ABD’deki başkanlık seçimlerinden sonra online mecralarda yayılan yanlış haberlere ilişkin tartışma, tüm gündemi etkisi altına aldı. Guardian muhabirleri dünya çapında yalan haberlerin politikayı nasıl etkilediğini araştırdı.

Almanya

Almanya’nın ana akım siyasetçileri, yalan haberlerin gelecek sonbahardaki seçimleri etkileyeceği konusunda giderek artan bir endişeye sahip. Yalan haber siteleriyle, hack saldırılarıyla ve yanlış bilgiyle yapılan Rus müdahalesi, ABD’deki başkanlık seçimlerinin ardından demokrasiye ciddi bir tehdit olarak gözüküyor.

Merkel’in Doğu Almanya gizli polisi Stasi’nin bir üyesi olduğu veya Adolf Hitler’in kızı olduğuna dair söylentilere bakılınca, Almanlar’ın yanlış bilgiden kolay etkilendiği anlaşılabilir.

Bunun, Almanya’daki en bariz örneği, bu yılın başında 13 yaşında ve Rus kökenli olan Lisa F. adındaki bir kızın Berlin’de orta doğulu bir mülteci tarafından tecavüze uğradığı hakkındaki bir haberdi. Rusya ve Almanya basınında kapsamlı bir şekilde ele alınan haber, kızın okula giderken kaçırıldığını ve toplu tecavüze uğradığını iddia ediyordu. Berlin Emniyet Müdürü’nün hızlıca hareket ederek işaret ettiği gibi, haberin uydurma olduğu ortaya çıktı. Berlin savcılığına göre söz konusu kız 30 saat boyunca tanıdığı kişilerle birlikteydi ve tıbbi incelemeye göre tecavüze uğramamıştı.

Fakat haber sosyal medyada ve Rus haber sitelerinde yayılınca yüzlerce kişi, aşırı sağ ve İslam karşıtı gruplarla sokağa çıkıp “saldırıyı” protesto etti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Merkel Hükümeti’ni davayı karartmakla suçlayacak kadar ileri gitti. Bu da Berlin’de Kremlin’in bilerek olay çıkarmaya çalıştığı yönündeki şüpheleri güçlendirdi.

Haberin ilk defa, Merkel’in mülteci politikasını baltalamak isteyen Rus unsurları tarafından yayıldığına dair şüpheler var. Merkel, Ukrayna konusundaki sert duruşu nedeniyle Rusya’nın önünde kilit önemdeki bir düşman olarak görülüyor. Nihai hedef, dördüncü dönem için aday olacağını açıkladığı zaman Merkel’in yurt içindeki dengesini bozmak olabilir.

Markus Schreiber / AP

Markus Schreiber / AP

Almanya istihbarat teşkilatı BfV’nin başkanı Hans-Georg Maaßen, Der Spiegel’e verdiği bir röportajda, Rusya’yı KGB tarzı dezenformasyon teknikleri kullanmakla itham etti.

Bu konu hakkında geçtiğimiz haftalarda Bundestag’a konuşan Merkel “Bugün, yalan siteler, botlar, troller, kendisini ve fikirlerini yenileyen bazı algoritmalarla karşı karşıyayız. Bunlarla baş etmeyi öğrenmemiz lazım.” dedi.

Yalan haberler komşu Avusturya’ya da sıçradı ve geçtiğimiz hafta sonu yapılan seçimlerde iki adaya da çamur atmak için kullanıldı. En korkunç saldırı ise Yeşiller tarafından desteklenen bağımsız aday Alexander van der Bellen’e karşı yapılandı. Van der Bellen’in rakipleri kendisinin bunadığı ve son derece hasta olduğu iddiasını yaymaya çalıştılar.

Fransa

Fransa’da faşosfer denilen, alternatif aşırı sağ sitelerin, blogların ve sosyal medya operasyonlarının okuyucu kitlesi geçtiğimiz on yılda hızlı bir artış gösterdi. Göçmen karşıtı, nativist ve aşırı milliyetçi fikirleri savunan bu siteler bir partiye bağlı olmak yerine bağımsız bir şekilde yönetiliyorlar. Ama hem aşırı sağın hem de aşırı solun geleneksel medyaya olan güvensizliğine oynuyorlar.

Le Monde’ün fact-checking kısmı olan Les decodeurs’ün başı Samuel Laurent “Fransa’da, Amerika’da görüldüğü gibi reklamlar üzerinden para kazanan tamamen uydurulmuş haberler yok” diyor ancak özellikle seçim zamanlarında Fransa’da manipülasyon ve çarpıtmanın görüldüğünü söylüyor.

