Rusya’daki Trump yandaşlarından, Erdoğan destekçilerine: Troll ordularının işgali

Kim olduklarını ya da görevlerinin ne olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey onlardan binlerce var bizler gibi davranıyorlar. Evde, özel ofislerde ya da metroda yanınızda oturuyor olabilirler. Sosyal medyayı kullanıyorlar, blog ve yorum yazıyorlar. Bazıları bu makalenin yorum kısmını bile ziyaret edebilir.

Eğer paranız varsa kendinize bir troll ordusu kiralayabilirsiniz. 2011 yılında bir halkla ilişkiler firması olan Bell Pottinger, gazeteci olduğunu gizleyen muhabire “üçüncü parti blogları yaratıp sürdürebileceklerini” ve Vikipedi profillerine ve Google arama sıralamasına çeki düzen verebileceklerini söylüyor. Pazarlamanın, elbette sahte kitle oluşturma konusunda zengin bir geçmişi var. Örneğin, en azından küçük puntolarla da olsa tütün endüstrisi tarafından finansal olarak desteklendiğini itiraf eden “sigara içenin sesi ve arkadaşı” Forest.

Fakat, sosyal medyayı manipüle etmek kamu yönetiminin de bir parçası haline geldi ve bu hükümetlerin nasıl kurulduğunu etkileyebilir. Yeni bir rapora göre Donald Trump‘ın internetteki en ateşli destekçilerinin Amerikalılar değil maaşları Rus Devleti tarafından ödenen Ruslar olduğu ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi Samantha Bee‘ye Nebraska’dan bir ev hanımıymış gibi davrandığını söyledi.

Çin

Tahmini asker sayısı: 300.000 ila 2 milyon, çoğu yarı zamanlı.

Odak konuları: Mükemmel yerel tesisler, demokrasi neden işe yaramaz, Tayvan.

Wumao dang ya da “50 Cent Party”nin varlığı Çin’de bir sır değil ama zaten 2 milyon kişiyi gizlice maaşa bağlamak epey güç. Devletin sahip olduğu Global Times bile Changsha’nın parti ofisini ismin kaynağı olarak gösteriyor. Bu, işin 2010’da onaylandığı anlamına geliyor. İsim de 2004’te ayda 600 Yuan almanın yanı sıra her olumlu gönderi başına yarım yuan yani 50 cent almalarından geliyor.

Bu tarihten sonra, Çin’de yandaşlara icraat övdürmek yerel hükümetler için trafik polisi almak gibi rutin bir haline geldi. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre Çin otoriteleri internete yılda 448 milyon sahte yorum bırakıyorlar. Araştırmaya göre rejimi destekleyen 43.800 yorumun %99.3’ü çeşitli devlet kurumlarına mensup memurlar tarafından yapılıyor. Protestolar ve parti toplantıları gibi zor zamanlarda bu gönderilerde sıçrama yaşanıyor.

İlginç bir şekilde bu yorumların çok azı, katı anlamda trolleme sayılabilir. İnanmayanlara saldırmak yerine şüphecileri olumlu mesaj seliyle meşgul etmeye ya da konuşmayı zekice başka bir yöne çekmeye odaklanıyorlar. Birçok işte olduğu gibi bu işte de bazıları gülünçlük derecesinde kötüler. Ocak 2014’te quartz.com‘un haberine göre bu maaşlı yandaşlar Ganzhou şehrinden bir parti sekreterinin katıldığı soru-cevap programının forumlarında aynı soruyu defalarca kopyalayıp yapıştırdı.

Fakat, iki yıl önce, Ai Weiwei, sofistike yöntemler kullanan 26 yaşında anonim bir kişiyle röportaj yapmıştı. Genç adamın, ailesinin ne iş yaptığını bilmediğini ve internetteki yorumların yüzde 10 ila 20’sinin 50 Cent Partisi tarafından yapıldığını belirtiyor. Kendisi bir forumda farklı kimlikler oluşturup bu kimlikler arasında tartışmalar yarattıklarını, böylece her zaman baskın sesin hükümetin sesinin olmasını sağladıklarını iddia ediyor. Başka bir taktik ise bilerek provakatif davranıp halkın öfkesini otoriteden uzaklaştırıp kendilerine yönlendirmek. Genç adam durumu “Bazen kişiliğim bölünmüş gibi hissediyorum. Bunu seviyorum ya da sevmiyorum diyemem. Sadece her gün yapılacak daha fazla şey var. Bu da her ay daha fazla harçlık demek, bu kadar.” şeklinde açıklıyor.

troll-ordulari-turkiye-rusya

Illustrasyon: Joe Magee

Rusya

Tahmini asker sayısı: Birkaç bin.

