Manisalı eczacıları kim öldürdü?

Soner Yalçın, Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli kitabında ve kitabın yayınını izleyen söyleşilerde, Manisa’da öldürülen üç eczacıya sıklıkla vurgu yapıyor. “Modern tıbbın karanlık yüzü aydınlanıyor” diyen Yalçın, bu cinayetler ile 1978’de Manisa’da kurulan “Manisa Eczacılar Üretim ve Tüketim Kooperatifi” (MEDAK) arasında bir bağ kuruyor. Bir adım ileri giderek bu cinayetlerin sorumlusunun uluslararası ilaç tekelleri olduğunu düşünmemizi sağlayacak bir gizem perdesi oluşturuyor. Peki gerçek ne?

Manisa’da olanları anlamak için 70’li yıllardaki siyasi cinayetleri anlamamız gerek. Resmi olmayan kaynaklara göre, 1978-1980 arasında yaşanan siyasi çatışmalarda binlerce insan hayatını kaybetti. Manisa’da faaliyet gösteren çeşitli siyasi gruplar arasında birçok çatışma yaşandı. Bu çatışmaları ve ayrıntılarını öğrenmek için dönemin farklı yayın organlarına bakabiliriz. Bu anlamda çeşitli başlıklarda Haziran, Temmuz ve Aralık 1979 tarihli Aydınlık, Yeni Asır, Yürüyüş, Kadınların Sesi, Cumhuriyet, Hergün haberleri dışında 2012 tarihli bir Yeni Şafak haberine baktık. Bir not: Dönemin haberlerindeki “komando” kavramı Ülkücü Gençlik Derneği’ne (ÜGD) bağlı militanları ifade ediyor . 

İlk cinayet: Maktul eczacı Çöllü 

Yalçın’ın dile getirdiği cinayetlerden ilki 25 Haziran 1979 tarihinden. MHP Manisa İl Başkanı Cemil Çöllü, kendisine ait ecza dükkanında saldırıya uğradı. Çöllü’nün ölümüne dair 26 Haziran 1979 tarihli Aydınlık gazetesinde, “Manisa’da Misilleme – Önce MHP İl Başkanı sonra bir CHP üyesi öldürüldü” başlığıyla yayınlanan haberde, olaya dair ayrıntılar yer alıyor. Saldırı gazetede, “Dün saat 15.00 sıralarında MHP İl Başkanı Cemil Çöllü’nün Doğu Caddesindeki eczacı dükkânına motosikletli iki kişi tarafından ateş açıldı. Olayda ağır yaralanan Çöllü, kaldırıldığı hastanede ameliyata alınırken öldü. MHP İl Başkanının ölmesinden sonra Doğu Caddesi’nde bulunan Ülkü Ocakları şubesinde komandolar harekete geçti. Komandolar Ülkü Ocaklarının karşısında berberlik yapan CHP üyesi Mehmet Kuşçulu’nun dükkanına saldırdı. Saldırı sırasında tabanca ile ateş açan bir komando Mehmet Kuşçulu’yu vurarak öldürdü” cümleleriyle ifade ediliyor.

Çöllü’nün ölümüne ve ardından işlenen cinayetleri içeren bir diğer habere ise yine aynı gazetenin 27 Haziran 1979 tarihli sayısından ulaşılıyor. “Uyarıyoruz: Manisa Barut Fıçısı Gibi – MHP’liler şehirde ikinci bir K. Maraş olayı yaratmak istiyor” başlığıyla yayınlanan haberde şu ifadeler var: “Manisa’da önceki gün MHP İl Başkanı’nın öldürülmesinden sonra süren olaylar dün de devam etti. Gazetemizin Manisa muhabiri Hüseyin Çorlu’nun babası Hüsnü Çorlu öldürüldü. Bu arada MHP’liler İzmir’den özel olarak komandolar getiriyorlar ve olayları çevre kasabalara kaydırmaya çalışıyorlar. Öte yandan şehirde MHP İl Başkanının ‘davadan döndüğü için öldürüldüğü’ yolunda yaygın söylentiler yer alıyor”. Öldürülen eczacı Emin Çöllü’nün önceki aylarda da silahlı saldırıya uğradığı ve yaralandığını, kendisini vuran kişileri gördüğünü de bu haberden öğreniyoruz: “MHP İl Başkanı Emin Çöllü’nün geçtiğimiz kış ayında yine bir silahlı saldırıya uğradığı, ancak o zaman kasığından yaralı olarak kurtulduğu öğrenildi. Bu olay hakkında muhabirimize bilgi veren vilayet yetkilileri Emin Çöllü’nün kendisini vuranları gördüğünü ve tanıdığını, ancak bilgi vermediğini söylüyor. Emin Çöllü’nün olayın failleri için ‘söylesem ne farkeder, olmaz söyleyemem’ dediğini bildiren yetkililer bu yaralama olayının partisinden ayrılmak istediği bilinen Emin Çöllü’yü korkutmak için MHP’liler tarafından yapılmış olabileceğini belirtiyorlar.” 

