Büyüteç: Salgın trafik kazalarıyla karşılaştırılabilir mi?

Bir süredir sanki insanlık dünyayı terk etmiş gibi bir hayat yaşanıyor. Kalabalığına alıştığımız sokaklar, caddeler bomboş. Tüm dünya Covid-19 salgınına karşı bir mücadele verirken, kanaat önderi sayılabilecek bazı isimler ise zaman zaman “ilginç” bulunabilecek yorumlar yapıyor. 

Misal Donald Trump, 24 Mart 2020 tarihinde katıldığı Fox News canlı yayınında yılda binlerce insanın gripten hayatını kaybettiğini, ancak bu yüzden ülkeyi kapatmadıklarını söyledi. Grip, Covid-19 salgınıyla karşılaştırılabilir mi diye düşünürken, otomobil kazalarının daha ölümcül olduğunu, ancak otomobil şirketlerine iş bırakmayı önermediklerini söyledi. 

Trump’ın söyledikleri yankılanırken, benzer bir demeç Devlet Bahçeli’den geldi. 30 Mart 2020 tarihindeki basın toplantısında Bahçeli, her gün ortalama 20 kişinin trafik kazalarında hayatını kaybettiğini söyledi. Bahçeli’nin açıklaması sosyal medyada da ilgi gördü. Kimi kullanıcılar sigaradan daha fazla kişinin öldüğünü söylüyor, kimisi ise kanser ya da böbrek hastalıklarından bahsediyordu. Yorumlar bazen sert eleştiriler aldı, bazen de destek gördü. Peki dünyayı etkisi altına alan bu salgını ayrıcalıklı kılan noktalar neler? Salgının yarattığı tahribatla trafik kazaları kıyaslanabilir mi? Verilerle anlamaya çalışalım.  

Salgın hastalıkların ortaya çıkışı ve pandemi

2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinden başlayarak tüm dünyaya yayılan yeni koronavirüs salgını, 11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan edildi. Pandemi, bulaşıcı bir hastalığın, küresel bir salgın halini aldığı anlamına geliyor. Hastalığın bir topluluk veya bölgede sınırlı kaldığı durumlarda ise epidemi kavramı kullanılıyor. 

Tarih boyunca insanlığa maliyeti ağır olmuş pek çok pandemi yaşandığı biliniyor. Veba, kolera, çiçek ve grip bunlardan bazıları. Bu hastalıkların ortak özelliği, dünya nüfusunun önemli bir kısmını etkilemiş olmaları. Örneğin 14. yüzyılda veba, Asya, Afrika ve Avrupa’nın yarısında görülmüş ve 50 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştu. Bulaşma hızı yüksekti. 

Salgınlardan bahsederken sürekli kullandığımız bu sihirli kelime, bulaşma, aslında meselenin de özü. Trafik kazaları, kalp hastalıkları ya da obezite salgın hastalıklar gibi insandan insana bulaşmaz. Ancak bulaşan her hastalık da aynı derecede tehlikeli değil. Virüslerin bulaşma hızını gösteren ‘r’ değeri var. Bu değer Covid-19’da 2 ila 2,5 değerinde ve bu değer gribin iki katı kadar. Yoğun bakım uzmanı Prof. Hugh Montgomery, bu iki katlık değişimi şöyle özetliyor: “Ben grip olduğumda virüsü 1,3 kişiye bulaştırıyorum, sonra o her bir 1,3 kişi de bir o kadar insana bulaştırıyor. Bu 10 kez tekrar ettiğinde tek başıma 14 kişinin hasta olmasından sorumlu oluyorum. Bu koronavirüs ise çok bulaşıcı, her bir hasta hastalığı üç kişiye bulaştırsa, 10. seferde tek bir insan 59 bin kişinin hastalanmasına neden oluyor.” 

Bunun en anlaşılır örneği ülkeler arası hava trafiği olabilir. Dünya çapında günde ortalama 100 binden fazla uçağın yolcu taşıdığı biliniyor. Bu yolculardan sadece bir kısmının enfekte olması salgının korkunç boyutlara ulaşmasına yetiyor da artıyor bile.  

