Kadınların habere ve teyit sitelerine daha az ilgili olmasının sebebi ne olabilir?

Kadının medyadaki temsilinde sorun olduğuna ilişkin tespitler uzun süredir yapılıyor. Kadınların medya kuruluşlarında görev alamamalarından tutun medyada konu edilişine kadar araştırılmayı bekleyen pek çok sorun karşımızda. Kadınların medya ile kurduğu ilişkide gündeme alınması gereken bir diğer başlık ise haber tüketicisi ve takipçisi olarak kadınların durumu. Sosyal medya platformlarının haber tüketimi için kullanımı artmış olsa da araştırmalar kadınların bu platformlarda da erkeklere göre haberlerden daha çok kaçındıklarını gösteriyor.

Haber tüketiciliğinin yanı sıra teyit.org gibi doğrulama platformlarının ürettiği içeriklere yönelik de kadınların daha az ilgisi olduğunu tespit ettik. teyit.org’un takipçi oranlarına ve internet sitesi istatistiklerine baktığımızda kadın ve erkek takipçiler arasında özellikle bazı platformlarda ciddi farklar olduğunu görüyoruz.

teyit.org’un Ekim ayında kullanmaya başladığı Instagram hesabını takip edenler içerisinde erkeklerin oranı yüzde 72 iken kadınlar yüzde 27. Facebook’ta ise yüzde 66’ya yüzde 34 gibi bir fark teyit.org takipçilerinin profilini oluşturuyor. Google Analytics’ten internet sitesi ziyaretçilerinin verilerine bakacak olursak yüzde 69’a yüzde 31 gibi bir farkın olması tüm mecralarda bu dengesizliğin sürdüğünü ortaya koyuyor. Twitter platformunda ise kadın / erkek takipçi oranlarına ilişkin verilerin pek sağlıklı olduğunu söylemek mümkün olmasa da benzer oranlar olduğunu belirtebiliriz.  İngiltere merkezli Full Fact isimli teyit platformundan Amy Sippitt geçtiğimiz Temmuz ayında yayımladığı bir yazıda, kadınların Full Fact’i erkeklerden daha az takip ettiğine dikkat çekmişti. Tüm yankı fanuslarına ulaşma çabasında olan teyit platformları için daha az kadın takipçiye ulaşıyor olmak ciddi bir sorun. Farklı ülkelerdeki doğrulama platformlarında da benzer sonuçlar olduğunu tespit eden Sippitt, daha fazla araştırmanın yapılması gerektiğine değiniyor. Teyitçiler için de geçerli olan bu sorun medyanın tümünde kendini gösteriyor.

Reuters Dijital Haber Raporu’nda haberden kaçınanlara ilişkin verilerde Türkiye yüzde 57’lik oranla birinciliği Yunanistan’la paylaşıyor. Ancak raporda elde edilen bulgulara göre endişe verici nokta ise kadınların erkeklere göre haberden daha çok kaçınıyor olması.

Peki bu sorun tek başına kadınların ilgisizliğinden kaynaklanıyor olabilir mi?

Elbette hayır.

Kadınların özellikle politik haberlere ve medyaya karşı ilgisiz olmasına odaklanan araştırmalar genel olarak üç başlıkta toplanıyor. Kadınların medyada daha az temsil edilmesi (hem üretim hem haber kısmında), kadınların siyaset içerisinde daha az temsil edilmesi ve bu işin kadınların işi olmadığının tekrar edilmesi, kadınların çalışsalar dahi uğraşmaları gereken “ev işleri, çocuk bakım işleri” olması. Christine Benesch, 2012 yılında yaptığı bir çalışmada, siyasi ve ekonomik olarak daha çok cinsiyet eşitsizliği yaşanan ülkelerde haber tüketimindeki cinsiyet eşitsizliğinin de bir o kadar arttığını ifade ediyor. Yani kadın, siyasetin içerisinde daha fazla yer aldıkça ve ekonomik olarak daha özgür olabildikçe haberleri daha fazla takip ediyor. Ancak yine de gelişmiş ülkelerde dahi kadınların belirli sebeplerle haberlerden kaçındığı ve haberle ilgilenmediği görülüyor.

Cinsiyet rolleri ve ev içi iş bölümü, kadın ve haber arasındaki mesafeyi açıyor

Benjamin Toff ve Ruth Palmer, haberden kaçınma davranışındaki cinsiyet eşitsizliğinin nedenlerine ilişkin Birleşik Krallık’ta bir araştırma yaptı. Bu araştırmada, derinlemesine görüşme teknikleri de kullanarak haberleri takip etmediğini belirten kadınların haber takip etmeme sebeplerine odaklandılar. Toff ve Palmer, kadınların güncel gelişmelerden haberdar olamamalarına ilişkin üç noktaya dikkat çektiler; 1) “haber-erkekler-içindir” algısı, 2) cinsiyet rollerine göre hane içindeki iş bölümü, 3) kadınların hem fiziksel hem duygusal olarak hissettikleri bakım sorumlulukları. İlk maddenin bu algının içselleştirilmiş tercihleri gösterdiği belirtilirken, diğer iki madde ise hem toplumsal hem de yapısal olarak eşitsizlik unsurlarına dikkati çekiyor. Kadınlar çalışsalar dahi evin ve çocukların bakımını erkeğe göre çok daha fazla üstleniyor. Derinlemesine görüşmeden aktarılan ifadeler, kadınların evde yapması gereken işleri bitirdikten sonra ancak uyumaya vakitleri kaldığını gösteriyor.