Odak konuları: Putin ve Trump’ın harika, muhalefetin yozlaşmış olması, Barack Obama’nın feminenliği ve NATO’nun Putin’i devirmeye çalışması.

Donald Trump’ın Twitter’la tanışmasından çok önce, Rusya troll fabrikalarıyla ünlüydü – en azından Rusya dışında. Gizli propagandacıların chat odalarını işgal ettikleri iddiaları 2003 yılına kadar gidiyor. Ayrıca, 2012 yılında Kremlin tarafından desteklenen gençlik örgütü Nashi’nin, insanlara bloglarda yorum yapmaları için para ödediği ortaya çıktı. Fakat bildiklerimizin çoğu bir St. Petersburg firması olan Internet Research Agency’yi ilgilendiren ve 2013 – 2014 yıllarında yaşanan sızıntılardan kaynaklanıyor. İddiaya göre bu şirket Putin’in hem ulusal hem uluslarası rakiplerine çamur atmak için troll eğiten şirketlerden biri.

Şirket içi belgeleri ortaya çıkaran bir grup hackera göre, Internet Research Agency Rusya genelinde 600 kişi çalıştırıyordu ve yarısı nakit olarak ödenen yıllık 10 milyon dolarlık bir bütçesi vardı. Çalışanlardan günde 50 haber yazmaları bekleniyordu. Blog yazanlar 6 Facebook hesabı yönetmek ve günde en az üç gönderi yazmak zorundaydılar. Twitter’da en az 10 hesaplarının olması ve günde en az 50 tweet atmaları gerekiyordu. Hepsinin ulaşması gereken takipçi ve etkileşim seviyesi hedefleri belliydi.

Lyudmila Savchuk adlı bir araştırmacı kimliğini gizleyerek şirkette çalışmaya başladı. Sonrasında ise deneyimlerini yayımladı. Bunlara muhalefet lideri Boris Nemtsov öldürüldükten sonra, Nemstov’un Putin’in arkadaşları tarafından değil de kendi arkadaşları tarafından öldürüldüğünü iddia etmek de dahil. Savchuk “Kurşunu omuzlarımın arasında hissettim” diyor ve devam ediyor “O kadar üzgündüm ki az kalsın kendimi ele veriyordum. Fakat ben 007’ydim ve görevimi tamamladım.” Fakat, Bir Fin gazeteci 2014 yılında Internet Research hakkında bir makale yazmak için Jessika Aro’yu aradığında, kendisi de korkunç bir tehdit ve iftira kampanyasının hedefi oldu.

Bekleneceği üzere, birçok Rus trollün İngilizce bilgisi çok da iyi değil. Bir Internet Research çalışanı bir foruma şöyle yazmış: “Bence bütün dünya farkediyor ki Ukraynayla ne olacak ve sadece Amerika bundan ortada dolanıp duracak ötürü  büyük planları batmaya mahkum” (ÇN: Bozuk İngilizce düzeltilmemiştir) Elbette Guardian’ın kendi editörleri de, özellikle Ukrayna’yla ilgili makalelerde, bu düzenli ipuçlarını yakalamaya başladılar. Bir kıdemli editör bunu “Şüpheli kullanıcıların tonuna, üye oldukları tarihlere ve odaklandıkları konulara bakabiliriz” şeklinde açıklıyor ve ekliyor “Batı ülkelerinden olduğunu iddia eden ve bozuk bir İngilizceyle yazılan ateşli ayrılıkçı yorumlar çok sık.”

 

İsrail

Tahmini asker sayısı: Binden az

Odak konuları: Filistin propagandası, İsrail askerlerinin cana yakınlığı, İsral’in güç kullanmasının haklılığı.

İsrail kurulduğu günden beri halkla ilişkiler savaşının içinde. İbranicede bu savaşa “açıklama” anlamına gelen “hasbara” adı veriliyor. Hasbara’nın amacı İsrail Devleti ve davası hakkında dünyada pozitif kamuoyu oluşturmak. Buna uygun olarak, bütün sosyal medyayı kapsayacak şekilde 350 resmi online kanalları var. Örneğin, ünlü İngilizce, İbranice ve Arapça Twitter hesapları dışında, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) bile “Askerlerin Hikayeleri” ve “IDF tarzı” temalı bir Pinterest hesabı var.

