İntihar dosyası I: Dünyada verilerle intihar gerçeği

İstanbul Fatih’te bir kadının, üç kardeşini zehirledikten sonra kendi hayatına son vermesi, aradan bir hafta geçtikten sonra da Antalya’da bir apartmanda ikisi çocuk dört kişilik bir ailenin aynı yöntemle hayatını kaybettiğinin tespit edilmesi, henüz üniversite öğrencisi bir genç kızın intiharı, kendini kullandığı ağır vasıtaya asan bir şoför, Ankara’da arkasında bıraktığı bir video ile yaşamına son veren matematik öğretmeni… İntihar bir süredir Türkiye’de aktüel bir tartışma. 

Ancak bu tartışmayı yürütürken aklıselimden ziyade, kısayolcu açıklamalara başvurmayı tercih ettik. Çünkü intihar ne kadar ciddi ve acı ise, özellikle basın ve sosyal medya açısından bir o kadar ağız sulandırıcı ve çekici bir konu. Bir insanın içinde bulduğu çıkmaz ve çaresizliğin sonucu olan yıkıcı bir davranış, siyasete, toplumsal kutuplaşmaya, en fenası da tık hevesine alet edilebiliyor. Çünkü bir içerik korkudan, kaygıdan ve dehşetten ne kadar besleniyorsa o denli ilgi çekiyor. Son dönemde yaşanan intihar olaylarında da öyle oldu. Birçok aileyi ve yakınlarını derinden etkileyen intihar fenomeni, toplumsal kutuplaşmanın cephelerine sürüldü. Bir taraf intiharı bireyci burjuva kültürünün ve batılılaşmanın bir marazı olarak tanımlarken; diğer kutup yoksulluk ve ekonomik krizin olağan bir sonucu olarak gördü, idareyi beceriksizlikle itham etti. İntiharla ilgili mevcut gündemi aşan bazı kent efsaneleri de buna eklendi. 

İntihar üzerine yazmak kolay değil. Sağlıklı istatistiklere ulaşmak, intihar olarak anılan ama aslında birbirleriyle aynı kategoride bulunması zor olan beşbenzemez vakaları birbirleriyle ilişkilendirmek, arkalarında yatan farklı sebepleri kavrayabilmek gerçekten çok zor. Kişiyi geri dönüşü olmayan bir tercihe sürükleyen iç mücadeleye ve geride bıraktığı sevdiklerinin yaşadıkları travmaya saygısızlık etmeden, intiharı bir tercih olarak lanetlemeden ya da yüceltmeden, hakkını vererek anlamaya çalışmak; intiharı bir hastalığa indirgeyecek basit bir açıklamaya rağbet etmeden dile dökmek belki daha da zor. 

Ancak intihar verilerini doğru okumak, kısayolcu açıklamalardan kaçınmak ve haberleştirirken sağduyulu davranmak için oldukça geçerli bir sebebimiz var: Risk altında olanlara yardım edebilmek ya da en azından intihar ihtimalini artıracak yüreklendiricilikten geri durmak. 

Bu nedenle bu dosyada kendi sınırlarımızı bilerek verilere başvurmaya çalışacağız. İntihar oranını artırdığı bilimsel olarak tespit edilmiş değişkenler var mı? İntihar genelleme yapmaya, tek bir sebebe indirgenmeye uygun bir davranış mı? Türkiye’de ve dünyada intihar olgusu belirgin bir sosyoekonomik desen sergiliyor mu? Sık düşülen tuzaklardan olabildiğince kaçınarak bu sorulara yanıt bulmaya çalışacağız. 

İntihar kavramı

Emile Durkheim, ölen kişi tarafından ölümle sonuçlanacağı bilinerek yapılan, olumlu ya da olumsuz bir fiilin doğrudan ya da dolaylı sonucu olan her ölümü intihar olarak tanımlıyor. İntihar girişiminin farkı ise, ölümle sonuçlanmaması. Geri dönüşü olmayan bir fiil olarak intihar, insanın sergileyebileceği en radikal davranışlardan biri. Elbette diğerlerine zarar verecek şiddet davranışlarından sonra. 

