Bir yabancı hayatınızı karartmaya karar verdiğinde…

Monika Glennon 12 yıldır Huntsville, Alabama’da yaşıyor. Bir hayli belirgin olan Polonya aksanı dışında Amerika’ya dair var olan klişelerin hepsine uyuyor. Sarışın. Kocası emekli bir deniz subayı. Biri kadın biri erkek iki çocuğu da yetişkin olunca orduya yazılmışlar. Ev satarak -kendisi Amerika’da epey ünlü olan Re/Max firmasında emlakçı- başkalarının Amerikan hayalini gerçekleştirmelerine yardımcı oluyor.

Ancak rüya gibi giden hayatı 2015 yılı Eylül ayında ansızın bir Amerikan kabusuna dönüşüyor. Bir sabah saat altıda iş arkadaşının telefonuyla gözlerini açıyor. Arkadaşı çalıştıkları firma olan Re/Max’in Facebook sayfasında kendisi hakkında korkunç bir paylaşım yapıldığını haber veriyor. Bunu duyan Glennon’ın ilk aklına gelen bir müşterilerinin kötü bir yorum paylaşma ihtimali oluyor, ama bu ihtimalden çok daha kötüsü ile karşı karşıya buluyor kendini.

Paylaşılan, “O Bir Yuva Yıkan” isminde, ilişkilerde “öteki kadın” olduğu iddia edilen kadınları ifşa etmek için kurulmuş bir sitede çıkan bir hikaye. Hikayenin yazarı, Glennon’ın kendisi ve eşine emlak danışmanlığı yaptığını, her şeyin kocası ile Glennon’ı, kendilerine göstermek için anlaştığı bir evde birlikte olurlarken basana kadar çok güzel gittiğini anlatıyor. İsimsiz kadın hikaye ile ilgili pronografik detaylar aktarıyor ve açtığı boşanma davasında kullanmak üzere olay anında fotoğraflar çektiğini ileri sürüyor. Fakat hikayede sadece Glennon’a ait Re/Max profil sayfasından alınmış profesyonel bir vesikalık resmini paylaşıyor.

Glennon’ın adı aldatan eşleri ifşa etmek amacıyla kurulan bir sitede paylaşılan bir hikayede geçiyor.
Ekran resmi: “O Bir Yuva Yıkan”, mahkeme kayıtları

Glennon dehşete düşüyor. Hikaye tamamen uydurma ve Glennon’un neden birinin böyle birşey uyduracağı ile ilgili hiçbir fikri yok. Facebook’da Ryan Baxter adında biri bu hikayeyi Re/Max sayfasında paylaşıyor; daha sonra da bu paylaşımı Glennon’ın eşine, aile bireylerine ve iş arkadaşlarının büyük bir kısmına yolluyor.

Glennon’ın kocasına yazdığı mesajda Baxter isimli kullanıcı “Sana bu haberi veren ben olduğum için üzgünüm” diye yazıyor.

Glennon hikayenin yorumlar kısmında hikayenin tamamen uydurma olduğunu açıklıyor. Amy isminde bir kullanıcı “Neden biri bu kadar aşırı uçlarda bir hikaye uydursun ki?” diye soruyor şüpheyle.

Hikaye birçok başka internet sitesinde de paylaşılıyor, bunlardan bir tanesi 95 bin kişi tarafından okunuyor ve Glennon ismiyle yapılan Google aramalarında birinci sıraya yerleşiyor. Bir yıl içinde Glennon hikayenin yankılarıyla yüzleşiyor: kendisine verilen ev ilanları yarı yarıya düşüyor. Glennon 2015 yılından bugüne olan toplam zararının 200 bin dolar civarında olduğunu belirtiyor.

Hikayenin yazarı ise esrarını koruyor. Glennon bu kişinin bir rakibi veya kendisine kızgın bir tanıdığı olduğunu düşünüyor.

“Hayatımdaki herkese, tanıdığım veya tanımadığım herkese şüphe ile yaklaşıp neden diye düşünüyordum” diye anlatıyor o günleri Glennon telefon görüşmemizde “Böyle bir şey ile karşılaşınca tüm ilişkilerinizi tek tek gözden geçirmek durumunda kalıyorsunuz”.

