monoksit tehlikesinin farkında mısınız?

Neredeyse her şeyin içinde yer alan ve birçok sektörde kullanılan dihidrojen monoksit isimli kimyasal bileşenin varlığından haberdar mısınız? Nükleer tesislerde kullanılan, toprak erozyonlarına yol açan, tsunamilerle birçok insanın hayatını etkileyen, donmuş haline maruz kalmanız durumunda derinizde tahrişlere yol açan bu madde, kulağa ne kadar korkunç geliyor değil mi? Bu kadar çok tahrip edici etkisi bulunan dihidrojen monoksitin, aslında yaşamın temeli sayılan “su” olduğunu söylersek ne tepki verirsiniz?

İki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan, “H2O” olarak da gösterilen dihidrojen monoksitin “zararlarına” dair geçmişte yapılmış bolca 1 Nisan şakası var. 1997 yılında Nathan Zohner isimli 14 yaşındaki ABD’li bir lise öğrencisi, okul projesi kapsamında dihidrojen monoksit adlı maddenin yasaklanmasını istedi. Zohner’in standını ziyaret eden 43 kişi dihidrojen monoksitin yasaklanmasına destek olurken, altı kişi kararsız kaldı. Ziyaretçilerden yalnız biri dihidrojen monoksitin “su” olduğunun farkına varmıştı

Anlaşılmayan kelimelerden korkma üzerine Şüphecinin El Kitabı’nda da güzel bir örnek mevcut. Kitapta “4 binden fazla kimyasal içeren, her insanın vücuduna yayılmış, bileşenleri arasında formaldehit, aseton, etanol, triptofan, üre, dehidroepiandrosteron, heksoz fosfat P ve en az 20 çeşit asit olan, neredeyse her kimyasal bileşeninin belirli konsantrasyonlarda çocukları ve yetişkinleri öldürebilecek” şeyin ne olduğu soruluyor. Bu eksantrik maddeler aslında herkesin damarlarında dolaşan “kan”ı oluşturuyor.

Basit bir şakayla insanların “su” olarak bilmelerine rağmen dihidrojen monoksit ismini duyduklarında zararlı bir şeymiş gibi algılaması ya da vücut için hayati öneme sahip kanın bilimsel tanımını gördüğümüz zaman hissettiğimiz şey, “kimyasal” kelimesine bakış açısıyla yakından ilgili.

“Her doğal şey yararlıdır” önermesini bazı örneklerle kolayca çürütmek mümkün. Sıtma virüsü doğal, ancak insan için hasta edici bir özelliği sahip. Doğada hayvan zehirleri ve solunması tehlikeli doğal gazlar da bulunabilir. Bu konu Safsatalar kitabında “yararın ölçüsü doğallık” olamaz şeklinde özetleniyor. Buna karşılık her kimyasal ya da doğal olmayan şeyin de zararlı olacağı varsayımı hatalı düşünme biçimlerinden biri. 

#SalgınVar okuma rehberi

Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli kitap hakkındaki çalışmaya dair Teyit ekibi tarafından yayınlanan 63 yazı bu rehberde yer alıyor.

Komplo teorileri hakkındaki yazıları okuyarak kitabın içinde düşülen genel yanılgıları anlayabilirsiniz: 

Manisalı eczacıları kim öldürdü?

Komplo Teorileri I: Aşırı şüpheci tutum etrafımızı sardığında

Komplo Teorileri II: Bilimsel görünme çabası

Komplo Teorileri III: Sağlığımızı korumak için ne yapabiliriz?

Bu bölümdeki yazılar Kara Kutu’nun yazım sürecine mercek tutuyor. Kitaptaki kaynak gösterimi, izlenen metodoloji ve tespit edilen intihaller sizi şaşırtabilir. Ayrıca kitapta yer alan ve Yalçın’ın konuşmalarından hareketle oluşturulan safsatalara ve daha fazlasına göz atabilirsiniz: 

Kara Kutu’nun yöntemi – I: Nasıl yazıldı? Nasıl basıldı?

