‘OK Boomer!’ medyamızı gerçeklere yakınlaştırır mı?

“OK Boomer!” (Yav he he dayı, tamam moruk tamam, anladık teyzecim ok) ifadesine sosyal medyayı takip edenler rastlamışlardır. Z kuşağının umursamaz, Peter Pan sendromu içerisinde büyümekten kaçıp duran, çocuk kalmaktan usanmayan bir grup genç olduğu kanaatinde ısrarcı Baby Boomerların şikayetleri aslında bu tepkiyi beraberinde getirdi. Ütopyalarında ısrarcı, gelir adaletsizliğinden şikayetçi, iklim krizinin ciddiyetinin farkında olan Z kuşağı, sürekli karşılaştıkları “büyüyün ve dünyanın gerçeklerini görün” baskılarından sıkılmaya başladı. 

Kuşak çatışmalarıyla medya tüketimini bağlamadan önce kısaca kuşakları tanıyalım;

1945-1964 arası doğanlara Baby Boomer (Patlama Kuşağı), 1965-1979 arası doğanlara X Kuşağı, 1980-1994 arası doğanlara Y Kuşağı (Milleniallar), kabaca 1995-2010/5 arası doğanlara da Z Kuşağı diyebiliriz. 

Birbirlerine yakın olduklarını varsayabileceğimiz Millenniallar ve Z kuşağı arasındaki en bariz fark ise Y kuşağının biraz da olsa internetsiz, sosyal medyasız dünyayı biliyor olması. Bu yüzden de bu kuşağa dijital göçmenler deniliyor. Z kuşağı ise tamamiyle dijital dünyanın içerisine doğmuş ve aksini hayal bile edemeyen bir nesilden oluşuyor. Onlara ise dijital yerli deniliyor. 

Baby Boomer diye tarif edilen kuşak ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1945-1964 yılları arasında doğmuş ve refah devletinin koruyucu kalkanı altında büyümüş, pek çok sivil harekete tanıklık etmiş. Sürekli neyin doğru olduğunu bildiğinden emin olan bir üstüncülükle gençlere akıl vermeye kalktıkça sosyal medyadaki bu hareket de kendine yer buldu. Artık ne yapılmasının söylenmesinden sıkılan ve “sizi daha fazla dinlemek istemiyoruz” diyen Z kuşağının bu ifadeleri kimileri tarafından “yaşlı düşmanı” bulunurken bir kesimse şımarık Amerikan bebelerinin sosyal medya çığırtkanlığı olarak gördü. 

Dünyanın her yerinde gençlerin geleceği hakkında karar verenlerin en az ülkemizdekiler kadar yaşlı olduğunu söyleyebiliriz. Bilgelik ve ihtiyaçları anlamama arasına sıkışan bu tartışmada “OK Boomer!”cılar içinse net olan bir konu var: “Bizden üst kuşaklar belirli düşünce kalıplarıyla büyüdüler, ama biz farklı bir bakış açısına sahibiz” 

Özellikle iklim krizi gibi konularda bugüne kadar alınmayan sorumlulukların bedellerini ödemekle yükümlü olanlar da onlar. Üst kuşakların aldığı kararların bedelini ödeyenler, bütün bu yanlış kararlar alınırken aklınız neredeydi dercesine onları dinlememe hakkını kullanıyorlar. Türkiye’de daha ağır şekillerde hissetiğimiz gelir adaletsizliği de Z kuşağının ‘sizi dinlemeye dermanımız kalmadı’ isyanında ön plana çıkardıkları noktalardan.

Kuşaklar arası farklılığı daha da belirginleştiren olayların başında Brexit ve Donald Trump’ın başkanlık süreci geliyor. 2016 yılında istatistikler Baby Boomerların daha muhafazakar seçimler yaptığını gösteriyor. Ayrıca bu kuşak iklim krizini de daha az önemsiyor. 