Aynı haberde 26 Haziran 1979’da öldürülen CHP delegesi berber Mehmet Kuşkucu’ya dair bilgi verirken, Turgutlu Belediye Başkanı’nın evinin çevresinde de “meçhul kişilerce” silahlı saldırı yapıldığı, yaşanan çatışmada bir kişinin yaralandığı, altı kişinin de gözaltına alındığı ifade ediliyor. Gazetede aynı gün Manisa Kocatepe mahallesinde “sol görüşlü” öğrencilerin evine saldırıldığı bilgisi de paylaşılıyor. 

Hergün gazetesi: “Cemil Çöllü şehid edildi”

Hergün Gazetesi ise 26 Haziran 1979 tarihli sayısında Çöllü’nün ölümünü, “Solcular bir berber ve bir bekçiyi de öldürdü – MANİSA MHP İL BAŞKANI CEMİL ÇÖLLÜ ŞEHİD EDİLDİ” başlıklı haberle duyurdu. Haberin devamında, “Manisa’da dün meydana gelen olaylarda biri MHP İl Başkanı olmak üzere iki kişi öldürüldü, bir kişi de yaralandı. Verilen ilk bilgilere göre, kimliği tespit edilemeyen komünist bir militan, MHP İl Başkanı Emin Çöllü’nün çarşı içerisindeki eczanesine girdi, aspirin istedi. Cemil Çöllü’nün arkasını dönmesinden hemen sonra tabancasını ateşleyen komünist militan hemen kaçtı. Manisa Valisi Mustafa Yörükoğlu, olaylardan sonra şehirde durumun son derece gergin olduğunu söyledi” ifadeleri yer alıyor.

Türkeş: “Bu iktidar bir an önce defolup gitmelidir”

MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 26 Haziran 1979’da TBMM’de yaptığı basın toplantısında dönemin Ecevit iktidarını sorumlu tutarak şunları söyledi: “Bu iktidar vatandaşların yüzde 42’sinin oylarını bile artık temsil etmemektedir. İktidar komünist canilere cüret kazandıracak her türlü söz ve eylemden kesinlikle kaçınmalı, himayeci tavrından vazgeçmelidir. Eğer bu hususlar yerine getirilmez, tedbir alınmaz ve vatandaşlara karşı yönelen kanlı saldırı ve cinayetlere seyirci kalınmaya devam edilir ise, Ecevit iktidarının sırtında taşımakta olduğu ve hiç aldırış etmediği vebal ve sorumluluk birkaç misli artacaktır.” Türkeş, Çöllü’nün birkaç ay evvel uğradığı saldırıyı hatırlatarak önlemlerin yetersizliğini şu sözlerle vurguladı: “Birkaç ay önce Manisa’da Cemil Çöllü’ye birinci suikast olayı tertiplendi. Ve bu saldırıdan İl Başkanımız Allah’ın lütfu ve şans eseri olarak hafif yaralı bir şekilde kurtuldu. Bu olay tıpkı diğerlerinde de olduğu gibi, iktidarın Manisa’daki uzantıları için hiçbir şey ifade etmiyordu. Bu umursamazlığın, vurdumduymazlığın sonucu dünkü olay oldu ve Cemil Çöllü, birkaç gün sonra gerçekleştirilen feci bir suikastla şehit edildi. Yine soruyorum, koskoca devletin daha birkaç ay önce ölümden dönmüş olan MHP Manisa İl Başkanı Cemil Çöllü’yü koruyaca gücü, kapısına bir bekçi olsun dikecek imkanı yok muydu? Vardır, var olmasına da, bu işi yapacak iktidar lazımdır.”

Sazak: “Manisa İl Başkanımızı komünistler şehit etti”

Hergün gazetesinde yer alan bir haberde ise dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın Çöllü’nün ölümü üzerine görüşlerine yer veriliyor. Sazak, “Manisa İl başkanımızı komünistler şehit etti” ifadelerini kullanarak kendileri için olayın açık olduğunu belirtiyor. MHP Manisa İl Teşkilatı’nın olaya dair yayınladığı bildiride, “MHP ve Ülkücüler, son bağımsız Türk devletini imha etmek isteyen Moskof uşağı komünistlerin önünde tek ve en büyük engel teşkil etmekte ve bu yüzden bütün saldırıların hedefi olmaktadır” deniyor. 

