Bir fotoğraf, bin yanlış sözcüğe bedel olduğunda

UYARI: Bu makale ve bağlantıların yönlendirdiği sayfalar şiddet içeren görüntüler içermektedir.

Bir söylentiye ya da bir yalana son vermek için doğrulama yapmak oldukça önemli. Peki bir şeyin ortaya çıkmasının üzerinden yıllar geçtiyse ne olur? İçerik, sosyal medyada, doğru ya da yanlış olsun, etrafta gezinmenin bir yolunu buluyor.

Yedi yıl önce, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DKC) gerçekleşen bu korkunç kazaya ait fotoğrafı ele alalım. İlk paylaşıldığı andan itibaren, aslında Nijerya ve Myanmar’da gerçekleşen trajedileri göstermek için tüm dünyada yanıltıcı bir şekilde kullanıldı.

Görsel ile olayın yanlış bir şekilde eşleştirilmesi DKC, Myanmar ve Nijerya’daki olayları doğru bir şekilde aktaran birçok haberin varlığına gölge düşürmekte. Bu durum haberlerde kullanılan görsellere duyduğumuz arzu hakkında soru işaretleri uyandırıyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ne oldu?

2010 yılında, Doğu DKC’de bulunan Sange kasabası üzerinden geçen bir akaryakıt tankeri ters dönüp patladı ve 210’dan fazla kişinin ölümüne sebep oldu. Sivil savaşı takiben yıllarca süren ihmaller, Afrika’nın ikinci en büyük ülkesini tahrip etti ve bölgedeki yolları takip edilmesi zorlaşan derin çukurlarla dolu tehlikeli yerlere dönüştürdü. Ne yazık ki bu tanker de bu yolların kurbanlarından birisi oldu.

Görevliler, Dünya Kupası’nı seyreden insanlarla dolu bir sinemayı ve onlarca evi saran bir alev topu olduğunu belirtti. Evler yanıp kül olmuştu ve sokaklara yanmış bedenler saçılmıştı, insanların birçoğu yanarak tanınmaz hale gelmişti.

“Burası Nijerya” başlıklı resim Imgur kullanıcısı Mystical Monkey tarafından 12 Ocak 2015 tarihinde paylaşıldı.

Olaya ilgili birçok fotoğraf o güne ait korkunç sahneleri gözler önüne serdi. Yukarıdaki fotoğraf buna bir örnek. Yere sıralanan yanmış bedenlere bakan insanları gösteriyor.

Fakat hikâye burada sonlanmıyor. Bu fotoğraf yıllar boyunca sosyal medyada, bloglarda ve diğer platformlarda, en dikkat çekeni Nijerya ve Myanmar’daki olaylar olmak üzere, ilgili olmayan trajedilerde gerçeğe yanlış bir şekilde atıfta bulunarak birçok kez kullanıldı.

Nijerya ve Myanmar’da ne oldu ve ne olmadı?

3 Ocak 2015’te, Boko Haram militanları Nijerya’nın uzaktaki Baga ve Doro Gowon kasabalarına saldırdı. Görgü tanığı, kaçmak zorunda kaldıkları zalimlikleri detaylı bir şekilde anlattı. Evler ve dükkânlar yakılmıştı, cesetler sokaklarda ve çalıların arasında uzanıyordu.

150 ila 2000 arasında değişen sayılarda kişinin katledildiğine dair raporlar olsa da, sayılar tam olarak doğrulanamadı. Bölgede oturan bir kişi İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne “bedenleri sayacak kimsenin geride kalmadığını”söyledi. Birçok kişi kesilmiş, vurulmuş ve yakılarak öldürülmüştü. Olayın sonucunu gösterebilecek sadece uydu görüntüleri mevcuttu. Saldırının sebebi de belirsizdi, fakat Baga’nın ordu üssü, Nijerya ordusu ve Boko Haram’ın bölgeyi ele geçirme çabası arasında süregelen bir çatışma noktasıydı (2013 ve 2015 yıllarından örnekler).

İşte DKC’ye ait bu fotoğrafın, gerçeğin bir kanıtı ve saldırının muhtemel etkisi olarak yanlış bir şekilde sunulduğu ve tekrar ortaya çıktığı anlardan birisi:

Tweet: Burası Nijerya. Paris saldırısından 2 gün sonra 2000 kişi katledildi. Onlar Charlie değil. Onlar ölü.