Ayrıca Türkiye’de de geçtiğimiz senelerde çok tartışılan “yeni kuşaklar neden ev ve araba almıyorlar?” sorusu dünyadaki tüm genç kuşaklar için aynı soruna işaret ediyor. 

Gelir adaletsizliği hatırı sayılır bir biçimde artış gösteriyor. Onlar da mekan, emek gibi kavramları daha farklı yorumlamakta çözümü görüyorlar. Benim için yeni kuşakların hissettiklerini en iyi yansıttığını düşündüğüm videoda, YKS’ye girmek üzere olan bir gence sınav öncesinde heyecanlı olup olmadığı soruluyor ve ikince kez sınava giren arkadaşın muhabire verdiği cevap: “Okuyacağım, aylık en fazla 2.500 veya 3000 lira alacağım. Bunun için bu kadar kasmaya gerek yok.”

“KPSS’ye mi girsen?” 

Şahsi olarak en çok “OK Boomer” demek istediğim önerilerin başında bu geliyor. Akrabalar, tanıştığım yeni kişiler, taksi şoförleri, gazetecilik yaptığımı ve uluslararası ilişkiler mezunu olduğumu öğrenince “Acaba KPSS’ye mi girsen? Devlet kapısı…” demekten kendilerini alıkoyamıyor. Yaptığım işten iyi para kazanıp kazanamadığımı öğrenmek istiyorlar. Ama gerçekten de “ütopyalarımızı” rahat bırakmayan bu sorular ve tavırlar Y kuşağından beni bile zorlarken Z kuşağının bunlara tahammül edebilmesini beklemiyorum. 

Kasım ayında Slack’in Microsoft’u kendilerinin önceden yaptığı reklam kampanyalarına benzer bir reklamı yapmakla suçlaması sırasında “OK Boomer” ifadesini kullandığına şahit olduk. Slack resmi Twitter hesabından Microsoft’un reklamını paylaşarak “OK Boomer” demişti. 

Z kuşağı haberi nasıl algılıyor?

Sıkıcı, cevapsız sorulara kendi özgün koşulları içerisinde cevap üreten bu kuşaklar kendilerini en iyi sosyal medyada ifade ediyor. Peki, özellikle TikTok gibi bir platformu etkisi altına alan bu hareket, medyayı kullanma, tüketme ve haberlerle kurulan ilişki açısından bize neler öğretebilir?

2019 yılında Reuters Enstitüsü, Oxford Üniversitesi ve Flamingo tarafından hazırlanan “How Young People Consume News and The Implications For Mainstream Media” isimli raporda gençlerin haber tüketimine ilişkin çarpıcı çıkarımları var. Y ve Z kuşağından gençlerle yapılan araştırmaya göre, genç kuşakların haberlerden ne bekledikleri, kendilerinden daha büyük yaş gruplarındakilere göre  belirgin şekilde farklı. Genç kuşaklar kendi hayatlarında ilerleme ve eğlence istiyor ve bu da haberlere yönelik beklentilerini şekillendiriyor. 

Rapor, geleneksel medya kurumlarının haberi “bilmen gerekenler” olarak yorumladığına, ama genç kuşak haber takipçilerinin haberi, “bilmen gerekenler ama aynı zamanda neyi bilmek faydalı, neyi bilmek ilginç ve neyi bilmek eğlenceli” yaklaşımıyla değerlendirdiklerine değiniyor.

Haber deneyimi Facebook ya da Netflix kadar ulaşılabilir ve kolay olmalı. Bu içeriğin nasıl sunulduğu kadar nasıl dolaşıma sokulduğuyla da alakalı. İkinci olarak haber kuruluşları gençlerin beklentileriyle uyumlu bir şekilde hikayelerini anlatmalı. Son olaraksa haberlerin hikayeleri ele alış biçimleri değişmeli. Olumsuzluk, basmakalıp yargılar, çeşitlilik önündeki engeller gibi konular değişime uğradığı müddetçe gençlerin gündemine girebilecek. Yani özetle haberlerin formatı, tonu ve içerikleri gözden geçirilmeli. Ayrıca rapordaki önemli bir diğer nokta da, gençler doğru kaynaklardan bilgi alma ve gazeteciliğin kalitesi konusunda da önceki kuşaklara göre daha bilgililer. 

