Etki odaklı bir gazetecilik düşünebilir miyiz?

Etki meselesini Teyit’te çalışıyor olmamın da vesilesiyle bir süredir sosyal girişim ve sivil toplum perspektifinden düşünmeye çalışıyordum. Sosyal etki nedir, nasıl takip edilebilir, değişim teorisi bunların neresine düşer gibi sorular yaptığım işin önemli de bir parçası. Fakat bu yıl Perugia’da 8. kez düzenlenen ve benim de ilk kez katılma fırsatı bulduğum Uluslararası Gazetecilik Festivali’nde etki yaratmanın ve bunu takip etmenin gazeteciler arasında da gündeme gelmiş bir tartışma olduğunu görmek beni bu soruları gazetecilik için de sormaya ve üzerine düşünmeye heveslendirdi. Bu yazıda öncelikle yayıncılık faaliyeti yürüten bir sosyal girişim olarak yaratmak istediğimiz sosyal etkiye ve bu bağlamda kısaca değişim teorimize değinmek, ardından gazeteciliğin etkisi üzerine düşünmek ve sizi de buna davet etmek istiyorum.

Uluslararası Gazetecilik Festivali’nde Rachel White, Hannah Young ve Annie Chabel’in konuşmacı olduğu Etki Ölçümü: Araçlar, Yapı ve Vaka Çalışmaları başlıklı oturumdan bir fotoğraf.

Teyit bir sosyal girişim olarak ürettiği içerikler ve yürüttüğü faaliyetlerde günün sonunda toplumda pozitif bir etki yaratmayı amaçlıyor. Bunun takibinin iyi yapılabilmesi için de öncelikle kurumların kendi varoluş amaçları doğrultusunda bir değişim teorisi geliştirmeleri gerekiyor. Değişim teorisi tanımladığınız soruna dair ulaşmak istediğiniz nihai hedefler doğrultusunda, -örneğin Teyit için bu yanlış bilginin yayılmasını önlemek, eleştirel düşünceyi yaygınlaştırmak-, gerçekleştirmeniz gereken faaliyetleri, varsa sürece dahil etmeniz ve ulaşmanız gereken aktörlerin bir haritasını sunup size atacağınız adımlarda rehberlik ediyor. Bu sabit bir rehber değil elbette. Belirli periyotlarla revize edilmesi gereken dinamik bir araç. Bugün oluşturduğunuz değişim teorisindeki hedeflerin bir çoğuna ulaşmış olabilir ve etki halkanızı bir adım daha genişletmeye meyledebilirsiniz. Ya da hali hazırda uyguladığınız yöntemlerin çalışmadığını farkedip başka aksiyonlar da alabilirsiniz. Öte yandan değişim teorisi bugünden yarına kolayca ortaya çıkabilen bir araç da değil. Oluşturulduğunda yönünüzü belirlemenizi son derece kolaylaştırıyor fakat oluşturulması da bir hayli zorlu. Teyit’teki deneyimime dayanarak bu süreci kolaylaştırabilen üç önemli bileşenin; tanımı iyi yapılmış sahici bir problem, varmak istediğiniz o en uzaktaki hedef ve bu ikisine de inanan, misyona bağlı bir ekip olduğunu söyleyebilirim.

Etki takibindeki bir diğer önemli husus ise yaratmak istediğiniz etkiyi ölçebilmenizi sağlayacak doğru metrikleri bulmak ve tanımlamak. Yola çıktığımız ilk günden itibaren yaptığımız işte özenli olmanın yanı sıra ortaya koyduğumuz işin verisini tutma konusunda da dikkatli davranmaya çalışıyoruz. Tanımladığımız problemin hangi noktalarına temas edebiliyoruz ve bunu yaptığımız işten edindiğimiz hangi verilerle birleştirebiliriz soruları bu konuda bize yol gösterici oluyor. Eldeki teknik imkanlar sayfa görüntülenme sayılarından, ziyaret eden kullanıcıların profillerine ve sayfada ne kadar vakit geçirdiklerine dair birçok veriyi bize kolayca sunabiliyor. Fakat bunlar her ne kadar etkileşime dair önemli göstergeler olsa da, etkiye dair anlamları çok zayıf. Etki derken yapılan haberin, üretilen içeriğin hem çevrimiçinde hem de çevrimdışında nasıl bir değişime sebep olduğunu ya da nasıl bir değişimi tetiklediğini anlamak gerekiyor. Bu değişim bireysel düzlemde, topluluk düzleminde ya da daha kurumlar düzleminde olabilir. Bunları takip edebilmenin çok meşakkatli bir iş olduğunun ve bütünüyle tüm etkinin yakalanmasının imkansızlığının farkında olmakla birlikte buraya doğru atılacak her bir adım çok kıymetli.

Gazetecilikte sosyal etki

Gazetecileri de doğası gereği kamu yararını gözeten ve kamunun faydalanacağı bilgileri kamuya aktaran bir mesleğin icracıları olarak görürsek aslında sosyal girişim jargonunda sıkça kullandığımız sosyal etki meselesinin bizatihi gazetecilerin de gündeminde olması gerektiğini düşünüyorum. Kamu yararı ve sosyal etki bu bağlamda birbirlerine yakınlaşıyor. Günün sonunda gazeteciliği kabaca bir bilgi aktarma işi olarak da değerlendirsek o bilginin kimlere nasıl temas ettiğinin takipçisi olmak da sürecin bir parçası olabilir. Türkiye’de medyaya güvenin azalmış olmasının ve her geçen gün insanların haberden daha fazla kaçınmalarının sebeplerinden biri de belki medyanın böylesine bir etkiyi yaratma misyonundan uzaklaşmış olmasıdır.

Bu noktada gazeteciler için bir takım zorluklar olduğu da şüphesiz. Sosyal fayda ya da etki odaklı bir gazetecilik anlayışıyla hareket edebilmek gazetecilerin daha bağımsız ve özgür çalışabilecekleri bir ortamın varlığını zorunlu kılıyor ve belki farklı iş modellerinin geliştirilmesini de. Örneğin reklamlarla hayatta kalabilen bir medya platformunda ya da salt ideolojik saiklerle hareket eden bir haber kuruluşunda çalışan gazetecilerin yaptıkları yayınlarda ne kadar bağımsız, tarafsız ya da sosyal etki odaklı olabilecekleri sorusu önemli. Fakat toplumun muzdarip olduğu sorunların çözümüne ve sosyal etkiye odaklı bir eylemlilik günün sonunda bağlılığı yüksek bir topluluk yaratabilir ve yaptığımız işe inanan bir topluluk ileride gelir modeli krizini aşmada en büyük destekçimiz olabilir.

Nasıl ki kâr amacı güden bir kuruluş elde ettiği kâr üzerinden başarılı addediyorsa kendisini ve buradan doğru yaptığı işe daha da motive oluyorsa bizim gibi sosyal girişimler ve bence gazeteciler için de motivasyon kaynağı insanların yaşamlarını iyileştirmede bir rol oynayıp oynamadığımızın bilgisidir. Yaptığımız işte özenli olmanın yanı sıra bu bilginin üretilmesinde de benzer bir hassasiyeti taşıyor olmamız gerek.

Kapak görseli: Leon Postma, De Correspondent

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kapak görseli: Leon Postma, De Correspondent