Olmayan üniversitenin hayali profesörü cevapladı: Osmanlı patates yüzünden mi çöktü?

Yeni Akit’in haberine göre Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak kaybının durdurulamamasının ardındaki sebebin patates tüketimi olduğu iddia edildi. Haberde, İngiltere’de Devonshire Üniversitesi’nde Osmanlı ve Yakındoğu çalışmaları Direktörü Lord Herbert Smith’in Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne sebep olan yaklaşımın dışında başka bir sebep daha olduğunu düşündüğü aktarıldı. Yeni ticaret yollarının keşfedilmesi, Amerika kökenli altın arzının artışı dolayısı ile yaşanan devalüasyon, teknolojide geri kalma ya da padişahların yetersizliği gibi nedenlerin sebep olmadığını düşünen Lord Smith’e göre Osmanlı’nın çöküşünün nedeninin patates olduğu iddia edildi.

İddiaya göre Lord Herbert Smith, patatesin Avrupa’da yayılış haritası ile Osmanlı’nın sınırlarındaki küçülmenin neredeyse bire bir aynı olduğunu belirtiyor:

Patates, Avrupa kıtasına ilk kez 1577’de getirilmiş. Osmanlı Devleti’nin ‘Duraklama Dönemi’ne girmesi ise 1579. Tabi bu dönemde Osmanlı’da tüketilmiyor o yüzden de bu dönemde toprak kaybı yok. 1700’lerin başında yaşanan kıtlıktan sonra patates Fransa’dan başlayarak Avrupa içlerine yayılmış, 1770’ler civarında Osmanlı sınırına dayanmıştır. Nitekim 1800’lerden kalma askeri kayıtlarda bilhassa batı bölgelerinde karavanalarda patates yemeklerinin bulunduğu görülmektedir. Bu dönemden itibaren tüm yenileşme çabalarına, reformcu padişahlara hatta II. Abdülhamit gibi dirayetli bir hakana rağmen toprak kaybının durdurulamamasının ardındaki sebep patates tüketimi olabilirdi.

Bu haberi gördüğüm ilk anda böylesine tarihsel bağlamdan kopuk bir bilgiye inanmak oldukça güç geldi. Haberin bilimsel referanslarını, bahsettiği üniversiteleri, akademisyenleri, yapılan çalışmaları ve tabi ki bu yazıyı yazan kişinin kim olduğuna baktım.

Bu yazı ilk olarak Artfulliving sitesinde yayınlanmıştı. Ama buraya sonra döneceğim.

Haberde bu yeni yaklaşımın İngiltere’deki Devonshire Üniversitesi Osmanlı ve Yakındoğu Çalışmaları Direktörü Lord Herbert Smith tarafından ortaya atıldığı belirtilmişti. Öncelikle araştırmaya üniversiteden başlayalım.

King’s College London, Essex Üniversitesi(University of Essex), Sussex Üniversitesi (University of Sussex), Londra Ekonomi Okulu (London School of Economics), Nottigham Üniversitesi gibi üniversitelerin kullandığı bir platform olan Higher Education Degree Datacheck (Yüksek Öğretim Lisansı Veri Kontrolü) sitesi kişilerin mezun olduklarını iddia ettikleri üniversitede kayıtlarının bulunup bulunmadığını kontrol etmenize yardımcı oluyor.

Yazıda ismi geçen Devonshire Üniversitesi’ni bu sitede arattığımızda üniversitenin Birleşik Krallık’ta diploma veren bir kurum olmadığını gösteren bir uyarı ile karşılaşıyoruz.

Ayrıca Devonshire Üniversitesi’nin Facebook ve Twitter sayfası ya da web sitesi bulunmuyor.


Arizona Stimson Üniversitesi genetikçilerinden Atekha Grimclaw’un 2010 yılında Amerikanın yerlilerinin %82,4’ünde ortak bir genetik varyasyon saptadığı da haberde yer alan bir diğer iddia. Yazıda bahsedilen Atekha Grimclaw ismini Google’da arattığınızda karşınıza bu haberi yapan sitelerden başka hiçbir kaynak çıkmıyor. 2010 yılında yapıldığı iddia edilen bu araştırmaya dair de herhangi bir akademik kaynağa ulaşmak mümkün değil.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki öğrenciler tarafından kullanılan RateMyProfessors.com, akademisyenlerin puanlandırıldığı ve haklarında yorum yapıldığı en büyük online platform. Bugüne kadar sitede 17 milyondan fazla oy kullanıldı, 1.6 milyon akademisyen ve 7 binden fazla okul bilgisi girildi. Bu kadar fazla verinin olduğu bir web sitesinde bu isme ve üniversiteye dair hiçbir bilgi bulunmuyor.

Ayrıca RateMyProfessors.com’da Devonshire Üniversitesi’nden olduğu söylenen Herbert Smith isimli profesörün de ismini arattım. Ancak ilgili bölüm ve üniversiteye uygun bir kişi karşıma çıkmadı.

“1850’lerde dahi Osmanlı ordusunda patates az tüketiliyordu”

Yazıda, “Nitekim 1800’lerden kalma askeri kayıtlarda bilhassa batı bölgelerinde karavanlarda patates yemeklerinin bulunduğu görülmektedir” ifadesi kullanılıyor.  İddiaya dair Türk ve Dünya yemek kültürü ve tarihi konusunda uzman olan Yeditepe Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nden Doç. Dr. Özge Samancı’yla konuştuk. Kendisine Osmanlı ve patatesin ilişkisini sorduğumda ise, “Ben patates ve Osmanlı çöküşü arasında bir bağlantı pek göremiyorum. Patates 1850’lerde dahi Osmanlı ordusunda az tüketiliyordu ki Osmanlı ordusuna eğitim için gelen Alman  general Moltke anılarında patates bulamadığı için çektiği özlemi anlatır örneğin” diyerek bu iddianın herhangi bir temeli olamayacağını aktardı.

