Bu analizleri neden yayınlamadık?

teyit.org’ta analizleri yayınlarken belirlediğimiz öncelikler ve kategoriler bulunuyor. Geçtiğimiz hafta “teyitçiyi kim teyit edecek?” sorusu üzerine yazılan yazıda bir analizin anatomisini ve analiz hazırlanırken hangi adımların takip edildiğini anlatmıştık.

teyit.org için bir analizi yayınlarken en az iki delil olması oldukça önemli. Bu delillerin birbirini doğruladığından emin olmak ve konunun farklı muhataplarının tamamına ulaşılmaya çalışılması için çaba sarf ediyoruz. Analizleri yazarken bazen delil yetersizliği, bazen delillerin kaynak tarafından ortadan kaldırılması bazen ise olayın taraflarının tamamına ulaşılamaması gibi sorunlarla karşılaşıyoruz.

Bugüne dek üzerinde çalıştığımız konulardan bazılarında nasıl sorunlarla karşılaştığımızı anlatarak bu analizleri neden yayınlamadığımızı anlatmaya çalışacağım.

Vaka 1) Jamie Oliver McDonald’s’a karşı açtığı davayı kazandı iddiası

Geçtiğimiz aylarda internette yer alan bir haberde, ünlü İngiliz şef Jamie Oliver’ın McDonald’s’a açtığı davayı kazandığı ve bu dava sonucunda McDonald’s ürünlerinde et yerine, artık et ve yağların amonyakla karıştırılmasıyla hazırlanan ürünler kullanıldığının tespit edildiği iddia edildi. Time Türk, CNN Türk, Hürriyet, Yeni Şafak, Sol Haber, Sağlık Aktüel, ABC gibi haber siteleri Oliver’ın kazandığı davayla, McDonald’s fast food zincirinin gerçek et yerine, “pink slime” adı verilen macun kıvamındaki bir hamur ile amonyak kullandığının kanıtlanmış olduğunu belirtti.

Araştırmaya “pink slime” ve McDonald’s’ın bu konuyla bağı ile başladım. Pink slime, en basit haliyle “atılmış et parçalarının amonyum hidroksitle birleştirilerek, yıkanarak et benzeri bir hale getirilmesinden oluşan ürün” anlamına geliyor. Amonyum hidroksitin kullanımı ABD Tarım Bakanlığı tarafından onaylanmış olsa da 2011 yılında tartışmaların başlamasıyla birlikte bu ürüne karşı kısıtlamalar getirilmeye başlandı.

Jamie Oliver’ın konuyla ilgisi ne?

Jamie Oliver 2011 yılında, bu etlerin sağlıklı olmadığını anlatmak için bir çalışma başlatmış, programında ABD’de restoranlarda ve devlet okullarının kafeteryalarında servis edilen etlerin yüzde 70’inde pink slime kullanıldığını aktarmıştı.


Jamie Oliver’ın 2011 yılında Gıda Devrimi programında başlattığı kampanyanın ardından McDonald’s fast food zincirinin hamburgerlerinden amonyum hidroksitli et artıklarının kullanımını çıkardığını açıkladığını tespit ettim.

McDonald’s’ın ardından başka fast food zincirleri de ürünlerinde “pink slime” kullanmayacağını açıklamıştı. Bu noktaya kadar McDonald’s ve Jamie Oliver arasında sağlıklı ürünlerin satılması konusunda bir ilişki olduğunu tespit edebilmiştim ama herhangi bir davadan bahsedilmiyordu.

Dava ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlayamadığım için haberin kaynağına dönmeye karar verdim. Türkiye’de haber sitelerinin kaynak olarak gösterdiği Sağlık Aktüel çalışanlarıyla görüştüm. Haberin kaynağının başka bir haber sitesi olduğunu ancak bu haberin kendi sitelerinden çok fazla alıntılandığını ancak haberi, kaynağa ulaşıp doğrulatmadıklarını aktardılar. Sağlık Aktüel’in kaynak olarak gösterdiği Time Türk isimli haber sitesini aradığımda ise kimseye ulaşamadım. Göndermiş olduğumuz e-postaya ise yanıt alamadım.

McDonald’s’ın etlerinde sıkıntı olduğu ve ünlü şef Jamie Oliver’ın kazandığı dava iddiası sosyal medyada hızla yayılmıştı. Görüşme yaptığım McDonald’s yetkilileri olayı araştırmaya başladı. Kısa bir süre içerisinde böyle bir dava açılmamış olduğunu uluslararası merkezlerinden de doğruladıklarını belirttiler ve ardından da bir açıklama yayınladılar.

Ancak konunun diğer tarafı olan Jamie Oliver’a ulaşma gerekliliği hala ortadaydı. Oliver’a ulaşmak için internet sitesinden, Twitter’dan mesaj gönderdim. Ne yazık ki bir yanıt alamadım. Jamie Oliver’a ulaşmak için İstanbul’da bulunan restoranındaki yetkililerle görüştüm ve kendisiyle ilgili bu tür bir bilgiye nasıl ulaşabileceğimi sordum. teyit.org için İngiltere’deki merkezle iletişim kurmayı kabul etseler dahi kesin bir sonuca ve bilgiye ulaşılamadı.

Son çare olarak ise İngiltere’de çalışan sağlık muhabirlerinin bir kısmına e-posta gönderildi ve iletişime geçildi. Ama yine de bir sonuç alınamadı.