Neticede 100 bin dolar civarındaki avukat masraflarından sonra aranan suçlu bulunuyor. Hikayeyi paylaşan kişinin Glennon’ın Facebook’daki bir habere yaptığı yorumdan rahatsızlık duyan ve Glennon’ı hiç tanımayan bir yabancı olduğu ortaya çıkıyor.

***

Alabama’lı bir genç kız 2014 yılında Auschwitz toplama kampını ziyaret ederken çektiği gülümseyen bir fotoğrafını Twitter’da paylaştı. Genç kızın poz verirken gülümsemeyi tercih etmesi sebebiyle fotoğraf sosyal medyada hızla yayıldı. Alabama merkezli bir TV kanalı bu fotoğrafı Facebook hesaplarında paylaşarak takipçilerinin fikirlerini sordu.

Herşeyi başlatan paylaşım Ekran görüntüsü: Facebook

Bu paylaşım haber kanalının takipçileri arasında şiddetli bir tartışma yarattı. Monika Glennon gibi kimi kullanıcılar, genç kızı savunarak çocukların hata yapabileceğini, en azından kampı ziyarete gittiğini, kızı linç eden internet kullanıcılarının ise “Bu korkunç olaylara en başta sebebiyet veren aynı yargılayıcı ve duygusuz zihniyeti” yansıttığını belirtti.

Mollie Rosenblum isimli bir kadın ise onlarla aynı fikirde değildi. Glennon’ın da dahil olduğu bir grup kullanıcıya cevap yazıp Auschwitz’in geçmişte yaşananların unutulmaması için korunan kasvetli bir yer olduğunu ve bu tür fotoğraflar için uygun olmadığını belirtti. Kendisini yahudi kökenli olarak tanımlayan kadın diğerlerini soykırımı tam olarak anlamıyor olmakla suçladı. Glennon ise Rosenblum’a yazdığı cevapta Auschwitz’in “ona ait” olmadığını, buranın “herkese ait olan ve sadece Musevilerin değil başka milletlerden insanların da öldürüldüğü bir alan” olduğunu söyledi. Bu milletlere Polonyalılar da dahildi.

Eğer daha önce biri ile sosyal medyada tartıştıysanız, tartışma sonucunda ne sizin ne de karşı tarafın fikrinin değişmediğini duymak sizi şaşırtmayacaktır. Glennon tartışmayı unutup hayatına devam etti. Rosenblum ise unutmamıştı.

Rosenblum tartışmanın hararetini bir hafta boyunca içinde taşıdı. Hayatının kötü bir döneminden geçiyordu. İki çocuğunu tek başına yetiştiren bekar bir anneydi. Kendi anlatımı ile, Facebook’ta da paylaştığı üzere, o dönemde “ciddi bir metamfetamin bağımlılığı” vardı ve bu durum bir takım kötü kararlar almasına neden oluyordu (ki buna 2016’da gerçekleştirdiği bir adam kaçırma olayı da dahildi). Glennon’ı birkaç saat internette araştırdıktan sonra onunla ilgili gerçek hayatta tanışmışlar taklidi yapabilecek kadar bilgiye sahip olmuştu. Bu aslında bir tür yol verme kavgasıydı, fakat yolun ortasında silah çekmek yerine Rosenblum Glennon’ın itibarının ortasına bomba atmaya karar vermişti. Rosenblum hikayeyi uydurup “O Bir Yuva Yıkan” sitesinde paylaştı ve sonra, yerel bir haber kanalına verdiği röportaja göre, mevzuyu unuttu.

İnternette insanların kinlerini kusmaları amacı ile kurulmuş binlerce site var. “O Bir Yuva Yıkan” isimli internet sitesi de bunlardan sadece biri. Kişilerin yanlış davranışlarını ve hikayelerini küçük dedikodu gruplarından çıkarıp, Google sayesinde bu kişileri arayan herkesin bulabileceği şekilde paylaşılmasına olanak sağlıyor. Sitenin kuralları arasında paylaşılan hikayelerin gerçeklere dayalı olması şartı var ancak doğru değillerse de bu site için çok da bir problem teşkil etmiyor. Site Amerika’da 1996 yılında çıkarılan iletişim yasalarının 230. maddesi gereğince koruma altında ve kullanıcıları paylaştıkları şeylerden sorumlu tutulamıyor.