Dr. Güner: “Cemiller niçin öldürülüyor?”

Sonraki günlerde Hergün gazetesindeki “Açık Konuşalım” köşesinde yazan MHP Eski Genel Başkan Yardımcısı Dr. Âgâh Oktay Güner, “CEMİLLER” başlık yazısında, “Cemiller niçin öldürülüyor?” diyerek şunları söylüyor: “Cemiller niçin öldürülüyor? Neden Milliyetçi Hareket Partililer kurşunlanıyor? Niçin Ülkücü Gençler bombalanıyor? Ne istiyor MHP? Milliyetçi Hareket Partililer olarak ne istiyoruz? Türkiye mutlu, huzurlu ve güçlü olsun. Devlet bütünlüğümüz bozulmasın, millet birliğimiz sarsılmasın. Emperyalizmin en korkuncu komünizme namusumuzu teslim etmeyelim. İstediğimiz bu. Türkiye’yi bölmek, Devlet’i yıkmak, Komünizme geçmek isteyenler: tek engel Milliyetçi Hareket Partisini görüyor. Bu yüzden kurşunlanıyoruz, bu sebeple bombalanıyoruz.”  

Sazak: “Bütün bu cinayetlerden Ecevit ve hükümetini sorumlu tutuyoruz”

Himmet Kayhan, “Gün Sazak: Bir Şehidin Yolculuğu” kitabında Çöllü’nün öldürülüşünü ve ardından yapılan cenaze törenini şu şekilde aktarıyor: “Daha önce de saldırıya uğramış, sürekli tehditler almış olan Çöllü, o günlerin inançlı, fedakâr dava adamlarından biriydi. Katil, eczaneye girip ilâç istemiş, ilâcı vermek için dolaba döndüğü anda silahını çekip ateş etmiş ve Çöllü’yü üç kurşunla vurmuştu. Şehirde olağanüstü güvenlik tedbirleri alınmış, askerî birliklerden takviye kıtaları görevlendirilmişti. Polis ve asker, cami çevresini kordon altına almış, cadde ve sokakları tutmuştu. Müthiş bir gerginlik şehrin üstüne çökmüştü.” Dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, olay sonrası basına yaptığı açıklamada ise Başbakan Ecevit’i suçluyor: “Türk milletini topyekûn köle yapmak isteyen dış güçlerin uşaklarına, bugünkü hükümet, destek sağlamaktadır. Bütün bu cinayetlerden Ecevit ve hükümetini sorumlu tutuyoruz. Bu sorumlular, er geç Türk adaleti önünde hesap vereceklerdir.” 

Eczacı Gülersoy öldürülüyor

Eczacı Neşe Gülersoy, 27 Haziran 1979’da kendisine ait eczanede saldırıya uğradı. Saldırıya dair ayrıntılar, 28 Haziran 1979 tarihli Aydınlık gazetesinde, “MHP İl Başkanının cenazesinden dönen komandolar, şehirde terör estirdi – MHP’liler Manisa’da CHP’li bir kadın eczacıyı öldürdü” başlıklı haberde yer alıyor. Haberde saldırıların ardından şehirde sokağa çıkma yasağı konduğu, olayların çevre ilçelere kaydığı belirtiliyor. Ana sayfada yer alan haberin içeriği şöyle: “Manisa’da ‘Davadan döndüğü için’ öldürüldüğü iddia edilen MHP İl Başkanının cenazesinden sonra, MHP’liler saldırılarını sürdürdüler. CHP eski Yönetim Kurulu üyesi, milletvekili adayı ve Ege Eczacılar Odası Genel Sekreteri Eczacı Neşe Gülersoy dükkânında öldürüldü. MHP’lilerin son cinayetinden sonra esnaf, dükkânlarını kapattı, özel arabası olan kişiler şehri terk etmeye başladılar.” İç sayfalarda yer alan haber ayrıntılarında ise Gülersoy’dan önce öldürülen CHP’li berber Kuşkucu’nun dükkanının MHP il binasının yanında olduğuna dikkat çekiliyor. Eczacı Gülersoy’un ölümüne ilişkin ise şu ayrıntılar var: “Şehrin sokaklarında tekbir getirerek yürüyen MHP’lilerin dağıttıkları bildirilerden, K.Maraş olaylarından daha korkunç ve daha acı olayların tezgahlandığı izlenimi ediniliyordu. Olaysız sona eren ve MHP Genel İdare Kurulu üyelerininde katıldığı cenaze töreninden sonra gruplar halinde dağılan MHP’liler şehrin meydanında bir süre Ahmet Er ve ÜGD Başkanı Salih Cerit ile bir süre görüştükten sonra MHP binasına doğru harekete geçtiler. Bu arada yol üzerinde bulunan ve CHP Kadın Kolları Yönetim Kurulu üyesi ve Eski Başkanı Neşe Gülersoy’a ait Yeni Afiyet eczanesi önünde 10 kişilik bir grup toplandı. Gruptan ayrılan iki kişi eczaneye girerek eczacı Neşe Gülersoy’u daha önceki cinayetlere benzer şekilde yakından ateş ederek beyninden vurdu. Olay sırasında eczanede bulunan işçi Mesut Şahingüler’de yaralandı.”

