Covid-19: Yanlış bilgi türleri, kaynakları ve iddiaları

Bu çalışma ilk kez 7 Nisan 2020 tarihinde Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanmış ve Teyit tarafından çevrilmiştir.

Temel bulgular

Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsünden Dr. J. Scott Brennen, Felix Simon, Dr Philip N. Howard, ve Profesör Rasmus Kleis Nielsen tarafından hazırlanan bu makalede, Covid-19’a dair şu ana kadar görülen başlıca yanlış bilgi (mezenformasyon) türleri, kaynakları ve iddiaları tanımlanıyor. First Draft tarafından sağlanan teyit koleksiyonu içinden seçilen, 2020 Ocak ayından Mart’ın sonuna kadar İngilizce dilinde yayınlanmış ve teyitçiler tarafından yanlış ya da yanıltıcı olarak işaretlenmiş 225 mezenformasyon örneklemi analiz ediliyor. Bulgular şöyle:

  • Ölçek: Bağımsız teyitçiler Covid-19 etrafında dönen ve giderek artan mezenformasyona yanıt verme konusunda hızlı davrandılar; Ocak ayından Mart’a kadar İngilizce dilindeki teyitlerin sayısı yüzde 900 arttı. (Teyitçiler kısıtlı kaynaklara sahip olduğundan ve sorunlu içeriklerin tamamını kontrol edemeyeceklerinden, farklı türlerdeki koronavirüs mezenformasyonunun daha hızlı artış gösterdiği neredeyse kesin.)
  • Tür: Örneklemimizde bulunan yanlış bilgilerin çoğu (yüzde 59) yeniden yapılandırma gösterdi; yani genelde doğru olan bilgiler dönüştürüldü, çarpıtıldı, bağlamları değiştirildi ya da üzerlerinde oynama yapıldı. Tamamen uydurma olan yanlış bilgilerin oranı ise yüzde 38 idi. Son zamanlardaki endişelere rağmen örneklemde yapay zeka sahteciliği (deepfake) örneği bulunmuyor. Manipüle edilmiş içeriklerde bunun yerine, çok daha basit araçlar kullanılarak üretilen ‘cheap fake’ görülüyor. Örneklemdeki, yeniden yapılandırılmış mezenformasyon sayısı, sosyal medya etkileşimlerinin yüzde 87’isini, sahte içeriklerin ise yüzde 12’sini oluşturuyor.
  • Kaynak: Politikacılardan, ünlülerden ve önde gelen diğer halk figürlerinden yukarıdan aşağıya gelen mezenformasyon, örneklemdeki iddiaların yalnızca yüzde 20’sini, fakat toplam sosyal medya etkileşiminin yüzde 69’unu oluşturuyor. Sosyal medyadaki yanlış bilgilerin çoğu sıradan insanlardan gelse de bu gönderilerin çoğu çok daha az etkileşime sahip. Bununla birlikte, aşağıdan yukarıya mezenformasyona dair birkaç örnek büyük ölçekte yayıldı. Fakat bu analizde, özel gruplar ve mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla, yani önemli miktarda aşağıdan yukarıya mezenformasyonun yayılmasına olanak sağlayabilen platformlardaki yayılma incelenemedi.
  • İddialar: Hükümetler ve Dünya Sağlık Örgütü ya da BM gibi uluslararası kuruluşlar da dahil olmak üzere kamu otoritelerinin eylemleri veya politikaları hakkında yanıltıcı veya yanlış iddialar, örneklemdeki iddiaların yüzde 39’unda görülüyor ve kategoriler arasındaki en büyüğü.
  • Adılan atımlar: Sosyal medya platformları, teyitçiler tarafından yanlış olarak değerlendirilen sosyal medya gönderilerinin çoğunluğuna, bunları kaldırarak ya da çeşitli uyarılar ekleyerek adım attı. Bununla birlikte, şirketten şirkete önemli farklılıklar bulunuyor. Yanlış olarak değerlendirilen, örneklemimizdeki Twitter gönderilerinin yüzde 59’u platformda hala duruyor. YouTube içeriklerinin yüzde 27’si, Facebook gönderilerinin ise yüzde 24’ü uyarı olmaksızın platformda duruyor.

