Eğer bir felaket sırasında tweet atıyorsanız, muhtemelen sahte haber yayıyorsunuz

Gerçekler pabucunu giyene kadar, yalan dünyanın yarısını dolaşır sözü Twitter sayesinde gerçek oldu. Yeni bir çalışmaya göre, felaketler ya da son dakika gelişmeleri sırasında platformu kullanan insanların büyük bir çoğunluğu şüphe bile etmeden yanlış bilgiyi yayıyor.

Buffalo Üniversitesi’ndeki araştırmacılar Sandy Kasırgası ve Boston Maratonu bombalı saldırısı boyunca gönderilen 20 binden fazla tweeti incelediler. Natural Hazards isimli dergide yayınlanan bulgularda, araştırmacılar kullanıcıların yüzde 86 ile 91’inin retweetleyerek ya da tweetleri beğenerek yanlış bilgi yaydığını ve yanlışları düzeltmeye çalışan kişi sayısının her beş kişiden biri kadar bile olmadığını ortaya koydu.

Araştırmacılar, iki önemli olay sırasında yaygınlaşmış dört spesifik yanlış söylentiye odaklandılar. Twitter kullanıcılarının genellikle, bahsedilen sahte haberlerle karşılaştıklarında çok az ya da hiç şüphe duymadıkları ortaya çıktı- birçok kişi sadece beğene tıklamış ya da retweetlemiş ve yaşamına devam etmiş. İnsanların sadece yüzde 5 ilâ 9’u bilginin doğru olup olmadığını sorgulayarak doğrulamak için araştırırken, kullanıcıların yüzde 1’i kadar az bir kısmı ise orijinal tweetin doğru olmadığını ya da şüpheli göründüğünü söyledi.

Tweetler güvenilir kaynaklar tarafından çürütülse bile, kullanıcılar takipçilerini düzgün bir şekilde bilgilendirmek konusunda çok az çaba sarf etti. Kullanıcıların yüzde 20’sinden daha azı yeni bir tweet ile yanlış bilgiyi düzeltti ve yüzde 10’undan daha azı tweeti silmeye zahmet etti.

Çalışmanın başyazarı olan Jun Zhuang yaptığı bir açıklamada, “Bu bulgular önemli, çünkü insanların en hassas olduğu zamanda ne kadar kolay bir şekilde kandırılabileceğini ve bu aldatmacalarda sosyal medya platformlarının oynadığı rolü gösteriyor” dedi.

Buffalo Üniversitesi’nin bulguları, MIT tarafından yapılan yanlış haber hikayelerinin gerçek hikayelere oranla yüzde 70 oranında daha fazla retweet edilme olasılığı olduğunu ortaya koyan bir çalışma ile örtüşüyor gibi görünüyor. MIT’de çalışan araştırmacılar, Boston Maratonu’nda yaşanan bombalı saldırı sırasındaki tweetleri de incelediler ve gerçeklerin 1.500 kişiye ulaşmasının yanlışlara oranla altı kat daha uzun zaman aldığını buldular.

ABD’de gerçekleşen 2016 başkanlık seçiminden beri sahte haberler ile ilgili birçok şey yapıldı. Twitter ve Facebook gibi şirketler, platformların kötü niyetli aktörler tarafından ele geçirilmesini ve platformların yanlış bilgi kampanyaları ve propaganda için kullanmalarını önlemek için harekete geçme konusunda teşvik edildi.  

Sorun şu ki insanlar gerçek olup olmadığına bakmaksızın sahte haberleri sürekli olarak yayıyorlar. Sosyal medya platformları ise bu bilgileri paylaşmayı daha kolay hale getiriyor, fakat insanlar sansasyonel ve duygusal artışa sebep olan haber başlıklarına doğası gereği çekiliyorlar. Fakat bu hikayeler çoğu zaman doğru değil.

Facebook, platformunda sahte haberlerin yayılmasını kısıtlamak için bulunduğu girişimleri pek çok kez yenilemek zorunda kaldı çünkü bazıları korkunç sonuçlar verdi. Bir keresinde, insanları sahte haberleri paylaşmaktan vazgeçirmek için, doğrulaması yapılan yazıların üzerine kırmızı uyarı işareti yerleştirdi. Bu durum, hikayelerin doğru olduğuna inanan kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı ve yazıların daha da çok paylaşılması ile sonuçlandı.

Twitter ve Facebook gibi sosyal medya şirketleri burada garip bir rol oynuyorlar. Hem gerçek hem de sahte olmak üzere bilgiyi yayma güçleri var. Öyle ki kullanıcılar sahte içerikleri yaymakta çok daha iyiler ve şimdi şirketler esas hedefleri asla bu olmasa da teyitçi ve eşik bekçisi olarak hizmet vermeye zorlanıyorlar. Şüphesiz, sosyal ağların daha iyisini yapması gerekiyor, fakat aynı zamanda bu platformları kullanan insanların da.

Yazar: AJ Dellinger, If You're Tweeting During a Disaster, You're Probably Spreading Fake News,13 Mayıs 2018

Çeviren: Derya Güçdemir

Yazar: AJ Dellinger, If You're Tweeting During a Disaster, You're Probably Spreading Fake News,13 Mayıs 2018

Çeviren: Derya Güçdemir