Osmanlı Devleti’nde okuryazar oranının yüzde 66 olduğu iddiası

İDDİA / Görsel: Kemal Karpat, Osmanlı Devleti’nde okuryazar oranını yüzde 66 olarak tespit etti.

YANLIŞ

Sosyal medya kullanıcıları tarafından Twitter’da paylaşılan görselde Osmanlı Devleti’ndeki şehirlerin okuryazar oranları verilerek, Osmanlı’daki genel okuryazarlık seviyesinin 1894-1895 yıllarında yüzde 66,2 olduğu iddia edildi.

Osmanlı Devleti’ndeki bölgelerin okuryazar oranları belirtilerek paylaşılan tabloda kaynak olarak ise Kemal Karpat gösterildi. Karpat’a ait olduğu iddiasıyla paylaşılan tablonun bulunduğu kitabın “Osmanlı Nüfusu 1830-1914” olduğu anlaşılıyor. Ancak, Kemal Karpat kaynak gösterilerek paylaşılan bu tablonun sonradan oluşturulduğunu söylemek mümkün. Söz konusu kitap incelendiğinde Karpat’ın böyle bir tablo kullanmadığı ve belirtilen verileri ifade etmediği görülebiliyor.

Orijinal tabloya bakıldığında ise okuma yazma bilenlerin değil bölgelere göre okuma yazma bilmeyenlerin verildiğini görmek mümkün. Yani Kemal Karpat kitabında okuma yazma bilenlerin oranlarını vermemiş. Twitter’da paylaşılan görselde ise Karpat’ın bölgelerdeki okuma yazma bilmeyen kişi verilerinden hareket edilerek okuma yazma bilen kişi sayısının çıkartılmış olduğunu söylemek mümkün.

Twitter paylaşımı ve kitaptaki veriler karşılaştırıldığında, örneğin kitapta  Diyarbekir bölgesinde okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 10 olarak belirtilirken, Twitter’daki  görselde Diyarbekir eyaletinde okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 90 olarak yazılmış olduğunu tespit etmek mümkün. Bu da Kemal Karpat’ın kitabındaki tablonun tam tersi oranları alınarak okuma yazma bilenlerin oranının hesaplandığını gösteriyor.

Yukarıdaki yöntem kullanılarak hesaplanan tablonun en sonunda ise Osmanlı’daki genel okuryazar oranı yüzde 66.2 olarak ifade edilmiş.

Ancak kitaptaki verilere bakıldığında, Osmanlı Devleti’ndeki genel okuryazarlık oranının yüzde 66.2 olduğu iddiası gerçeği yansıtmıyor. Orijinal tabloda yer alan notta Kemal Karpat’ın okuma yazma bilmeme oranını yaklaşık olarak yüzde 46 olarak belirlediğini görmek mümkün:


Karpat’ın söz konusu kitapta Osmanlı Devleti’nde 1894 yılındaki müslüman ve gayrimüslim sayısını 27 milyon 208 bin 683 olarak verdiğini görebiliyoruz. Karpat’ın kitabındaki tabloda, okuma yazma bilmeyenlerin arasına 10 yaşın altındaki çocukların da dahil edilmesiyle toplam okuma yazma bilmeyen insan sayısının 12 milyon 382 bin 502 olduğunu anlıyoruz. Yukarıdaki veriler ışığında yapılacak bir hesapla 1894 yılında okuma yazma bilmeme oranının kabaca yüzde 45 olduğunu bulabiliyoruz. 1894 yılında okuma yazma bilmeme oranı yüzde 45 olarak kabul edildiğinde okuma yazma bilme oranının yüzde 55 olması gerekiyor. Yani tablodaki genel okuryazarlık oranını gösteren yüzde 66.2’lik oran doğru değil.

Kemal Karpat yine aynı kitabında 1894 yılındaki Osmanlı nüfusunu 17 milyon olarak belirtir. Fakat nüfus sayımında Yemen ve Hicaz bölgesindeki çeşitli aşiretlerin sayılmadığını hatırlatır. Bu eksiklikler de eklendiğinde 1894 yılında Osmanlı Devleti’nde yaşayan Müslüman ve Gayrimüslimler sayısını 27 milyon olarak günceller.

Öte yandan teyit.org’un ulaştığı Osmanlı tarihçileri, söz konusu tablo ile 600 yıllık imparatorluğun okuma yazma istatistiğinin algılanamayacağını belirterek, 19. yüzyıl öncesinde sağlıklı bir bilginin bulunmadığını ve tam olarak okuma yazma yüzdelerinin verilmesinin zor olduğunu ifade ettiler.

28 Ekim 1927 tarihli nüfus sayımı

Harf Devrimi’nden önce yapılan 28 Ekim 1927 tarihli nüfus sayımı da söz konusu iddianın değerlendirilebilmesi için farklı veriler sağlıyor. “28 Teşrinievvel 1927 Umumi Nüfus Tahriri, Fasikül 3, Usuller Kanun ve Talimatnameler Neticelerin Tahlili” isimli çalışmaya TÜİK’in kütüphanesinden de ulaşmak mümkün.