Genel bakış

Şubat ayı ortalarında, Dünya Sağlık Örgütü, yeni koronavirüs pandemisine yanlış bilgi salgınının (infodemic) da eşlik ettiğini açıkladı (DSÖ 2020).

Bilim, teknoloji ve sağlık hakkındaki dezenformasyon ve mezenformasyon ne yeni bir şey ne de Covid-19’a özgü. Benzeri görülmemiş küresel bir sağlık krizinin ortasında, birçok gazeteci, politikacı ve akademisyen, Dünya Sağlık Örgütü’nün söylediklerini tekrarlayarak pandemi hakkındaki yanlış bilginin, halk ve kamu sağlığı için ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı.

Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı’nın (IFCN) Genel Müdür Yardımcısı Cristina Tardáguila, Covid-19’un “teyitçilerin karşı karşıya kaldığı en büyük güçlük” olduğunu söyledi. Haber merkezleri, salgını ve atılan adımları yoğun bir şekilde ele alırken sosyal medya platformu şirketleri de topluluk standartlarını sıkılaştırarak başka şekillerde adım attı. Birleşik Krallık da dahil olmak üzere bazı hükümetler, zararlı olabilecek içeriklere karşı koymak adına çeşitli hükümet birimleri kurdular.

Bu makale, şu ana kadar görülen Covid-19 mezenformasyonunun bazı ana türlerini, kaynaklarını ve iddialarını tanımlamak adına bir teyit örneklemi kullanıyor. Diğer analizlere dayanarak (Hollowood ve Mostrous 2020; EuVsDİS 2020; Scott 2020), virüs ve pandemi hakkındaki teyit edilmiş iddiaları, etkileşim ölçeğini ve kapsamını gösteren sosyal medya verileriyle birleştirerek sistematik bir içerik analizi yapılıyor.

Analiz edilen 225 adet yanlış bilgi, First Draft tarafından toplanan ve yanlış veya yanıltıcı olarak değerlendirilen içeriklere odaklanan, İngilizce dilindeki teyitlerden örneklendi. Bu çalışma, teyitçi katılımcılar tarafından Mart ayı sonuna kadarki makaleleri iki ayrı ağ ile birleştiriyor: Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı (IFCN) ve Google Doğrulama Araçları. Teyit edilen her bir bilgi, sistematik olarak incelenip mezenformasyon türüne, kaynağına, içerdiği iddialara ve arkasındaki güdülere göre kodlanıyor. Ayrıca, farklı yanlış veya yanltıcı iddiaların göreceli erişimine ve etkileşimine dair ölçümler almak adına, örneklemde teyitçiler tarafından tanımlanan ve eşleştirilen tüm içeriklerin sosyal medya etkileşim verilerini topladık. Buna göre örneklemin çoğunluğu (yüzde 88) sosyal medya platformlarında görülmüş. Küçük bir miktarı (aynı zamanda) televizyonda da görülmüş (yüzde 9), haber merkezleri tarafından yayınlanmış (yüzde 8) veya diğer internet sitelerinde görülmüş (yüzde 7). Bu makaledeki yanlış bilgiler, bağımsız ve profesyonel teyitçiler tarafından yanlış veya yanıltıcı olarak değerlendirilen içerik örneklemine dayanıyor. 