Rosenblum hikayeyi 2014 Ağustos’unda yazıp yollamıştı, ancak hikaye 2015 Eylül’üne kadar yayımlanmadı. Bu noktada Rosenblum hikayeyi çoktan unutmuştu. Bunun sebebi sitede paylaşılan yazıların yayımlanmadan önce gözden geçirilmesiydi. Bu gecikmenin sebebi sorulduğunda site avukatları hikayenin bir yıl boyunca bekletildiğini iddia etti. Yayınlanmasının sebebi ise büyük ihtimalle sitenin el değiştirmesi idi. “O Bir Yuva Yıkan” 2013 yılında Arillle Alexander tarafından kurulmuştu ancak 2015’in Ağustos ayında Relic Ajans’a satılmıştı. Relic Ajans ise Nik Richie adında, “The Dirty” gibi diğer çok meşhur kin kusma sitelerinin de sahibi olan bir kişiye aitti. Glennon’a dair hikaye site el değiştirdikten bir ay kadar sonra yayımlandı.

Hikaye Facebook’ta Ryan Baxter adıyla kayıtlı kullanıcı olmasa unutulup gidebilirdi. Bexter hikayeyi Glennon’ın çalıştığı Re/Max’in Facebook sayfasında paylaştı, bağlantıyı Glennon’un patronlarına yolladı ve Facebook’taki arkadaş listesinde bulunan pek çok kişiye mesaj olarak gönderdi. “O Bir Yuva Yıkan” takipçilerinden olan Baxter’ın paylaşılan hikayelerin yarattığı etkiyi arttırmak gibi bir hobisi vardı. Glennon araştırdığında Baxter’ın birçok kişinin Facebook sayfasına ve onların yakınlarına ifşa paylaşımları yaptığını gördü. Bu anlamsız eylem, modern zamanların yarattığı garip hobiler arasındaydı.

***

Glennon hikayeyi yayınlayan bütün sitelere sayısız düzeltme talebi yolladı ancak hiçbiri düzeltme yapmadı. Geriye kalan tek seçenek hukuki yaptırım uygulatmaktı. 2016 Yılında John Does’a telif hakkı ihlali gerekçesi ile dava açtı. Hikayede onun vesikalık fotoğrafı kullanılıyordu, ve fotoğrafın telif hakkı kendisine aitti.

Bu dava sayesinde Glennon “O Bir Yuva Yıkan” sitesini ve Facebook’u, IP adreslerinin paylaşılması ve kullanıcıların asıl kimliklerinin belirlenmesi için davaya çağırdı. Davayı açtıktan birkaç ay sonra, başka bir hikaye bu kez “Ex’imi İhbar Et” isimli sitede paylaşıldı. Bu kez hikayede Glennon ile adı geçen eş, yine pornografik detaylarla, kendi ağzından hiç yaşanmamış basılma olayını anlatıyordu.

“Bu defa çok korktum çünkü erkeklerin beni birlikte olma beklentisi ile emlakçı olarak tutmalarından endişelendim” dedi Glennon telefon görüşmemizde. “Bu yüzden boş ev ziyaretlerine giderken eşim de benimle gelmeye başladı. Hatta o kadar korktum ki eve bir kamera sistemi kurdurduk”.

Mahkeme sürecinde Glennon Facebook’taki Ryan Bexter isimli kullanıcının Kaliforniya’da yaşayan Hannah Lupian isimli bir kadın olduğunu öğrendi. Lupian’ın eline şikayet dilekçesi geçmesinden kısa bir süre sonra Ryan Baxter hesabı silindi. Glennon Lupian’dan başka bir haber alamadı. Benim Lupian ile irtibat kurma çabalarım da sonuçsuz kaldı.