Örneklerden biri, Fransız sağının başkanlık için adayını belirlediği ön seçimler sırasında faşosferin ortaya attığı, merkez sağ aday Alain Juppé’nin Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olduğu iddiası. İtham, 2014’teki yerel seçimler sırasında aşırı sağ bir sitede yer alan Juppe’nin belediye başkanı olduğu dönemde Bordeaux’da “Cami-Katedral” yapmak istemesi iddialarına kadar gidiyor. Haber, ön seçimler sırasında Juppe’yi Müslüman Kardeşler’le bağlantılı “Ali Juppe” olarak betimleyecek kadar büyüdü ve abartıldı. Juppe kendisine karşı “iğrenç bir kampanya” yürütüldüğünü söyledi.

Laurent “Fransa’da gelecek bahar yapılacak başkanlık seçimlerinin bu tarz şeylerle dolu olacağını sanıyorum.” diyor. Ocak ayında seçim kampanyalarının başlamasıyla birlikte, Le Monde’ün Les decodeurs’ü, kendilerini haber sitesi olarak tanıtan ancak şüpheli bilgiler barındıran sitelerin listelendiği bir veritabanı yayınlayacak.

Paris’teki terör saldırıları da, geçen kasım ayında Bataclan’daki rock konserinde 90 kişiyi öldüren silahlı adamın, kurbanlarını parçaladığına dair iddialar da dahil olmak üzere, komplo teorilerinin ve çarpıtmaların hedefiydi. Bu haberler saldırıları inceleyen bir meclis araştırma raporuna dayandırılmış ancak yetkililerin parçalama iddialarını yalanladığından bahsedilmemiş.

Kürtaj hakkında yalan haber yapan web siteleri üzerine de bir tartışma var. Kendini resmi, tarafsız olarak tanıtan ve ücretsiz telefonu hattı sağlayan bu siteler, hükümete göre, kürtaj karşıtı propaganda yapıyor ve kadınlara hamileliklerini sona erdirmemeleri için baskı yapıyor. Fransız Ulusal Meclisi yakın zaman önce bu tarz siteleri yasaklamaya yönelik planları onayladı.

Patrick Kovarik / AFP / Getty Images

Patrick Kovarik / AFP / Getty Images

Kadın Bakanı Laurence Rossignol, perşembe günü parlamentoya konuşurken Fransa’daki kürtaj karşıtı grupların “tarafsız ve objektif” gözükmeye çalışmasına rağmen resmi devlet sitelerini taklit eden “bilerek kadınları kandırmaya yönelik” siteler açtıklarını söyledi.

Bu yardım hatlarının genellikle “kadınları suçlu hissettirip onları kürtaj yaptırmaktan vazgeçirmeye çalışan ve eğitimi olmayan kürtaj karşıtı aktivistler” tarafından yönetildiğini söyledi.

Myanmar

Burmalı bir arkadaş durumu şu şekilde ifade ediyor: eskiden insanlar haber almak için kıraathaneye giderdi. Şimdi, Facebook’a giriyor.

Birbirini izleyen cunta yönetimlerinin uyguladığı izolasyon altında yıllarca yaşadıktan sonra, Myanmarlı 51 milyon insan 2014’teki telekom reformlarının ardından hızlıca online olmaya başladı. Online dünyaya, çevirmeli erişimi ve masaüstü bilgisayarları atlayarak doğrudan cep telefonlarıyla ve sosyal medyayla giriş yaptılar. Birçoğu için Facebook internetle eş anlamlı.

İlk defa duyulmak isteyen milyonlarca insanla birlikte Myanmar interneti, bazen dinamik ve bazen tehlikeli bir yer.

Haber akışları #sonsuzakadaryalnız durum güncellemeriyle, sadık bir şekilde Facebook’a öncelik veren medya kurumlarından gelen güncellemelerle ve yalan içerikle dolu. Bu içeriğin çoğu genellikle dini nefretle ilgili. Budist çoğunluk ve Müslüman azınlık arasında tansiyonun yükselmesiyle birlikte, birçok insan İslam ve takipçileri hakkında yazılan ve genellikle milliyetçi hesaplar tarafından yayılan zehir zemberek saçmalıklara inanmaya hazır.

myanmar-facebook

Çok takipçili milliyetçi bir hesap, ismi bilinmeyen bir Rohingya Müslümanı militanının görüntüleriyle, müslüman bir gazetecinin fotoğrafını yan yana koyduğu bir fotoğrafı paylaştığında, müslüman gazeteci bu milliyetçi hesaplardan bazılarının hedefi haline geldi. Gönderi, bu gazetecinin sınır polisine yapılan saldırıya karıştığını iddia ediyor ve hemen tutuklanması istiyordu.

