Teknoloji sayesinde artık her konu ile ilgili farklı bilgilere erişmek mümkün. İster Google üzerinden yaptığınız arama, ister Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya ortamlarında veya e-posta yoluyla arkadaşlarımızdan gelen sayısız bilgi ve bağlantı olsun, bu bilgilerin doğruluğundan 100% emin olmak imkansız. Ancak biraz dikkat ve özen ile hurafeler içeren haber, bağlantı ve e-postaları fark etmek ve bu bilgilerin yayılmasını biraz olsun engellemek mümkün.

  • Göndereni/ kaynağı belli değil: Size gelen e-posta, gönderen arkadaşınız tarafından yazılmamış, sadece iletilmiş ise ve e-postayı ilk yazan kişinin kimliği belirsiz ise bu durum şüphelenmeye başlamanız için önemli bir neden. Benzer şekilde okuduğunuz, duyduğunuz bir haberde haber kaynağının belirli olmaması da önemli bir işaret.
  • “Tüm tanıdıklarınıza iletin!”: Bu ve benzeri ifadeler içeren tüm iletilere kuşku ile yaklaşın. Bu taleplerin içeriği “arkadaş listenizdeki herkese gönderin.“, “sizin için önemli olan herkese iletin” gibi ılımlı ifadelerden “bu bilgiyi ileterek birilerinin hayatını kurtarabilirsiniz.” gibi vicdanınızı zorlayan taleplere dek varabilir. Talep ne kadar kışkırtıcı ise şüphelenmekte o kadar haklısınız.
  • Kızgınlık, merhamet ve yardım hissi uyandıran içerik: İleti yalancıları genelde kişilerde bu tip hisler uyandırarak ilettikleri bilgilerin yaygınlaşmasını sağlarlar. Duygu sömürüsü, yardım talebi veya ölüm tehlikesi üzerine kurulmuş iletilere şüphe ile yaklaşın.
  • Komplo teorileri: Kandırıldığını düşünmek bir insanın en ağrına giden ve en hızlı tepki vermesini sağlayacak durumlardan biri. Bu nedenle iletileri komplo teorileri ile güçlendirmek hurafe yayıcıların sıklıkla kullandığı taktiklerden. Bir hastalığın bulunmuş ama herkesten saklanan tedavi yöntemişirketler ve ülkeler arası gizli ortaklıklardevletin bildiği ama açıklamadığı gizli bilimsel çalışmalardünyaya çarpmak üzere olan göktaşları ile ilgili bilgiler içeren iletilerin size gelene kadar ne zamandır kaç bin kişiyi çoktan dolanmış olduğunu bir düşünün. İletide yazanlar doğru olsaydı şimdiye kadar bunları ana haber bülteninde duymuş olmanız gerekmez miydi?
  • “Bir arkadaşımın başına gelmiş.”: Ne zaman olduğu ve kimin başına geldiği belli olmayan olaylar üzerine kurulu iletilere, haberlere ve hikayelere inanmayın. “İstanbul’da yaşayan bir genç…“, “işyerinden bir arkadaşım…“, “abimin okulundan bir doktor…” diye başlayan hikayelerin çoğunun yalan olduğunu anımsayın. Eğer size gelen ileti gerçekten de tanıdığınız herkese yaymanızı gerektirecek denli önemli ve geçerli bir bilgi içeriyorsa, söz konusu kişinin kimliğinin ve olayın olduğu yer ve zamanın belirsiz olması saçma değil mi?
  • “İnanılır gibi değil ama doğru!”: Gelen iletide sizi ikna etmeye çalışan ifadeler olması, muhtemelen o iletinin içeriğinin yalandan ibaret olduğunun en önemli göstergesidir. “Ben denedim doğru“, “Bu bir hoax değildir“, “%100 gerçek” ifadelerini içeren e-postalara şüpheyle yaklaşın.
  • Bilimsel veri ve referans eksikliği: Her ne kadar pek çok ileti ve haber bilimsel veri içerir gibi görünse de içinde genelde desteksiz, neden-sonuç ilişkisi eksik ve kendi içinde çelişen bilgiler içerirler. Böyle bir iletinin içinde verilen bilgilerde güvenilir kaynaklara ilişkin bir referans, intenet adresi veya konuya hakim bir otoritenin adı olmaması içeriklerinin güvenliğinden şüphelenmeniz için iyi bir neden. Elbette aynı şey gazetede veya inernette okuduğunuz haberler için de geçerli.
  • Yersiz bilimsel jargon: Aldığınız iletilerde veya okuduğunuz haberlerde geçerli bir referans gösterilmeden herkesin anlamadığı bilimsel terminolojinin kullanılması şüphelenmeniz gereken durumlardan bir diğeri. Hurafe yayıcılar bilgi vermekten kaçınır ama bol bol bilimsel terminoloji kullanarak ürettikleri yanıltıcı içeriğin önemli ve ciddi görünmelerini isterler. “Nükleer“, “radyasyon“, “kanserojen” gibi ifadeler hurafe yayıcıların en sevdikleri sözcüklerdir.
  • BÜYÜK HARF KULLANIMI ve ünlem işaretleri!!!!!: Bu tip iletiler okuyan kişide aciliyet hissi yaratarak en kısa zamanda en fazla kişiye iletilmeyi sağlayacak şekilde tasarlanıyorlar. Büyük harf ve ünlem sayesinde zihinsel olarak alarma geçen alıcı içeriğine fazla kafa yormadan içinde sokulduğu aciliyet hissi ile tüm tanıdıklarına bu “önemli (!)” bilgiyi ulaştırmak zorunda hissediyor kendini. Unutmayın, bir iletinin içinde ne kadar fazla sayıda büyük harf ve ünlem varsa içeriğinin doğru olmama ihtimali de o kadar yüksek.

Peki ne yapmalı?

Bir ileti gördüğünüzde öncelikle içerini mantık süzgecinden geçirmeniz yerinde olacaktır. O güne kadar duyduğunuz, öğrendiğiniz somut bilimsel verilerle çelişen bilgileri ileterek hurafe yayıcılara alet olmamak için önce iletinin/haberin içerdiği iddiayı teyit etmeye çalışın. Bunun için internette pek çok geçerli ve ciddi kaynak mevcut. Bu araştırmayı yaparken hurafelerin yayılma hızını da göz önünde bulunun. Size gelen bilgiyi teyit edeceğiniz yer referans göstermeden aynı iletiyi yayınlayan blog sayfaları değil, güvenli ve geçerli bilgi veren web siteleri olmalı.

İnternet aracılığı ile teyit edemediğiniz haber ve iletilerin aslını anlamak için konunun ehli olan bir kişiye danışmayı deneyebilirsiniz.

Tüm bu araştırmalar sonucunda hala arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz içeriğinden emin olduğunuz haber ve iletileri ancak bulduğunuz kaynaklara ilişkin internet adresleri ve referans gösterebileceğiz diğer bilgileri de ekleyerek iletin.

Sağlık ile ilgili konularda ise daha da fazla özenli olmak gerekli. Sağlıkla ilgili yanlış bir öneride bulunmak belki de en tamir edilemez hatalardan biri. Tıp çok hızlı ilerliyor ve bir zamanlar doğru olan bilgiler bile bir süre sonra geçerliliğini yitiriyor. Bu nedenle sağlık önerisi içeren bir iletinin belki de bazı kimselerin hastalanmalarına ve hatta ölmelerine neden olacağını göz önünde bulundurarak bu tip bilgileri yaymaya alet olmamanız yerinde olacaktır.

Kaynak: Yalansavar / Işıl Arıcan