Bir arz-talep sorunu olarak yanlış bilgi #2

Günümüzde yaşanan yanlış bilgi krizinde bizi çözüme götürecek olan önemli bir noktayı göz ardı ediyoruz: arz-talep denkleminin talep tarafı.

Medya kurumlarının bu durumu iyileştirmeye yönelik hayati rollerine değinmeden önce dijital medya okuryazarlık dersine dahil edilen bazı kaynaklardan bahsetmek uygun olacak.

Bu kaynaklardan biri, alanın öncülerinden biri olan Reene Hobbs tarafından kurulan Media Education Lab’a ait:  “Mind Over Media: Analyzing Contemporary Propaganda”. Bu kaynak her yaştan bireyi öğrenmeye teşvik ediyor.

Diğer bir kaynak ise okuryazar kişilerin medyayı yalnızca tüketmelerini değil, oluşturmalarını savunan bir anlayışa dayalı. Bu kapsamda öğrencilerden Wiki Education kaynaklarını kullanarak, Wikimedia Vakfı tarafından koordine edilen Wikipedia’yı düzenlemeleri isteniyor. Sürekli büyüyen ve gelişen bir kaynağın bir parçası olan öğrenciler bu sayede hem Wikipedia’nın hem de kendi kapasitelerinin farkına varıyor.

Bu alanda sağlanan eğitim çoğunlukla tek seferlik bireysel sınıf ve programları içerse de çalışmaları daha kapsamlı kılmaya yönelik adımlar atılıyor. Sınıfların içinde ve dışında öğretmeye ve öğrenmeye yönelik dijital araçlar geliştiriliyor. Her türlü alanda ve her yaşta temel okuryazarlıkların kazanılması hedefleniyor. Bu doğrultuda yeterli kaynaklarla belirli bir büyüklüğe erişmek mümkün görünüyor.

Medya kuruluşlarının rolü ne olabilir?

Haber okuryazarlığını artırabilecek ikinci oluşum haber kuruluşlarını, eğlence şirketlerini ve pazarlama, reklam ve halka ilişkiler şirketlerini de içine alan medya.

Bu platformlarda gazetecilik alanında yaşanan gelişmeler henüz yeterli olmasa da ümit veriyor. Gazeteciler, haber ve bilgi aktarma haricinde haber okuryazarlığını uzun bir süredir asıl görevlerinin önemli bir parçası olarak görmeliler, ama maalesef bu şekilde olmuyor. Bunun nedenleri üzerine düşünürsek başlıca neden olarak birçok yerde kültürel bakımdan kök salmış bir inanış karşımıza çıkıyor: “Gazeteciliğimiz zaten ortada” ifadesini birçok kere duyuyoruz.

Ne var ki bu kibir, tekelleşen iş modelinin gücünü yitirmesi sayesinde azalıyor. Gazeteciliğin ve gerçeklerin saldırılara maruz kaldığı bu dönemde gecikmeli de olsa kitlelerle gazeteciliğe dair samimi bir iletişim kurulmaya başlanması kısmen bir savunma ölçütü olabilir. Önceki yazıda bahsedilen News Co/Lab projesi bu değişimin bir parçası konumunda.

Gazeteciler dijital çağın en iyi uygulamalarını ilk kez keşfediyorlar. Kimi zaman ise yeniden keşfediyorlar. Yani gazeteciler:

  • bir topluluğun gazetecilik ve gazeteciliğin işleyişi hakkında neler bildiğini ve gazetecilerin, bir topluluğun haberlere ve haber kuruluşlarına yönelik tutumlarından ne anladıklarını kavrıyorlar,
  • kim olduklarını, ne yaptıklarını, nasıl yaptıklarını ve neden yaptıklarını daha şeffaf bir biçimde yansıtıyorlar,
  • topluluktaki bireylerle ve kütüphane ve okul gibi kuruluşlarla samimi bir iletişim kuruyorlar ve işbirliği yapıyorlar.

