Doğrulama ve teyitçilikle ilgili 2019’un öne çıkan araştırmaları

Bu içerik ilk kez Nieman Lab’da 10 Ocak 2020 tarihinde yayımlanmış ve Teyit tarafından çevrilerek yeniden düzenlenmiştir.

Yanlış bilgiyle mücadele bir yandan haber doğrulama organizasyonlarının çabalarıyla devam ederken, bu alanda yazılan makaleler de hem mevcut durumu tahlil etmek hem de yeni fikirler ve yeni mücadele yöntemleri geliştirmek için iyi fırsatlar sunuyor. NiemanLab 2020’nin başlamasıyla birlikte bir yazı yayınlayarak bu konudaki bir araştırmayı sayfalarına taşıdı.

Konuyla ilgili yedi makaleyi odağına alan araştırma, sahte haberleri çeşitli açılardan ele alıyor. Makalelerde doğrulamanın en etkin şekilde nasıl yapılabileceği ve sosyal medyadaki yanlış bilgileri tespit etmede kitle kaynağın nasıl kullanılabileceği gibi konular öne çıkıyor. Bu incelemeler arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın haberlerin güvenirliğini azaltmaya yönelik “sahte haber” tweetlerinin aslında gazeteciler için nasıl faydalı olabileceğini öne süren bir çalışma da var. Bu makalenin yazarları gazetecilere bir çeşit haber jujitsusu (savaş sanatı) yapmalarını ve Trump’ın tweetlerinin negatif enerjisini haberlere karşı ilgi yaratacak bir güce dönüştürmelerini tavsiye ediyor.   

“Sahte haberler için asıl çözüm? Sosyal medyadaki yanlış haberlere olan inancın azaltılmasında genel uyarıların ve bilgi doğrulama etiketlerinin etkililiğinin ölçülmesi”  adlı çalışma Political Behavior’da yayınlandı.

  • Çalışma, sosyal medyada sahte haberlere karşı koymanın en etkili yolları hakkında birkaç yeni bilgi sunuyor. Araştırmacılara göre insanların, “yanlış” etiketiyle işaretlenen sahte haber başlıklarını kabul etme olasılıkları “karışık bilgiler içeriyor” olarak işaretlenmiş başlıklara göre daha az. Ayrıca, okuyuculara, yanıltıcı içeriğe dikkat etmelerini söyleyen genel bir uyarı göndermenin de geri tepebileceği öne sürülüyor. Genel uyarıyı gördükten sonra çalışmaya katılanların doğru ve yanlış haber başlıklarına inanma ihtimalleri düşüyor.
  • Yazarlar çalışmaya katılan 2 bin 994 kişinin Amerika Birleşik Devletleri’nin tamamını temsil etmediğini fakat aldıkları geri bildirimlerin, çevrimiçi sahte haberlere “bir derece başarıyla” karşı koyabileceğini belirtiyor. Araştırmacıların dikkati çektiği önemli bir noktaysa “uyarıların” yanlış haber başlıklarına olan inancı azalttığı yönünde. Ancak bu durum doğru haberlerin doğruluk algısına yönelik bir yayılma etkisi yaratmıyor.

“Haber kaynağı kalitesine yönelik kitle kaynak çalışması kararları kullanarak sosyal medyadaki yanlış bilgiyle savaşmak” isimli çalışma University of Regina ve Massachusetts Institute of Technology tarafından, Proceedings of the National Academy of Sciences’da yayımlandı.

  • Sosyal medyada yer alan yanlış bilgileri tespit edip incelemesi için profesyonel teyitçileri işe almak hem pahalı, hem de fazlasıyla zaman kaybettirici bir durum. Peki, ya bu platformları kullanan sıradan kullanıcılar bu işe katkıda bulunsa? Araştırma, önceki çalışmaların, bu kişilerin haberlerin güvenirliğini değerlendirmede iyi iş çıkaramadıklarını gösterdiğini belirtiyor ve sonrasında da şu soruyu soruyor, kitle, haber sitelerinin güvenilirliğini doğru şekilde değerlendirebilir mi? Araştırmaya yaklaşık iki bin kişi katılmış. Sonuçlara göre bu fikir umut verici bir çıktı sağlıyor. 
  • Araştırmanın yazarları, teyitçiler ile sıradan kişiler arasında bir uyumdan bahsediyor ve “Bu uyum büyük ölçüde hem sıradan insanların hem de teyitçilerin aşırı taraflı ve sahte haber sitelerine çok düşük değerlendirme vermesinden kaynaklanıyor.” bilgisini paylaşıyor.
  • Araştırmada, siteleri doğru şekilde değerlendirebilmek için kullanıcıların bu sitelere aşina olması gerektiği vurgusu da var. Yeni veya yabancı haber sitelerinin “güvenilmez” olarak değerlendirilmesinin daha muhtemel olduğu ortada. 
  • Çalışmanın bir diğer tespiti de Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili. Demokratların medya kuruluşlarının güvenilirliğini ölçmede Cumhuriyetçilerle mukayese edildiğinde daha iyi olduğu ve değerlendirmelerinin profesyonel teyitçilere daha yakın olduğu ortaya konuluyor. Ayrıca Cumhuriyetçilerin, ana akım haber organizasyonlarına güveninin daha düşük olduğu tespiti de var.