Fakat, 2013 yılında İsrail hükümetinin gizli birlikleri de işe alacağı ortaya çıktı. Bu pozisyonlar yüksek zekaları, düşük gelirleri ve sosyal medyayı tanımaları nedeniyle profesyonel trollemeye uygun olan uluslararası destekçiler ve yerel öğrencilerden oluşacaktı. Jerusalem Post’a konuşan Knesset üyesi Dov Lipman “Neden İsrail’de yaşamaya yasal hakkımız olduğunu açıklayacak birleşik bir çabaya ihtiyacımız var” demiş ve devam etmiş “Bu çaba İsrail’e karşı yaptırım uygulatmak isteyen boykot hareketlerini yenilgiye uğratmada anahtar role sahip.” İşe alınanlar, devlet bilgilerine çabuk erişim sağlayacaktı ve öğrenci liderleri bursla ödüllendirilecekti.

Beklendiği gibi, sonraki yaz mevsiminde başlayan Gazze savaşı sırasında, Israel Under Fire (İsrail Ateş Altında) isimli bir öğrenci grubu olayları İsrail’in tarafından anlatan bir hesap olarak ortaya çıktı. Grubun lideri Yarden Ben-Yosef açıklamasında “Filistin propagandasına karşı koyuyor ve İsrail perspektifini açıklıyoruz” diyor ve ekliyor “Sosyal medya, savaşın devam ettiği başka bir mecra.” Israel Under Fire’ın bu gizli gruplardan biri olup olmadığını ya da Ben-Yosef’in burs alıp almadığını bilmiyoruz. Grubun Facebook sayfası hala aktif.

Ukrayna

Tahmini asker sayısı: Birkaç yüz

Odaklandıkları konular: Rusya, Rusya, Rusya, Rusya.

Eğer Rusya’nın troll ordusu varsa, Ukrayna’nın neden olmasın? Bu mantıkla hareket ederek Şubat ayında ülkenin Bilgi Politikası Bakanlığı, merkezi i-army.org olan yeni internet ordusunun kurulduğunu duyurdu. Bu “ordunun” amacı ise sosyal medyada olayların düşman tarafından anlatılan haline karşı çıkmak. Ukrayna’nın Bilgi Politikası Bakanı Yuriy Stets‘in verdiği demeçte “Rus botlarla ve sahte bilgiyle mücadele etmemiz gerektiğini daha önce söylemiştim.” dedi ve şunu ekledi: “Bu proje bize doğru bilgiyi yaymaya ve sahte haberleri ortaya çıkarmaya hazır birçok yeni gönüllü kazandıracak.”

Kaç Ukraynalı’nın ya da kaç Ukrayna destekçisinin bu davayı desteklediği bilinmiyor. I-army.org sitesinin yabancılara pek çekici görünmediği açık. Site Rusya hakkında, MH17 kazasından, atlet dopingine ve Putin’in pedofili olduğuna dair batı medyasında çıkan doğrulanmamış iddialara kadar çılgın ve insafsız haberlerle dolu. Sitenin sloganı ise heyacan verici: “Kandırılmayın – doğruyu yayın!”

I-army’nin Twitter hesabı daha fazla canlılık alameti gösteriyor. Oldukça aktif kullanılan hesabın 12.800 takipçisi var ve retweetler genellikle onlara ve yüzlere çıkıyor. Açıkça görülüyor ki bazı takipçiler Ukrayna’nın davasını destekliyor ama tweetler o kadar da ikna edici değil. Bu tweetler genellike Rus ordusuna ait teçhizat fotoğrafları, kaba siyasi argümanlar ve Rusya federal rezervleri hakkındaki birkaç capsten oluşuyor.

Hesabın arkaplan resmi ise Bilgi Politikası Bakanlığı, ya da bazı Ukraynalıların tabiriyle Doğruluk Bakanlığı hakkında ne bilmeniz gerekliyse onu söylüyor. Resimde, bir grup soylu beyaz şövalye fantastik troll ordusuna karşı savaşıyor. Ukrayna’nın davasına ne kadar sempati duyarsanız duyun, bu bölgenin daha yumuşak bir dokunuşa ihtiyacı olduğunu düşünmemek elde değil.

troll-ordulari

İllüstrasyon: Joe Magee

Birleşik Krallık

Tahmini asker sayısı: 10-20 tane

Odaklandıkları konular: Cinsellik, uyuşturucu, Suriye’ye gitmeyin lütfen.