29 Haziran 1979 tarihli Aydınlık’ta ise Gülersoy’un cenazesine ilişkin çeşitli bilgiler veriliyor. 5 bine yakın kişinin cenazeye katıldığı, birçok CHP milletvekilinin de cenazeye gelerek taziyede bulunduğu dile getirilirken, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun ile İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’in Vali Mustafa Yörükoğlu ve üst düzey emniyet yetkilileriyle bir toplantı yaptığı ifade ediliyor.

Yeni Asır: “Cinayetler Dizisi”

Eczacı Gülersoy’un ölümünü bildiren Yeni Asır Gazetesi haberi ise, Çöllü’nün öldürülmesiyle başlayan süreci “Cinayetler dizisi” olarak isimlendiriyor. Gazetenin 28 Haziran 1979 tarihli sayısında yer alan haberde, “Manisa’da MHP İl Başkanı Eczacı Cemil Çöllü’nün öldürülmesiyle başlayan ‘Cinayetler Dizisi’ dün dördüncü kurbanı da aldı. Cemil Çöllü’nün toprağa verilmesinin hemen ardından, bu kez CHP’li Eczacı Neşe Gülersoy şehirdeki görülmemiş güvenlik önlemlerine rağmen, eczanesine giren 2 kişi tarafından yaylım ateşine tutularak öldürüldü. Gözü dönmüş saldırganlar kendilerini yakalamak isteyen Şahin Güler adlı müşteriyi de ağır yaraladılar” ifadeleri yer alıyor.

Eczacı Gülersoy’un ölümü solda tartışılıyor

Türkiye İşçi Partisi’nin “Bağımsızlık, Demokrasi, Sosyalizm İçin Yürüyüş” dergisinin 2 Temmuz 1979 tarihli 221. sayısında ise Mehmet Aközer imzalı “Gündemin Başında” yazısında, Manisa’da yaşanan cinayetler ile Meclis’teki hükümet tartışmaları ve meclis oylamaları arasında bir bağ kuruluyor. Aközer, “Geçtiğimiz hafta Manisa’da MHP İl Başkanı’nın öldürülmesinden sonra kentte ilerici güçlere karşı başlatılan terör ve cinayet dalgası, faşist güçlerin saldırıların yeniden kitlesel kırımlar ve provokasyonlar doğrultusunda nasıl planlı bir biçimde geliştirildiğinin kanıtıdır. Yeniden yoğunlaşan bu saldırı ve terör dalgasının amacı nedir? İlk olarak belirtmek gerekir ki, sıkıyönetimin ilanından sonra faşist örgütlerin güçlerini sıkıyönetim dışındaki merkezlere kaydırmaları için gösterilen kolaylığın meyveleri toplanmaktadır. Faşist örgütler, sıkıyönetim ilanını sağlamak üzere kitle kırımları düzeyine ulaştırdıkları terörü, şimdi sıkıyönetim dışı bölgelerde de tekrarlayabilecek gücü ve hazırlığı kendilerinde bulabilmektedirler” diyor. 

“Yürüyüş” dergisinin 9 Temmuz 1979 tarihli 222. sayısında yer alan bazı haberler Manisa’daki olaylara ilişkin yorumlarda bulunuyor. “Gericilikle uzlaşmaya hayır!” başlıklı haber, “Geçtiğimiz hafta hemen her gün bir parti yöneticisi saldırıya uğradı ve öldürüldü. Manisa MHP Yönetim Kurulu üyesi ile CHP’li eczacı Neşe Gülersoy öldürüldü” spotuyla açılıyor. Haberde görüşlerine yer verilen TİP Başkanlık Kurulu üyesi ve Basın Bürosu Sekreteri Gündüz Mutluay, Başbakan Bülent Ecevit’in “Daha birkaç gün önce Manisa’da öldürülen üç CHP’linin kanlarının kurumadığı katil elleri tutmayı Ecevit kendi parti örgütüne de anlatamaz” diyor. Aynı sayıda yer alan “Sahte Barış Çağrılarıyla Vur Emri” başlıklı yazıda ise, “İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’in yaptığı açıklamada bu karanlık perdeyi bir ölçüde aralayıcı niteliktedir. Güneş, Manisa’da çok kısa aralıklarla meydana gelen cinayetlerin tümünün önceden planlanmış olabileceğini söylemiştir! Bunun doğal sonucu, Manisa’daki olayların, MHP yöneticilerinin öldürülmesinin ve son olarak da MHP Genel Merkezi’nin bombalanmasının birbirleriyle ilişkisi olan organize bir mizansen olmasa gerektiğidir” deniyor.