Covid-19 olan bir kişinin enfekte ettiği ortalama insan sayısı: 2 – 2.5

Trafik kazaları neredeyse doğrusal, virüsler ise üstel artıyor

Gelelim trafik kazalarıyla yapılan mukayeseye. Kazalara ilişkin verilere ülkelerin yıllık istatistikleri üzerinden kolayca ulaşılabiliyor. Yılda kaç kişinin yaşanan kazalarda hayatını kaybettiğini, dünyada trafik kazalarının ne durumda olduğunu da görebiliriz. Dünya Sağlık Örgütü’nün 7 Şubat 2020 tarihli son bilgilendirmesine göre, dünyada trafik kazaları nedeniyle her yıl yaklaşık 1.35 milyon insan hayatını kaybediyor. 20 ila 50 milyondan fazla insanın ise yaralandığı biliniyor. Bu kazaların neden yaşandığı ve nasıl önlenebileceğiyle ilgili bazı bilgiler de var. Trafik kazalarının çoğunluğunun insan hatalarından kaynaklandığını da söylemek gerek. Bu hatalar arasında, hız, alkollü araç kullanımı, emniyet kemeri ya da motosiklet kaskının kullanılmaması sayılabilir. Regülasyonların sıkılaştırılması, sürücü eğitimi ve altyapının iyileştirilmesi gibi faktörlerle kazaları azaltmak ise mümkün.  

Peki trafik kazalarının ve bulaşıcı hastalıkların artışları nasıl seyrediyor? 

Bu kısımda birazcık matematikten destek almamız gerekecek. İki artış grafiğimiz var. Bunlardan biri üstel artış, diğeri ise doğrusal artış grafiği. 

Üstel artış (Exponential Growth) ve Doğrusal artış (Linear Growth) karşılaştırma grafiği 

Trafik kazalarının yaşanma olasılığı, farklı değişkenlere bağlı. Trafiğe çıkan araç sayısının artması, nüfusun artması, ehliyet sahibi kişilerin artması gibi bazı etkenler trafik kazalarının da neredeyse doğrusal olarak artmasına neden oluyor. Yani popülasyondaki değişimle bağlantılı bir artış var. Trafik Genel Müdürlüğü’nün 2018 yılında yayınladığı trafik kazası istatistiklerine bakalım. 2009 yılında yaşanan kaza sayısı 299 bin 784 idi. 2018 yılında ise 428 bin 311 kaza yaşandı. Geçen dokuz yıldaki artış yaklaşık 128 bin. 

Yıllara göre trafik kazalarının artış grafiği

Tablodan da görülebileceği gibi neredeyse doğrusal bir artış söz konusu. Salgın hastalıklara geldiğinde ise durum değişiyor. Türkiye’deki Covid-19 vakalarının nasıl bir grafik gösterdiğine bakacak olursak, vaka sayısının beşinci günden itibaren 18-47-151 gibi değerlerle yükseldiğini görebiliriz. Çünkü hastalığa yakalanan ya da taşıyıcı her bir birey, gerekli önlemler alınmazsa ortalama 2,5 bireyi daha hasta ediyor. Yani artış üstel. Hatta bulaştırmadaki artış gerekli önlemler alınmadığında artabiliyor. 

3 Nisan 2020 tarihinde açıklanan artış grafiği tablosu

Büyümeyi daha net anlatabilmek için bir örnek verelim: Bir havuzunuz var ve bu havuza yalnızca bir nilüfer çiçeği dikiyorsunuz. Havuza ikinci gün baktığınızda iki nilüfer olduğunu görüyorsunuz. Üçüncü gün bu sayı sekiz oluveriyor. 10. güne geldiğinizde bin 24 çiçeğiniz olacak. Ve artık havuzunuzda neredeyse yer yok. Artış hızı inanılmaz. 

Şöyle de ifade edilebilir; siz trafik kazası geçirdiniz diye, kardeşleriniz, çocuklarınız, ebeveynleriniz, arkadaşlarınız ya da partnerleriniz de kaza geçirmiyor. Onların bir kaza geçirme ihtimali toplumdaki diğer herkes kadar. Ancak Covid-19 hastası iseniz, etrafınızdakilerden birkaçı, sonra onların da etrafındaki bir o kadar insan daha enfekte olabiliyor. Aynısının kazalarda olduğunu hayal edebiliyor musunuz? 