Aslında, DKC’ye ait bu görselin yanlış kullanımı, yapılan hatalı atıflar serisinden yalnızca bir örnek; bir doğrulama sitesi olan Africa Check, 2014 yılından beri Nijerya ile ilgili yaşananları belgelendirmekte. Tüm bu durumlarda, görsel, toplu katliamların bir kanıtı olarak sunuldu. Hatta daha da ileriye giderek, bu örnekte olduğu gibi olayın doğru olduğuna dair delil göstermek için kişisel bir yorumda, DKC’ye ait görsel ana akım medya kaynaklarıyla yanlış bir şekilde ilişkilendirildi.

Sange görseli, Myanmar’daki Müslüman Rohinyaların gördüğü işkence ile de ilişkili olarak ortaya çıktı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayınlanan bir rapora göre, kaçan insanlar dayaktan, tecavüzden, bazıları yanarak olmak üzere ölüm vakalarından bahsettiler. Diğerleri de Rohinyalı insanlara karşı yapılan şiddeti anlatırken, DKC’ye ait fotoğraflarla eşleştirilen açıklamalarda bulundu:

Bu ekran görüntüsü, 2012 yılında Myanmar Cumhurbaşkanı Thein Sein’in Rohinyalı Müslümanların öldürülmesine keşişlerin ve siyasetçilerin de dahil olduğunu söylediğini iddia eden bir Suudi Arabistan haber sitesine ait. Ayrıca, bu bilgiyi görselleştirmek için DKC’ye ait olan fotoğrafı kullanmış. 26 Nisan 2017 tarihinde erişilen orijinal gönderi burada mevcut. AFP’yi kaynak alan diğer haber kuruluşları Thein Sein’in söylediği iddia edilen sözlere yer vermiş, ancak bunu fotoğrafla yanlış ilişkiyi kurmadan yapmışlardır.

Yanlış açıklamaların küresel erişimi

Bu yanlış eşleştirmelerin izleri 2011 ve 2012 yılına kadar uzanmakta, aslında bu eşleştirmelere dünyanın her yerinde rastlanıyor “tersine görsel arama” kullanarak, bilginin geniş ölçüde sınırları ne kadar aşabileceğini görebilirsiniz. TinEye tersine görsel arama motoru, kişisel sayfalar, sosyal medya platformları, topluluk ve ulusal yayınlardaki 18.8 milyar görselin içinden (3 Mayıs 2017 itibari ile) söz konusu DKC’deki fotoğrafa çok benzer 344 sonuç buldu. Bu bulgular, İngilizce, Rusça, İspanyolca, Arapça, Flemenkçe, Almanca, Yunanca, Portekizce gibi birçok dilde yer almakta. Bazıları yanlış haberlere yönlendirirken, bazıları uydurma olanları çürütmeye çalışan sayfalarda yer alıyor.

Yanlış kullanılan örnekleri diğerlerinden ayırdık ve hangi sitede yayınlandığını temel alarak örnekleri belirli ülkelerle ilişkilendirdik, bunun amacı sadece dilden ziyade erişimi daha net bir şekilde göstermekti.

Aşağıda yer alan ülkelerde, birden fazla yanlış kullanım örneği olabilir (ki bazen bunlar birbiri ile de ilişkilendirilmiş). İzini  takip etmesi hala mümkün olan bazı örnekler aşağıda yer almakta (haritada turuncu renkte olanlar):

Harita: NewsFrames. DKC’ye ait görselin Nijerya ya da Myanmar ile yanlış bir şekilde eşleştirildiği haberlerin yayınlandığı ülkelerin örnekleri.

Turuncu renkteki ülkeler, yalan ya da yanlış haberlerin örneklerinin hala var olduğu siteleri ve sunucuları göstermekte. TinEye’daki meta veri ve bilgiye göre, gri renkteki ülkelerin de, yanlış örnekleri kullanıyor olması muhtemel. Bir hatırlatma olarak, bu fotoğrafın kaynağı Demokratik Kongo Cumhuriyeti (haritada mavi renkte).

