Geçen kış Hillary Clinton, South Carolina’da bir malikanenin merdivenlerinden tırmanırken tökezledi. Yardımcıları Clinton’a dengesini sağlaması için yardımcı olurken, Clinton’ın bu zayıf anı Getty fotoğrafçısı Mark Makela tarafından fotoğraflandı. Breitbart bu fotoğrafı Clinton’ın kötüye giden sağlığının göstergesi olarak sunana kadar da Makela bu fotoğrafı pek umursamadı.

Breibart’ın fotoğrafı bu şekilde sunması üzerine Makela “Gerçekten garip ve moral bozucu bir şey. Fotoğraf montajlarına alışığız ama fotoğrafın suistimal edilmesi bu durumda daha kötü” dedi.

Görüntülerin suistimal edilmesi ve yanlış tasvir edilmesi yalan haberlerin artmasında etkili oldu. Austin’de sıralanmış otobüslerin fotoğrafı Demokratlar’ın Trump mitinglerine protestocu getirdiklerine dair kanıt olarak sunuldu. Komplo teorisyenleri Başkan Obama’nın masa tenisi oynarken çekilen bir videonun ekran görüntüsünü Obama’nın bir pedofili çetesine katılımını ortaya çıkardığını iddia ettiler. Bazıları da Clinton’ın kampanya menajeri John Podesta’nın e-postalarını satanist ritüellerde yer aldığına dair kanıt olarak sundu.

Bu tarz hikayeler düzmece anlatıları satmak için görsellere güvenir. Yalan haber yayınlayan kişiler, insanların fotoğrafları gerçek olarak kabul etme eğilimde olduklarını bildikleri için düzenli olarak fotoğrafları bağlamından çıkararak, montajlayarak ya da üzerine yazı yazarak okuyucularını yanıltmaya çalışır. Sosyal medya şirketi Sysomos’dan David Berkowitz bunu “Makalenin ‘gerçekçi’ doğasını desteklemek için görüntülerin yeterince doğru gözükmesi gerekir. Eğer çok zorlama olursa, radikal çevreler dışında yayılmayacaktır ve birisi yalan haber yaymaya başladığı zaman amacı ana akıma ulaşmaktır.” şeklinde ifade ediyor.

eric-tucker-tweeti

Sahte görsellerin yükselişi, internetteki görsellerin bolluğundan ve montajlanmalarının kolay olmasından kaynaklanıyor. 1950’de, Senatör Millard Tydings’in Amerikan Komünist Partisi’nden Earl Browder ile birlikte olduğu bir kolajı yapmak için yalan haber tüccarlarının makasa, yapışkana ve sabra ihtiyaçları vardı. Bugünlerde John Kerry’nin Jane Fonda ile Vietnam Savaşı karşıtı bir protestoda olduğunu göstermek için Photoshop’tan biraz anlamak yeterli.

Orlando Pulse gece kulubünde 48 kişiyi katleden Omar Mateen’in babası Seddique Mateen’in geçen sene Hillary Clinton’ı Dışişleri Bakanlığı’ndaki makamını ziyaret ederken gösteren bir caps yapmak için ise en temel becerilere bile gerek yok. Clinton’ın bu makamdan üç yıl önce ayrıldığından bahsedilmiyor bile.

Fotoğraflar, yalanın duygusal eğilimini güçlendirerek sahte haberleri viral hale getirmekte önemli bir rol oynuyor. Bu yalanlar duygusal tepkiyi çekmek için ortaya atılır ve bu da onların çok daha tık çekmesini sağlar. Sosyal içerik sağlayıcısı Storyful’un direktörü Many Jenkins’e göre “Bu duygu, öfke veya sevinç olabilir. Bu duygular okuyucuların içinde ‘Bu haberi benim beğendiğim şeyleri seven tanıdığım herkesle paylaşmam lazım’ dedirtecek bir şeyi tetikliyor.”

trump-protests

Caps: Dışarı çıkıp Amerika’yı mahvederken, Trump’ın Amerika’yı mahvedeceğini öne sürüyorlar

Bu tarz görüntüler ön yargıları güçlendirebilir. Örneğin bir grub genci kargaşa çıkarırken gösteren bir caps. Fotoğraf 2012 yılında Yunanistan’daki bir protestoda çekilmiş olsa da görsel üzerindeki yazı “Dışarı çıkıp Amerika’yı mahvederken Trump’ın Amerika’yı mahvedeceğini öne sürüyorlar” diyor. Doğrulama sitesi Snopes’un kurucularından David Mikkelson şöyle diyor: “Bir web sitesi gıda pulları ilgili bir dolandırıcılıkla ilgili bir haber yayınlayabilir ve makaleye iki siyahinin ve Başkan Obama’nın fotoğrafları eşlik edebilir. Görüntülerin bu şekilde kullanımı gıda pullarının tembel siyahilerin işine gelen liberal Demokratik bir program olduğu mesajını iletiyor. Fotoğrafla haberin içinde söyleyemeyecekleri şeyleri söylüyorlar aslında.”

Bu üç kağıtlar işe yarıyor çünkü birçok insan fotoğrafların gerçekliği temsil ettiğine inanıyor. Susan Sontag kitabı On Photography’’de “Fotoğraf kanıt sunar. Duyduğumuz ama şüphelendiğimiz bir şeyin fotoğrafını gördüğümüz zaman bilgi kanıtlanmış gibi olur” diyor.

Görüntüler bağlamdan koparılmış ya da alakasızsa ne olmuş? “Söylediğiniz şeyi doğrudan göstermenize gerek yok. Fotoğrafların varlığı iddiaya geçerlilik kazandırmaya yeter” diyor Kiku Adatto, Picture Perfect: Life in the Age of the Photo Op’un yazarı.

Makela’nın Clinton fotoğrafı, fotoğraf kullanarak yalan satmanın ne kadar sinsice ve kolay hale geldiğini gösteriyor. Clinton örneğinde yapılması gereken tek şey Makela’nın fotoğraf üzerindeki yazısını silip bir anlatı uydurmaktı. Bu tür bariz suistimalleri, görüntülerin dijital olarak paylaşıldığı yeniden bloglandığı ve sabitlendiği bu çağda tespit etmek zor olabilir. The Cruel Radiance: Photography and Political Violence’ın yazarı Susie Linfield “Fotoğraflar orijinal kaynaklarından o kadar çok ayrıldılar ki fotoğrafların hakikati bulanıklaşmaya başladı. Hatanın fotoğrafçılıkta değil, teknolojide ve insanların teknolojiyi kullanma şekillerinde olduğunu düşünüyorum” diyor.

Bu ayrışma, insanların ne gördüğünü ve neye inandığını bilen ve yalanı hakikat olarak satanların işine yarıyor.

Kaynak: Laura Mallonee / Wired Çeviri: Yusuf Tatlı