Araştırmanın katılımcılarından birinin ifadeleri haberlerin formatları ve hayatlarını nasıl etkilemelerini beklediklerini görmek açısından faydalı;

Haberlerin, sosyal medya ile iç içe geçmesinden hoşlanıyorum. Aktif olarak düşünmek zorunda değilim: ‘Ah, hadi bir arkadaşlarıma bakayım şimdi de haberleri bir kontrol edeyim’ demiyorum. Her ikisini de aynı anda yapabilirim… Ayrıca bence arkadaşlarımın hayatları bağlamında haberleri görmek ve kimin hangi yayınları paylaştığını ve neden onlarla alakalı olduğunu anlamak çok daha ilgi çekici.” (Maggie, ABD)

Şimdi Türkiye’de Kadir Has Üniversitesi’nden Eylem Yanardaoğlu’nun yaptığı araştırmada görüştüğü gençlerden birinin haberlere ilişkin görüşünü okuyalım;

Bir kere de Türkiye’de şöyle çok güzel bir haber görmek isterdim, özgürlükler ile ilgili şöyle bir şey yapıldı. Atıyorum transseksüel insanların korunması için şöyle bir yasa çıkarıldı. Eşcinsel insanlara şöyle bir yasa çıkarıldı veyahut hayvanlar için şöyle bir şey yapıldı. Ben böyle haberler görmek istiyorum açıkçası. Evet cumhurbaşkanı çıktı, böyle böyle dedi, bir sene bunun üzerine konuşuldu. Böyle şeyler görmek istemiyorum. Çünkü Türkiye’de sürekli siyasi ve onu okuyorsun onu okuyorsun insanlar bunalıyor yani, ben bunalıyorum şahsen.

Yanardaoğlu’nun araştırmayla ilgili yazdığı yazıda belirttiği en önemli kısımsa gençlerin haberlere yönelik üç beklentisi; şeffaflık, özgürlük ve haklara dayalı habercilik. Bu araştırmanın da bize gösterdiği şu, gençlere onları ilgilendiren konularda haber sunarsanız bunu tüketmeye hevesli olacaklardır. 

OK Boomer hareketinin Türkiye’de de sosyal medya kullanan gençler arasında büyük bir kesiminde karşılığı olduğunu ve benimsendiğine şahit olduk. Türkiye’de genç kuşakların neden bu tepkileri gösterdiğini anlamak için KONDA’nın yayınladığı rapora da göz atmak gerekiyor. 

KONDA 10 yıl aralıkla yaptığı araştırmada gençlerin hayat tarzlarını inceleyerek 10 yıl öncesinin gençliği ile bugünün gençliğinin birbirinden hangi konularda, ne şekilde farklı olduğunun tespit edilebileceği bir araştırma yayınladı. Bu araştırmada, gençler ülke geneline kıyasla çok daha eğitimli, çok daha modern, internetle çok daha ilişkili ve kültürel olarak çok daha aktif. Raporda beni en çok ilgilendiren ve dikkatimi çeken ise “haber takibi” başlığı olmuş ve raporda gözüme çarpan en bariz düşüş de burada yaşanıyor. 10 yıl öncesinin gençleri yüzde 72 ile haber takip ediyorum derken bugünün gençleri yüzde 22 oranında haber takip ediyor. Zihinlerinde haber denildiğinde ne canlanıyor tam olarak bilemiyorum ama haber takip etmiyor olmalarının bariz bir nedeni var. Haberden kaçınma davranışını ayrıca Reuters Dijital Haber Raporu’nda da yüzde 57’lik bir oranla görmüştük ama burada gençlere özgü bir raporda yüzde 72’den yüzde 22’ye gerçekleşen bir düşüş dikkatle ele alınmalı. Bana sorarsanız bunun cevabı yukarıda bahsedilenlerle alakalı. Gençler varolan medya sistemine “OK Boomer” diyor. 