Teyitçilik, yanlış bilgileri zamanında tanımlamak için güvenilir bir yol sunuyor. Fakat teyitçiler her yanlış bilgiyi ele alamıyor ve sınırlı kaynaklara odaklandıklarından, mesleki çalışmaları muhakkak çeşitli seçim önyargıları barındırıyor (Graves 2016). Ayrıca teyitçilerin özel kanallarda, e-posta yoluyla, kapalı gruplarda ve mesajlaşma uygulamalarıyla (ve çevrimdışı konuşmalarda) yayılan yanlış bilgilere erişimi kısıtlı. Benzer şekilde, burada analiz edilen sosyal medya gönderilerinin etkileşim verileri, yanlış bilgiye hem çevrimiçi hem de çevrimdışı birçok farklı şekilde, daha geniş çapta bir etkileşim ve maruz kalma hakkında sadece bir fikir verebilir. Çoğu durumda, platformlarda birçok hesap tarafından tekrarlanan ve yayılan iddiaların bu verilere dahil olmaması muhtemel. Yine de etkileşim verileri farklı iddiaların göreceli erişimine dair bazı ipuçları sunuyor.

Bu nedenle, bu analiz ne kapsamlı (aramalarda, fotoğraf paylaşım platformlarında, mesajlaşma uygulamalarında, Reddit gibi sitelerde veya haber merkezleri ve devlet iletişimi yoluyla yayılan yanlış bilgileri sistematik olarak incelenmiyor) ne de detaylı (yalnızca İngilizce dilindeki teyit örneklemi inceleniyor). Yine de sorunların ölçeğini ve kapsamını daha iyi anlama yönünde bir adım.

Aşağıda içerik analizine dayanarak, Covid-19 ile ilgili yanlış bilgilerin 31 Mart’a kadar oluşumunu ve dolaşımını tanımlayan beş bulgu sunuluyor.

Ölçek: Covid-19 hakkındaki teyitlerin büyüme ölçeği

Dolaşımdaki yanlış bilgilerin hacmi ve çeşitliliğindeki büyümeye cevaben, Covid-19 ile ilgili teyitli içeriklerin sayısı son üç ayda önemli ölçüde arttı (bkz. Grafik 1). Dünya çapında birçok teyit kuruluşu, pandemi hakkındaki iddiaları çürütmek adına zamanlarının ve kaynaklarının çoğunu harcıyor. Buna rağmen, teyit kuruluşları hala incelemek için yeni iddialar bulmaya devam ediyor ve etrafta dolaşan yanlış bilgilendirmeleri ele alıyor.

Türler: Koronavirüse dair yanlış bilgilerin çok azı tamamen uydurma

Hepsi basit teknolojiden yararlanıyor

Örneklemimizdeki yanlış bilgilerin çoğu tamamen uydurma olmaktan ziyade, mevcut ve çoğu zaman gerçek bilgilerin büküldüğü, çarpıtıldığı, bağlamının değiştirildiği veya üzerinde oynandığı çeşitli ‘yeniden yapılandırma’ türleri içeriyor (bkz. Grafik 2) (Wardle 2019). Toplanan sosyal medya verilerinden yola çıkarak, yeniden yapılandırılmış içerikler, uydurma içeriklere göre daha yüksek etkileşim gördü. Mevcut bilgileri yeniden yapılandıran üç farklı yanlış bilgi alt türü tanımlandı. En yaygın yanlış bilgilendirme türü olan “yanıltıcı içerikler” (yüzde 29), bazı doğru bilgiler içeriyordu ancak ayrıntılar, onları yanlış veya yanıltıcı hale getiren şekillerde yeniden yapılandırılmış, seçilmiş ve bağlamı değiştirilmişti. Çok paylaşılan bir gönderi, virüsün nasıl tedavi edileceği ve önleneceği hakkında hem doğru hem de yanlış bilgileri birleştiren ve birinin amcasından gibi sunulan tıbbi tavsiyeler gibi veriyordu. Elleri yıkamak gibi bazı tavsiyeler tıbbi görüşlerle uyuşsa da, diğer öneriler uyuşmuyor. Örneğin, birinin iddiası şu şekilde: “Bu yeni virüs ısıya dayanıklı değil ve sadece 26/27 derecede ölüyor. Güneşten nefret ediyor.” Isı virüsü öldürse de, 27 santigrat derece bunu yapacak kadar yüksek değil.