Eski İçişleri Bakanı Güneş: “İstihbarat gelmiyor”

Kara Kutu’da yer alan bir başka iddianın ayrıntılarına ise 16 Aralık 2012 tarihli bir Yeni Şafak haberiyle ulaşabiliyoruz. Dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, “Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu”nun edindiği bazı bilgilerin ardından 12 Eylül öncesine dair bir takım iddialarda bulunuyor. Güneş’e göre 12 Eylül’e giden süreçte yaşananlardan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) haberdar olduğu, darbeye zemin hazırlamak için hükümete konularla ilgili bilgi verilmediği iddia ediliyor. O dönem Ecevit ile birlikte MİT’i kapatmaya yönelik tavır aldıklarını iddia eden Güneş, Çöllü cinayetiyle ilgili bilgi almak için gittikleri MİT’ten eli boş döndüklerini belirtiyor. Olayı, “Manisa’dan dönüşte gittim MİT Başkanına, ‘istihbarat gelmiyor, bana istihbarat vermiyorsunuz’ dedim. MİT’ten istihbarat alamıyorduk” sözleriyle ifade ediyor. Oysa Güneş’in iddiası, 12 Eylül’e giden sürecin olgunlaşması için MİT-CIA arasında işbirliği olduğu ve kendilerinin bu anlamda dış plana itildikleri yönünde kuruluyor ve daha genel bir probleme değinmeye çalışıyor. Yani kitapta iddia edildiği gibi eczacıların cinayetinin arkasındaki güçlere referans vermek için değil o dönemseki siyasi çekişmelere işaret ediyor. 

Kadınların Sesi: “Yeni Maraş Manisa”

İlerici Kadınlar Derneği’nin yayın organı olan “Kadınların Sesi” dergisinin Temmuz 1979 tarihli 48. sayısında ise Gülersoy’un öldürülmesi şu sözlerle dile getiriliyor: “Faşist komandolar ‘Yeni Maraş Manisa’ çığlıklarıyla Manisa’daki ilericilere yurtseverlere saldırıyorlar. MHP’den istifa eden Cemil Çöllü’nün öldürülmesiyle başlayan olaylar geniş boyutlara ulaştı. Biri İGD üyesi, iki kişi faşist komandolar tarafından öldürüldü. 27 Haziran günü de İlerici Kadınlar Derneği üyesi ve CHP eski belediye başkanı adaylarından Neşe Gülersoy, sahibi bulunduğu eczaneden yaylım ateşine tutularak vuruldu. Eczanede bulunan işçi de ağır yaralandı. Neşe Gülersoy’un daha önceden de tehdit edildiği tespit edilmiş olmasına karşın güvenlik kuvvetleri tarafından hiçbir önlem alınmamıştır. Hükümet yeni bir Kahramanmaraş örneği yaşamak istemeyen Manisa halkına kulak vermeli. Faşist terörün daha geniş boyutlara ulaşmaması için etkin önlemler alınmalı. Ve unutmamalı; faşist cinayetleri önlemek, tek tek faşistleri yakalamakla değil, bu cinayet odaklarının toptan kapatılmasıyla mümkündür.”

Eczacı Erdem’in cinayetinin ardından Manisa ÜGD kapatılıyor

Son olarak Yalçın’ın değindiği üçüncü cinayet, CHP Eski İl Başkanı Mete Erdem’in 19 Aralık 1979’da öldürülmesi. Olaya ilişkin haber 20 Aralık 1979 tarihli Aydınlık gazetesinde, “Manisa CHP eski il başkanı öldürüldü” başlığıyla verildi. Olaydan sonra Manisa Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) binasında gerçekleşen aramada silah ve dinamitin bulunduğu ise haberin ayrıntılarında yer alıyor. “Dün saat 16.00 sıralarında eczanesinde çalışmakta olan Mete Erdem dükkanına giren birisi sarışın, zayıf boylu iki kişinin yaylım ateşi ile karşılaştı. Mete Erdem olay yerinde öldü. Şimdiki İl Başkanından önce CHP İl Başkanlığı yapan Mete Erdem CHP içinde sevilen sayılan etkili kişilerden birisi olarak tanınıyordu” diye anlatılıyordu. Ertesi gün, 21 Aralık, çıkan Aydınlık’ta ise Mete Erdem’in ardından CHP Manisa İl Yönetim Kurulu üyesi ve belediye meclisi üyesi Feridun Toy’un da kimliği bilinmeyen kişiler tarafından kurşunlanarak öldürüldüğü haberleştirildi. Toy da önceki öldürülen CHP’liler gibi kendisine ait dükkanda, yaylım ateşine tutularak öldürüldü. Erdem’in öldürülmesinin ardından Manisa ÜGD süresiz olarak kapatıldı.