Medyanın daha çok “OK Boomer”cıya ihtiyacı var

Greta’nın başlattığı iklim mücadelesini de bir nevi “OK Boomer” tepkisi olarak yorumlayacak olursak bu çabayla dünyaya verilen zararı gözler önüne sererek genç kuşaklara nasıl bir sorumluluk yüklediyse, medyaya da aynı sorumluluğu yükleyecek genç kuşaklar gerekli. 

Türkiye’de güzel işler yapan, medyayı bulunduğu yerden ileri çekmeye çalışan görece genç -kendini genç tutabilen- gazeteciler var. Teyit de bu ekiplerin içerisinde. Tek bir gelir modeline sıkışmamış, kendi “ütopyalarını” hayata geçiren, kaliteli içerik üretebilen, bunları sadece duygulara değil olgulara dayandırabilen gençler yeni nesil gazeteciliği de belirleyecek. 2020’nin medyaya ilişkin tahminlerinde de gördüğümüz şeyler arasında medyanın gerçeklere yakınlaşma zorunluluğu ve güvenilirliğini artırmak için atması beklenen adımlar. Ama Teyit gibi organizasyonların yapmaya çalıştığı önceki kuşakların bozduğu, yozlaştırdığı, çürüttüğü tüm değerleri yeniden inşa etmek. 

“Gençler bir araya gelmiş güzel şeyler yapıyor” havasından kendimizi kurtarmak için de çok uğraştık. Bir araya gelen bu gençlerin kendi değerlerini ortaya koyup, içeriklerini olgulara dayandırarak etki yarabilmesinin yegane nedeni de medyanın Baby Boomer kuşağı. Sorulması gereken; Reklam gelirlerinize odaklanarak sürdürdüğünüz bu medya ekosisteminin artık bir alıcısı var mı? 

Medyada, teknolojik gelişmelerde, sanatta “OK Boomer” tepkisine ve hareketine daha çok rastlayacağımızı düşünüyorum. Olguları yanlış bilgilerden daha kolay ayırt eden bu kuşağın içerisinden de daha çok teyitçi çıkacağına inancım tam.

Kaynaklar

New York Times,‘OK Boomer’ Marks the End of Friendly Generational Relations, 29 Ekim 2019

TikTok, OK Boomer videosu

KONDA, 10 Yılda Gençlerde Ne Değişti?

Gallup, Global Warming Age Gap, 11 Mayıs 2018

Forbes, The 2016 Election's Generation Gap, 9 Kasım 2016

Onedio, Genç insanlar artık neden araba ev almıyor, 22 Eylül 2016

Reuters Institute for the Study of Journalism, How Young People Consume News and The Implications For Mainstream Media, 2019

Bigumigu, "Slack’ten Microsoft’un Benzer Kampanyasına Ok Boomer Tepkisi", 22 Kasım 2019

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynaklar

New York Times,‘OK Boomer’ Marks the End of Friendly Generational Relations, 29 Ekim 2019

TikTok, OK Boomer videosu

KONDA, 10 Yılda Gençlerde Ne Değişti?

Gallup, Global Warming Age Gap, 11 Mayıs 2018

Forbes, The 2016 Election's Generation Gap, 9 Kasım 2016

Onedio, Genç insanlar artık neden araba ev almıyor, 22 Eylül 2016

Reuters Institute for the Study of Journalism, How Young People Consume News and The Implications For Mainstream Media, 2019

Bigumigu, "Slack’ten Microsoft’un Benzer Kampanyasına Ok Boomer Tepkisi", 22 Kasım 2019