Cezayir, 2012. “Burma – Myanmar’da ne oluyor?” DKC’deki fotoğrafa bağlı bir link “Budistlerin Müslümanlara karşı savaşı” başlığının bir parçası olarak (Cezayirlileri ve Arapları hedefleyerek) bir çevrimiçi tartışma forumunda paylaşıldı.

Brezilya, 2011. “Cena Chocante! Cristãos queimados vivos! Verdadeiro ou falso?” (Şok edici sahne! Hristiyanlar canlı canlı yakıldı! Doğru ya da Yanlış?) Söylentileri çürüten bir site, söz konusu fotoğrafta, Hristiyanların Müslümanlar tarafından öldürüldüğüne yönelik düşüncenin doğruluğunu tartıştı.

Kanada, 2015. Bu gönderide, Quebec şehrinden bir blogger sadece aldatmacayı duyurmakla kalmadı, aynı zamanda Nijerya ile ilişkilendirilen DKC’ye ait fotoğrafın yanlış kullanımı ve (DKC’ye ve ötesine) dahil olan insanların trajedileri ve niyetleri hakkında daha genel sorular üzerinde kafa yordu.

Ekvador, 2013. “En Nigeria están quemando a los cristianos” (Nijerya’da Hristiyanları yakıyorlar). La República isimli gazete, şehrin bir kısmını, kasabanın Hristiyan kesimi olarak tanımlayarak Kuzey Kano, Nijerya’daki patlamalarla ilgili bu makaleyi yayınladı. La República, İspanyol haber ajansı EFE’ye kaynak gösterdi (fakat kaynak haberin görseli içerip içermediği bilinmemekte).

Fransa, 2015. “İslam’ın dehşetini” göstermek için Boko Haram katliamı sonrasında DKC’deki fotoğrafı kullanan bunun gibi tweetleri paylaşanların, Hoaxbuster gibi gerçekleri gösteren sitelerin farkında olmadığı malum. Hoaxbuster, ABD’li anti-İslamcı yorumcu Pamela Geller’in gönderisinin üzerine, 2011 yılından beri Nijerya ile ilişkilendirilen bu resmin hatalı kullanıldığını belirtti.

Almanya, 2017. “Genozid gegen Muslime geht weiter in Myanmar, Friedensnobelpreisträger schweigt” (Myanmar’da Müslümanlara yönelik soykırım devam ediyor, barış ödülünü alacak kişi sessiz bekliyor). Bu makale Myanmar’daki Rohinyalı Müslümanların süre gelen kötü durumuna dikkat çekmiş, fakat Indian Express adlı gazetenin DKC’ye ait fotoğrafı kullandığı bir haberine atıfta bulunmuş; Indian Express’de yer alan makale bizim yazımızın yayınlandığı zamanda fotoğrafı kullanmamıştı.

Yunanistan, 2012. “ΠΡΟΣΟΧΗ ! Η πιο σοκαριστική φωτογραφία που έχετε δει!” (DİKKAT! Görüp göreceğiniz en sarsıcı fotoğraf!). Bu site, fotoğrafı, Müslümanların Nijeryalı Hristiyanları öldürdüğünün bir kanıtı olarak kullandı. Bu iddia, bir Yunan doğrulama sitesi tarafından 2013 yılında ve hatta 2016 yılında tekrar çürütüldü.

İran, 2012. İslam Ülkeleri İlahiyat Öğrencileri Birliği (Molla), Nasim Haber Ajansı aracılığıyla, görsel olarak DKC’deki fotoğrafı kullanarak Rohinyalı Müslümanları destekleyen açık bir mektup yayınladılar.

İtalya, 2015. Trento şehrinin eski Piedicastello semtinde oturan bir kişi, 2015 yılında gerçekleşen Nijerya katliamına duyduğu dayanışmayı ifade etmek için bu mesajı yerel sitesinde paylaştı.

Nijerya, 2012. Nijerya’nın kendi içinde bile, DKC’deki fotoğraf Boko Haram’ın Kano’daki bombalamasının bir kanıtı olarak tartışma forumunda paylaşıldı.