77. Tugay’ın sözde “Twitter Askerleri” kurulduğu zaman medya tarafından biraz yanlış algılandı. Aslında sosyal medya, bu askerlerin orduya getirecekleri askeri olmayan becerilerden sadece bir tanesi olacaktı. Ayrıca, Savunma Bakanlığı’nın bana söylediğine göre savaş esnasında vakitleri olsa bile askerin işi dezenformasyon yapmak değil.

Müşterek Tehdit Araştırma İstihbarat Grubu(JTRIG)’nu pek duymamışsınızdır ama onlar bu tarz şeyler yapıyorlar. Elbette, JTRIG’nin varlığı Glenn Greenwald ve Andrew Fishman, Snowden‘dan aldıkları belgeleri 2014’te yayınlayana kadar ulusal bir sırdı. Bu dökümanlara göre JTRIG içinde çalışan insanların Devlet İstihbahbarat Örgütü’ne (GCHQ) veya polis ve MI5’tan, Çocuk, Aile ve Okul Bakanlığı’na ve İngiltere Merkez Bankası’na kadar devlet kurumlarına yardımcı olmaları gerekiyor.

JTRIG’nin siteleri hackleyip cinsellik içeren tuzaklar kurmak gibi bazı taktikleri kulağa çok daha az geleneksel geliyor. Diğer taktikleri ise manipüle edip kandırmak için özenle hazırlanmış. Sızan dökümana göre, bu taktiklerden bazıları “ikna edici mesajlar içeren YouTube videoları yüklemek; Facebook ve Twitter’da takma isimler ile hesaplar, blog ve forum üyelikleri açmak. Kafeslemeye yönelik online kaynaklar sağlamak ve ticari siteler açmak.”

Bunlardan bazıları kulağa mantıklı ve hoş geliyor. Örneğin, teröristlerin ve çocuk tacizcilerinin online aktivitelerini sekteye uğratabilirler. Elbette JTRIG, hala varlığını koruyorsa, kamuoyunu etkilemeye çalışmak yerine bazı spesifik grupları ve kişileri hedeflediği için. English Defence League, örneğin, bu listede olmaktan mutlu olmayacaktır. GCHQ’ya göre yaptıları her şey tamamen yasal.

Kuzey Kore, Güney Kore

Tahmini asker sayısı: 200(kuzey), 9(güney).

Odaklanıdıkları konular: Kuzey Kore’nin paranoyak ya da cennet olması.

Çoğu Kuzey Koreli’nin, bir yabancı, kendilerine yasadışı bir şekilde göstermediği sürece, sosyal medyayla ilgili bir deneyimi yok. Ne olur ne olmaz diye, Facebook, Twitter, YouTube resmi olarak engelli. Ülke içinde, kendi Facebook’larını kurmadıkları sürece (ki bazıları kuracaklarını iddia ediyor) rejimi kontrol etmekle uğraştıracak bir online kamuoyu bulunmuyor. Fakat sınırın diğer tarafında ise neredeyse bütün Güney Koreliler’de akıllı telefon, KakaoTalk ve dünyadaki en hızlı internet var. Ayrıca Koreli düşünce kuruluşu Police Policy Institute‘un 2013’te yayınladığı rapora göre baş etmek zorunda kaldıkları 200 kadar da Kuzey Koreli troll var. Rapora göre Kuzey Koreliler 2012’de tahimini 41.373 propaganda gönderisi paylaştı. (Bu da iki günde bir gönderi ediyor, çok da çalışkan sayılmazlar).

Pyongyang rejiminin aşırı düzeydeki ilginçliğine bakılınca, entelektüel güney kitlelerine nasıl hitap edeceklerini bilemeyeceklerini düşünmek kolay. Aslında, rapora göre yaklaşımları baya zekice. İnsanları saçma ve ikna edici olmayan Juche propagandasıyla bombalamak yerine, Pyongyang’ın trolleri güneyde hala tartışılan konulara odaklanıyorlar: Örneğin, Kuzey Kore’yi öven sitelere (şu an engelli) Güney Koreliler erişebilmeli mi sorusu. Yeni açılan hesapların arkaplan görüntüsü olmadan şüpheli görüneceğini bilen kuzey ajanları kendilerini gerçek güneyli kullanıcı hesaplarının arkasına gizliyor.

