Hamile kadının ‘özgür doğum’ hikayesi II: Çevrimiçi gruplara ‘danışmak’

Bu içerik ilk kez NBC News’da 21 Şubat 2020 tarihinde yayımlanmış ve Teyit tarafından çevrilmiştir.

Judith bir çiçekçide çalışıyordu. Yolu arabayla bir saatti ve bu vakti podcast dinleyerek geçiriyordu. Hamile kaldığında, kadınların doğum hikayelerini paylaştığı ve hastanede doğumdan evde doğuma kadar çeşitli içeriklere yer veren popüler “The Birth Hour” ve “Indie Birth” gibi programların bölümlerini dinliyordu. Ancak Judith’e asıl hitap eden “Free Birth Podcast” (Özgür Doğum) olmuştu.

İlginizi Çekebilir:  Hamile kadının 'özgür doğum' hikayesi I: 'İnternetle beynimi yıkadım'

“Doğuma dair özerk seçimlerini öğrenen, araştıran ve kutlayan insanlar için destekleyici bir alan” olarak nitelendirilen “Free Birth Podcast”, ‘özgür doğum’ savunucusu ve (Free Birth Society) Özgür Doğum Derneğinin kurucusu 35 yaşındaki Los Angeles’lı Emilee Saldaya konuşuyordu. Grubun Instagram’da 46 bin takipçisi vardı ve podcast geçen yıl bir milyon kez indirilmişti. Podcastte Saldaya, annelerle ‘özgür doğum’ hikayeleri hakkında röportaj yapıyordu. Bu podcastlerdeki kadınlar doktorları değil, vücutlarını dinliyorlardı. Sırt üstü yatarak birinin bebeği çıkarmasını beklemiyorlar, bebeklerini kendi elleriyle dünyaya getiriyorlardı.

Çöl evinde altı günlük yorucu bir doğumdan sonra bebeğini kaybeden bir üye hakkında birkaç gönderi paylaşan blogger’a tepki olarak Kasım 2018’de Free Birth Society 6 bin üyeli Facebook grubunu kapattı. The Daily Beast, haberi paylaştığında viral oldu. Saldaya grupta paylaştığı son gönderide üste çıkmaya çalıştı. “Kaçmanın, saklanmanın ya da susmanın zamanı değil,” yazdı Saldaya. “Bu dünyadaki en derin yaraları iyileştirmeye dair bu radikal çalışmada daha kararlı, daha güçlü ve daha korumalı olma zamanı.”

The Free Birth Society’nin Facebook grubunun kapanışının Judith’in özgüveni üzerinde hiçbir etkisi olmadı; Judith haberi gördüğünü hatırlamıyor.

Fakat gün geçtikçe özgüveni sarsılmaya başladı. Judith küçük ama gitgide büyüyen endişesini gidermek için amniyotik sıvısını yerel bir hastanede kontrol ettirdi. Her şey yeterince iyi görünüyordu ama doktor suni doğum başlatmak için gün istedi. Judith bir randevu aldı ama ertesi gün iptal etti. Ayrıca bir ebeyle de görüştü ancak nazik ve ısrarcı suni doğum tavsiyesini görmezden geldi.

Judith Facebook’tan ikinci bir görüş aldı. Free Birth Society’nin Facebook sayfası kapansa da Judith’in planları hakkında konuşabileceği güvenli alanlar sağlayan diğer bazı özel gruplar vardı. Judith, “önerilenler” kısmında ortaya çıkan “Destek almadan Hamilelik ve Doğum” ve “Evde Doğum Yardımı & Desteksiz Sansürsüz” gibi gruplara girdi.

#43weekspregnant (43 haftalık hamile) etiketini arayınca Judith’in ne yaşadığını anlayan yüzlerce kadından oluşan “On Aylık Hamile” adlı bir Facebook grubuna ulaştı. Judith gruba katıldı.

“Bugün 43+1 hafta oldu, suni doğumu kibarca reddediyorum. Deli olduğumu düşünüyorlar.” Judith Ocak 2019’da On Aylık Hamile grubuna bunları yazdı ve ebelerin endişelendiği şeylerin listesini ekledi; bu listede bebeğin büyük boyutu, kendisinin azalan amniyotik sıvısı ve anneden bebeğe oksijen ve besin taşıyan plasenta bütünlüğü bulunuyordu. “Bu bebek de evde doğum istiyor gibi hissediyorum ama kesinlikle sınanıyoruz. Siz neler yapıyorsunuz?”

Yorumlar hızla geldi. Gönderi başına 50 yorum vardı.

“Vücuduna güven.”

“Bebeğin dışarı çıkmaya hazır değil!”