Çok yakın zamana kadar gazetecilikte şeffaflık pek mümkün değildi ve samimi düzeyde iletişim daha az kuruluyordu. Bugün her iki özellikte olumlu gelişmeler yaşandığını görüyoruz.

Yalnız bu durum, dünya geneline yayılan ve doğrudan yalana karşı mücadele eden “haber doğrulama” hareketiyle ilişkili değil. Şeffaflık, halkın haberlerin işleyişini daha iyi anlamasını sağlayarak gazetecilerin son yirmi yıldır kaybettiği güveni yeniden tesis etme yolu olarak görülüyor.

Şeffaflık alanındaki “En İyi Uygulamalar” News Co/Lab tarafından derlendi. Buna göre, Kanada’nın en büyük online haber sitesi Toronto Star’ın şeffaflık konusunda yürüttüğü önemli proje ve Hearken platformunun, halkı gazeteciliğe dahil etmek için haber kuruluşlarıyla işbirliği yapması örnek verilebilir.

En İyi Uygulamalar, ABD’deki dört şehirde bulunan haber merkezleriyle yürütülen pilot bir projeden esas alınıyor. Bu haber merkezlerinden üçü McClatchy adlı medya kuruluşuna ait. Proje kapsamında şeffaflığın ve halkın katılımının gazeteciliğe entegre edilmesiyle beraber haber merkezlerinin edindiği kültürlerde dikkat çekici değişimler gözlemleniyor. Daha yapılacak çok şey olsa da projenin aktörleri, doğru yolda gittiklerine inanıyorlar.

Öte yandan diğer medya kollarının, halkın gerçeği ve yalanı daha iyi ayırt etmesini sağlamak amacıyla başka adımlar atması gerekiyor.

Reklam ve halka ilişkiler şirketleri biraz zaman, beceri ve para ayırırsa kamuya yönelik olumlu yönde “ikna faaliyetlerinde” bulunabilir. Eğlence sektörü de bu yönde faydalı uygulamaları hayata geçirebilir. Tüm medya organlarının bir kamuoyu kampanyasında “Yalan haber paylaşımı hiç havalı değil. Yalnızca yalancılar tarafından kandırılıyorsunuz. Bu yüzden sizi aldatmalarına izin vermeyin” mesajıyla bir araya gelmesi en ideali olur.

Sosyal medya platformlarını yeniden düzenleme

Konuyla ilgili büyük atılım yapılabilecek üçüncü oluşum, modern dünyanın neredeyse büyüklüğünü tanımlayan teknoloji platformları.

Teknoloji platformları daha fazla sorumluluk almaya özen gösterirse sınırsız sayıda imkânla tutarlı bir ilerleme kaydedilebilir. Şu sıralar bu platformlardan, yanlış gidişattaki süreçler konusunda sorumluluk almaları, yani birlik olarak “aksiyon almaları” isteniyor.

Bu yönde talebi olan kişilerin motivasyonlarından şüphe edilemez. Rus troller, radikallerin yayımladığı gönderiler ve videolar ve kötü amaçlı botlar hakkında harekete geçilmesini talep ediyorlar.

Peki tam olarak ne yapılmalı? Teknoloji platformlarının detaylı denetim yapmalarında ısrar edilirse bu durumun internet editörlüğü yapmaktan ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirlemekten hiçbir farkı kalmaz. Gerçekten de arzu edilen bu mu? Platformlar kimin konuşabileceğini seçerse beğendiğimiz kişileri, hatta kendimizi bile ifade etmemizi engelleyebilirler. Kuşkusuz hükümetler sosyal medya platformlarına bu yönde hareket etmeleri konusunda baskı yapacak. Bazı ülkelerde bu uygulamalar hayata geçirilmiş durumda.

Bununla birlikte teknoloji platformlarının bugün olduğu gibi, adımıza karar alırken şeffaf olmayan süreçleri uygulamalarını istiyor muyuz? Bazı seviyelerde internet editörü rolünü üstlendiklerini görüyoruz.

