Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de aşı çalışmaları

Prof. Dr. Muzaffer Eskiocak’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

Aşıların tarihi oldukça eskiye gidiyor. Hatta Edward Jenner tarafından 1796 yılında bulunan ve bilimsel anlamda ilk aşı olarak tarihe geçen çiçek aşısından bile önceye. Öyle ki 1000’li yıllarda Çinlilerin çiçek hastalığı aşılamasına benzer bir uygulama yaptığı, 1700’lü yılların başında da Osmanlı’da aşı çalışmalarının olduğu görülüyor. 

Peki Osmanlı Devleti’nden günümüze aşı çalışmaları nasıl bir süreçten geçti? 

Osmanlı’da ilk aşı çalışmaları 1700’lü yıllara dayanıyor

Osmanlı Devleti’nde aşı üretimine yönelik ilk çalışmaların belgelerine 1700’lü yılların başında rastlanıyor. Çiçek hastalığı için deneme yanılma yoluyla da olsa yapılan aşı çalışmalarının, ölüm oranlarını düşürdüğü söyleniyor. Aşıya ilişkin ilk çalışmanın Edirne’de çiçek hastalığı olan birinden alınan döküntü irinlerinin, çiçek çıkarmamış çocuklara verilmek üzere toplanmasıyla başladığı biliniyor. Geleneksel olarak bu işi yapan aşıcı kadınlar, ceviz kabuklarında ya da incir yapraklarında hastaların döküntülerinden alınan irini biriktirir, deriyi çizerek bu irini aşılar, sonra yara yerini gül yapraklarıyla kapatırlardı. Bu şekilde, variyolasyon ile aşılananların ölüm oranı yüzde bir iken, aşısızlarda, çiçek hastalığından ölüm oranının yüzde 17 olduğu biliniyor.

Osmanlı’da bu gelişmeler yaşanırken, İstanbul’a gelen İngiltere Büyükelçisi’nin eşi Lady Mary Montagu sayesinde, yapılan çalışmalar Avrupa’ya kadar ulaştı. Kardeşini çiçek hastalığı nedeniyle kaybeden Lady Montagu, aşıcı kadınların uygulamalarına ciddi bir ilgi duymuştu. Öyle ki, beş yaşındaki oğlunu büyükelçilik doktorlarından birine aşılattığı ve Osmanlı’da çiçek aşısıyla ilgili yapılanları İngiltere’ye yazdığı mektupla duyurduğu tarih sayfalarında yer aldı. 

Lady Marry Montagu’nun yazdığı mektup

Edward Jenner bugünkü anlamıyla ilk çiçek aşısını hayata geçirene dek, Osmanlı’da kullanılan yöntemle Avrupa’da çiçek aşısı uygulaması yapılmaya devam edildi. 1801 yılında, Jenner metoduna göre çiçek aşısı uygulaması başladıktan üç yıl sonra Osmanlı Devleti’nde aşı uygulamaları resmi politika haline geldi. Çiçek aşısının uygulanması için 1885’te dünyada ilk olan “Çiçek Nizamnamesi” adıyla kanun çıkarıldığı ve aşı yaptırmayan kişilerin askeri ve yatılı okullara alınmadığı biliniyor. İlerleyen yıllarda nizamnameye, yeni doğan bebeklerin aşılanması, çocuğunu aşılatmayan ailelere ceza kesilmesi gibi maddeler de eklendi. 1915 tarihli son nizamnamede ise Osmanlı Devleti’nde yaşayan herkese altı aylık, yedi yaşında ve 19 yaşı sonuna kadar olmak üzere üç defa aşılanma mecburiyeti getirildi. 