Malezya, 2015. Malezya, DKC’deki fotoğrafın yanlış kullanıma dair iki uç örnek verdi. Bir yanda, Nijerya’daki katliama sempati duyan bir tweet varken, diğer yandan yanlış kullanılan fotoğrafların varlığını göz önüne alarak, bir blogger Rohinyalıların yaşadığı zulme dair iddiaların meşruiyetini bozmaya çalıştı.

Myanmar, 2017. Myanmar hükümeti, “Myanmar hakkında yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermek için uluslararası yalan haberlerin ve resimlerin uluslararası medyaya, uluslararası insan hakları örgütlerine ve hükümetlere gönderildiğini” düşündükleri için düzeltme yazıları yayınladı. Sadece İngilizce yayınlanan düzeltme yazıları, Müslümanların Budistleri öldürdüğüne yönelik ve Budistlerin de Müslümanları öldürdüğüne yönelik (genellikle Birmanya milliyetçileri tarafından yayılan) olayları göstermek için uç grupların kullandığı nefret söylemi içeren asılsız fotoğraflara da işaret etti.

Rusya, 2012. “FХристианофобия или политическая провокация?” (Hristiyan fobisi mi yoksa politik provokasyon mu?). Rus Ortodoks topluluğunun üyelerine yönlendirilen bu gönderi DKC’deki fotoğrafın Müslümanların Hristiyanları öldürdüğünü GÖSTERMEDİĞİNİ netleştirdi.

Suudi Arabistan, 2012 / 2014. Bu haber sitesi, Myanmar Cumhurbaşkanı Thein Sein’ın 2012 yılında, Rohinyalı Müslümanların öldürülmesine keşişlerin ve politikacıların da dahil olduğunu ve hikayenin Sange’deki fotoğraf ile eşleştirildiğini kabul ettiğini yanlış bir şekilde ileri sürdü. Makale 2014 yılında tekrar güncellendi ve yayınlandığı sırada fotoğraf hala duruyordu.

İspanya, 2015 / 2016. Öğrencilerin Boko Haram tarafından katledildiğini anlatan, artık var olmayan Katolik görüşlü bir haber sitesi olan Análisis Digital’in 2014 yılında yayınladığı makale fotoğrafın katliama ait olmadığını açık bir şekilde belirtti. Fakat fotoğrafın “benzer bir cihat saldırısından” olduğunu ileri sürdü. Daha sonra fotoğraf, Boko Haram’ın 2015 yılında yaptığı katliamla aynı bağlamda dolaşıma girince, El Pais isimli gazete fotoğrafın Nijerya ile ilişkisini çürütmeye çalıştı.

Türkiye, 2015. “#NijeryaYanıyorDünyaUyuyor”. DKC’deki fotoğraf, 2015 Boko Haram katliamı ve Paris’teki Charlie Hebdo ölümlerinden sonra Müslümanlar tarafından başlatılan bir tartışmaya işaret ederek bu Twitter etiketine eklenmiş olarak ortaya çıktı. İnsanlar, bu görseli büyük ihtimalle İslam adına meydana gelen bu olaylara dair daha fazla bilinç geliştirmelerini isteyerek paylaştı.

ABD, 2015. Fotoğraf, 2015 yılındaki Boko Haram katliamının bir kanıtı olarak tweetlendi (ve sonrasında 9.300’ün üzerinde retweetlendi), fakat ilişkilendirildiği mesajların hiçbiri dini çerçeve ile ilgili değildi. Fakat amaç, Nijerya ve Charlie Hebdo saldırısını karşılaştırarak ölü sayısına ve medyada ne kadar yer aldığına dikkat çekmekti.

Vietnam, 2014. Görünürde “Father Juan Carlos Martos” tarafından Nijerya katliamı hakkında yazılan bir mesaj dolaşmaya başladığında, bu örnekte olduğu gibi Vietnamca tartışma forumları mesajı çevirdi ve aldatmaca olduğunu ilan etti. DKC’deki fotoğrafı içeren mesaj Claretian Missionaries organizasyonu ve Father Juan Carlos Martos tarafından reddedildi.

İsveç, Polonya, Belçika, Hollanda ve Arjantin’de olmak üzere fotoğrafın yanlış bir şekilde kullanıldığına dair doğrulanmış başka örnekler de mevcut.

