Biz de evlerimizdeyiz!

Dünyayı deneyimlemek ve gözlemlemek Teyit ekibi için her zaman çarpıcıydı, fakat bu his coğrafyasında belki de ilk defa bu kadar kalabalığız. Dünya Covid-19 gündemine kilitlenmiş durumda. Salgının gündeme gelmesinden hemen sonra aksiyon almış; kişisel hijyenden, ofis temizliğine oradan da seyahat kısıtına doğru dozu artırmıştık. Virüsün ülkeye geldiğinin resmi olarak açıklanmasıyla, evlerimizde çalışma kararı da aldık. Sonrasında giderek artan iptaller, ertelemeler ve “evinizde kalın” çağrıları, ne kadar yerinde bir karar verdiğimizi kanıtlar nitelikteydi. 

Evden çalışmak, sağlık çalışanları, gazeteciler, işçiler, kuryeler ya da kağıt toplayıcıları için maalesef mümkün olmadı. Pek çok yetişkin, gerek işlerinin gerektirdiği koşullar, gerekse yöneticilerinin inisiyatifi sebebiyle evlerinde veya kontrollü sosyal ortamlarda kalamadı. Okullar tatil edildi, ama ebeveynler çalışmaya devam etti. Ebeveynlerini yanlarında bulamayan çocuklar belki de yalnızlık ve korku hissetti. Bazılarının evde kaldığı karantina süresi yıllık izinden düşülürken, bazıları da kendileri ve sevdiklerinin sağlığını doğrudan etkileyecek bu tedbir kararlarında söz sahibi olamadı. Evde kalacak kadar “şanslı” olanlarlardan bazıları ev içi şiddete, belki de her zamankinden çok daha fazla maruz kaldı. Her daim aklımızda olduklarını eklemeden geçemeyeceğim.

Halk sağlığı gündemiyle geçen iki ay

Teyit’in Şubat ve Mart 2020’deki en önemli iki çalışması da halk sağlığı gündemine dayalıydı: Covid-19 analizleri ve Salgın Var kampanyası.

Kriz anlarında yanlış bilginin nasıl da hızla yayıldığını ve nasıl zararlara sebebiyet verebildiğini acı tecrübelerimizden biliyoruz. Bu yüzden hiç vakit kaybetmeden Covid-19 Postası’nı hazırlamaya koyulduk. Yaklaşık üç haftadır posta kutumuza haftanın iki günü teyitlenmiş bilgilerin ve  önerilerin, hem metin hem de görsel olarak yer aldığı kompakt bir bilgilendirme metni geliyor. Hala olmadıysanız, doğrunun izinin yanlışın izine karıştığı, bilginin ve fikrin sürekli aktığı, bizleri kaygıdan kaygıya sürükleyen kalabalık akışlardan sıyrılmak için buradan abone olabilirsiniz.

Diğer gündemimiz  ise pek çok destekçimizin maddi, manevi ve bilimsel açıdan destek olduğu bir sürecin meyvelerini okuyucularımızla paylaşmaktı: Çalışmalarına kış başında başladığımız Salgın Var kampanyasının yayını. Soner Yalçın’ın Kara Kutu: Yüzleşme Vakti kitabındaki asılsız iddiaların titizlikle incelendiği; halk sağlığı konusunda geri dönülmez mağduriyetlere yol açabilecek, aşı karşıtlığını destekleyen, komplo teorileriyle dolu bu metnin süzgeçten geçirilerek yanlış iddiaların çürütüldüğü oldukça kapsamlı bir çalışma. 

Bunun yanında ekip rutinini, yani gündelik analizlerini ve içerik üretimini sürdürdü. 

Peki bu kocaman gündemlerle boğuşurken, evdeki günlerimizi nasıl geçiriyoruz, verimliliğimizi, iletişimimizi ve ruh sağlığımızı nasıl koruyoruz?

Çok fazla iletişim kuruyoruz

Slack ve Zoom en yakın arkadaşlarımız. Her zamankinden daha çok iletişim kuruyoruz. Her sabah saat 10’da birbirimize Zoom üzerinden “günaydın” diyoruz, halimizi hatrımızı soruyoruz ve bazen küçük oyunlar oynuyoruz. Bu buluşmalara en sevdiğimiz kıyafetlerimizle, en özenli saçlarımızla geliyoruz. Her akşam 17:30’da yeniden buluşup günümüz hakkında konuşuyor ve vedalaşıyoruz.

Mesai saatleri içerisinde bildirimlerimizi açık tutmaya gayret ediyoruz. Ofisteki gibi birbirimize seslenebildiğimiz, konuşmasak da birbirimizin varlığını hissedebildiğimiz video konferans linklerinde buluşuyoruz. Bunun yanında Slack statümüzü o sırada ne yaptığımızı belli edecek şekilde her zaman güncel tutuyoruz. Analiz, toplantı, mola, yemek gibi.

Birbirimize hareket etmemiz, mola vermemiz ve su içmemiz gerektiğini sık sık hatırlatıyoruz. Gazetecilere “mola ver” demek çok zor! Ama ekip arkadaşlarının birbirini kollamakta diretmesi çok önemli.