Uyuşmazlık Mahkemesi cinayetlerle ilgili kararında, Hüsnü Çorlu, Mehmet Kuşkucu ve Neşe Gülersoy’a yönelik saldırıları azmettiren ve gerçekleştiren sanıklar ile olay bilgileri açıklanıyor. Manisa ÜGD ve MHP davasından sanıkların yer aldığı dosyayla ilgili heyetin kararında, “Dosyada bulunan belgelerin incelenmesinden, sanıklara atılı suçların işlenmesinde hiçbir kişisel nedenin bulunmadığı, eylemlerin siyasal ve ideolojik amaçlı ve örgütsel bağlantılı olduğu sanık ikrarları, tanık anlatımları, yer gösterme tutanakları ve diğer belgelerle anlaşılmaktadır” deniyor. Yine aynı kararda Gülersoy cinayetine dair, Halil Esandağ ifadesinde örgüt adına yapılan olayla ilgili açıklamalarda bulunurken eczacı Neşe Gülersoy’u vuranın Adnan Akdağ olduğu, ancak Selçuk Özdağ’ın olayı planladığı ifade ediliyor. 

22 Mart 1980 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Gülersoy’un katilinin kolluk kuvvetlerine teslim olduğu belirtiliyor. Haber şöyle: “CHP Manisa İl Kadın Kolları Başkanı Eczacı Neşe Gülersoy ile CHP’li berber Mehmet Kuşçu’yu öldüren ve Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği Başkanı Muammer Bulut’un evini silahla basan, hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunan sağ eylemci Adnan Akdağ dün Manisa Emniyet Müdürlüğü 1. Şube görevlilerine teslim olmuştur.”

Gülersoy ve Erdem’in öldürülüşlerine ilişkin Hergün gazetesinde herhangi bir haber yer almıyor. 

Yalçın neyi çarpıtıyor?

Tüm bu bilgilere bakarak, Yalçın eğer 70’li yıllarda işlenen siyasi cinayetlerin aslında Manisa’da işlenecek cinayetleri “normalleştirmek” için bir basamak olduğunu iddia etmiyorsa bu üç isim üzerinden yürüttüğü “giz perdesi” dayanaksız. Çatışmalar Türkiye tarihi için salt 1978-1980 yılları arasıyla sınırlı değil. Özellikle 1960’lı yılların sonundan itibaren, benzer saldırılar yaşanmaya başlamıştı. Yalçın, Manisa’da öldürülen eczacıların politik kimliklerini yok sayarak ve şehirde yaşanan diğer silahlı saldırılardan söz etmeyerek bilinçli bir yanıltma faaliyetine girişiyor. Oysa dönemin gazetelerinde de gördüğümüz gibi, o dönem Manisa’da birçok saldırı gerçekleşmiş ve bir kısmı neredeyse birbiri ardına gelen “misillemeler” olarak anlaşılmıştı. Öldürülen eczacıların bağlı oldukları siyasi partilerin açıklamaları da bunu kanıtlıyor. Bununla birlikte Gülersoy’un katilinin suçunu itiraf etmiş olması da önemli bir ayrıntı.

#SalgınVar okuma rehberi

Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli kitap hakkındaki çalışmaya dair Teyit ekibi tarafından yayınlanan 63 yazı bu rehberde yer alıyor.

Komplo teorileri hakkındaki yazıları okuyarak kitabın içinde düşülen genel yanılgıları anlayabilirsiniz: 

:point_right::skin-tone-2: Manisalı eczacıları kim öldürdü?

Komplo Teorileri I: Aşırı şüpheci tutum etrafımızı sardığında

Komplo Teorileri II: Bilimsel görünme çabası

Komplo Teorileri III: Sağlığımızı korumak için ne yapabiliriz?

Bu bölümdeki yazılar Kara Kutu’nun yazım sürecine mercek tutuyor. Kitaptaki kaynak gösterimi, izlenen metodoloji ve tespit edilen intihaller sizi şaşırtabilir. Ayrıca kitapta yer alan ve Yalçın’ın konuşmalarından hareketle oluşturulan safsatalara ve daha fazlasına göz atabilirsiniz: 

Kara Kutu’nun yöntemi – I: Nasıl yazıldı? Nasıl basıldı?