Nizamnameye uygun bir şekilde aşı yapılmasına ilişkin Dâhiliye Nezâreti’ne bildirilen belge. (solda)

11 Mayıs 1905-3 Haziran 1905 tarihleri arasında Keban kazasında 390 kişinin aşılandığını gösteren belge. (sağda)

Dünyanın üçüncü, doğunun ise ilk kuduz laboratuvarı 

Osmanlı’da bir diğer aşı çalışması ise Louis Pasteur’ün kuduz aşı üretim süreciyle başlıyor. Kuduz aşısı üzerinde araştırmalar yapan Pasteur’ün, çalışmalarını sürdürebilmek için dönemin devlet başkanlarına maddi katkı için bir yazı yazdığı ve yazılardan birinin II. Abdülhamit’e ulaştığı biliniyor. II. Abdülhamit yardım yapabileceğini ancak çalışmalarını İstanbul’da sürdürmesini isteyince, teklif Pasteur tarafından reddediliyor. Hemen ardından Abdülhamit tarafından yapılan ikinci bir teklifle Pasteur’e Mecidiye Nişanı ile birlikte yüklü miktar bir para ve aynı zamanda Osmanlı’dan üç kişinin yanında asistan olarak yetiştirilmesi teklif ediliyor. Bu teklifin kabul görmesiyle 1886 yılında iç hastalıkları doktoru Zoeros Paşa, zooloji hocası Hüseyin Remzi Bey ile veteriner Hüsnü Bey Paris’e gidiyor. 1887 yılı başlarında incelemelerini tamamlayarak İstanbul’a dönen ekip, yanlarında getirdikleri teknoloji ile Osmanlı Devleti’nde ilk mikrobiyolojik çalışmaların yapıldığı laboratuvarı kurarak mikrobiyolojide artık modern bir aşamaya geçilmesine büyük katkı sundu. Böylece, çalışmaların yapılması için kurulan Dârülkelp ve Bakteriyoloji Ameliyathanesi dünyanın üçüncü, doğunun ise ilk kuduz laboratuvarı olarak tarihteki yerini aldı. Osmanlı Devleti’nin ilk kuduz aşısı ise Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şahane’de üretildi. 1892’de bu laboratuvarlarda ilk çiçek aşısı üretimi de başladı. 

Bakteriyolojihaneden bir fotoğraf

Osmanlı’da çiçek ve kuduz aşılarının üretiminin başlamasının ardından yıllar içinde ortaya çıkan diğer birçok hastalık için de aşılar geliştirildi. 1896’da difteri, 1897’de sığır vebası ve 1903 yılında kızıl aşıları veteriner hekim Mustafa Adil tarafından üretildi. 1911 yılında tifo, 1913 yılında kolera, dizanteri ve veba aşıları ilk kez uygulandı. I. Dünya Savaşı yıllarında yoğun kalabalık ve kötü hijyen koşulları tifüsün yaygınlaşmasına neden olmuştu. O dönemde Dr. Refik Saydam tifüse karşı hazırladığı aşıyla adını duyurmuştu. Hastalığın aşısının bulunması için ilk çalışmalar orduda da görevli Dr. Reşat Rıza Bey ve Dr. Tevfik Salim tarafından yürütüldüğü de biliniyor. 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında aşı çalışmaları

Arkada bırakılan savaşların izleri, Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomi, sağlık, eğitim gibi birçok alanda hissediliyordu. Topyekûn mücadele gerektiren verem hastalığı da sıradaki sorunlardan biriydi. Verem, yani tüberküloz hastalığı ‘mycobacterium tuberculosis’ isimli bir mikroorganizma aracılığı ile oluşan bulaşıcı bir hastalık. Hastanın öksürmesi, hapşırması veya konuşması ile havaya karışan basillerin solunum yoluyla sağlıklı bir insanın akciğerlerine ulaşmasıyla bulaşabiliyor. Hastalığın çözümüne ilişkin Türkiye’de ilk çalışmaları hayata geçiren isim de dönemin Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam. Türkiye’de verem (BCG) aşısı üretimine 1927 yılında başlandı ve aşı ağız yoluyla uygulanıyordu. Sonrasında aşı çalışmaları, üretimin merkezileşmesi için Hıfzıssıhha Enstitüsü’nde toplandı.