Kısa süreli zoom buluşmalarımızda ve Slack iletişimimizde şimdiye kadar neşe yaratmak için yaptığımız bazı küçük şeyler:

  • Kazananın minik ödüller aldığı hızlı bilgi yarışmaları
  • Uzaylılar hoşgeldiniz olarak Türkçeye çevirdiğim “Aliens have landed oyunu” (Uzaylılar dünyaya gelseydi ve dilimizi bilmeselerdi, sadece sembollerle Teyit’i nasıl anlatırdınız?)

Bkz: Ekipten Denizhan’ın gönülleri fetheden Teyit sembolü.

  • İş dışı paylaşımlar (selfieler, evimizin duvarından hoşlandığımız bir detay, o an ne yaptığımız, sağlıklı yemek tarifleri, meditasyon ve egzersiz uygulamaları, okuma önerileri, geyikler. Headspace isimli meditasyon uygulamasının bu süreçte insanlara destek olmak için herkesin kullanımına ücretsiz egzersizler açtığını duydunuz mu?)
  • Ruh sağlığı hakkındaki güvenilir çalışmaları Slack grubunda paylaşmak, uzun ve zorsa iş arkadaşları için çeviri yapmak ve özetlemek.
  • Birbirimizin gündeminden haberdar olmak için ekstra çaba sarfetmek, Zoom toplantısında herkesin sesini duyduğumuza emin olmak.
  • Birbirimizin yaptıklarını her haftanın başında konu özelinde örnekler vererek takdir etmek.

Aynı vizyon ve amaç doğrultusunda yürüyen insanların bir araya geldiği bir çalışma ortamında olmak, bu zor günlerde o kadar iyileştirici ki. Herkesin evinden çalışırken işleri aksatmamak için çaba sarf ettiği bilgisini sürekli taşıyoruz.

Topluluğu aklımızda tutuyoruz

Teyit tabii ki sadece çalışanlarından ibaret değil, kocaman bir topluluk! Birlikte olduğumuz hissini en çok korumak istediğimiz paydaşlarımızdan biri destekçilerimiz, okuyucularımız. Bültenlerimizde muhakkak geri dönüş alabileceğimiz sorular soruyoruz. Covid-19 Postası takipçilerinin evlerinde dinlediklerinden oluşan Covid-19 Postası isimli bir Spotify listemiz bile var. Haftalık bültenlerde her zaman yaptığımız gibi geri bildirimler alıyoruz. Bunun yanında topluluğumuzla Zoom görüşmeleri de takvimlendirmeye başladık. İş yerleri nasıl tedbirler aldı, ne gibi zorluklar yaşıyorlar, neler deneyimliyor, bunları konuşuyoruz.

Evde de olsak iş ve özel hayatı  ayırıyoruz

Başlarda birbirimizle iş dışı konularda konuşabilmemiz, gözlemlerimizi, hislerimizi ve tavsiyelerimizi paylaşabilmemiz için Slack üzerinden iki kanal açmıştık. Fakat bu durumun iş ve dinlenme dengesini bozduğunu gözlemledik. Bir şey paylaşmak için uygulamaya giriyorduk ve diğer kanallardan gelen bildirimlere bakmadan geçemediğimizden serbest zamanımız daralıyordu. Şimdi ise belli bir saatte Slack uygulamasından çıkıyor ve “serbest  zaman” dilimine geçiyoruz. İş arkadaşlarımızla komik videolar paylaşmak istiyorsak bunu WhatsApp üzerinden yapıyoruz.

Geleceği düşünüyoruz

Zaman geçecek ve Covid-19 salgını er ya da geç son bulacak. Fakat sonrasında şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz , tartışmamız ve değiştirmeye karar vermemiz gereken çok şey olacak. Haber tüketicilerinin şüphe duyma alışkanlığından tutun da, refah ve sağlık politikalarına, kaynakları nasıl bölüştüğümüzden, çevre ve ekosisteme maliyetimize, yeniden tahayyül etmenin zaruri olduğu pek çok başlık bizi bekliyor. Covid-19’un yaşadığımız hayatı düşünmek için sunduğu bu fırsatı, geleceği kurgulamak için kullanıyoruz. Şubat’ta yayınlamaya başladığımız İklim Serisi, geleceği düşünme çabalarının bir örneği mesela. 

Her zamanki “kaosu kucaklama” yaklaşımımızı  bu krizi yönetirken de benimsediğimiz için, süreci olabilecek en iyi şekilde idare ettiğimizi düşünüyorum. Bunu ihtiyaç duydukça rehberlik aldığımız, bilgi ve içgörümüzü birbirimize transfer ettiğimiz, aynı  girişimcilik ekosistemini paylaştığımız Ashoka, İstasyonTEDÜ, Evreka gibi paydaşlarımıza ve dışarıdaki işlerin yürümesine katkı sunan tüm hizmet sağlayıcılarına borçluyuz.