Kara Kutu’nun yöntemi – II: Kaynakça nasıl hazırlanmış?

Kara Kutu’nun yöntemi – III: 30 farklı kaynaktan yapılan intihaller

Korelasyon nedensellik değildir

Kara Kutu’nun ‘kozmik odasındaki’ intihaller

Safsatalar I: Komplo teorilerini safsatalar ile süslemek

Safsatalar II: Hatalı akıl yürütmenin kitabı

Özellikle ‘doğallık safsatasını’ özümsedikten sonra homeopati üzerine iddiaları inceleyebilirsiniz:  

Homeopati: Sulandırılmış Tıp

Kapitalizm homeopatiyi teğet mi geçti? Sektöre genel bakış

ABD’deki en büyük kütüphanelerin homeopati okullarıyla ilişkisi olduğu iddiası dayanaksız

İDDİA 1: Patofizyoloji kürsülerinin 12 Eylül’den sonra kapatıldığı ve yıllardır bu dersin verilmediği iddiası

Türkiye’de tıp eğitimi nasıl kurumsallaştı?

Rockefeller’ın -muhtemelen- girmekte zorlanacağı diyarlarda modern tıp ve tıp müfredatı: Kuzey Kore örneği

Kara Kutu: Yüzleşme Vakti isimli kitabın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde yer alan iddiaların ele alındığı yazılar bu bölümde: 

İDDİA 2: ABD ve Avrupa’da Augmentin’in evcil hayvanlarda kullanımının yasaklandığı iddiası

İDDİA 3: 12 yaşındaki her çocuğun kolesterol ilacı alması tavsiye edilmiyor

İDDİA 4: İlaçların farklı ülkelerde daha ucuz olmasının nedeni fiyat politikaları

İDDİA 5: Yan etkileri olan serzone isimli ilacın ‘henüz’ toplatıldığı iddiası

İDDİA 6: Bazı psikiyatrik hastalıklar piyasayı canlandırmak için mi uyduruldu?

İDDİA 7: Beyindeki organik değişimler mutasyon anlamına mı geliyor?

İDDİA 8: Gebelikte antidepresan kullanımının bebekte otizm riskini artırdığı iddiası

İDDİA 9: Serotonin ile depresyon arasında ilişki yok mu?

İDDİA 10: Sadece çocuklar üzerinde ve belli bir evre için yapılan araştırmanın sonuçları genellenebilir mi?

İDDİA 11: ABD’deki yaygın ölüm sebepleri arasında ilaç yan etkilerinin dördüncü sırada olduğu iddiası

Aşılar kitapta önemli bir yer tutuyor. Çalışmamızın önemli bir kısmı, bu nedenle aşılar hakkındaki iddialara ayrıldı:  

Aşılar bağışıklığı zayıflatıyor mu? Vücudumuzun ‘askerleri’ nasıl çalışıyor?

Aşılarda bulunan maddeler o kadar ‘korkutucu’ mu?

Aşılar etkisiz mi?

Sürü bağışıklığı: ‘Benim çocuğum istersem aşılatmam’ denebilir mi?

KONDA: ‘Aşı zorunlu olmamalı diyenlerin önemli bir kısmı uluslararası şirketlerin bizi hasta etmek istediğini düşünüyor’

Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de aşı çalışmaları

İDDİA 12: Türkiye’de ilk aşı kampanyasının 1985’te yapıldığı iddiası

İDDİA 13: Türkiye’de zorunlu aşı uygulaması olduğu iddiası

İDDİA 14: Menenjit aşısının 2013 yılında aşı takvimine eklendiği iddiası

İDDİA 15: Almanya’daki zorunlu kızamık aşısı yasasının ‘kıl payıyla’ kabul edildiği iddiası

İDDİA 16: Almanya’da çocuk doktorlarının yüzde 92’si çocuğunu aşılatmıyor iddiası

Finlandiya İngiltere İrlanda Hollanda ve İsveç’te aşıların zorunlu olmaması ne anlama geliyor?

İDDİA 17: FDA’da görevli Morris’in grip aşısı hakkındaki açıklamayı 2009’da yaptığı iddiası

İDDİA 18: İsrail’de hiç aşı yapılmadığı iddiası

Wakefield I: Aşı ve otizm arasındaki ilişki olduğu iddiaları nereden çıktı?

Wakefield II: Kızamık virüsü için aşı patenti almış

Wakefield III: Otizmli ailelerin avukatlarından para aldı

Aşı ve otizm arasında bağ olduğu tartışmalarını kimler kitleselleştirdi?

Aşı otizm arasında bağ olduğunu söyleyenlerin bilimsellik iddiası

Bugün 50’lerinde olanların çocukluğunda çevrelerinde otizmli çocuk yok muydu? 