İkinci bir yaygın yanlış bilgi türünde, olduklarından farklı bir şekilde etiketlenmiş ya da tanımlanmış görseller ya da videolar bulunuyor (yüzde 24). Örneğin, bir gönderide, ürünlerin boşaldığı bir markette el değmemiş vegan yiyeceklerin bir fotoğrafı bulunuyor ve “Koronavirüs paniğiyle yapılan alışverişte bile kimse vegan yemek yemek istemiyor,” yazıyor. AFP Avustralya, bu görüntünün 2017 Harvey Kasırgası öncesinde Teksas’taki bir marketin rafı olduğunu buldu. Bu aynı zamanda bazılarının “malinformation” (gerçekliği olan, fakat birine, bir kuruluşa ya da bir ülkeye zarar vermek için kullanılan bilgi) ismini verdiği şeye bir örnek (Wardle 2019).

Örneklemimizde az sayıda manipüle görüntü ve video bulunuyor. Oynanmış veya manipüle edilmiş içeriklerin tamamı, basit ve düşük teknolojili fotoğraf veya video düzenleme teknikleri kullanılarak yapılmış. Bir videoda Covid-19’u önleyebileceğini veya tedavi edebileceğini öne süren haberde, üzerinde oynanmış muz görüntüleri bulunuyor.

Son zamanlarda büyük bir endişe yaratmasına rağmen “deep fake” veya yapay zeka tabanlı diğer araçlar kullanılan yanlış bilgi örneklerine rastlamadık. Aksine, manipüle edilen içerikler, fotoğrafçılık ve filmciliğin başından beri var olan teknikler kullanılarak üretilen “cheap fake” yöntemiyle üretilmiş (Paris ve Donovan 2019).

Kaynaklar: Yanlış bilgiler yukarıdan aşağıya olduğu kadar aşağıdan yukarı da yayılıyor

Üst düzey politikacılar, ünlüler veya diğer önde gelen halk figürleri, örneklemimizdeki yanlış bilgilerin sadece yüzde 20’sini üretmiş veya yaymış; ancak bu yanlış bilgiler, örneklemdeki tüm sosyal medya etkileşiminin büyük bir çoğunluğunu almış. Bu örneklerin bazıları sosyal medyada yayınlanan içeriklerden oluşurken, yukarıdan aşağıya aktarılan yanlış bilgilerin yüzde 36’sı kamuya veya medyaya konuşan politikacılardan geliyor. Örnek olarak, New York Times ve diğerleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın etkinlikler, Fox News ve Twitter’da konuyla ilgili bir dizi yanlış açıklama yaptığını belgeledi. Verilerimiz televizyon aracılığıyla yayılan yanlış bilgilerin erişimini incelemese de sosyal medyada yukarıdan aşağı yayılan yanlış bilgiler, örneklemimizdeki sosyal medya etkileşimlerinin toplamının yüzde 69’unu oluşturuyor (bkz. Grafik 3). Bunların bazıları yüksek mevkilerdeki yetkililer, ünlüler ve diğer önde gelen halk figürleri tarafından atılan ya da yayılan ve çok etkileşim alan yanlış bilgilerle ilerliyor.

Ancak vatandaşlar tarafından üretilen ve yayılan, aşağıdan yukarıya gelwn yanlış bilginin miktarını (veya etkisini) hafife almamak da önemli. Hacim açısından örneklemimizin büyük çoğunluğunu yalnızca bu içerikler oluşturmuyor; örneğin saunalar ve saç kurutma makinelerinin Covid-19’u önlediğine dair bir iddia gibi tekil bilgiler de yüksek sayıda etkileşime sahiplerdi. Vatandaşlar genellikle çevrimiçi olarak oldukça belirsiz uygulamalarla meşgul olduklarından, dürtüleri yalnızca içeriğe göre değerlendirmek zor (Philips ve Milner 2017). Vatandaşların yanlış bilgileri paylaşma konusunda birçok sebebi var: örneğin “trollük” isteği, bilginin doğruluğuna olan inançları ve siyasi partizanlık.