Söz konusu kitap incelendiğinde Harf Devrimi’nden önce Arap harfleri ile okuma yazma oranının erkeklerde yüzde 12.99 kadınlarda ise yüzde 3.67 olduğu, toplamda da okuryazar oranının yüzde 8.61 olduğu görülebiliyor. Ayrıca raporda 7 yaş üstü dikkate alındığında bu oranların erkeklerde yüzde 17.42 kadınlarda ise yüzde 4.63 toplamda da yüzde 10.58 olarak değiştiği de belirtiliyor.


1927 tarihli raporda aynı zamanda vilayetlere göre erkek ve kadınların okuma yazma oranları da yer alıyor.

1927 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçlarında okuma yazma oranlarının bu kadar farklı çıkmasının ise birkaç nedeni var. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti coğrafi olarak Osmanlı kadar büyük değildi. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde 13 milyon kişi kalmıştı. Kemal Karpat’ın tablosuyla karşılaştırıldığında Diyarbekir bölgesi yine dikkati çekiyor. Karpat’ın verdiği tabloda 1894 yılında Diyarbekir bölgesinde okuma yazma bilmeyen insanların oranı yüzde 10’iken, 1927 yılına gelindiğinde Diyarbakır vilayetinde okuma yazma oranının yüzde 4.61 olarak belirlendiği görülüyor.  Bu farkın nedeni ise Diyarbekir, Osmanlı Devleti’nde birçok şehri içine alan bir bölgeyken, Türkiye Cumhuriyeti’nde Diyarbakır’ın tek bir vilayet olması.

1867-1922 yılları arasındaki Diyarbekir vilayeti ve günümüzdeki Diyarbakır ilçesinin coğrafi kıyaslaması.

M.Ö 3000’den M.S 2000’e kadar olan süreç içerisindeki uygarlıkların fiziksel boyutunu gösteren geacron.com isimli site yardımıyla Osmanlı Devleti’nin 1890 yılındaki coğrafi büyüklüğü görülebiliyor.

Yine geacron isimli sitenin yardımıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925 yılındaki coğrafi büyüklüğü.

Osmanlı Devleti’ndeki okur yazar oranı kaç?

Kemal Karpat’a atfedilerek paylaşılan tabloda genel okuryazarlık oranının yüzde 66 olamayacağını daha önceden belirtmiş ve Karpat’ın verilerine göre oranın yüzde 55 olması gerektiğini açıklamıştık.

Fakat bu noktada, Osmanlı’daki genel okuryazarlık oranının yüzde 55 olarak belirtilmesi de  tartışmalı bir konu. Tarihçilerin uzun yıllardır tartıştıkları Osmanlı’daki okuryazarlık oranını tam olarak tahmin etmek zor gözüküyor.

Karpat’ın “Osmanlı Nüfusu 1830-1914” isimli kitabında Osmanlı’daki genel okuryazarlık oranını tespit etmekte kullandığı kaynağın İstanbul Üniversitesi Kitaplığı Türkçe Yazmalar Bölümü olduğu görülüyor. Fakat farklı kaynaklarda belirtilen bu oranın çok daha düşük olduğunu söylemek mümkün.

Örneğin, ünlü Osmanlı tarihçisi Donald Quataert’in yazdığı “Osmanlı İmparatorluğu 1700-1922” isimli kitapta Osmanlı’daki genel okuryazarlık sayısı tam olarak belirtilmese de konu hakkında bazı bilgilere ulaşmak mümkün. Quataert kitabında, Osmanlı’da okuryazarlığın kamu ve özel girişimlerin katkısıyla 19. yüzyıl boyunca önemli oranda artış gösterdiğini belirterek kurulan özel ve devlet okullarının sayısındaki artışa dikkati çekiyor. Quataert’e göre Osmanlı’da yaşayan müslümanlardaki okuryazarlık oranı yüzde 2-3 arasında değişiyordu ve 19. yüzyılın sonuna doğru bu oran yüzde 15’e kadar çıkmış (sf. 129) olabilirdi.

Yine Cambridge Üniversitesi’nin yayınladığı “Modern Avrupa’nın Ekonomik Tarihi 1700-1870”  isimli kitapta Osmanlı Devleti’ndeki okuma yazma oranları hakkında bilgilere ulaşmak (sf.229) mümkün. Çeşitli Avrupa devletlerinin 1820 ile 1870 yılları arasında okuma yazma oranlarının yer aldığı tabloda Türkiye de yer alıyor. Tabloya göre 1820 yılında okuryazarlık oranı yüzde 6 olarak belirtilirken 1870 yılında bu oranın yüzde 9 olduğu görülüyor.

UNESCO tarafından yayınlanan “Okuryazar Toplum Yaratmak” isimli kitapçıkta ise 1. Dünya Savaşı öncesinde Türkiye’deki okuryazar oranının yüzde 20 ila yüzde 30 arasında olduğu (sf.190) görülebiliyor.

Sonuç olarak farklı kaynaklar Osmanlı Devleti’ndeki okuryazarlık oranına dair farklı veriler sağlamakla birlikte, kesin sayılara ulaşmak mümkün gözükmüyor. Ancak sosyal medyada dolaşıma giren ve Karpat’a atfedilen tablodaki verilerin doğru olmadığını, Karpat’ın okuryazarlık oranını %66 olarak tespit etmediğini söylemek mümkün.