Salgınlar tüm sağlık sisteminizi etkileyebiliyor

Dünyada ve Türkiye’de trafik kazaları çok fazla can kaybına yol açıyor evet, ama bu kazalar birkaç gün içinde de yaşanmıyor. Günde ortalama 20 kaza yaşanması sağlık sisteminizin çökmesine neden olmayabilir. Trafik kazası geçirmiş bir kişi sağlık personeline zarar veremez. 20 kişi aynı anda bir hastanede tedavi edilemese dahi, kaza geçiren kişi başka şehirdeki bir hastaneye görece daha rahat bir biçimde sevk edilebilir. 

Bu hastaların hastanede kalma sürelerinin bir hafta olduğunu varsayalım. Ertesi gün yine 20 kişi daha kazası geçirecek ve hastanelere dağıtılacaktır. Bu da sağlık sistemini zora sokmaz. Ancak, Covid-19 salgını benzeri salgınlarda her gün hastaneye yatan kişi sayısı katlanarak artacak, dahası sağlık personelinin de bir kısmı salgından etkileceğinden hizmet kapasitesi de daralacaktır. Dünyada hiçbir ülke bugüne kadar kazası geçirenleri tedavi etmek için hastane inşa etmedi. Covid-19’un görüldüğü kişilerin, yoğun bakıma alınması, hatta solunum cihazına bağlanması da gerekebiliyor. Katlanarak artan vakalar için yeterince yatak, tıbbi cihaz ve personel yetiştirmek gerekiyor. 

Sağlık Bakanlığı’nın 2018 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre, Türkiye’de 24 bin 71 adet erişkin yoğun bakım yatağı bulunuyor (Sayfa 126). Yoğun bakım üniteleri, hastaların durumunun ciddiyetine göre üçe ayrılıyor. İlk ve ikinci düzeyde görece hafif hastalar, üçüncü düzeyde ise organ yetmezliği ya da koma gibi ağır rahatsızlığı olan hastalar yatıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Mart ayında yaptığı açıklamada, Türkiye’de kamu ve özel hastanelerinde toplam 25 bin 466 erişkin yoğun bakım kapasitesi bulunduğunu açıklamıştı. 1 Nisan 2020 tarihinde yapılan açıklamada da Covid-19 nedeniyle yoğun bakım ünitelerinde doluluk oranının yüzde 63, Anadolu’daki kentlerde ise yüzde 40’larda olduğunu söylemişti.  Üstelik Türkiye’deki ilk pozitif vakanın açıklanmasının üstünden henüz bir ay dahi geçmedi. Trafik kazaları yoğun bakım ünitelerini bu seviyede dolduramazdı. 

Trump ve Bahçeli’nin mukayeseleri, en temel değişkenlerden birini, hastalığın bulaşıcılığını yok sayıyor. Elbette trafik kazalarının önlenmesi için de sert tedbirler alınmalı; ancak salgını önlemek için gereken tedbirlerin çok daha radikal olduğunu söylemek mümkün. 

Şüpheli bilgilerden yola çıkarak veriye dayalı ve uzun soluklu bir araştırma neticesinde hazırladığımız Dosya yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynaklar

Deutsche Welle Türkiye, Yoğun bakımlar doluyor, uzmanlar endişeli, 2 Nisan 2020

CDC, Epidemic Disease Occurrence

Channel 4 Dispatches Twitter hesabı, Profesör Hugh Montgomery röportajı, 22 Mart 2020

Green Claim, Aviation’s busiest day in history, 30 Temmuz 2019

MphOnline, Outbreak: 10 of the worst pandemics in history

Sağlık Bakanlığı, Sağlık İstatistikleri Yıllığı, 2018

WHO, Road traffic injuries, 7 Şubat 2020

WHO, Report of the WHO-China Joint Mission on Coronavirus Disease 2019, 16-24 Şubat 2020

WHO, WHO Director-General's opening remarks at the media briefing on COVID-19, 11 Mart 2020

WHO, WHO Report on Global Surveillance of Epidemic-prone Infectious Diseases