Platformlar ideal olarak ne yapabilirler? Bilgiyi talep eden tarafı daha çok destekleyebilirler. Bu amaçla platformlarında kullanıcıların bizzat deneyimleyecekleri, içerik akışında ve arama sonuçlarında görüntülenen bazı yazıların doğrulamaya yönelik bağlantıların eklenmesi gibi düzenlemeler yapabilirler.

Teknoloji platformları ayrıca medya/haber okuryazarlığı üzerinde çalışmalar yapan bazı kuruluşlara makul bir düzeyde mali destek sağlayabilir (ör. 2017 yılında Facebook Gazetecilik Projesi kapsamında News Co/Lab’a bağış yapılması). Öte yandan bu tür yardımlar destekleyici olmalarına rağmen problemin kapsamı dikkate alındığında küçük bir girişim olarak kalıyor.

Platformların, bu başlangıç niteliğindeki gayretlerinin dışına çıkmaları gerekiyor. Kullanıcıların internetteki deneyimleri ve bilgi gereksinimleri konusunda daha iyi kararlar alabilmeleri için platformlar ürünlerini, kontrolün bir kısmını kullanıcılara devredecek şekilde değiştirebilirler.

Facebook, Google, Twitter vs. kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda iki önemli değişiklik yapmalılar.

Birinci değişiklik kontrol panellerini ilgilendiriyor. Böylece kullanıcılar, kendilerine ait olan bilgi içerik akışlarını daha iyi kontrol edebilirler. Yani, içerik akışlarını filtreleyip filtrelemeyeceklerine kendileri karar verebilirler. Filtrelemeleri halinde filtrelerin nasıl çalışacağını onlar belirlerler. Uygun bulmadığımız konular için kişisel filtre balonları devreye sokulabilir. Hatta, kullanıcı grupları bu filtreleri topluca uygulayabilir.

Platformlardan istenen ikinci değişiklik ise kullandıkları araçların oluşturma ve yönetme süreçlerini gözden geçirmeleri. Bu araçlar reklamcıların ve niteliksiz propagandacıların kullanıcıların verilerini kendi çıkarları için kullanmalarına ve gizliliğimizi ihlal etmelerine yardım etti. Bu araçların bireysel ve topluluk olarak kullanıcı lehine işlev görmesi ve deneyimlerimizi kendi yararımıza kontrol etmesi gerekiyor.

Son birkaç yılda bu özelliklerin yanlış kullanılması, yanlış bilgiden kaynaklanan birçok problemin doğmasına neden oldu. Dolayısıyla doğru hareket edilmesi, yani yanlış bilgi kaynaklarının bize zarar vermesine izin vermek yerine bu bilgi kirliliğini azaltmak amaçlanmalı.

Yukarıda bahsedilen iki değişiklik platformların, kullanıcıların sınırları belirlenmiş noktalarda kalmalarına ve devamlı tıklamalarına ve paylaşım yapmalarına dayalı iş modellerini bozabilir.

Buna karşın doğru olan yapılırsa bunun en azından uzun vadede olumlu bir etki yaratacağına inanıyoruz, çünkü insanlar teknoloji platformlarını küçümseye başladığında ve değişim talepleri giderek arttığında doğru adım atan platformlar güven telkin edecektir. Bu şirketlerin yardımına gerek duyulan günümüzde umarız bu şirketler bunun nedenini iyi anlarlar.

Gelecek

Sonuç olarak talep tarafında bulunan sizler, bizler, öğretmenler, kütüphane görevlileri, gazeteciler ve teknoloji uzmanları dahil olmak üzere herkesin yardımına ihtiyaç duyuluyor. Zaten talebi iyileştirmeden arzın düzelmesini beklemek anlamsız olur.

Kaynak

Defusing Disinfo, Misinformation is a problem of supply and demand, Dan Gillmor

Çeviri: Sonay Ün

Kapak Görseli: Hanna Barczyk

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

Defusing Disinfo, Misinformation is a problem of supply and demand, Dan Gillmor

Çeviri: Sonay Ün

Kapak Görseli: Hanna Barczyk