“Başkanın tüm tweetleri: Trump’ın gazeteciler, haberler ve durum değerlendirmesi algısına yönelik ‘sahte haber’ suçlamalarına maruz kalmanın etkileri” isimli çalışma Virginia Tech ve Eab, Mass Communication and Society’de yayımlandı. 

  • Bu araştırma, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın, meşru haber organizasyonları için “sahte haber” ibaresini Twitter’da kullanmasının, kamunun gazetecilere olan bakış açısını değiştirip değiştirmediği ve tweeti okuyanların haberlere inanma olasılığın daha mı düşük olduğu sorusundan yola çıkıyor. Bu soruları incelemek için araştırmacılar, bazı katılımcılara ABD Başkanının “sahte haber” tweetlerinden oluşan bir örneklem gösterdiği iki çalışma gerçekleştirdi. 
  • Araştırmacıların tespitlerine göre, katılımcıların tweetleri okuma sayısı arttıkça, haber okuma eğilimlerinin de arttığı yönünde. Katılımcılar daha çok tweet okudukça haber ve gazetecilerin güvenilirliği hakkındaki değerlendirmeleri de iyiye gidiyor. Bu tabloya bakıldığında, Trump’ın sahte haber ile ilgili tweetlerinin genel olarak haberlere olan ilgiyi artırdığı çıkarımı yapılabilir.
  • Bu çalışma üzerinden genelleme yapmak elbette mümkün değil. İlk çalışmaya 331, ikinci çalışmaya ise yarısından çoğu lisans öğrencisi olan bin 558 kişi katıldı.
  • Araştırmacılar bulgulara dayanarak bazı öneriler de sunuyor. Bunlardan en ilgi çekici olanıysa, Trump ya da başkası meşru haberler hakkında “sahte haber” tweeti attıktan hemen sonra bir reaksiyon göstermek yönünde. Tweet atıldıktan hemen sonra haber merkezleri, sosyal medya akışlarında bir haber paylaşabilirse, Trump’ın toksik söylemini etkisiz hale getirebilir ve kendi çalışmalarına rağbeti ve güvenilirlik algısını artırabilir. Hashtagler kullanmak ve Trump’a doğrudan yanıt vermek de bu konuda atılabilecek diğer adımlardan.

“Kim paylaştı?: Sosyal medyada hangi haberlere güvenileceğine karar vermek” isimli çalışma Digital Journalism’de yayınlandı.

  • Çalışma, haber kaynaklarının veya kamuya mal olmuş kişilerin, insanların bir haberin güvenilirliğini algılayışlarında büyük bir etkiye sahip olup olmadığını inceliyor. Bulgular, insanların Oprah Winfrey veya Dr. Oz gibi kamuya mal olmuş kişilerin sosyal medyada paylaştığı haberlere karşı tutumunun, bu kişilere olan güvenle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Görünüşe göre bu konuda, haber kaynağının itibarının çok daha az etkisi var.
  • Hatta, araştırmacılar, kitlelerin, saygın bir haber kaynağından gelen bir habere, sahte haber internet sitesinden gelen habere göre daha çok güvendikleri ve bu haberlerle daha çok etkileşime girdiklerine dair çeşitli kanıtlar buldu. Yazarlar bu konuda şöyle söylüyor: “İnsanlar haber kaynağını bilmiyorlarsa bilgiye, bildikleri ve güvendikleri bir haber kaynağından gelen bilgi gibi yaklaşıyorlar.”
  • Çalışma kapsamında ABD çapında bin 489 yetişkin katılımcıdan, bir habere odaklanan ve kamuya mal olmuş sekiz kişiden biri tarafından paylaşılan sahte bir Facebook gönderisini okuyup bazı soruları cevaplamaları istendi. Araştırmacılar, koşulların gerçek hayattan biraz daha farklı olduğunu ve katılımcıların gerçek hayatta farklı tepki verebileceği notunu da düştü ancak sonuçlar dikkat çekici.
  • Araştırma haberlerin nasıl yorumlandığı ve kişilerin nasıl etkileşime geçtiği konusunda yeni bilgiler veriyor. Sonuçlara göre, “Kitlelerinde kendilerine olan güveni muhafaza edebilmek için markalarının gücüne güvenen haber kuruluşları için bu çalışma, insanların habercilik anlayışının belirli bir markayla çok az ilgisi olduğunu öne sürüyor. Sosyal ağlarda daha çok var olmak veya bireysel gazetecilerin rolü, yarattıkları ve paylaştıkları içeriklere olan güveni artırmaya yarayabilir.”

“Sosyal medyada yanlış bilginin yayılmasındaki eğilimler” isimli makale Research and Politics dergisinde yayınlandı.