Artık izlenebilir olmasa da, aşağıda yer alan ülke lokasyonlarındaki (haritada gri renkte) hesaplar ve siteler de TinEye tarafından önerildi: Çek Cumhuriyeti, Avustralya, Hindistan, Peru, Hollanda, Etiyopya, Sri Lanka, Azerbaycan, Japonya ve muhtemelen Çin. (Kayıtlar, (crawler engine) URL’ler ve zaman & tarih damgaları ile mevcut ve ara sıra Nijerya ve Rohinyalı Müslümanlarla ilgili görsellerin dosya adlarını tutmakta) 2010 faciasından çok daha sonra yapılan tüm bu paylaşımlarda, en sonunda fotoğraf doğru bir açıklamayla paylaşılmış olabilir, fakat orijinal gönderi mevcut ya da ulaşılabilir değildi.

Çerçeveler ve fotoğraflar

Bu gönderilerde bulunan iki güçlü tema veya çerçeve var, bunlardan ilki dine odaklanmak. Fotoğraf, Hristiyanların Müslümanlar tarafından öldürülmesine ya da Rohinyalıların Budistler tarafından öldürülmesiyle ilgili sessizliğe tepki olarak daha geniş tartışmalar için kullanıldı. İkinci neden ise fotoğraf, Avrupalı ya da Fransız bireylerin yaşamlarına kıyasla Afrikalı insanların yaşamlarına daha az değer verilmesini tartışmak için kullanıldı.

Dini anlamlandırmak ve insan yaşamının değeri önemlidir, işte bu yüzden bu yöndeki çabalarla ilişkilendirilen fotoğrafların kullanımını incelemeye değer. Fakat sorulması gereken daha derin bir soru okuyucuların bu fotoğraflara artık güvenmemesi durumunda ne olacağı. Sosyal medya ile birçok insan belki bilmeyerek de olsa yaşanan bir trajedi hakkında suyu bulandırabilmekte. Eksik bilgi ve dezenformasyon ortamı, gerçek zalimliklerin yanlış olduğunu mu gösterir ve aslında DKC’de, Nijerya’da ve Myanmar’da yaşanan gerçek dehşetleri ortadan kaldırır mı?

Şiddet içerikli imgelerin yayılması uzun süredir tartışılmakta (bu örnekte olduğu gibi). Konuyla ilgili bir argüman, görselleri saklamayı, yaşanan trajediyi kabullenmeyi reddetmek olarak değerlendirmekte ve zaman zaman bu fotoğraflar kurbanların kendisi tarafından da talep edilmekte. Fakat bir diğer taraftan, şiddet içerikli görsellerin okuyucuları ve izleyicileri duyarsızlaştırdığı ve kişilerin empati kurma yeteneklerini kaybetmelerine sebep olduğuna yönelik süregelen bir endişe de mevcut (örneğin, diğerlerine yardım etmek konusunda şiddet içerikli medyanın etkilerini inceleyen bu çalışma gibi).

Medyada şiddet içerikli görsellerle ilgili tartışılacak çok şey olsa da, gerçek şu ki şiddet içerikli görseller bugün haberlerde yer alma oranı açısından önemli. Teknologlar “sahte haberlere” karşı mücadeleye yardımcı olmak için algoritmalarla deney yapsa da, bir resmin tek bir şeyi gösterirken aslında bağlamı dışında ya da tamamen yanlış bir şekilde kullanılabileceği durumları dikkatlice düşünmeleri gerekecek. Yanlış tanımlamalara dair herhangi bir analizin, uluslararası olarak nasıl doğru olabileceğini de göz önünde bulundurmalılar.

Detayları ve bağlamı doğrulamak konusundaki yardımları için aşağıda adı geçen kişilere çok teşekkür ederiz: Afef Abrouqui, Anna Schetnikova Belen Febres-Cordero Esther Dodo, Gustavo Xavier, Iria Puyosa, L. Finch, Lena Nitsche, Marisa Petricca, Mohammed ElGohary, Monq Palatino, Oiwan Lam, Ortaç Oruç, Veroniki Krikoni, Rami AlHames, Suzanne Lehn,  Thant Sin ve Tori Egherman.

Kaynak: Connie Moon Sehat, Sana Saleem / Global Voices Çeviri: Derya Güçdemir