Hiçbir şey olmadı. Gönderi silindi ama zaten 3.000 kişi tarafından paylaşılmıştı. Fakat bu olay Myanmar gibi bir ülkede yalan haberin korkutucu yüzünü gözler önüne serdi.

İtalya

İtalya’da propagandanın yayılması, hükümet için öyle bir sorun haline geldi ki Başbakan Matteo Renzi’nin danışmanları gizemli bir Twitter hesabına hakaret davası açtı. Davanın ardından, sürekli olarak Renzi hükümetini hedef alan ve “Beatrice di Maio” ismiyle tweet atan hesap kayboldu.

Bir örnekte, bu Twitter hesabı Reform Bakanı Elena Boschi’nin telefonla konuşurken çekilen bir fotoğrafını paylaştı. Tweet, bakanın Tuscan bankası Banca Etruria’da üst düzey yönetici olan babasıyla hükümet sırlarını paylaştığını iddia ediyordu. Banka, 2015 yılında İtalyan hükümeti tarafından kurtarılmıştı ama Boschi’nin babasına yardım ettiğine ya da başka bir usulsüzlük yaptığına dair herhangi bir kanıt yok.

Gregorio Borgia / AP

Gregorio Borgia / AP

4 Aralık referandumu öncesinde Renzi’ye karşı saldırılar giderek arttı. Bazı durumlarda, Rusya devlet televizyonu RT Today İtalya hakkındaki haberleri başbakanın aleyhine taraflı ypaıyordu. İtalyan gazetesi La Stampa tarafından dikkat çekildiği gibi, bir Rus haber sitesi, Renzi’ye destek mitingindeki göstericileri aslında Renzi’nin karşıtlarıymış gibi gösterdi. Haber daha sonra kaldırıldı.

Pacific Pres / Rex / Shutterstock

Pacific Pres / Rex / Shutterstock

Renzi’nin Demokratik Parti’sinin üyeleri, siyasetçilere “çamur atan” web sitelerinin, geleneksel siyasi reklamlardan tiksinen, düzen karşıtı Beş Yıldız Hareketi’nden kaynaklandığını ve hareketin hükümetin faaliyetleri hakkında yalan haber yaydıklarını iddia ediyor.

Çin

Çin, yalan haberlerin ABD’deki başkanlık seçimlerini etkilediğine dair haberler ortaya çıktıkça, seçimler söz konusu olunca ifade özgürlüğünün bozuk olduğunu ilan ederek kendi  “internet tönetimi” sistemini övdü.

Komünist Parti sözcüsü People’s Daily ile bağlantılı Global Times’daki başyazısında Çin’in internet yönetim sistemini güçlendireceğini yazdı. Gazete yazıya “Batı’nın demokratik sisteminin internet yüzünden ortaya çıkan sorunlara ve çatışmalara çözüm bulamadığı anlaşılıyor” ifadesini ekledi.

Seçimler sırasında Facebook’ta yayılan yalan haberler Çin’e bile sıçradı. Breitbart gibi Trump destekçisi sitelerde paylaşılan makaleler Çince’ye doğrudan çevrilerek ülkedeki popüler sosyal medya platformlarında paylaşıldı.

Yalan haberler ve hilebaz gazeteciler Çin için yıllardır bir sorun. Kendilerini gazeteci olarak tanıtan bazı kişiler para koparmak için şirketleri haklarında olumsuz haber yapmakla tehdit ediyor.

İyi bilinen bir davada, bir gazetecinin, inşaat ekipmanı üreten bir firma hakkında olumsuz haberler yazarak şirketin hisse fiyatlarını düşürmek için kendisine 70 bin dolardan fazla para ödendiği ortaya çıktı.

Fakat yetkililer bu olayı daha fazla içeriği sansürlemek için bir gerekçe olarak kullandı. 2013 yılında hükümet, Twitter benzeri bir site olan Sina Weibo’ya Komünist Parti’yi eleştiren etkili kullanıcıların hedeflendiği “söylenti tellallığı” operasyonu yaptı.

Yakın zamanda, Çinli yetkililer, Shangai’daki gayrimenkul fiyatlarını etkileyen ‘söylentilerin’, sosyal uyuma zarar verdiğini düşündükleri ‘yalan haberlerin’ ve kent ile köy yaşamı arasındaki uyumsuzluğu artırdığı iddia edilen ‘hikayelerin’ üstüne gitmeye başladı.