Ayrıca, örneklemdeki yanlış bilgilerden yalnızca çok azının kâr gütmeyi amaçladığı da dikkate değer. Yalnızca altı (yüzde 3) içerik sözde tedaviler, aşılar veya koruyucu ekipmanlarla açıkça bağlantılıydı ve reklam ağırlıklı internet sitelerinde sekizi (yüzde 4) yayınlanıp tıklanması için kullanılmış. (Bu, daha geniş bir yanlış bilgi evreninden ziyade profesyonel teyitçilerin önceliklerini yansıtıyor olabilir; çünkü teyitçilerin dikkatinden kaçabilecek reklam geliri kazanmaya çalışanlar tarafından yayınlanan çok miktarda düşük dereceli, kâr amacı güden koronavirüs mezenformasyonu bulunuyor).

İddialar: Birçok yanlış bilgi kamu otoritelerinin eylemleri ile ilgili 

Örneklemdeki yanlış bilgiler arasında en yaygın iddialar, ya bireysel ulusal/bölgesel/yerel yönetimler ve sağlık otoriteleri ya da DSÖ ve BM gibi uluslararası kuruluşlar gibi, kamu makamlarının Covid-19’a yönelik eylem veya politikalarla ilgili (bkz. Grafik 4). En yaygın ikinci iddia türü, virüsün topluluklar aracılığıyla yayılmasıyla ilgili. Bu, coğrafi bölgelerin ilk enfeksiyonlarını gördüğü iddialardan, belirli etnik grupları virüsü yaymakla suçlayan içeriklere kadar uzanıyordu.

Özellikle, hükümet eylemleri ve virüsün halka yayılması hakkındaki yanlış bilgiler, genellikle çeşitli kamu yetkililieri tarafından verilen, hem doğrudan politikalarını ileten hem de acil kamu bilgileri veren bilgilere karşı çıkıyor. Bu konuların ehemmiyeti, teyitçilerin doğrulaması için daha kolay bir işlevde olsa da, hükümetlerin her zaman açık, yararlı ve güvenilir bilgi sağlamayı başaramadıklarını gösteriyor olabilirler. Yeterli bilginin yokluğunda, bu konularla ilgili yanlış bilgiler, kamu anlayışındaki boşlukları doldurabilir ve hükümetlerine veya siyasi seçkinlerine güvenmeyen kişiler, bu konularda resmi haberlere güvenmekten kaçınma eğilimi gösterebilirler.

Atılan adımlar: Platformlar, teyitçiler tarafından yanlış olarak tanımlanan bilgilerin hepsi için olmasa da çoğu için adım attı

Büyük sosyal medya platformlarının bazıları, Covid-19 ile ilgili yanlış bilgilerin yayılmasını sınırlamaya çalışmak için adımlar attı. Politikaları değişse de Facebook, Twitter ve YouTube dahil olmak üzere bazı platformlar, pandemiye yanıt olarak sıkılaştırılmış topluluk standartlarına atıfta bulundu ve teyitçilerin yanlış ve zararlı olarak işaretlediği gönderileri kaldırmaya başladıklarını söyledi. Facebook ayrıca artık bazı durumlarda, bağımsız teyitçiler tarafından yanlış olarak değerlendirilen içeriklere uyarı etiketleri ekliyor.

Örneklemde yanlış olarak değerlendirilen sosyal medya gönderilerinin çoğuna sosyal medya platformları karşılık verdi Yine de bu, şirketten şirkete çok önemli ölçüde değişiyor (bkz. Grafik 5). Twitter’da yanlış bilgi içeren gönderilerin yüzde 59’u doğrudan uyarı etiketi olmadan aktif kalırken, bu oran YouTube’da yüzde 27 ve Facebook’ta yüzde 24. Ayrıca, her bir yanlış iddianın herhangi bir platformda biraz farklı permütasyonlarda var olabileceğini ve analizde yalnızca söz konusu platformun teyitçiler tarafından yanlış olarak tanımlanan ilk veya ana bilgiye zıt düşmesi durumunda incelendi.