Kara Kutu’nun yöntemi – II: Kaynakça nasıl hazırlanmış?

Kara Kutu’nun yöntemi – III: 30 farklı kaynaktan yapılan intihaller

Korelasyon nedensellik değildir

Kara Kutu’nun ‘kozmik odasındaki’ intihaller

:point_right::skin-tone-2: Safsatalar I: Komplo teorilerini safsatalar ile süslemek

Safsatalar II: Hatalı akıl yürütmenin kitabı

Özellikle ‘doğallık safsatasını’ özümsedikten sonra homeopati üzerine iddiaları inceleyebilirsiniz:  

Homeopati: Sulandırılmış Tıp

Kapitalizm homeopatiyi teğet mi geçti? Sektöre genel bakış

ABD’deki en büyük kütüphanelerin homeopati okullarıyla ilişkisi olduğu iddiası dayanaksız

İDDİA 1: Patofizyoloji kürsülerinin 12 Eylül’den sonra kapatıldığı ve yıllardır bu dersin verilmediği iddiası

Türkiye’de tıp eğitimi nasıl kurumsallaştı?

Rockefeller’ın -muhtemelen- girmekte zorlanacağı diyarlarda modern tıp ve tıp müfredatı: Kuzey Kore örneği

Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli kitabın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde yer alan iddiaların ele alındığı yazılar bu bölümde: 

İDDİA 2: ABD ve Avrupa’da Augmentin’in evcil hayvanlarda kullanımının yasaklandığı iddiası

İDDİA 3: 12 yaşındaki her çocuğun kolesterol ilacı alması tavsiye edilmiyor

İDDİA 4: İlaçların farklı ülkelerde daha ucuz olmasının nedeni fiyat politikaları

İDDİA 5: Yan etkileri olan serzone isimli ilacın ‘henüz’ toplatıldığı iddiası

İDDİA 6: Bazı psikiyatrik hastalıklar piyasayı canlandırmak için mi uyduruldu?

İDDİA 7: Beyindeki organik değişimler mutasyon anlamına mı geliyor?

İDDİA 8: Gebelikte antidepresan kullanımının bebekte otizm riskini artırdığı iddiası

İDDİA 9: Serotonin ile depresyon arasında ilişki yok mu?

İDDİA 10: Sadece çocuklar üzerinde ve belli bir evre için yapılan araştırmanın sonuçları genellenebilir mi?

İDDİA 11: ABD’deki yaygın ölüm sebepleri arasında ilaç yan etkilerinin dördüncü sırada olduğu iddiası

Aşılar kitapta önemli bir yer tutuyor. Çalışmamızın önemli bir kısmı, bu nedenle aşılar hakkındaki iddialara ayrıldı:  

Aşılar bağışıklığı zayıflatıyor mu? Vücudumuzun ‘askerleri’ nasıl çalışıyor?

Aşılarda bulunan maddeler o kadar ‘korkutucu’ mu?

Aşılar etkisiz mi?

Sürü bağışıklığı: ‘Benim çocuğum istersem aşılatmam’ denebilir mi?

KONDA: ‘Aşı zorunlu olmamalı diyenlerin önemli bir kısmı uluslararası şirketlerin bizi hasta etmek istediğini düşünüyor’

Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de aşı çalışmaları

İDDİA 12: Türkiye’de ilk aşı kampanyasının 1985’te yapıldığı iddiası

İDDİA 13: Türkiye’de zorunlu aşı uygulaması olduğu iddiası

İDDİA 14: Menenjit aşısının 2013 yılında aşı takvimine eklendiği iddiası

İDDİA 15: Almanya’daki zorunlu kızamık aşısı yasasının ‘kıl payıyla’ kabul edildiği iddiası

İDDİA 16: Almanya’da çocuk doktorlarının yüzde 92’si çocuğunu aşılatmıyor iddiası

Finlandiya İngiltere İrlanda Hollanda ve İsveç’te aşıların zorunlu olmaması ne anlama geliyor?