“Haberler erkek işi” algısı aslında en çok dikkatimi çekenlerden. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin her alanda karşımıza çıkması, bu eşitsizliğin medyaya yansımasına da neden oluyor. Siyasetin erkekler tarafından tartışılması hatta kadınların haklarının dahi televizyondaki tartışma programlarında erkekler tarafından tartışılıyor olması üzücü bir gösterge. Palmer ve Toff’un araştırmasında, medyada kadına söz hakkı verilmediği gibi haberlere ilişkin kadınların ne düşünmesi gerektiği de erkekler tarafından belirleniyor. Kadın programlarında aktarılan haberlerde ise kadınlar yalnızca ev işleri, yemek tarifleri ve sağlık gibi konularda haberin bir parçası olabiliyor.

Kadınlara her 30 saniyede bir taciz içerikli tweet atılıyor

Televizyon ve geleneksel medyada durum böyleyken kadınlar internette ya da sosyal medya platformlarında neden haber almaktan kaçınıyor olabilir bunu ayrıca düşünmek gerekli. Bunun nedenlerinden birisi belki de kadınların sosyal medya ortamında erkeklere göre çok daha fazla tacize maruz kalıyor olması olabilir.

İnsan hakları aktivistleri, uzmanlar ve binlerce çevrimiçi gönüllünün katkısıyla gerçekleştirilen Troll Patrol, kadınlara karşı çevrimiçi tacize ilişkin bugüne dek yayınlanan en geniş kitle kaynaklı proje.

Siyasetçi ve gazetecilerin yer aldığı proje, 2017 yılında 778 kadına bir yıl içerisinde 1 milyon 100 bin hakaret ve taciz içeren tweet atıldığını gösteriyor. Yani ortalama olarak projede yer alan kadınlara her 30 saniyede bir taciz içerikli tweet geldiği anlaşılıyor. Araştırmadaki başka bir bulguyla ifade edecek olursak bu projede yer alan hesaplara gelen her 14 bahsetmeden (mention) 1’i taciz içerikli.

Bu araştırma sınırlı bir grubu, gazetecileri ve siyasetçileri kapsıyor. Toplumsal anlamda kadınların en görünür olabileceği ve olması gereken bu gruptaki kadınların uğradığı çevrimiçi taciz, kendini ifade etmek isteyen kadınları sessizleştiriyor. Sürekli kim olduğunu bilmediğiniz anonim hesaplar tarafından uğranılan taciz ve hakaret kadınların kendilerini daha kapalı gruplarda ifade etmelerine neden oluyor olabilir.

teyit.org’un Ocak 2019’da yayımladığı “Medya Kullanımı ve Haber Tüketimi: Güven, Doğrulama, Siyasi Kutuplaşmalar” isimli rapor için bin 500 kişiyi kapsayan bir saha çalışması yapıldı. Yaptığımız araştırmada da ortaya çıkan sonuç diğer tüm araştırmaları destekler nitelikteydi. Kadınlar erkeklere kıyasla sosyal medyada haber paylaşma konusunda daha endişeli.

Kadınlar kapalı ağlara kayıyor olabilir mi?

Kadınların, sürekli tacize uğradığı, yanlış temsil edildiği, her gün kadın cinayetlerine ilişkin haberlerin yer aldığı ve çoğunlukla suçlunun kadınmış gibi gösterildiği medyayı takip etmek istememesi bir yanıyla doğal.

Bu internet ortamından azade olamayan teyit platformlarının da kadınlar tarafından daha az takip ediliyor olması yukarıda açıklamaya çalıştığım nedenlere bağlanabilir.

WhatsApp, Facebook Messenger, Instagram mesajları gibi daha özel ve kapalı alanlara kayan haberlerin izini sürmeye çalışmak teyitçiler için çözülmesi gereken bir sorun. Belki de bu soruna bulunabilecek bir çözüm daha fazla kadın takipçiye ulaşabilmek için de bir yol olarak akılda tutulabilir.

Kaynaklar

Full Fact, Does factchecking have a women problem?, Amy Sippit

Reuters Dijital Haber Raporu, 2018

Journalism Studies, Explaining the Gender Gap in News Avoidance: “News-Is-for-Men” Perceptions and the Burdens of Caretaking, Benjamin Toff & Ruth Palmer

Amnesty International, Troll Patrol Findings

teyit.org, Medya Kullanımı ve Haber Tüketimi: Güven, Doğrulama, Siyasi Kutuplaşmalar