“Ben de aynısını yapardım!”

“Devam et annecik, bebeğini ve içgüdülerini dinle, yapabilirsin.”

Her yeni yorum bildirimiyle bir rahatlama dalgası hissediyordu. Hamileliğinin son iki haftasında Judith birden fazla grupta gönderi paylaşıyordu ve yorumları “saplantılı bir şekilde” okuyordu. Her yeni yoruma cevap veriyor ve 43 haftayı geçen annelerin hikayelerinin ekran görüntülerini alıyordu.

“Tamam, eğer kötü hissedersem bunu okuyabilirim,” diye düşünüyordu.

Çevrimiçi gruplara ‘danışmak’

Judith’in bulunduğu gruplardan hiç kimse onu ebelerin tavsiyelerine kulak vermeye teşvik etmedi ve bunun iyi bir sebebi vardı: Bu tür tepkiler ya genel olarak caydırılıyordu ya da kurallara açıkça karşıydı.

4 bin 600 üyesinin, başka bir üyenin doktora veya ebeye gitmesini önermesini açıkça yasaklayan “Destek olmadan Gebelik ve Doğum” grubun ilk kuralı “Destek konuşması yok”tu.

“Bu, ebenizin yaptırmanızı istediği tahlilleri ya da kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızın, bebeğinizin makatının ‘çok büyük’ olduğunu düşündüğünü ya da başka düşüncelerini duymak istemediğimiz anlamına geliyor. Yapmayın. Burası yeri değil,” diye devam ediyordu kurallar. “Suni doğum tartışması yasak. Suni doğumu savunmuyoruz çünkü doğal değil.”

Kurallar Judith’e güven veriyordu.

“Kadınlar doktora gitmek konusunda tavsiye almak için başka herhangi bir yere gidebilir ama bu alana özellikle dahil oluyorlar, olumsuz yorumlara maruz kalmamak için,” diyor Judith. “Kafanızı istemediğiniz bir şeyle doldurmak istemiyorsunuz.”

Son yıllarda uç ve aşırı görüşleri öne çıkardıkları ve kullanıcıları tehlikeli yankı fanuslarıyla buluşturan algoritmalar kullandıkları için sosyal medya platformları çokça eleştiriliyor. Bu eleştirilerin çoğu siyasi aşırılığa odaklanmış olsa da uzmanlar ve kanun yapıcılar, sağlık konusundaki yanlış bilginin neden olduğu aşırılığı bireyler ve halk sağlığı için bir tehdit olarak gösteriyor.

Alternatif sağlık topluluklarının sosyal medya davranışlarını inceleyen, Austin’deki Texas Üniversitesinde araştırmacı Kolina Koltai,  “İşler biraz zorlaşabilir,” diyor. “Tüm grupları şeytanlaştırmak istemem ancak kadınlar sağlıkla ilgili sorunları teşhis etmeye ve kitle kaynak haline getirmeye başlayınca oldukça tehlikeli olabilecek kötü tıbbi tavsiyeler alabiliyorlar.”

“Oldukça tuhaf bir zamandayız. Sanki yeni ve dijital bir Vahşi Batı,” diyor Koltai.

Judith’in hamilelikteki internet ve sosyal medyaya bağımlılığı ender rastlanan bir durum değil; hamile kadınlar ve küçük bebekleri olan anneler interneti en erken ve en aktif benimseyenler arasındalar.

“İlk kez anne olanlar yalnızlık ve soyutlanma duygusu yaşıyorlar ve bir nesil önce sahip oldukları deneyimsel bilgi eksikliği ile baş ediyorlar,” diyor Deborah Lupton. Lupton, Avustralya’daki New South Wales Üniversitesinde dijital sosyolog ve profesör.

Yeni evli ve ailesiyle çoğu arkadaşından çok uzakta yaşayan Judith için ise internetteki doğum topluluğu bu boşluğu dolduruyordu. Judith en çılgın, en radikal içeriğe doğru yönelmiş ve seçimlerini doğrulayan kişileri bulmaya çalışmıştı. Facebook ve Instagram’daki ana akım doğum hesaplarını engellemiş ve yalnızca destek almadan doğumu teşvik eden içerikler okumuştu. Her gün daha radikal hissetti ve “ne olursa olsun” evde ebesiz doğum yapacağına karar vermişti.

“Sanırım internetle beynimi yıkadım”

Veda

Sonunda Judith kaçınmak için çok çabaladığı tıbbi yardımı kabul etti: doğumu hızlandırmak için Pitocin, mide bulantısı için ilaç, ağrı için bir epidural anestezi. Judith gözyaşları kuruyana kadar ağladı. Kocası da onunla birlikte ağladı.