Rosenblum ise başka bir konu. Kimliğinin açığa çıkacağını öğrendikten kısa bir süre sonra Glennon’ın avukatlarına ulaşarak özür dileyip, eğer Glennon şikayetini geri almazsa kendisini “ilk görüşmelerine ait belgeleri kamuoyu ile paylaşarak savunacağına” dair tehdit etti. Bu tarihten altı ay sonra Rosenblum dediğini yaptı ve Facebook’ta farklı grupların sayfalarında aralarında geçen ilk konuşmayı, Glennon hakkında zina yaptığı yalanını uydurduğu için özür dileyip, bunu Glennon’ın “gizli yahudi düşmanlığı” sebebiyle yaptığını belirterek paylaştı.

“Bildiğim kadarıyla Glennon bir zinacı olmamakla beraber, Facebook’ta yanlış kişi ile uğraştığı için BENİM GÖRÜŞÜMDE suçludur” diye belirtti.

Glennon dehşete düşmüştü. Kendisi ile ilgili daha da korkunç şeyler yazılmasını istemedi.

“Ben bir Nazi sempatizanı değilim. Komünist Polonya’da fakir bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm” dedi Glennon. “Yorumları görüp Rosenblum’a yazdım. Ona ‘bu mevzu artık korkunç boyutlara ulaştı, buluşalım ve lütfen bana ne istersen sor’ dedim.”

Alabama’da, Rosenblum’un yaşadığı yerden bir saat uzaklıkta bir kasabadaki restoranda buluştular. Buluşma saatler boyunca devam etti.

“Benim kötü kalpli, zengin bir sürtük olduğumu düşünüyordu. Sosyal medyanın sorunu da bu. İnsanlar ile ilgili yanlış varsayımlarda bulunuyorsunuz. Buluşmamızdan sonra yaptığı her şeyi itiraf eden yazılı bir dilekçe hazırladı. Gerçekte nasıl bir insan olduğumu sonunda anlamıştı”.

Rosenblum medyanın görüşme taleplerine yanıt vermedi. Facebook’ta en son 4 Temmuz tarihinde aktif olduğu görülüyor, ancak adam kaçırma suçundan 4 yıl hapse mahkum edildi ve Alabama Islah Kurumu web sitesine göre 2017 Kasım ayından beri cezasını çekiyor. Görüşleri ise dijital mecralarda ve mahkeme tutanaklarında kayıt altında.

Glennon ile buluşması Rosenblum’un öfkesini yok etmiş gibi görünüyor. Paylaşımda bulunduğu Facebook gruplarının yorumlarında daha önce yayınladığı içerikler için özür diledi.

“Sayın Glennon aslında nazik ve düşünceli bir insan ve biz aslında birçok konuda aynı fikirleri paylaşıyoruz” diye yazdı Rosenblum. “Ona ve sevenlerine verdiğim zarardan ötürü duyduğum pişmanlıkla özür diliyorum”.

Rosenblum paylaştığı hikayeleri geri çekmek istedi ancak başaramadı. “O Bir Yuva Yıkan” gibi sitelerde bir silme butonu yoktu.

“Bu siteler yayınlanan hikayelerin silinmesi için bir yol sağlamak zorunda” dedi Glennon, “yapılan yorumlarda birçok kişinin paylaştıkları hikayeleri silmek istediklerini ancak yapamadıklarını okuyorum”.

Site avukatları ise bu durum ile alay ediyorlar. “Yazarların hikayeleri silememesi ‘eğer silmezseniz sizi mahkemelerde süründürürüm’ gibi tehditlerin önüne geçiyor. Yazarların hikayeleri silmesine izin verilmese dahi, site silinme taleplerini tek tek gözden geçiriyor. Bu gerçekten de sadece duruma göre verilen bir karar. Genelde, mahkeme kararı ile yalanlanmış hikayeleri siliyorlar”.