Öncelikle intihar tek tip bir davranış değil ve farklı intiharlar türlerinin farklı değerlendirilmesi gerekiyor: Bireysel intiharları intihar saldırıları, intihar cinayetleri, toplu intiharlar, ölüm orucu ya da siyasi bir eylem sonucu gerçekleşen ölümler ve ötanaziden ayırmak ve bunların her biri için ayrı bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Örneğin Fatih ve Antalya’da gerçekleşen olaylar, bireysel bir intihar değil, intihar cinayeti olarak değerlendiriliyor. Çünkü burada bir kişi, kendisinden sonra hayatta kalanların hayatlarını sürdüremeyeceklerini düşündüğünden, ya da bazı durumlarda psikiyatri uzmanı Dr. İlker Küçükparlak’ın dikkat çektiği gibi, kendisinden sonra hayatta kalacakları fikrine dayanamadığından bu fiile başvuruyor

Dünyada intiharlar 

İntihar istatistikleri farklı ülkelerde farklı şekilde tutuluyor. İntihar olduğu kesinleşen ölümlerin yanı sıra, öldürme ya da intihar amacı gütmeksizin kazara yaşanan ölümler, sebebi belirlenemeyen ölümler ve sonrasında intihar süsü verildiği ortaya çıkan cinayetler söz konusu olabiliyor. Bunların hepsi farklı ülkelerde rakamlara farklı şekilde yansıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, Türkiye intihar konusunda ortalama ve üzerinde kalitede data sağlayabilen 80 ülke arasında. Data konusunda en kötü durumdaki ülkelerde yaşanan intiharları değerlendirirken, bu veriyi de akılda tutmak gerek. Örneğin İslam ülkelerinden ve sahraaltı Afrika’dan toplanan veriler pek de sağlıklı değil

Yeryüzünde her 40 saniyede bir kişi hayatına son veriyor. Yine DSÖ’ye göre, dünya üzerinde her yıl intihardan dolayı neredeyse 800 bin insan yaşamını yitiriyor. İntihar dünya çapındaki tüm ölümlerin yüzde 1,4’ünden sorumlu.  

Bu rakam 8 milyarın üzerindeki dünya nüfusu düşünüldüğünde, bir de insanlığı bekleyen onca tehlike hesaba katılınca, öncelikli görünmeyebilir. Nitekim rakamlar gösteriyor ki kardiyovasküler hastalıklara kıyasla, intihar öncelikli bir ölüm sebebi değil

Ancak kalkışılan her 20 intihardan ancak biri ölümle sonuçlanıyor. Daha önce bir kez intihar girişiminde bulunmuş herkesin risk grubunda olduğu dikkate alınırsa, bunun küresel bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkabilir. Nitekim örgüt, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı gününün bu yılki odağı olarak ‘intiharı önlemeyi’ belirlemişti

İntihar hızı, tüm dünyada 100 bin kişide bir üzerinden hesaplanıyor. Dünyada intihar hızının en yüksek olduğu ülkelere bakınca, aralarında belirgin bir ortaklık yakalamanın zor olduğu görülüyor. Bu ülkeleri ortak bir gelir grubu, ortak bir coğrafya ya da ortak bir siyasi düzende toplamak zor. 

Ülkeİntihar Hızı
Guyana30,20
Lesotho28,90
Rusya 26,50
Litvanya 25,70
Surinam23,20
Fildişi Sahili23,00
Kazakistan22,80
Ekvator Ginesi 22,00
Belarus21,40
Güney Kore 20,20
Uganda20,00
Kamerun 19,50
Zimbabwe19,10
Ukrayna 18,50
Nijerya 17,30
Latvia17,20
Esvatini16,70
Togo16,60
Hindistan16,50
Uruguay16,50

İntiharı anlamak için derli toplu veri elde edebildiğimiz bir diğer kaynak da OECD. Ancak bu istatistikler, yalnız OECD bölgesini içerdiğinden yanıltıcı olabilir; intiharın “zengin ülkelerde” yaygın bir davranış olduğu sonucuna götürebilir. Bu gözle okumak gerek.

OECD ülkelerindeki intihar oranlarında 1995 ila 2009’daki değişime baktığımızda, Kuzey Avrupa ülkelerinde ciddi bir azalma olduğunu görüyoruz. Bu tabloda Türkiye yok; çünkü veriler belirgin bir değişim sergilemiyor. Diğer yandan Uzak Asya ülkelerinde intiharlar artıyor. 

Ölüm sebepleri arasında yıllar içinde intiharın yerine baktığımızda da belirgin bir değişim gözlemlemiyoruz. Hatta rakam sabit kaldığından, bir ölüm sebebi olarak intiharın oranında küçük bir azalma olduğu görülüyor. 

