Araştırma: Okurlar teyite ne zaman inanır?

Bu içerik ilk kez 27 Mayıs 2020 tarihinde Brookings Edu  tarafından yayımlanmış ve Teyit tarafından çevrilmiştir.

Medya birlikteliklerinin, yıkıcı sonuçları olan işten çıkarmaların ve gazetecilerin doğrulanabilir gerçeği haberleştirme kabiliyetine yönelik saldırıların gittikçe arttığı bu çağda, teyitçilik dikkate değer bir şekilde öne çıkıyor. Haber merkezleri sözleşme imzaladıkça teyitçilik de büyüyor. Duke Reporters Lab tarafından yapılan bir ankete göre, 2019’da 68 ülkede toplamda 210 aktif teyit kuruluşu var. Poynter’ın Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı (IFCN), ortak ilke ve kurallara uyan 50’den fazla, doğrulanmış “imzacı” teyit kuruluşuna ev sahipliği yapıyor. PolitiFact gibi bazı teyit kuruluşları ise yerel medya pazarlarına teyit sağlamak için ‘Milwaukee Journal Sentinel’ gibi yerel gazetelerle ortaklık yapıyor.

Teyit gazeteciliğinin, insanların doğru olan şeylere inanma olasılığının artmasına yardım edebileceğini inceleyen son araştırmalara göre teyitlerin etkisi gazetecilerin kontrolü dışındaki etmenlere dayanıyor. Teyitlerin etkisi, teyitle karşılaşmadan önce konu hakkında bildiklerimize (ve fazla bilmiyorsak bunu kabul etmeye istekli olup olmadığımıza) ve haberin açıkça ‘teyitlenmiş’ olarak etiketlenip etiketlenmediğine göre değişiyor.

Araştırmacılar genellikle siyasi bilgiyi, insanların bir şey bilip bilmediğini değerlendirerek inceliyor. Ancak akademisyenler, yanlış bilgilerle ilgili kesin düşünceleri olan insanlarla, inançları hakkında emin olmayan ve bilgisiz insanlar arasında yapılması gereken ayrımın önemini vurguluyor.

Brookings’in yürüttüğü ve 500 Amerikalı’nın katıldığı bir çalışmada, farklı siyasi bilgi düzeyi arasında ayrım yapıldı. Bazı insanlar bir bilgiyi biliyordu ve bunu bildiklerinden emindi. Bu kişiler “bilgilendirilmiş” olarak sınıflandırıldı. Bazı insanlar ise ülkede olan olaylar ya da güncel olaylar hakkında bazı önemli gerçekleri bilmediklerinin farkındaydılar. Anketlerdeki bilgi sorularına, “Bilmiyorum,” cevabını veren bu kişiler “bilgilendirilmemiş” sınıfına ayrıldı. Bazı insanlar ise hatalı olsalar da yüksek bir özgüvenle bir sorunun cevabını bildiklerini düşünüyordu. Bu bireyler “yanlış bilgilendirilmiş” olarak değerlendirildi. Güncel bir bilgi hakkında soru sorulduğunda bazı insanlar yalnızca tahminde bulunduklarını söylüyorlardı. Bazıları doğru tahmin ediyor, bazıları edemiyordu; önemli olan şey emin olmadıklarını itiraf etmeleriydi. Bu grup “muğlak/belirsiz bilgilendirilmiş” olarak adlandırıldı.

Brookings insanların bilgi düzeyinin, bir teyiti okuduktan sonra haber hakkındaki gerçekleri görme olasılığını etkleyip etkilemediğini inceledi. PolitiFact ya da FactCheck.org gibi bir teyit grubundan alınan 25 gerçekten oluşan bir listeyle katılımcılar test edildi. Aynı zamanda katılımcılara her cevaptan ne kadar emin oldukları soruldu. Sonra, daha öncesinde test edildikleri konulardan biri hakkında bir teyit gösterildi.

Grafiğin gösterdiği üzere, başta “bilgilendirilmiş” olan insanların, bir teyiti okuduktan sonra “bilgilendirilmiş” olarak kalma olasılığı en yüksekti. Gerçeği görme olasılığı en yüksek olan ikinci grup ise birkaç dakika öncesinde “bilgilendirilmemiş” olan kişilerden oluşuyordu.

Aynı zamanda “muğlak bilgilendirilmiş” kişiler de bir teyit okuduktan sonra iyileşme gösterdi. “Yanlış bilgilendirilmiş” kişiler —bilgileri hatalı olan ama haklı olduklarından emin olan insanlar— teyitten en az etkilenen kişiler oldu.

Daha da kötüsü, aşağıdaki grafiğin gösterdiği üzere, “yanlış bilgilendirilmiş” kalan kişilerin, bir teyiti okuduktan sonra bile, söz konusu gerçekle ilgili yanlış cevabı seçme olasılığı, seçmeme olasılığından daha yüksekti. Buna kıyasla diğer grupların yanlış yanıtı seçme olasılığı düşmüştü.

Sonrasında başka bir çalışmada, bir haberi ‘teyitlenmiş’ olarak etiketlemenin, tartışmalı bilgileri doğrudan karara bağlamayan tipik bir habere kıyasla insanların inanma düzeyini nasıl etkilediği incelendi. 800 Amerikalı üzerinde kapsamlı bir anket yapıldı. Bazı insanlar başlıkta ve haberin içinde ‘teyitlenmiş’ olarak etiketlenmiş bir teyit haberi okudu. Diğerleri ise aynı haberi herhangi bir etiket olmadan okudu.

Beklendiği üzere ‘teyitlenmiş’ etiketi, insanların olay hakkındaki gerçeklerle ilgili sorularda daha başarılı olmasına yol açtı. Ancak, bunun bir bedeli vardı. Araştırmacılar uzun zamandır “düşman medya etkisi“nin farkındalar: bir konuyu çok önemseyen insanların, bu konunun kendi bakış açılarına göre düşmanca ele alındığı haberleri bulacağı fikri. Peki bu durum teyitler için de geçerli mi? Evet.

İki ayrı teyit etiketleme çalışmasına göre, bir haberi ‘teyitlenmiş’ olarak adlandırmak insanların gerçekleri bulmalarına yardımcı oluyor, ancak aynı zamanda insanların, teyitin taraflı olduğunu bildirme olasılığını da yükseltiyor.

Bu nedenle gazeteciler büyük bir güçlükle karşı karşıya kalıyorlar: insanların gerçekleri öğrenmelerine yardımcı olmak —ki bunu haberleri ‘teyitlenmiş’ olarak etiketleyerek yapabiliyorlar— ancak aynı zamanda insanların, haberlerinin taraflı olduğunu düşünmelerine yol açabiliyorlar.

Haber medyasını taraflı olması nedeniyle suçlamakla birlikte, neyin doğru olduğunu anlama konusunda gerçekten daha iyi olmak istiyorsak aynaya bakmalı ve bilmediğimiz şeyleri itiraf etmeli, itibarı yüksek kaynaklar tarafından doğrulanmış bilgileri ciddiye almalı ve tutumlarımızı buna göre değiştirmeliyiz.

Kaynak

Brookings Edu, When are readers likely to believe a fact-check? 27 Mayıs 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Freepik

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

Brookings Edu, When are readers likely to believe a fact-check? 27 Mayıs 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Freepik