Patates Lobisi Osmanlı’dan Ne İstedi?

İsmini ve yazdığı makaleleri hiçbir yerde bulamadığım Grimclaw, Amerikan yerlilerinde saptadığı ortak genetik varyasyon konusundaki araştırmasını derinleştirdikçe, bu varyasyona sahip yerlilerin kas yapılarında bir zayıflık bulmuş ve  bu zayıflığın yerlilerde patatesin içinde bulunan Patatin maddesinin tüketiminden kaynaklandığı sonucuna ulaşmış.

Ama tabi ki patates lobisi bu çalışmaların saygın dergilerde yayınlanmasını engellemiş. Muhtemelen bütün dirayetli hükümdarlara rağmen dağılan Osmanlı’nın arkasında da patates lobisi bulunuyordu.

Yazı Profesör Smith’in Türk bilim adamlarına tavsiyede bulunmasıyla bitiyor ve “patatin maddesine karşı hassasiyet geninin” Türklerde araştırılması gerektiğini düşündüğünü belirtiyor.

Şüphem yok ki patates tüketiminin önlenmesi Türklerin dünya sahnesindeki hak ettikleri yeri almalarını sağlayacaktır.”

“Yazı Tamamen Kurmaca”

Yazının en başında belirttiğim sonra geleceğiz dediğim nokta tam olarak burası!

Bir gazetecinin, medya yazarının ve hatta sıradan sosyal medya kullanıcısının sahip olması gereken en önemli özellik şüphe duymak. Şüphe duyduğunuz herhangi bir haber üzerine yapılması gereken ise haberin kaynağına ulaşmaya çalışmak, başka kaynaklardan teyit etmek, tek bir kaynakla yetinmemektir.

Aslında bu yazıyı haberleştiren Yeni Akit’in ve diğer sitelerin yapması gereken tek şey yazara ulaşmaktı. Osmanlı’nın patates yüzünden çöktüğü yazısını yazan Fırat Yağmurlu kurmaca yazılarıyla ünlü bir isim. Artfulliving sitesinde yazdığı yazıların büyük çoğunluğu gerçeğe dayanmıyor. Kendisine Facebook mesajı göndererek ulaşmam ve cevabımı almam sadece 30 saniye sürdü. Bu yazının tamamen kurmaca olduğunu belirten Yağmurlu, Yeni Akit’in kendisine ulaşmadığını belirtti.

Ayrıca Yağmurlu’nun avokado ve Türkiye’de avokado yetiştirilmesinin nasıl önüne geçildiğine dair bir diğer kurmaca yazısı da daha önce T24’ün Yaşam kategorisinde yayınladı. Yazıda, Molla Kamil Efendi’nin kendisine teslim edilen Yalova’daki arazisinde daha önce Fransa’da görüp çok beğendiği avokado meyvesini Anadolu koşullarında yetiştirme çabasından bahsediliyor. Yazıda, Patrona Halil ayaklanması ile son bulan bu maceranın ise ayaklanmaya katılan bir grubun telkini ile avokadonun timsah ile ağacın ciması ile mahsul olduğu söylentisi yayıldığı iddia ediliyor.

Ancak herhangi bir yerde bu yazının kurmaca olduğu belirtilmemiş. T24’ten de kimse Yağmurlu’ya ulaşıp bu yazının doğruluğunu kontrol etmemiş.

Bu yazıyı oluşturma aşamasında Fırat Yağmurlu’nun yazısının kurmaca olduğunu öğrenmiştim. Ancak göstermeye çalıştığım bir bilginin doğrulanabilmesi için izlenebilecek pek çok yöntem olduğu. Bu yöntemlerden en basiti ise haberin kaynağına ulaşmak. Ve kaynağa ulaştığımda işin gerçeğini öğrenmem, belirttiğim gibi oldukça kısa sürdü.

Ama bir iddiada hiçbir noktayı boşlukta bırakmadan doğrulamak isterseniz farklı noktaların izini sürebilirsiniz.

Günümüz habercileri için haberin kaynağına ulaşmak ve bu alışkanlığı geliştirmek en büyük eksiklik. Fırat Yağmurlu’ya neden böyle kurmaca yazılar yazdığını ve kendisine gelen tepkileri sorduğumda “tarihsel kurmaca, kurmaca türlerinden yalnızca biri. Zaman seçimi yaparken şimdiki zamandan çok, geçmişi kullanıyorum ama aslında yazdıklarım bu günle alakalı. Patates yazısını aslında günümüzde sürekli öne sürülen komplo teorilerine ironi olsun diye yazmıştım. Ciddiye alınabileceğini, haber olabileceğini de hiç aklıma getirmemiştim doğrusu. Sonuçta yazının aldığı tepki yazının kendisinden daha da ironik oldu. Yazının ciddi haber gibi algılanması bende çok rahatsızlık yaratmadı. Tam da eleştirdiğim şeyin yani halkımızın komplo teorilerine ne kadar düşkün olduğunun teyidi oldu. Benim derdim kötü giden her şeyi kendisinden başka her şeye bağlayabilen insanları eleştirmekti, gördüm ki bu konuda patates bile nasibini alabiliyor” cevabını verdi.