Dr. Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü Kimya Laboratuvarı (1936)

Cumhuriyetin ilerleyen yıllarında da aşı çalışmaları devam etti. Türkiye’de 1931’den 1996 yılına kadar tetanoz ve difteri aşıları, 1937’de ise kuduz aşısı üretimi başladı. Sağlık Bakanlığı’nın sitesinde yer alan bilgiye göre, 1940 yılında kolera salgını için Çin’e aşı gönderildi. Ancak Devlet Arşivleri Başkanlığı belgelerinde aşıların 1938’de gönderildiği görülüyor. 1942 yılında tifüs aşısı ve akrep serumu üretimi başlarken 1947’de Biyolojik Kontrol Laboratuvarı kuruldu. 1950’ye gelindiğinde Türkiye’deki influenza laboratuvarı Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel İnfluenza Merkezi olarak tanındı ve influenza aşısı üretimine geçildi. 1976’da kuru BCG aşısının deneysel üretimi başladı, 1983’te de kuru BCG aşısı üretimine geçildi.

Ve günümüz…

Günümüze yaklaştıkça hastalıkların seyrinin azalması ya da tamamen kaybolması nedeniyle birçok aşının üretimi de sona erdi. Bu nedenle ihtiyaç halinde aşılar satın alınabiliyor. Ancak 2000’li yıllarda aşıların Türkiye’de üretimi konusunda ilginin kısmen arttığı görülüyor. 2009 yılında beşli karma aşı, yani difteri, boğmaca, tetanoz, hib, çocuk felci hastalıklarının birleştirilmiş halinin alımı yapıldı; paketleme ve enjektöre dolum teknolojisi Türkiye’ye getirildi. Bunu 2011’de dörtlü karma ve zatürre aşıları izledi. 2015 yılında ise tetanos ve difteri aşılarının kademeli olarak antijen üretiminin Türkiye’de yapılması planlanmıştı. 2019’da antijende tamamen yerli üretim bekleniyordu, fakat henüz tamamlanmış bir çalışma yok.

Özetle aşının tarihi, üzerinde yaşadığımız topraklarda çok eski zamanlara dayanıyor. Günümüze gelene dek aşı ve aşı üretimi hep kabul ve değer görmüş. Günümüzde aşı karşıtlığında bir artış var, evet. Ama siz doğru bilgiden şaşmayın; yanlış bilgiye karşı aşı olun.

SON GÜNCELLEME:

  • Türkiye’den Çin’e gönderilen kolera aşılarının 1938’de gönderildiğine dair Devlet Arşivleri Başkanlığı’nın belgesi eklendi. (24 Mart 2020 Saat: 19.53)
#SalgınVar okuma rehberi

Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli kitap hakkındaki çalışmaya dair Teyit ekibi tarafından yayınlanan 63 yazı bu rehberde yer alıyor.

Komplo teorileri hakkındaki yazıları okuyarak kitabın içinde düşülen genel yanılgıları anlayabilirsiniz: 

Manisalı eczacıları kim öldürdü?

Komplo Teorileri I: Aşırı şüpheci tutum etrafımızı sardığında

Komplo Teorileri II: Bilimsel görünme çabası

Komplo Teorileri III: Sağlığımızı korumak için ne yapabiliriz?

Bu bölümdeki yazılar Kara Kutu’nun yazım sürecine mercek tutuyor. Kitaptaki kaynak gösterimi, izlenen metodoloji ve tespit edilen intihaller sizi şaşırtabilir. Ayrıca kitapta yer alan ve Yalçın’ın konuşmalarından hareketle oluşturulan safsatalara ve daha fazlasına göz atabilirsiniz: 

Kara Kutu’nun yöntemi – I: Nasıl yazıldı? Nasıl basıldı?

Kara Kutu’nun yöntemi – II: Kaynakça nasıl hazırlanmış?