Önlerindeki 10 saat boyunca doğumun ilerlemesini beklerken Judith hastane yatağında yatıyordu; midesi bulanıyordu, televizyon izledi ve ağrı kesici veren düğmeye bastı. Bir noktada zihni Facebook gruplarına döndü. Kadınlar onu merak ediyordu kesin ve şu anda onların desteğine ihtiyacı vardı.

“Çok kötü haberlerim var,” diye başladı gönderiye. “Bebeğimizi doğumda kaybettik.”

Judith doğum hikayesini anlattı: bebeğinin hala karnındayken öldüğünü ve kendini suçladığını.

“Doğurup veda ederek buradan gidene kadar bunu aileme söylemeyeceğim,” diye yazdı. Sonra, ilaçlardan sersemlemiş ve şoktan uyuşturulmuş halde uykuya daldı.

Bir hemşire Judith’i uyandırdığında ve ona itmenin zamanı geldiğini söylediğinde itti. Doktor, bebeği yönlendirmek için Judith’in vücuduna uzandı ve bebek doğdu. Sarı, karmakarışık sarı saçları vardı ve 4,5 kiloydu. 

Judith bebeğini kollarında uzun süre tuttu. O kadar ağırdı ki yeni doğmuş bir bebek gibi değil, diye düşündü. Judith onu öptü, sarıldı ve ağladı. Telefonuyla çektiği fotoğraflarda Judith’in bebeği tombul ve sağlıklı görünüyor. Mükemmel, diye düşündü Judith.

“Çok, çok üzgünüm,” dedi ona defalarca. Birkaç saat sonra Judith ve kocası bebeğe veda etti.

Judith yas tutarken dünyanın dört bir yanından kadınlar Facebook gruplarında başsağlığı diledi. Ama herkes destek vermek için orada değildi. En az bir üye için Judith bir örnek olacaktı.

Judith’in ölü doğumundan saatler sonra evde doğum karşıtı bir blogger ona ulaşmadan bir makale yayımladı. Ekran görüntülerini içeren ancak Judith’in adının karartıldığı gönderiden, Facebook gruplarından birine, Judith’in trajedisini gören ve sohbetlerinin fotoğraflarını sızdıran, ‘özgür doğum’ hareketi karşıtı birinin girdiği açıktı.

Bu ihanetle Judith, Facebook’taki tüm hamilelik gruplarını terk etti. Casusluk edildiğini bilen On Aylık Anneler grubunun yöneticisi grubu kapatarak bir zamanlar “samimi ve harika” bir grup olduğunu, artık “ebeveynlerin paylaşım yapması için güvenli bir yer” olmadığını açıklayan son bir yazı yazdı.

Fakat Judith’in bir parçası olduğu diğer ‘özgür doğum’ ve geç doğum grupları kaldı.  2 bin üyeli özel bir grup kapak fotoğrafı olarak hala Judith’in 42. haftada su altında çekilen hamile karnını kullanıyor.

Hastaneden eve döndüğünde Judith internete girmedi ve dışarı çıkmadı; bebeği hakkında soru sorabilecek birine rastlamaktan korkuyordu. 

Birkaç ay sonra Judith ve kocası küçük kasabalarında yas tutamayacaklarına karar verdiler ve 2 bin km uzağa, Judith’in hiç gitmediği ve kimsenin bebeği bilmediği bir eyalete taşındılar. Atları besleyip bakabilecekleri kiralık bir çiftlik evi buldular.

“Saklanmak için güzel bir yer,” diyor Judith.

Judith yürüyüşe çıkıyor, atları besliyor ve kimseyle paylaşmadığı şiirler ve mektuplar yazıyor. Sanat da yardımcı oluyor. O cilalı taşlardan takı ve ahşap ve sicimden rüya kapanı yapıyor. Yaptıklarını yerel sanat fuarlarında satıyor.

Facebook’ta ölü doğum ve yas tutan anne destek grupları, ‘özgür doğum’ topluluklarının yerini aldı. Judith, ‘özgür doğum’ işletmeleri ve blogları tarafından sunulan rüya gibi doğum hikayelerinden birini paylaşamamış olsa da başka bir hamile kadının hikayesini duyup bir şeyler öğrenmesi için hala çok geç olmadığını umuyor.

“Üzücü hikayeler gerçek,” diyor Judith. “Belki hikayemin birine yardımı dokunur.”

Kaynak

NBC News, "I brainwashed myself with the Internet," 21 Şubat 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: NBC News

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

NBC News, "I brainwashed myself with the Internet," 21 Şubat 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: NBC News