İntiharla hangi değişkenlerin ilgisi var? 

İntihar söz konusu olduğunda bakılması gereken ilk değişkene genelde en son bakıyoruz. Belli ruhsal sorunları olanlar, intihar davranışı için risk grubundalar. Çalışmalar intihar edenlerin en az yüzde 90’ının ruhsal bir sorundan mustarip olduğunu gösteriyor.  

Teyit’in görüşüne başvurduğu Türkiye Psikiyatri Derneği’nden Yunus Hacımusalar, intihar için çok sayıda risk faktörü olduğunu, ancak ruhsal hastalığa sahip olmanın bunlardan en önemlisi olduğunu söylüyor. Buna göre, duygudurum bozuklukları, özellikle depresyon ve bipolar bozukluk, intiharla en çok ilişkili olanlar: “Ailevi, sosyal, ekonomik, ilişki sorunları gibi stres oluşturan çok sayıda faktör de intihar için tetikleyicidir. Dürtü ve öfke kontrolü problemi olanlar, riskli davranışlar sergileyenler, problem çözme becerileri yetersiz olanlar, genç yaştakiler, daha önce intihar girişiminde bulunmuş olanlar, kadın cinsiyeti, düşük sosyoekonomik durum intihar girişiminde riskli grubu oluşturmaktadır. Ailede intihar düşünce ya da intihar girişiminin varlığı, anne baba ayrılığı, ebeveyn kaybı, aile içerisinde çatışma, stresli yaşam olayları ve istismar intihar riskine neden olabilecek faktörler arasındadır. Fiziksel hastalıklar arasında kronik özellik gösteren ölümcül bir hastalığın olması, ağrıya neden olan hastalıklar da intihar riskini artırabilir. Çocukluk ve yetişkinlik dönemi travmaları, sosyal yalıtılmışlık, ekonomik güçlükler, ilişki sorunları, umutsuzluk ve dürtüsellik de intihar riskini artırır. Ateşli silah gibi intihar araçlarının kolay ulaşılabilir olması da riski artırır.”

Dolayısıyla, bir intihar haberiyle karşılaştığımızda, gösterilen nedenin arkasında ruhsal bir sorun olduğunu varsaymamız gerekiyor. Diğer yandan bu her ruhsal sorunu olanın intihara kalkışacağı anlamına gelmiyor. Dahası bu kısayolculuk, intiharların ‘psikiyatrize edilmesi’, yani sosyal politikaların yapması gereken işin psikiyatriye havale edilmesi riskini taşıyor. Şöyle düşünebiliriz: Ruhsal bir sorundan dolayı intihara yatkınlığı olanlar, stres oluşturan bir faktörle karşılaştıklarında bu risk daha da artıyor; yani stres oluşturan faktörler, intiharın doğrudan sebebi olmasa da, tetikleyicisi. İntihara yatkın olduğu halde, yeterli medikal ve sosyal desteğe sahip olup, sağlıklı bir hayat sürmek pekala mümkün. Topluma ve karar vericilere düşen, tetikleyici faktörleri olabildiği kadar elimine ederek destek mekanizmalarını güçlendirmek.   

İntiharın yaşla ilişkisi 

İntihar denince dünya çapında iki yaş grubu akla geliyor: 15-29 ile 30-49 yaş arası. Diğer yandan küresel çapta intihar oranının en yüksek olduğu grup, 70 yaş ve üzeri. Bu oran giderek de artıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresinin uzaması, buna karşın sosyal bağların zayıflaması ve sosyal devletin gerilemesi, emeklilik şartlarının kötüleşmesi gibi faktörler, yaşlı intiharlarını daha da yükseltiyor. Kısacası, intiharın yaşla ilgisi var.

Ancak bu diğer yaş gruplarının risk altında olmadığı anlamına gelmiyor. İntihar, 15-29 yaş grubunda, trafik kazalarından sonra ikinci büyük ölüm sebebi. Aynı yaş grubunda cinsiyet de belirleyici. 15-19 yaş arasındaki genç kızlarda intihardan önce gelen ölüm sebebi, doğumlar. Aynı yaş grubundaki erkek çocuklarında ise intiharlar üçüncü sırada, ilk iki sırada ise trafik kazaları ve kişiler arası şiddet var. 