Güney Kore buna tepki, hatta fazla tepki verdiğine göre bu tehdidi ciddiye alıyor. Yıllardır, ülkenin Ulusal İstihabarat Teşkilatı rutin olarak kuzeyden gelen mesajlara saldırıyor ve iddiaya göre bazen bu saldırılar Güney Kore muhalefet partilerine de yöneliyor. Geçen yıl ülkenin eski istihbarat şefi Won Sei-hoon 2012 seçimlerinin sonucunu dönemin başkanı Park Geun-hye lehine etkilemeye çalışmak suçundan hüküm giydi. Yeniden yargılama başladı ama orijinal davada Won’un 9 ajandan oluşan bir takımı yönettiği, 658 Twitter hesabı oluşturduğu ve bu hesaplarlarla Kuzey Kore’yi kötülediği ve ayrıca bu mesajlardan 274.800’ünde Başkan Park’ın rakiplerini karaladığı iddia edildi.

 

Türkiye

Tahmini asker sayısı: Eskiden 6,000, muhtemelen hala 6,000.

Odaklandıkları konular: Kürtlere karşı olmak, Ruslara karşı olmak, Araplara karşı olmak, İsrail’e karşı olmak…

2013’teki Gezi Parkı protestoları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir ders verdi. Fakat, Erdoğan bu dersi maalesef Türklerin daha özgür yaşamalarına izin verilmesi anlamında değil, protestoların organize edildiği sosyal medyanın kontrol altına alınması anlamında algıladı. 2013 yazının sonunda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 6.000 sosyal medya çalışanını işe aldı. Bir parti yetkilisi Wall Street Journal’a verdiği demeçte “Olumlu bir siyasal dil geliştirmek istiyoruz ve gönüllülerimize öğrettiğimiz de budur. Muhalifler parti hakkında dezenformasyon yayarken, biz onları olumlu bir dil kullarak geçerli bilgiyle doğruluyoruz” demişti. Fakat bu konuda çok da konuşkan değilmiş ki yanlış bilgileri doğrulayacak kişilerden bir kaçının ismi istendiğinde, yetkili bunu reddetmiş.

Ne yazık ki AKP’nin yeni gönüllü ordusu fazla istekli ve epey göze çarpan bir grup olarak kendini ispat etti. Sonraki aylarda hükümeti sert olmayan bir dille eleştirenler bile hiç de olumlu olmayan yorumlarla taşa tutuldu. Bu taciz, çoğunlukla ikna edici görünmeyen profillerden, saçma ve benzer yorumlarla topluca yapıldı. Örneğin, hükümetin rehine görüşmelerini yürütme tarzını eleştiren gazeteci Emre Kızılkaya kendisini Siyonizmle suçlanırken bulmuştu.

esat-c

Zamanla “AK Troll” olarak anılmaya başlanan bu grup, yalan haber de yaymaya başladı. Temmuz 2014’te, bir habere göre, müzisyen Erkan Oğur adına sahte bir Twitter hesabı açtılar ve devlet istihbarat kurumları hakkında tartışmalı tweetler attılar. Bunun ardından Oğur’un sözde tweetlerini AKP Sakarya yetkililerine bildirdiler, onlar da hemen Oğur’un konserini iptal etti. Daha sonra, Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan‘ın bir tapede danışmanlarından biriyle konuşurken “bizim trollerden” yardım istediği iddia edildi. 2014 baharında Erdoğan’ın yaptığı iddia edilen yolsuzlukların ses kaydı Twitter’da yayılmaya başlayınca (ÇN: ses kayıtları 17-25 Aralık 2013 döneminin ardından yayıldı ancak yazarın özgün metnine sadık kalmak adına müdahale edilmedi), Erdoğan basitçe Twitter’ı kapattı (ama çok da etkili olmadı).

Belki de bu Putinist saçmalığın AKP’yi daha popüler yapmadığını farkeden parti, geçen yaz gerçekleşen seçimlerden hemen önce, daha geleneksel propaganda üretmesi amacıyla “Yeni Türkiye Dijital Ofisi”ni kurdu. Sözcü Beşir Atalay basına verdiği demeçte “Bütün hesaplarımız resmi olarak duyurulacak” dedi ve ekledi “O (troll) hesaplar dahil olmak üzere, başka hiçbir hesap bizimle ilgili değildir” Yine de AKP o seçimi kaybetti ve o yılın sonunda yapılan yeni seçimlerde iktidarı tekrar ele aldı.

 

Kaynak: The GuardianLeo Benedictus Çeviri: Yusuf Tatlı