İDDİA 17: FDA’da görevli Morris’in grip aşısı hakkındaki açıklamayı 2009’da yaptığı iddiası

İDDİA 18: İsrail’de hiç aşı yapılmadığı iddiası

Wakefield I: Aşı ve otizm arasındaki ilişki olduğu iddiaları nereden çıktı?

Wakefield II: Kızamık virüsü için aşı patenti almış

Wakefield III: Otizmli ailelerin avukatlarından para aldı

Aşı ve otizm arasında bağ olduğu tartışmalarını kimler kitleselleştirdi?

Aşı otizm arasında bağ olduğunu söyleyenlerin bilimsellik iddiası

Bugün 50’lerinde olanların çocukluğunda çevrelerinde otizmli çocuk yok muydu? 

İDDİA 19: İki yaşındaki bir çocuğun enjeksiyon yoluyla aldığı civa miktarı 100 gramdan 237 grama yükseldi iddiası

İDDİA 20: Neil Z. Miller aşı karşıtı derneklerle ilişkili

İDDİA 21: Houweling makalesinde aşıların zararlarından bahsetmiyor

İDDİA 22: Prof. Dr. Claire-Anne Siegrist aşının uzun dönemdeki faydalarının bilindiğini belirtiyor

İDDİA 23: Kızamık aşısının kadınların yüzde 55’inde romatoit artrit gelişmesine neden olduğu iddiası

İDDİA 24: Boğmaca aşısından sonra bebeklerin normalden yedi kat daha fazla hayatını kaybettiği iddiası

Difteri tetanoz ve boğmaca aşılarının ani bebek ölümü vakalarıyla bağlantısı yok

İDDİA 25: Aşıların kısırlığa neden olduğunu gösteren bir kanıt yok

İDDİA 26: Aşılarda kullanılacak antijenleri patent sınırlamaları mı belirliyor?

İDDİA 27: Gluten ve kazeinin otizme yol açtığını gösteren bulgu yok

Aşı üretimi kâr maksimizasyonuna dayanıyor ve bu halk sağlığını tehdit ediyor

Facebook’un reklam politikası Kara Kutu’daki aşı karşıtı iddiaların yayılımını engelledi mi?

Son olarak Kara Kutu’da modern tıbbın karşısına anti kapitalizmin konduğunu görüyoruz. Tıp ve anti kapitalizm ilişkisine dair yazılar aşağıdaki gibi:

Sosyalist deneyimlerde modern tıp: Sovyetler Birliği

Tıbbi enternasyonalizm: Küba

Bastırılmış bir deneyim: Allende ve Şili

Kaynaklar

Dictionary, Safsata kelimesinin anlamı

Merriam-Webster, Safsata kelimesi hakkında

Tracy Bowell, Eleştirel Düşünme Kılavuzu, Tübitak Yayınları

Berkan Acar & Çağrı Mert Bakırcı, Şüphecinin El Kitabı, Ginko Bilim

Tevfik Uyar, Safsatalar, Destek Yayınları

Yalın Alpay, Yalanın Siyaseti, Destek Yayınları

Stanford Felsefe Ansiklopedisi, Safsatalar hakkında yazı

Txstate, Yanlış ikilem safsatası hakkındaki yazı

Fallacyfiles, Kişisel deneyime başvurma safsatası hakkındaki yazı

Fallacyfiles, Doğallık safsatası hakkında

Evrimağacı, Kimyasallarla İlgili Herkesin Bilmesi Gereken 5 Basit Gerçek, 20 Haziran 2015

Dhmo.org, Dihidrojen monoksit hakkında 

Snopes, Dihidrojen monoksit tehlikeli mi, Haziran 1999

Evrimağacı, Walking Dead, Aşılar ve Doğallık Safsatası, 10 Aralık 2016

Şüpheli bilgilerden yola çıkarak veriye dayalı ve uzun soluklu bir araştırma neticesinde hazırladığımız Dosya yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.