Bu yılın başında Çin, siber alem yönetimi, sosyal medyadan seçilip alınan haberlere sınırlama getirdi. Bundan böyle Çin’de “Söylentiler üzerinden haber yazmak ve varsayımlara ve hayal gücüne dayanarak gerçekleri saptırmak yasak.”

Ayrıca yasaya göre haber kurumları sosyal medyada paylaşılan gönderileri izin almadan haberlerinde kullanamayacak.

Yönetimdeki üst düzey bir yetkili, internet kullanıcılarının gerçek kimliklerinin bir veri tabanında ödüllendirme ve cezalandırma amacıyla tutulması gerektiğini öne sürmüştü.

cin-internet

Çin’in internet üzerindeki kontrolü geniş ve Facebook, Google, Twitter, YouTube gibi yabancı sitelerin birçoğu Büyük Güvenlik Duvarı (the Great Firewall) tarafından engelleniyor.

Ülkenin geniş sansür sistemi, Çin liderliğinin attığı yanlış adımlardan, yolsuzluk davalarına kadar birçok konuda yayın yasağı sağlıyor. Örneğin, yakın zamandaki bir emir, ABD’deki başkanlık seçimlerini canlı yayınlamayı yasakladı.

Brezilya

Brezilya’nın yalan haberlerle başı dertte ve bu durumun önemi, solcu başkan Dilma Rousseff’in 2014’te seçilmesinin ardından geçtiğimiz Ağustos ayında tartışmalı bir şekilde görevden alınması sonrası kutuplaşan siyasi atmosferde daha da arttı.

Nisan 2016 BBC Brezilya raporuna göre, Rousseff ve destekçileri, siyasi darbe yaklaşırken, Facebook’ta her beş haberden üçünün yanlış olduğunu ifade etti.

Ueslei Marcelino / Reuters

Ueslei Marcelino / Reuters

Pensa Brasil (Düşün Brezilya) tarafından paylaşılan bir yalan habere göre federal polis, Rousseff’in neden 90,150’lik hissesiyle borsada üçüncü olan et şirketi Friboi’ya 9 milyar dolar verdiği iddialarını soruşturuyordu.

Geçen yıl, Brezilyalı gazeteci Tai Nalon Brezilya’nın önde gelen gazetelerinden biri olan Folha de S Paluo’daki işini bırakıp, Brezilya’nın ilk doğrulama sitesi Aos Fatos’da (Doğruya doğru) çalışmaya başladı.

Nalon bir e-posta röportajında “Yanlış bir sürü haberi var” dedi ve ekledi “ancak sorunun ABD’de yaşananlarla benzer olduğunu konusunda  çekimserim.” Bunun yerine, büyük haber yayınlarındaki haberleri yeniden yorumlayan ve çarpıtan siyasi sayfalar bulunduğunu ve paylaştıklarının çoğunun salt yalandansa daha çok taraflı görüş olduğunu ifade etti.

Ancak Brezilya’nın garip internetinde birçok yalan haber dolaşıyor.

Petrobras skandalıyla ilgili olarak Car Wash Operasyonu adlı iki yıllık soruşturma, Rousseff’in görevden alınmasının ana sebebi oldu. Resmi olarak suçlanmasa da, partilileri, Rousseff’i rüşvet almakla suçladı ve skandal devasa sokak gösterilerine sebep oldu.

buzzfeed-brazil-car-wash

BuzzFeed Brezilya tarafından yayınlanan bir haber, yalan haberlerin nasıl gerçek olanlardan daha fazla yaygınlaştığını ortaya koydu. BuzzFeed, Facebook verilerinden yola çıkarak bu yıl, Car Wash hakkındaki en popüler 10 sahte haberin 3.9 milyon kez paylaştığını açıkladı. En popüler 10 gerçek haberin ise 2.7 milyon kez paylaşıldığını gösterdi.

Avustralya

Yalan haberler Avustralya için herhangi bir ölçekte sorunmuş gibi durmuyor. Az miktarda kilit oyuncuya ve 21 milyonun biraz üzerindeki bir nüfusa hitap eden medya piyasası yeterince bölünmüş durumda değil.

Fakat Avustralya Facebook’ta yalanın dolaşmasına karşı bağışıklı değil. Nüfusun yarısından fazlası (Temmuz sonunda 13.3 milyon) internete bağlı ve bu sayının da yarısının Facebook’ta aktif olduğu düşünülüyor.