İDDİA 19: İki yaşındaki bir çocuğun enjeksiyon yoluyla aldığı civa miktarı 100 gramdan 237 grama yükseldi iddiası

İDDİA 20: Neil Z. Miller aşı karşıtı derneklerle ilişkili

İDDİA 21: Houweling makalesinde aşıların zararlarından bahsetmiyor

İDDİA 22: Prof. Dr. Claire-Anne Siegrist aşının uzun dönemdeki faydalarının bilindiğini belirtiyor

İDDİA 23: Kızamık aşısının kadınların yüzde 55’inde romatoit artrit gelişmesine neden olduğu iddiası

İDDİA 24: Boğmaca aşısından sonra bebeklerin normalden yedi kat daha fazla hayatını kaybettiği iddiası

Difteri tetanoz ve boğmaca aşılarının ani bebek ölümü vakalarıyla bağlantısı yok

İDDİA 25: Aşıların kısırlığa neden olduğunu gösteren bir kanıt yok

İDDİA 26: Aşılarda kullanılacak antijenleri patent sınırlamaları mı belirliyor?

İDDİA 27: Gluten ve kazeinin otizme yol açtığını gösteren bulgu yok

Aşı üretimi kâr maksimizasyonuna dayanıyor ve bu halk sağlığını tehdit ediyor

Facebook’un reklam politikası Kara Kutu’daki aşı karşıtı iddiaların yayılımını engelledi mi?

Son olarak Kara Kutu’da modern tıbbın karşısına anti kapitalizmin konduğunu görüyoruz. Tıp ve anti kapitalizm ilişkisine dair yazılar aşağıdaki gibi:

Sosyalist deneyimlerde modern tıp: Sovyetler Birliği

Tıbbi enternasyonalizm: Küba

Bastırılmış bir deneyim: Allende ve Şili

Kaynaklar

Yeni Asır Gazetesi, İçimizden Biri, Eczacı Odası Yayınları

Yeni Şafak, Korktuk MİT’i kapatamadık, 16 Aralık 2012

Yürüyüş, Manisa Örneği , 2 Temmuz 1979

Yürüyüş, Gericilikle uzlaşmaya hayır! ,9 Temmuz 1979

Kadınların Sesi, Temmuz 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa’da Misilleme, 26 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Uyarıyoruz: Manisa Barut Fıçısı Gibi , 27 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, MHP İl Başkanının cenazesinden dönen komandolar, şehirde terör estirdi, 28 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa’da MHP’lilerin öldürdüğü Çorlu ve Gülersoy’un cenazeleri kaldırıldı, 29 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa CHP eski il başkanı öldürüldü, 20 Aralık 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa'da misilleme, 26 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Konu hakkındaki haber, 27 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Konu hakkındaki başka bir haber, 28 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa'daki olaylara dair detaylar, 29 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa CHP eski il başkanı öldürüldü, 20 Aralık 1979

Cumhuriyet Gazetesi, Manisa, 22 Mart 1980

Karar, T.C. Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümü, 9 Haziran 1987

Gün Sazak - Bir Şehidin Yolculuğu, Himmet Kayhan, 2016

Şüpheli bilgilerden yola çıkarak veriye dayalı ve uzun soluklu bir araştırma neticesinde hazırladığımız Dosya yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynaklar

Yeni Asır Gazetesi, İçimizden Biri, Eczacı Odası Yayınları

Yeni Şafak, Korktuk MİT’i kapatamadık, 16 Aralık 2012

Yürüyüş, Manisa Örneği , 2 Temmuz 1979

Yürüyüş, Gericilikle uzlaşmaya hayır! ,9 Temmuz 1979

Kadınların Sesi, Temmuz 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa’da Misilleme, 26 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Uyarıyoruz: Manisa Barut Fıçısı Gibi , 27 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, MHP İl Başkanının cenazesinden dönen komandolar, şehirde terör estirdi, 28 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa’da MHP’lilerin öldürdüğü Çorlu ve Gülersoy’un cenazeleri kaldırıldı, 29 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa CHP eski il başkanı öldürüldü, 20 Aralık 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa'da misilleme, 26 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Konu hakkındaki haber, 27 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Konu hakkındaki başka bir haber, 28 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa'daki olaylara dair detaylar, 29 Haziran 1979

Aydınlık Gazetesi, Manisa CHP eski il başkanı öldürüldü, 20 Aralık 1979

Cumhuriyet Gazetesi, Manisa, 22 Mart 1980

Karar, T.C. Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümü, 9 Haziran 1987

Gün Sazak - Bir Şehidin Yolculuğu, Himmet Kayhan, 2016