Kara Kutu’nun yöntemi – III: 30 farklı kaynaktan yapılan intihaller

Korelasyon nedensellik değildir

Kara Kutu’nun ‘kozmik odasındaki’ intihaller

Safsatalar I: Komplo teorilerini safsatalar ile süslemek

Safsatalar II: Hatalı akıl yürütmenin kitabı

Özellikle ‘doğallık safsatasını’ özümsedikten sonra homeopati üzerine iddiaları inceleyebilirsiniz:  

Homeopati: Sulandırılmış Tıp

Kapitalizm homeopatiyi teğet mi geçti? Sektöre genel bakış

ABD’deki en büyük kütüphanelerin homeopati okullarıyla ilişkisi olduğu iddiası dayanaksız

İDDİA 1: Patofizyoloji kürsülerinin 12 Eylül’den sonra kapatıldığı ve yıllardır bu dersin verilmediği iddiası

Türkiye’de tıp eğitimi nasıl kurumsallaştı?

Rockefeller’ın -muhtemelen- girmekte zorlanacağı diyarlarda modern tıp ve tıp müfredatı: Kuzey Kore örneği

Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli kitabın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde yer alan iddiaların ele alındığı yazılar bu bölümde: 

İDDİA 2: ABD ve Avrupa’da Augmentin’in evcil hayvanlarda kullanımının yasaklandığı iddiası

İDDİA 3: 12 yaşındaki her çocuğun kolesterol ilacı alması tavsiye edilmiyor

İDDİA 4: İlaçların farklı ülkelerde daha ucuz olmasının nedeni fiyat politikaları

İDDİA 5: Yan etkileri olan serzone isimli ilacın ‘henüz’ toplatıldığı iddiası

İDDİA 6: Bazı psikiyatrik hastalıklar piyasayı canlandırmak için mi uyduruldu?

İDDİA 7: Beyindeki organik değişimler mutasyon anlamına mı geliyor?

İDDİA 8: Gebelikte antidepresan kullanımının bebekte otizm riskini artırdığı iddiası

İDDİA 9: Serotonin ile depresyon arasında ilişki yok mu?

İDDİA 10: Sadece çocuklar üzerinde ve belli bir evre için yapılan araştırmanın sonuçları genellenebilir mi?

İDDİA 11: ABD’deki yaygın ölüm sebepleri arasında ilaç yan etkilerinin dördüncü sırada olduğu iddiası

Aşılar kitapta önemli bir yer tutuyor. Çalışmamızın önemli bir kısmı, bu nedenle aşılar hakkındaki iddialara ayrıldı:  

Aşılar bağışıklığı zayıflatıyor mu? Vücudumuzun ‘askerleri’ nasıl çalışıyor?

Aşılarda bulunan maddeler o kadar ‘korkutucu’ mu?

Aşılar etkisiz mi?

Sürü bağışıklığı: ‘Benim çocuğum istersem aşılatmam’ denebilir mi?

KONDA: ‘Aşı zorunlu olmamalı diyenlerin önemli bir kısmı uluslararası şirketlerin bizi hasta etmek istediğini düşünüyor’

:point_right::skin-tone-2: Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de aşı çalışmaları

İDDİA 12: Türkiye’de ilk aşı kampanyasının 1985’te yapıldığı iddiası

İDDİA 13: Türkiye’de zorunlu aşı uygulaması olduğu iddiası

İDDİA 14: Menenjit aşısının 2013 yılında aşı takvimine eklendiği iddiası

İDDİA 15: Almanya’daki zorunlu kızamık aşısı yasasının ‘kıl payıyla’ kabul edildiği iddiası

İDDİA 16: Almanya’da çocuk doktorlarının yüzde 92’si çocuğunu aşılatmıyor iddiası

Finlandiya İngiltere İrlanda Hollanda ve İsveç’te aşıların zorunlu olmaması ne anlama geliyor?

İDDİA 17: FDA’da görevli Morris’in grip aşısı hakkındaki açıklamayı 2009’da yaptığı iddiası

İDDİA 18: İsrail’de hiç aşı yapılmadığı iddiası

Wakefield I: Aşı ve otizm arasındaki ilişki olduğu iddiaları nereden çıktı?