Glennon Rosenblum ve Lupian’a karşı açtığı davaları kazandı. Kuzey Alabama federal mahkemesi telif hakkı ihlali, özel hayatın ihlali, duygusal travma yaşatma ve maddi kayba uğratma gerekçeleri ile Glennon lehinde karar aldı. Hakim yayınlayan sitelere hikayeyi kaldırma kararını yolladı ve “O Bir Yuva Yıkan” hikayeyi kaldırdı ancak BadBizReport bu talebi karşılamadı. BadBizReport sitesinde yer alan açıklama ile mahkeme taleplerine cevap vermediğini ve “bir kez yer alınca BadBizReport’dan asla hiçbir şeyin silinmeyeceğini” belirtti. “Avukatlar bizi çok güldürüyorlar” diye eklediler.

Neyse ki mahkeme aynı zamanda Google gibi arama motorlarına hikayeyi yeniden, Glennon ismi aratıldığında sonuçlarda çıkmayacak şekilde sıralamaları talebini yollamıştı. Avrupa’da kendinizle ilgili arama sonuçlarında çıkan yanlış veya alakasız bilgiyi sildirmeniz “unutulma hakkı” kapsamında yasalaştırılmış durumda. Amerika’da ise bunun için bedel ödemeniz gerekiyor.

“Kendinizle ilgili uydurulmuş hikayeleri 100 bin dolar ödemeden kaldırabiliyor olmalısınız” diyor Glennon. “Asgari ücretle çalışan birinin bu biçimde karalanan itibarını onarması neredeyse imkansız”.

Google ve diğer arama motorlarının mahkeme talebine uyup uymayacağı ise henüz belli değil.

“Google genelde Amerikan mahkemelerinden gelen kaldırma taleplerine olumlu yanıt veriyor. Ancak 2017’de Google’ın mahkeme kararlarına uymak için aradığı standartlarda değişikliğe gittiği ve bunu zorlaştırdığı iddia ediliyor” dedi Santa Clara Üniversitesi’nden hukuk profesörü Eric Goldman. “Ne yazık ki, mahkemelerden gelen kaldırma talepleri birçok farklı yoldan ve hukuki olmayan gerekçelerle alınmış kararlar olabiliyor. Bu yüzden bence Google bu tip kararları daha dikkatli incelemeli”.

Örneğin, itibar yönetim firmalarının müşterilerinin itibarını temizlemek için var olmayan kişilere dava açtığı ve mahkemelere, var olmayan kişilere karşı karar aldırarak çeşitli içerikleri kaldırttığı biliniyor. Goldman ayrıca Glennon’un talebinin haklı gerekçelere dayandığını ve bunun talebin Rosenblum tarafından onaylanmasından da belli olduğunu belirtti.

“Google’ın özellikle bu talebe uyması bir hayli mantıklı olur ancak bunun için Google’ın talebin haklılığına dair biraz araştırma yapması gerekebilir ve biliyoruz ki Google bu tip araştırmaları yapmamayı tercih ediyor” dedi Goldman e-postasında. Google sözcüsü şirketin tüm mahkeme taleplerini incelediğini ve tarafların kendi aralarında herhangi bir sayfanın arama sonuçlarından kaldırılması yönünde anlaşmaya varmasını tercih ettiğini bildirdi. Geçen yıl Google 30 binden fazla sayfayı itibar karalama gerekçesi ile arama sonuçlarından çıkardı.

Hakim henüz Glennon’a ödenecek tazminat ile ilgili bir karar vermedi. Ne Rosenblum, ne de Lupian pek bir mal varlığı sahibi değiller. Bu yüzden büyük olasılıkla Glennon hukuksal süreç boyunca harcadığı parayı geri alamayacak.

Glennon bu yaşananların onu sosyal medyada daha dikkatli bir insan haline getirdiğini söylüyor. Yabancıların onunla ilgili daha az bilgiye ulaşabilmesi ve daha önemlisi, arkadaş listesini görememesi için Facebook hesabını bağlantılı olmadığı kullanıcılara kapatmış. Şaşırtıcı biçimde hala Facebook’taki haber içeriklerine yorum yapıyor.

“Kışkırtıcı şeyler yazmıyorum” diye ekliyor.

Kaynak: Kashmir Hill / Gizmodo

Çeviri: Beril Bulat

Kaynak: Kashmir Hill / Gizmodo

Çeviri: Beril Bulat