Avustralya’da bazı meselelerin diğerlerine göre daha fazla paratoner gibi davrandığını görüyoruz. Helal sertifikalandırma endüstrisi ve terörizm arasındaki bağ, herhangi bir kanıt olmamasına rağmen, o kadar ısrarcıydı bir şekilde yayıldı ki geçen sene soruşturma açıldı.

Helal sertifikasyon ile ilgili endişeler (içlerinde taşıdığı İslamofobiyi gizleyemese de) soruşturmada herhangi bir bağlantı bulunamasa da Facebook’ta yayılmaya devam etti.

Boycott Halal in Australia (Avustralya’da Helali Boykot Et) grubunun Facebook’ta 100 bine yakın takipçisi var. Grup Kasım 2014’te satirik bir haberin doğru olduğunu sanıp paylaştı. Gönderi daha sonra silindi ama kendilerini “Avustrulya’nın önde gelen İslam eleştirisi hareketi” olarak nitelendiren Q Society gibi, bu sayfa da gerçeklere dayanmayan düşünceler için bir sığınak. İslama karşı dobra konuşan aşırı sağcı politikacı Pauline Hanson birçok uzmanı şaşırtan bir destek oranıyla federal seçimlerle tekrar senatoya seçildi. Hanson’ın Tek Millet Parti’si 76 kişilik senatoda 4 koltuk kapmayı başardı ve önümüzdeki Queensland eyalet seçimlerinde de partinin başarılı olması bekleniyor.

Mick Tsikas / AAP

Hanson’ın siyasete dönüşüyle Trump’ın seçilmesi arasında benzetmeler yapılıyor. İkisi de, hatrı sayılır bir kitle tarafından takip edildikleri sosyal medyayı benimsediler ve ikisi de gerçeklerden etkileniyor gibi durmuyorlar.

Ağustos’ta yapılan bir araştırmaya göre oy verenlerin %62’si “Hanson’ın söylediği her şeyi kabul etmesem de kendisi birçok sıradan Avustralyalı adına konuşuyor.” ifadesiyle hemfikir.

Hanson Facebook’ta, destekçileri gibi aktif. Kendisi yakın zamanda basın açıklamalarının çoğunu Twitter üzerinden yapacağını söyledi.

Hindistan

Hindistan başbakanı 2 bin rupilik yeni banknotu tanıttıktan sonra, ülke çapındaki telefonların ekranları, yeni banknotun uyduya bağlı bir takip çipiyle birlikte geleceğini ve yeraltında 120 metreye kadar banknotları izleyebileceğine dair haberlerle aydınlandı.

İddialar, ülkenin rezerv bankası tarafından yalanlansa da, iddia, ülkede 50 milyon kullanıcısı olan WhatsApp üzerinden yangın gibi yayıldı ve ana akım medyaya kadar geldi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ve başka yerlerde olduğu gibi, giderek artan sayıda Hindistanlı haberi sosyal medyadan alıyor.

Fakat bu 2 bin rupi olayı gösteriyor ki medyanın üretken ama gazetecilik standartlarının, özellikle yerel medyada, düşük olduğu ülkelerde yalan haberin daha derin bir etkisi var.

Hindistan medya araştırma ajansı CMS‘den Prabhakar Kumar “Hindistan’daki ana akım medya, sahte haberlerden olumsuz etkileniyor çünkü bu tür hikayeleri doğrulamadan yayınlıyor.” diyor.

“Haberlerin ve gazetelerin hikayelerini araştırma ve yayınlama süreci hakkında standart bir politika yok.”

Polis geçmişte, özellikle toplumsal gerilim başlatma ihtimali olduğu zaman yalan haber üretenleri tutukladı. Aynı zamanda WhatsApp gruplarının yöneticileri de gözettikleri mesajlardan sorumlu tutulabilecekleri konusunda uyarıldı.

Fakat sosyal medya, özellikle Hindistan’ın köylerinde, söylentilere karşı olan halihazırdaki güveni daha da artırdı. Delhi yakınlarındaki Dadri Köyü’nden iki çocuk köyden bir adamın dondurucusunda sığır eti sakladığı söylentisini yaymak için WhatsApp’a ihtiyaç duymadı. Köy tapınağındaki megafondan yayın yaptılar. Çocuklar tarafından hedef gösterilen 50 yaşındaki işçi Mohammad Akhlaq linç edildi.

Kaynak: Guardian / Kate Connolly, Angelique Chrisafis, Poppy McPherson, Stephanie Kirchgaessner, Benjamin Haas , Dominic Phillips, Elle Hunt ve Michael Safi Çeviri: Yusuf Tatlı