Wakefield II: Kızamık virüsü için aşı patenti almış

Wakefield III: Otizmli ailelerin avukatlarından para aldı

Aşı ve otizm arasında bağ olduğu tartışmalarını kimler kitleselleştirdi?

Aşı otizm arasında bağ olduğunu söyleyenlerin bilimsellik iddiası

Bugün 50’lerinde olanların çocukluğunda çevrelerinde otizmli çocuk yok muydu? 

İDDİA 19: İki yaşındaki bir çocuğun enjeksiyon yoluyla aldığı civa miktarı 100 gramdan 237 grama yükseldi iddiası

İDDİA 20: Neil Z. Miller aşı karşıtı derneklerle ilişkili

İDDİA 21: Houweling makalesinde aşıların zararlarından bahsetmiyor

İDDİA 22: Prof. Dr. Claire-Anne Siegrist aşının uzun dönemdeki faydalarının bilindiğini belirtiyor

İDDİA 23: Kızamık aşısının kadınların yüzde 55’inde romatoit artrit gelişmesine neden olduğu iddiası

İDDİA 24: Boğmaca aşısından sonra bebeklerin normalden yedi kat daha fazla hayatını kaybettiği iddiası

Difteri tetanoz ve boğmaca aşılarının ani bebek ölümü vakalarıyla bağlantısı yok

İDDİA 25: Aşıların kısırlığa neden olduğunu gösteren bir kanıt yok

İDDİA 26: Aşılarda kullanılacak antijenleri patent sınırlamaları mı belirliyor?

İDDİA 27: Gluten ve kazeinin otizme yol açtığını gösteren bulgu yok

Aşı üretimi kâr maksimizasyonuna dayanıyor ve bu halk sağlığını tehdit ediyor

Facebook’un reklam politikası Kara Kutu’daki aşı karşıtı iddiaların yayılımını engelledi mi?

Son olarak Kara Kutu’da modern tıbbın karşısına anti kapitalizmin konduğunu görüyoruz. Tıp ve anti kapitalizm ilişkisine dair yazılar aşağıdaki gibi:

Sosyalist deneyimlerde modern tıp: Sovyetler Birliği

Tıbbi enternasyonalizm: Küba

Bastırılmış bir deneyim: Allende ve Şili

Şüpheli bilgilerden yola çıkarak veriye dayalı ve uzun soluklu bir araştırma neticesinde hazırladığımız Dosya yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynaklar

Academia, Osmanlı İmparatorluğu'nda Telkih i Guderi (Çiçek Aşısı), 2014

Dergipark, Aşılama ve Aşıların Tarihçesi, 2016

Dergipark, II.Abdülhamid Döneminde Açılan Sağlık Kurumu Kuduz Tedavihanesi (Daûkelp Ameliyathanesi), Temmuz 2018

Dergipark, Birinci Dünya Savaşı Öncesi ve Savaş Döneminde Aşılama Uygulamaları ve Hemşirelik, Nisan 2017

Health Affairs, The History Of Vaccines And Immunization: Familiar Patterns, New Challenges

History of Vaccine, Variolation in Turkey

Klimik, Refik Saydam (1881-1942)

Klimik, Cumhuriyet ve Aşılama Çalışmaları

National Trust, Who was Lady Mary Wortley Montagu?

Sağlık Bakanlığı, Aşı Tarihçesi

Sağlık Bakanlığı, Tifüs

Türk Tabipler Birliği, Aşı Üretiminin Perde Arkası

Türk Toraks Derneği, Verem nedir, nasıl bulaşır?, 26 Aralık 2016

The New York Academy of Medicine, Lady Mary Wortley Montagu and Immunization Advocacy, 28 Mart 2017

The Guardian, Rare letter by Mary Wortley Montagu, pioneering travel writer, up for sale, 18 Ağustos 2016