20-29 ile 30-49 arasında olanlar da risk altında. Bu dönemler, eğitim sonrası hayata tutunma, gençlik çağı ilişkilerinin çözülmesi, hayal kırıklıkları ile baş etmeyi öğrenme, ebeveyn desteğini yitirme, ebeveyn olma gibi ağır sorumlulukların etrafımızı çevirdiği, olgunlaştığımız çağlar. Bu çağın getirdikleri ve götürdükleriyle baş edememek, yeterli sosyal destek de yoksa, özellikle erkeklerde intihar riskini artırabiliyor. 

İntiharın cinsiyetle ilişkisi 

İntihar ile cinsiyet ve toplumsal cinsiyet arasında bir bağ olduğunu kimse inkar etmiyor. Çünkü rakamlar gösteriyor ki, intihar sebebiyle hayatını kaybedenlerin üçte ikisinden fazlası erkek. Ancak ölümle sonuçlanmayan intiharlar da değerlendirmeye alındığında, kadınların erkeklerden çok daha fazla intihara kalkıştığı görülüyor. Yunus Hacımusalar, kadınların daha az öldürücü metotları seçtiğini ve bu nedenle intihar girişimi sonrası hayatta kalma olasılıklarının daha fazla olduğunu söylüyor. Kendi hayatlarına son verirken etrafına da zarar verme ihtimali de erkeklerde çok daha yüksek.  

Kadınların intihara daha fazla kalkışmasıyla ilgili de farklı etmenler var. Örneğin 15 ila 19 yaş genç kızlarda intihar hızı yüz binde 4,25. Kadınların genelinde ise bu rakam yüz binde 1,9. Halbuki erkeklerde bu yaş grubunda intiharlar, erkeklerin genel ortalamasının gerisinde. Melis Tufur, Verilerle İntihar Gerçeği podcast yayınında bu veriye dikkat çekerek, kadın örgütlerinin uyarılarına işaret ediyor. Namus, töre cinayeti, istismar intihara sürüklenme ve güzellik standartlarının dayatılmasının genç kızlarda intihar riskini artırabileceğinin altı çiziliyor. 

Dosyanın ikinci bölümde Türkiye’de intihar vakalarına, son bölümde ise intiharları açıklamakta sık başvurulan argümanlara bakacağız.  

İlginizi Çekebilir:  İntihar dosyası II: Türkiye'de intiharlar
İlginizi Çekebilir:  İntihar dosyası III: İntiharları açıklamak için başvurulan harcıalem argümanlar

Kaynaklar

Sputnik Türkiye Twitter hesabı, “Bitcoin Safiye'ye 200 bin TL kaptıran kişi intihar etti”, 22 Kasım 2019

Ayşe Aydoğdu Twitter hesabı, İntiharlara ilişkin paylaşım, 15 Kasım 2019

NCBI, The Limits of Social Capital: Durkheim, Suicide, and Social Cohesion, Temmuz 2005

Archive.org, İntihar Güven Güzeldere Psike Art, 2015

Açık Radyo, İntihar: Dr. İlker Küçükparlak'la söyleşi, 12 Kasım 2019

WHO, Quality of suicide mortality data

WHO, Suicide: one person dies every 40 seconds, 9 Eylül 2019

Yunus Hacımusalar, Türkiye Pskiyatri Derneği Genel Sekreteri ile yapılan e-posta görüşmesi

Kapak görseli: Julia Yellow

Şüpheli bilgilerden yola çıkarak veriye dayalı ve uzun soluklu bir araştırma neticesinde hazırladığımız Dosya yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynaklar

Sputnik Türkiye Twitter hesabı, “Bitcoin Safiye'ye 200 bin TL kaptıran kişi intihar etti”, 22 Kasım 2019

Ayşe Aydoğdu Twitter hesabı, İntiharlara ilişkin paylaşım, 15 Kasım 2019

NCBI, The Limits of Social Capital: Durkheim, Suicide, and Social Cohesion, Temmuz 2005

Archive.org, İntihar Güven Güzeldere Psike Art, 2015

Açık Radyo, İntihar: Dr. İlker Küçükparlak'la söyleşi, 12 Kasım 2019

WHO, Quality of suicide mortality data

WHO, Suicide: one person dies every 40 seconds, 9 Eylül 2019

Yunus Hacımusalar, Türkiye Pskiyatri Derneği Genel Sekreteri ile yapılan e-posta görüşmesi

Kapak görseli: Julia Yellow