Doğrudan karşılaştırılabilir bir veri mevcut değil ancak teyitçilere göre, platformların, Covid-19 ile ilgili yanlış bilgilere karşı harekete geçme olasılığı, örneğin siyaset ile ilgili yanlış bilgilere karşı harekete geçme olasılığına göre daha yüksek. Eğer durum böyleyse, bu şunu ortaya koyuyor: Pandemiye dair açık ve mevcut bir tehlike; daha az partizan anlaşmazlık ve birçok siyasi tartışmada olana kıyasla neyin yanlış olduğunu açıkça belirlemek için uzmanlık ve kanıt bulunuyor (Vraga ve Bode 2020).

Sonuç ve öneriler

Analiz, Covid-19 yanlış bilginin birçok farklı kaynaktan, birçok farklı türde geldiğini ve birçok farklı iddiada bulunduğunu gösteriyor. Tümüyle yeni bir içerik kurgulamaktansa sıklıkla var olan veya doğru içerikler yeniden yapılandırılıyor ve manipüle edildiği yerlerde ise üzerinde basit araçlarla oynanıyor.

Pandeminin kapsamı ve ciddiyeti göz önüne alındığında, bağımsız medya, teyitçiler, platformlar ve diğerleri tarafından yapılan eylemler, virüsle ilgili yanlış bilgilerin ele alınmasında önemli bir rol oynuyor. Teyitçiler doğru materyal içindeki yanlışları, yanıltıcı iddialardaki doğru bilgileri ayırt etmede yardımcı olabilir. Birçok yanlış bilginin, doğrudan ya da dolaylı olarak kamu otoritelerinin (hükümetler, sağlık otoriteleri ve uluslararası kuruluşlar da dahil olmak üzere) eylemlerini, yetkinliklerini veya meşruiyetlerini sorguladığına dair bulgu, bu kurumların bu konuyu birden fazla sorunla karşılaşmadan doğrudan ele almasının veya düzeltmesinin zor olacağını gösteriyor. Kendini kötü gösteren yanlış bilgileri çürütmeye çalışan bir hükümeti kaç kişi güvenilir kabul edecek? Buna karşılık, bağımsız teyitçiler, platformlara yanıltıcı ve sorunlu içeriği tanımlama konusunda yardımcı olurken yanlış bilgiye dair güvenilir bir analiz sağlayabilir. Bağımsız haber merkezleri de hükümetlerin ve diğerlerinin pandemiye (değişen başarı dereceleriyle) karşı ne adımlar izlediklerine dair güvenilir raporlar hazırlayabilir. 

Analiz ayrıca, önde gelen halk figürlerinin Covid-19 hakkındaki yanlış bilgileri yaymada büyük bir rol oynamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Örneklemimizdeki bireysel yanlış bilgilerin sadece küçük bir yüzdesi önde gelen politikacılar, ünlüler ve diğer halk figürlerinden gelirken, bu iddialar genellikle çeşitli sosyal medya platformlarında çok yüksek sayıda etkileşim almış. Haber merkezlerinin bazılarının, önde gelen politikacıların hatalarını ve yalanlarını ortaya koyma yönündeki artan isteklilik belki de buna yardımcı olabilir (ancak bu, en güçlü destekçilerini kaybetmelerine de neden olabilir.9 Benzer şekilde, Twitter, Facebook ve YouTube’un Mart ayı sonlarında Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro tarafından paylaşılan mesajları koronavirüse dair yanlış bilgiler içermeleri sebebiyle kaldırma kararı, platform şirketlerinin birçok yanlış bilginin üstten gelmesi sorununu nasıl ele aldıklarına dair önemli bir an.