  • Çalışma sosyal medyada dolaşan yanlış bilgi sayısındaki değişiklikleri inceliyor. Makaleye göre 2016’dan bu yana Facebook’ta yanlış bilginin etkileşimi önemli ölçüde düştü ancak Twitter’da yükseldi. Hâlâ birçok insan yanlış bilgiye tıklamaya, yorum yapmaya, beğenmeye ve paylaşmaya devam ediyor.
  • Araştırmacılar, Ocak 2015 ve Temmuz 2018 arasında sahte haber sitelerinden çıkan Facebook ve Twitter’da da yer alan 569 içeriğin ne sıklıkla etkileşim aldığını inceledi. Facebook’ta bu sayınını 2016 sonlarında aylık 160 milyonken, 2018 ortalarında 60 milyona kadar düştüğü ortaya konuldu. Twitter’da ise 2016 sonlarında yaklaşık 4 milyon paylaşım varken, 5 milyona çıktığı tespit edildi.
  • Sonuçları yorumlayan araştırmacılar, yanlış bilgi sorununun genel büyüklüğünün, muhtemelen 2016 seçimleri sonrası Facebook’taki değişimler dolayısıyla azalmış olabileceği görüşünün tutarlı olduğu tespitini yapıyor.

“Tembel, önyargılı değil: Partizan sahte haberlere karşı hassasiyet güdülenmiş muhakemeden ziyade muhakeme eksikliğiyle açıklanabilir” isimli çalışma Cognition’da yayınlandı.

  • Çalışmada araştırmacılar, sahte haberlere olan inancın arkasındaki bilişsel mekanizmaları inceliyor. Temel arayış ise sahte haberlerin, siyasi taraflılıkla mı yoksa güçlü muhakeme becerilerinin eksikliğiyle mi ilgili olduğu yönünde. Araştırmaya göre bilişsel bir testte daha iyi performans gösteren yetişkinler, siyasi eğilimleri (demokrat, cumhuriyetçi ya da tarafsız) ve eğitimleri ne olursa olsun okudukları haber başlıklarını daha iyi tespit etti. 3 bin 446 katılımcıyla yapılan iki çalışmada kanıtlar, sahte haberlere hassasiyetein, partizan önyargılardan daha çok tembel düşünmeyle ilgili olduğunu ortaya koydu.
  • Çalışmanın bir tespiti daha var. Çalışmaya katılan ve Trump’ı destekleyen kişiler, 2016’daki rakibi Hillary Clinton’ı destekleyenlere göre gerçek ve sahte haber arasında ayrım yapma konusunda daha zayıf. Araştırmada bunun kesin nedeni konusunda bir tespit yer almasa da Cumhuriyetçilere yarar sağlayan veya Demokratlara zarar veren sahte haberlerin neden 2016 ABD seçiminden önce daha yaygın olduğunu açıklayabileceği belirtildi.

“Doğrulama: Neyin ve kimin için işe yaradığına dair bir meta-analiz” isimli çalışma Political Communication’da yayımlandı.

  • Doğrulama kaynaklarının sayısı küresel olarak artmaya devam etse de, yanlış bilgi üzerindeki etkilerine dair bireysel çalışmalar çelişkili sonuçlar ortaya koyuyor. Bilgi doğrulamanın siyasi yanlış bilgiyi düzeltmeye yönelik etkili bir araç olup olmadığını daha iyi anlamak için, üç üniversiteden akademisyenler, 2013 ve 2018 arasında yayınlanan veya çıkarılan 30 çalışmanın bulgularını sentezlemek için bir araya geldi. Bu analiz, doğrulama çabasının başarısının bir dizi faktöre göre değiştiğini ortaya koyuyor. Makale, doğrulamanın ne zaman ve nasıl başarılı veya başarısız olduğu konusunda birkaç içgörü sunuyor. Bu çıkarımlardan bazıları:
    • Sözde “doğruluk ölçeği” gibi grafik öğeler içeren bilgi doğrulama mesajları, yanlış bilgiyi düzeltme konusunda grafik öğeler içermeyen mesajlara göre daha az etkili olma eğiliminde. Yazarlar, “grafik öğelerin geri teptiğine ve yanlış bilgi düzeltimini zayıflattığına” dikkat çekiyor.
    • Teyitçiler bir ifadenin parçalarını düzeltmek yerine tamamını düzeltmede çok daha etkililer. Ayrıca, analize göre, “seçim kampanyası ile ilgili ifadeler için doğrulama etkileri önemli ölçüde zayıf.”
    • Kişinin şahsi ideolojisiyle çelişen bilgileri çürüten doğrulama girişimleri, kişinin şahsi ideolojisiyle uyuşan bilgileri çürüten doğrulama girişimine göre daha etkili.
    • Basit mesajlar daha etkili! “Bütün olarak, sözcüksel karmaşıklık, doğrulama çabalarına gölge düşürüyor.”

Kaynak

Nieman Lab, “Rated false”: Here’s the most interesting new research on fake news and fact-checking, 10 Ocak 2020. 

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Public Libraries Online

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

Nieman Lab, “Rated false”: Here’s the most interesting new research on fake news and fact-checking, 10 Ocak 2020. 

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Public Libraries Online