Doğruyu bilmek istemez miydiniz?

Doğru bilgiyi çekici kılan şey ne? İnsanlar neden doğruya ulaşmak istiyor?

İlk bakışta saçma olduğu düşünülebilecek bu sorular aslında yaşamın her anında aklımızın bir köşesinde. Marketten domates alırken çürük olanı seçmemeye gayret ediyoruz. Test bitiminde zamanımız kaldıysa işaretlediğimiz şıkları tekrar gözden geçiriyoruz. Yollar buz tuttuysa ve dışarı çıkacaksak tabanı dümdüz olan ayakkabımızı giymeyi pek de tercih etmiyoruz.

Bunlar doğru bilgiye ulaşmayı istememizdeki temel motivasyonun, bazı pratik getiriler olabileceğini düşündürüyor. Doğru bilginin yaşamı kolaylaştıran fonksiyonu burada karşımıza çıkıyor.

Teyit’in yola çıkış öyküsünde de bu kaygı gözler önünde. Teyitçiler olarak bizler sizin çürük domates seçmenizi istemiyoruz. İnternette karşınıza çıkan ve okumak için ömrünüzden dakikalar ayırdığınız şüpheli içeriklere yaklaşırken daha temkinli olmanızı istiyor, doğru olmayan bir hikayeyi paylaşarak tanıdıklarınızın yaşamından da dakikalar çalmanızı engellemeye gayret gösteriyoruz.

İnternetteki şüpheli içerikler günlük hayattaki yansımalarıyla birlikte düşünüldüğünde internet ortamında bizim tespit edebildiğimizden çok daha geniş bir etki alanına sahip olabiliyor. Limonun kanser tedavisinde etkili olduğuna dair bir iddia binlerce insanın kulağına gidiyor ve bu durum bir hastanın yaşamını değiştirebilecek noktaya ulaşabiliyor. Kulaktan kulağa “şifalı” formüllerin anlatıldığı, “kadim” denilen uygulamaların el üstünde tutulduğu bir toplumda bu durum bireyler için zaman zaman tehlikeli bir hal alıyor. Teyit olarak hafta başında duyurusunu yaptığımız kampanya da bu endişeyle hayata geçmişti.

Kısacası hayata dair sağladığı pratik getiriler itibariyle doğru bilgiyi edinmek değerli. Doğru bilginin pratik faydaları bireyler nezdinde doğruyu çekici kılıyor. Peki doğruya erişme motivasyonumuzun başka bir kaynağı olabilir mi?

Bireylerin doğru kavramına yüklediği anlamla kendi yaşamlarında benimsedikleri ideolojileri birbirinden ayrı değerlendirmek bir hayli güç. Bu noktada ideoloji kelimesini hayatı anlamlandırma çabası doğrultusunda benimsediğimiz düşünceler bütünü olarak tanımlayabiliriz. Her din “doğru yolu” gösterme iddiasıyla insanların yaşamına girerken her siyasi ideoloji de “kendi doğruları” etrafında gelişiyor. Bu noktada “doğru”ya yüklenen anlam Teyit’te ele aldığımız “doğru”dan biraz farklı. Yine de bireylerin ideolojik yaklaşımları, bizim de peşinde olduğumuz nesnel gerçekliğe ulaşma arzusunu çekici kılıyor olabilir.  Bu durum pratik getirilerin yanı sıra fikirsel getirilerin de doğru bilgiyi çekici kılabileceğini düşündürüyor.

Teyit’in yola çıkış öyküsünde veya büyümesi sürecinde doğru bilginin peşine düşerken teyitçilerin benimsediği temel fikirsel motivasyon noktasında bir birliktelikten söz etmek güç. Nitekim teyitçiler olarak hepimizin doğru bilgi peşinde koşuşturmasında arkaplanda yatan fikirsel anlamda tetikleyici bir çok farklı etmen olabilir. Bazılarımız kamunun doğru bilgiye ulaşmasını ve bilginin şeffaf bir biçimde paylaşılmasını bir demokrasi meselesi olarak görüp hareket ediyor olabilir. Bazılarımız ise dini inanışı gereği doğru bilginin alternatiflerine göre çok daha değerli olduğunu düşünerek eyleme geçebilir. Bazılarımızda ise bu tarz fikirsel motivasyonlar iç içe geçmiş olabilir.

Öte yandan bir noktanın üzerinde durmak gerek. Yazıya başlarken sorduğumuz iki soru gizli birer önerm içeriyor: İnsanlar tarafından “doğru bilginin çekici bulunduğu” ve insanların “doğruya ulaşmak istediği” varsayımları.

Elbette İstiklal Caddesi’nde yürürken yolda insanlara “X konusunda doğruyu bilmek ister misiniz?” şeklinde bir soru yöneltsek büyük bir çoğunluk “evet” yanıtını verecektir. Ancak bunu dile getirmekle gerçekten doğru bilgiyi edinme yolunda adım atmak arasında önemli bir fark var ve bu farkın çoğu zaman kolay kolay aşılamadığı görülüyor.

Çoğu zaman bilmek istediğimiz şey “doğru” değil, yaşama dair benimsediğimiz düşünceler bütününü “destekler nitelikteki görüşler” oluyor. Bu görüşler doğru bilgiyle çatışıyorsa ya doğruyu reddediyoruz ya da doğruyu görüşümüze “uyarlamaya” gayret ediyoruz. Bu uyarlama çalışması ise hakikati çarpıtma yönünde attığımız bir adımdan başka bir şey olmasa gerek.

Bazense aceleciliğimiz bizi doğrudan uzaklaştırıyor. Bir konu hakkında doğru bilgiyi edinme arzusuna sahibiz ama ona ulaşmak için yeterince çaba sarf etmekten kaçınıyoruz. Böylesi anlarda ise kısayollara başvuruyoruz. Bu kısayolların en “başarılı” örnekleri ise komplo teorileri. Ekonomik sıkıntılarımız var, içerisinde yaşadığımız coğrafya eşitsizlikler ve adaletsizliklerden kırılıyor, toplumsal baskılar bizi kapana kıstırmış ve tüm bunların nedenini arıyoruz. Karşımıza çıkan “küresel odaklar” temalı açıklamalar ise tüm bunlara bir açıklama sunuyor ve doğru bilgiye ulaşmak için efor sarf etmektense komplo teorisi kapsüllerini yutup bilgiyi edindiğimiz yanılsamasıyla yaşama devam ediyoruz.

Özetlemek gerekirse, çoğunlukla pratik veya fikirsel getirilerini gözeterek doğru bilgi arayışına çıkıyoruz ancak bazen o arayışımızın samimi bir arayış olup olmadığını da sorgulamamız gerekiyor. Doğru bilgi herkes için değerli ama sadece ona ulaşmak için emek harcayanların o bilgiden yararlanma ayrıcalığı bulunuyor.

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.