Sonuç olarak analizde pek çok delil bulunmuş, taraflardan birisi konuyu yalanlamış, şu ana kadar bu konu hakkında güvenilir bir habere rastlanılmamış, Oliver’ın bu konuda bir açıklaması bulunamamıştı. Ama taraflardan birisinden birinci ağızdan cevap alınamamıştı. Bu da analize ilişkin şüpheler doğurabileceği gerekçesiyle yayınlanmadı.

teyit.org’ta bu süreç boyunca analiz yazarken en dikkat ettiğimiz şeylerden birisi tarafların hepsine ulaşmak oldu.

Vaka 2) İranlı Messi tutuklandı iddiası

CNN Türk, Güneş, HT Spor, Spor Haberleri gibi siteler ve Goal Türkiye gibi Twitter hesapları Messi’ye benzerliğiyle dikkat çeken Reza Paratesh’in kaosa neden olduğu gerekçesiyle İran’da tutuklandığını iddia etti. Ancak bu iddialar da gerçeği yansıtmıyordu.

İran’ın Hemedan şehrinde yaşayan Reza Paratesh’le selfie çektirmek isteyenler nedeniyle kalabalık oluşmuş, Paratesh’in aracı çekilmiş ve kamu düzenini bozduğu gerekçesiyle polisler tarafından karakola götürülmüştü. Ancak Reza Paratesh tutuklanmadı. Kısa bir süre polis karakolunda bekletildikten sonra serbest bırakıldı. 

Haberlerin çoğunda İranlı Reza Paratesh ile röportaj yapan AFP’nin 8 Mayıs tarihli yazısı kaynak olarak gösterildi. Ancak bizim haberi incelediğimiz sırada bu habere ulaşılamıyordu. Haberin önbelleğine ulaşabilmiştim. Atta Kenare ve Giuseppe Cacace tarafından hazırlanan haberde, Paratesh’in Messi ile olan benzerliğinin hayatını nasıl değiştirdiği hakkında konuşulmuştu. Bu röportajdan kaynaklanan Paratesh’in tutuklandığı yönündeki iddiaların, çeviriden kaynaklı bir hata olabileceğini söylemek mümkündü.

Ama AFP’nin bu haberi sitesinden kaldırma nedeni öğrenilemedi. Bu yüzden de şüphe uyandıracak bir nokta bırakılmak istenilmediği için gösterdiğimiz delil artık geçersizdi. Konu hakkında İran basınındaki haberleri de taradım ancak bir sonuca ulaşamadım.

Bu analizde önbelleğin arşivi alınmış dahi olsa haberin kaldırılması nedeniyle AFP’nin röportajı güven vermeyen bir delile dönüşmüştü. teyit.org için analiz yazarken delillerin saklanması, kaynağın güvenilir olması, delilin herhangi bir şüphe içermemesi, herkes tarafından ulaşılabilmesi oldukça önemli. 

Vaka 3) Cumhuriyet Başsavcısı Çağlayan Adliyesi’nde oğluna nişan yaptı iddiası

Sosyal medyada yayılan bir görsel, Çağlayan Adliyesi’nde Cumhuriyet Başsavcısı’nın oğluna nişan yaptığı iddia edilerek paylaşıldı.

Bu görseli araştırmaya başladığımda ilk olarak bu iddianın 2014 yılında ortaya çıktığını gördüm. Görsel, aynı iddiayla 2014 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu kastedilerek paylaşılmıştı. Olayı reddeden ve paylaşılan fotoğrafın adliyede daha önce düzenlenen bir kokteyle ait olduğunu açıklayan Salihoğlu şikayette bulunmuştu.

İstanbul Adliyesi Medya İletişim Bürosu yetkilisi teyit.org’a benzer kokteyllerin adli yılların başlangıcında yapıldığını ve İstanbul Adalet Sarayı’nın genellikle aynı şekilde düzenlenerek hazırlandığını belirtti.  Bahsedilen iddianın 2014 yılında çıkmış olduğunu ve bu konu hakkında açılmış bir dava olduğunu ancak nasıl sonuçlandığını bilmediğini belirtti.

Ancak fotoğrafın tam olarak hangi kokteylde çekildiğine dair İstanbul Adliyesi Sosyal İşler Bürosu da net bir bilgiye sahip değildi.

İstanbul Adalet Sarayı’nda 2012’den bu yana yapılan kokteyllerin fotoğraflarına ulaşmaya çalıştım ve bunları mevcut fotoğrafla karşılaştırdım. 2013 yılı dışında basına açık resepsiyonların, kokteyllerin fotoğraflarını bulmuştum. Ama basına kapalı yapılan resepsiyon, kokteyller olabileceği ihtimali vardı ve Adliye yetkilileri tarafından bahsi geçen fotoğrafın ne zaman çekildiği tespit edilememişti.

Bu konunun doğru olmadığına dair bir dava açılıp sonuçlandığı bilgisine de ulaşmıştım ancak kaynağın talebi nedeniyle bunun delillerini göstermem mümkün değildi. Yani Adliye’de nişan yapıldığı iddiası doğru değildi. Ancak fotoğrafın ne zaman ve hangi etkinlikte çekildiğinin tespit edilememesi nedeniyle bu analizin yayınlanmamasına karar verildi.

İddia edilen bir görsel ya da videoysa ve yanlış bir bilgiyle paylaşılıyorsa, bilgi doğrulanıp/yanlışlansa dahi iddia edilen görüntünün nereden/ne zaman olduğu söylenmediği sürece doğrulama sürecinin tamamlanmadığını söylemek yanlış olmaz.