Verilerimize dahil olmasa da, tanınmış halk figürlerinden gelen yanlış bilgiler, televizyon gibi diğer kanallardan da yaygın olarak yayılabilir. Teyitçiler ise düzelttikleri yanlış bilgileri, çok nadiren aynı yayılma derecesinde ya da aynı ağlarda yayımlıyorlar (Bounegru ve ark. 2017). Güvenilir teyit ve medya kuruluşlarının önde gelen halk figürlerini, yaptıkları iddialardan tüm kanallarda sorumlu tutması ve çalışmalarını dağıtıp yaymak için yeni yollar bulması şart.

Bununla birlikte, teyitçilik kıt kaynaklarda. Bulgular, teyit kuruluşlarının Covid-19’u çevreleyen yanlış bilgileri ele almak için sınırlı kaynaklarını bu konuya harcadıklarını gösteriyor. Teyitçilerin, değerlendirdikleri ve doğruladıkları iddialarda, örtüşmeyi sınırlamak adına, koordinasyonu artırmaya devam etmesi önemli. Aynı zamanda, koronavirüs bilgilerini doğrulamak konusundaki acil zorunluluk, diğer konularla ilgili yanlış bilgilerin daha az belirgin veya daha az önemli hale geldiği anlamına da gelmiyor. Covid-19 ile ilgili haberlerin mevcut haber kullanımını değiştirmek yerine desteklediğine dair bazı göstergeler göz önüne alındığında, küresel çapta dolaşan kapsamlı bir yanlış bilgi alanı kaldığından şüphelenmek için yeterli sebep var. Teyit kaynakları ve çabalarında bu hızlı değişimin daha büyük bilgi çevresi üzerinde ne gibi bir etkiye sahip olacağı belirsizliğini koruyor. Bağımsız teyitçlerin önemi göz önüne alındığında, daha fazla sayıda fon sağlayıcının, bu tür çalışmaların ilerlemesini desteklemeye istekli olacağı umuluyor.

Covid-19 ile ilgili yanlış bilgileri “bilgi salgını” olarak tanımlamak, ölçeği anlamamıza yardımcı oluyor. Fakat bunun, karşılaştığımız sorunların doğasını yanlış karakterize etme riski de var. Etrafta dolaşan yanlış bilgi türleri, virüsle ilgili iddialar ve neden üretildiklerinin altında yatan motivasyonlar çok çeşitli. Pandeminin kendisinin aksine koronavirüsle ilgili yanlış bilginin yayılmasının arkasında tek bir neden yok. Bunun yerine Covid-19, birçok farklı konu hakkında çeşitli yanlış bilgi türleri üretmek için farklı motivasyona ve hedefe sahip çok farklı aktörlere fırsat sağlıyor. Bu anlamda, Covid-19 ile ilgili yanlış bilgiler, bu konudaki bilgiler kadar çeşitli.

Koronavirüsle ilgili yanlış bilgi çeşitliliğini farkına varamamak, bu problemler kümesine tek bir çözüm olabileceğini varsaymaya neden olabilir. Bunun yerine, bulgular, çözüme dair sihirli bir değnek olmadığını ortaya koyuyor – yeni koronavirüs mezenformasyonunun “tedavisi” yok. Buna karşın, Covid-19 hakkındaki yanlış bilgilerin yayılmasını ele almak, halkın pandemiyi anlamasına ve yönlendirmesine yardımcı olmak için bağımsız teyitçiler, bağımsız haber merkezleri, platform şirketleri ve kamu otoritelerinin sürekli ve koordineli çabasını gerektiriyor.

Kaynak

Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü (J. Scott Brennen, Felix Simon, Philip N. Howard, Rasmus Kleis Nielsen), Types, Sources, and Claims of COVID-19 Misinformation, 7 Nİsan 2019. 

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü (J. Scott Brennen, Felix Simon, Philip N. Howard, Rasmus Kleis Nielsen), Types, Sources, and Claims of COVID-19 Misinformation, 7 Nİsan 2019. 

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü