İran Şahı Nasreddin’in haremine ait olduğu iddia edilen fotoğraflar

İDDİA / Fotoğraf: İran Şahı Nasreddin’in haremindeki kadınlar.

DOĞRU

CNN Türk, Milliyet, Sözcü gibi haber sitelerinde yer alan ve sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşılan fotoğrafların İran Şahı Nasreddin’in hareminden olduğu ve Nasreddin’in eşi Anis al Dawlah’ın da bu fotoğraflarda yer aldığı iddia edildi.

Fotoğrafların Şah Nasreddin’in hareminden olduğu doğru ve fotoğraflarda yer alan kişiler arasında Anis al Dawlah da bulunuyor.

Yönetmen Beate Peterson tarafından 2011 yılında çekilen ve BBC tarafından yayınlanan Nasseredin Shah and His 84 Wives (Nasreddin Şah ve 84 Karısı) isimli belgesel filmde, Anis al Dawlah’in anlatıldığı kısımda sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların bir kısmını görmek mümkün.

Dolaşıma giren fotoğrafların bazıları ise Anis al Dawlah’e değil Nasreddin Şah’ın diğer eşlerine, kızlarına ve torunlarına ait.

Staci Gem Scheiwiller tarafından yazılan ve İran’ın devlet arşivlerinden yararlanılarak oluşturulan Liminalities of Gender and Sexuality in Nineteenth-Century Iranian Photography: Desirous Bodies isimli kitapta Gülistan Sarayı’na ait arşivlerde yer alan fotoğraflardaki kişilerin sarayda ve haremde yer aldıklarını söylemek mümkün.  Ancak sosyal medyada yayılan fotoğrafların bazıları Nasreddin Şah’ın eşi Anis al Dawlah’a aitken bir kısmı ise Nasreddin Şah’ın kızlarından biri olan Ismat al-Dawlah’a ait.

Nasreddin’in eşlerinden biri Anis Al Dawlah. Bir başka fotoğrafını burada görebilirsiniz.

Fotoğraflar tiyatro gösterisinden değil saraydan

Bazı sosyal medya kullanıcıları ve Kültür Servisi, direnişteyiz.org gibi sitelerde ise bahsi geçen fotoğrafların aslında İran’da tiyatro oyunlarında kadınların sahneye çıkamaması nedeniyle kadın kostümü giyen erkeklere ait olduğu iddia edildi. Scheiwiller’in kitabında  belirttiği gibi, o yıllarda kadınların sahneye çıkamadığı iddiaları doğru olsa da kadınların yerine küçük erkek çocuklarına rol verildiği belirtiliyor. Bunun nedeni ise küçük erkek çocuklarının kutsal kadın figürünü temsil edebilecek narin vücutlara sahip olması şeklinde açıklanıyor.. Devlet tiyatrosu olan Takkiyeh Dowlat’ta kadınlar, izleyici olarak yer alabilirken oyuncu olamıyorlardı çünkü kadınların sosyal hayatın içerisinde bu şekilde görünmesi hoş karşılanmıyordu.

Ta’ziyeh aktörleri, 1910’lar

Tiyatro oyunlarında kadınların yerine erkek çocukları oynatılsa da sosyal medyada yer alan fotoğraflar ve aşağıdaki fotoğrafta görülen kişi Harvard Üniversitesi’nin arşivinde paylaşılan İran Çağdaş Tarih Çalışmaları Enstitüsü’nün koleksiyonlarında yer alan Nasreddin Şah’ın kızlarından Ismat al-Dawlah.

Nasreddin Şah’ın kızlarından Ismat al-Dawlah

Nasreddin Şah’ın torunu (ortadaki) Ismat al-Muluk

Qajar (Kaçar) kadınlarının bıyıkları güzellik sembolüydü

Afsaneh Najmabadi’nin Women with Mustaches and Men without Beards: Gender and Sexual Anxieties of Iranian Modernity (Bıyıklı Kadınlar ve Sakalsız Erkekler: İran Modernitesinin Cinsiyet ve Cinsellik Endişesi) kitabında, erken Qajar dönemlerinde (1785–1925), erkeğin ve kadının hem yüz hem vücut güzellik tasvirlerinin benzer olduğu ifade ediliyor.

Yazılı kaynaklarda kadının ve erkeğin güzelliğini tarif etmek için aynı sıfatlar kullanılıyordu. Örneğin Rustam al-Hukama, Tahmasb Mirza’ya genç erkekleri tarif ederken: “genç bıyıksız erkekler, gülyüzlü, selvi boylu, nergis gözlü, cilveli, bal dudaklı, elma yanaklı, ay yüzlü, Venüs gibi, hilal kaşlı, ahu gözlü” diyordu (1974, 199).  Bu betimlemeler bugün genellikle daha feminen bir güzelliği çağrıştırırken, 19. yüzyılda bu tanımlamaların hem kadın hem erkek için geçerli olabildiği aktarılıyor.  

Çağdaş bir gözle bakıldığında, Qajar ailesine mensup kadınların bıyıklı olması ve bu durumun onları erkek gibi gösteriyor olması, bu kadınların daha çirkin olduğunu düşünmemize neden olabilir. Oysa ki kendi dönemlerinde “bıyık bir kadının güzelliği için el üstünde tutulan bir ilkeydi” diye tarif ediliyor. Najmabadi’nin kitabında (2005, 232) gezgin Carla Serena, 1877’de İran’a Prenses Ismat al Dawlah’ın düzenlediği ziyafet için yaptığı yolculukla ilgili aktarımlarında şöyle diyor:

“Bu prenses bana makyaj yapmak istediğini söyledi. Öncelikle maskarayla kaşlarımı alnımın ortasında birleştirdi ve bir yay şeklince boyadı. Sonra kirpiklerimi boyadı, yanaklarımı beyaz pudrayla ve kırmızı allık sürdü ve en sonunda dudaklarımı kırmızıya boyarken dudağımın üstüne de ince bir bıyık çizmeyi unutmadı ki bu iranlı kadınların yüzündeki önemli güzellik göstergelerinden birisiydi.”  

Serena’nın Ismat al-Dawlah hakkındaki tarifinde “dudaklarının üstünde ona erkeksi bir hava katan yumuşak bıyıkları vardı” diyor. Aynı şeyi Anis al-Dawlah (Nasir al-Din Şah’ın en gözde eşi) hakkında da söyleyerek “kırmızı dudaklarının üstünde kalın buğday renkli bir gölge bulunuyordu” diyor. Bazı kadınlar bıyıklarını almazken bazıları da özellikle maskarayla bıyık çiziyordu.

1900’lü yılların başında değişen güzellik algısı

Pek çok Farsça kaynak ve aynı zamanda fotoğraflar, 19. yüzyılda Qajar kadınlarının ince bıyıklarıyla övündüğünü ve bir güzellik göstergesi olduğunu içeriyor. Ama kısa bir süre sonra bu güzellik göstergesi olan bıyıklar, çirkinlik ve maskülenlik ifadesi anlamına gelmeye başlıyor. Bu dönüm noktasının biraz da olsa izini sürebildiğini düşünen Najmabadi, Qajar döneminin sonu olan 1900’lü yılların başlarında kadınların bıyıklarının rahatsızlık ve hoşnutsuzluk yaratmaya başladığını belirtiyor. İranlı kadınlar, İranlı erkeklerin fantazilerini süslemeye başlamış olan Avrupalı kadınlar gibi görünmeye çalışıyordu. Afsaneh Najmabadi kitabında (2005, 234-236), dönemsel olarak değişmiş kadın figürünü göstermek için Nasreddin Şah’ın kızlarından Taj al-Saltanah’ın iki fotoğrafına yer veriyor.

Shireen Mahdavi tarafından yazılan Taj al-Saltaneh, an Emancipated Qajar Princess kitabında, Taj al-Saltaneh’ın  döneminin en güzel kadınlarından birisi olduğunu aktarıyor.  Kendisinin de anılarında kendi güzelliğinden pek çok kez bahsettiğini ifade ediyor. Aktarılan bir pasajda şu ifadeler yer alıyor:

“Ben çok akıllı ve zekiydim. Allah benim yüzümü bütün güzelliğiyle kutsamıştı. Saçlarım kahverengi, uzun ve kıvırcıktı. Tenim pembe-beyazdı uzun kirpikli iri siyah gözlerim, çizilmiş gibi burnum, kırmızı rujumla kontrast oluşturan beyaz dişlerim ve küçük bir ağzım vardı.  Yönetimin merkezinde bulunan sarayın haremine özenle seçilen kadınlar arasında yüzü benim kadar çekici olan yoktu.”

Makalede, bütün genç asillerin, onu görmemiş olsa dahi ona aşık olduğu ve ellerine taptıkları anlatılıyor. Boşandıktan sonra etrafı aşık gençlerle çevrilen Taj al-Saltaneh’in özgürleşmiş hayat tarzı, bu genç erkeklerle eğlenmesini  ve onunla flört etmelerine izin veriyordu. Mahdavi, Çok fazla sevgilisi olmasıyla ünlü olan Taj al-Saltaneh hakkındaki hikayelerin bazılarını gerçek ve kurgudan ayırmanın oldukça zor olduğunu belirtiyor. Ayrıca güzelliği hakkında aşıkları tarafından yazılan pek çok şiir bulunuyor.

Ayrıca Taj al-Saltanah’ın kadın erkek eşitliği hakkındaki düşüncelerinin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

1900’lerin başlarında değişen bu durumla birlikte Şah’ların evlendikleri kadınlarda aradıkları güzellik özellikleri de giderek Avrupa’daki güzellik algısına benziyordu. Reza Şah’ın ikinci eşinin fotoğrafına buradanReza Şah’ın dördüncü eşinin fotoğrafına buradan ulaşabilirsiniz.

İran’da Nasreddin Şah döneminde çekilen fotoğraflar

2.2 Numaralı Görsel: Nasreddin Şah Qajar, Marziyeh, 1860–90. Albumen print. Özel koleksiyon, Tahran.

2.3 Numaralı Görsel: Antoin Sevruguin, Views of Life in Persia (İran’da Hayat) albümünden “İsimsiz” eser, 1870–90. Albumen print. The Seikyo Press, Tokyo.

2.4 Numaralı Görsel: Anonim, Bir Grup Hayat Kadını, “A Full House,” c. 1880. Resmi olarak Stuart Cary Welch Collection’da yer alıyor.

2.5 Numaralı Görsel: Anonim, Taj al-Saltaneh Bisiklette, c. 1890. Albumen print. Private collection, Tahran.

Performing the Iranian State isimli derleme kitapta yer alan ve İran’da bu dönem çekilen fotoğrafların pek çoğu Antoin Sevruguin (1830–1933)’e ait. Kariyerine ressam olarak başlayan Sevruguin hem geleneksel İran hem Avrupa sanatı konusunda eğitim aldı. 1870’li yıllardan başlayarak ölene kadar kraliyetin himayesinde fotoğrafçılık yaparak yaşadı.

Antoin Sevreguin tarafından çekilen ve ABD hükümetinin yürütücülüğündeki bir müze ve araştırma merkezi olan Smithsonian Enstitüsünde bulunan bu fotoğrafların haber sitelerinde ve sosyal medyada dolaşan fotoğrafların bir kısmıyla aynı olduğunu görmek mümkün. Sevreguin’in benzer fotoğraflarına aşağıda görebilirsiniz.

Museum of Islamic Art’ın da sayfasında İran’lı kadınların fotoğraflarını bulmak mümkün.

Harvard Üniversitesi’nin İran’a ilişkin arşivlerinde de sosyal medyada yayılan fotoğraflardaki  kişiler olduğunu görebiliyoruz.

19. yüzyılın ortalarına kadar olan bazı kadın fotoğraflarına ise bu albümden bakabilirsiniz.