Araştırma: Tekrar etmek nasıl ‘gerçeklik yanılsaması’ yaratır?

Bu içerik ilk kez BBC Future‘da 26 Ekim 2016 tarihinde yayımlanmış ve Teyit tarafından çevrilmiştir.

Doğru olsun ya da olmasın bir şeyi tekrar etmek, o olgunun daha doğru görünmesine neden oluyor. Psikolog Tom Stafford, bu etkiyi anlamanın, propagandalara kanmamızın önüne geçebileceğini söylüyor.

“Bir yalanı sık sık tekrarlarsanız gerçek olur” sözü, genellikle, Nazi Joseph Goebbels’e atfedilen bir propaganda yasasıdır. Bunun benzeri, psikologlar arasında “gerçeklik yanılsaması” etkisi olarak bilinir. Bu etkiye yönelik tipik bir deney şöyle ilerler: Katılımcılar, “Erik kurusu, kuru erikle aynı şeydir” gibi önemsiz ögelerin ne kadar doğru olduğunu değerlendirir. Bazen bu ögeler doğrudur (örnekteki gibi), ancak bazen katılımcılara, doğru olmayan, paralel bir versiyon gösterilir (“hurma, erik kurusuyla aynı şeydir” gibi).

Birkaç dakika, hatta bazen birkaç hafta ara verdikten sonra, katılımcılar bu sürece yeniden girerler ama bu kez, değerlendirdikleri bilgilerin bazıları yeni, bazıları da ilk aşamada gördükleridir. Temel bulgu ise insanların daha önce gördükleri ögeleri, doğru olup olmadıklarına bakmaksızın, yalnızca daha tanıdık geldikleri için doğru olarak değerlendirmeye eğilimli oldukları yönünde.

Yani, bu deney, “bir yalanı sık sık tekrarlarsanız gerçek olur” sözünün kaynağı gibi görünüyor. Ayrıca, etrafınıza bakarsanız, reklam verenlerden politikacılara kadar herkesin, insan psikolojisinin bu zaafından yararlandığını düşünmeye başlayabilirsiniz.

Ancak deneyde ortaya çıkan güvenilir etki, insanların gerçek hayattaki inançları üzerinde önemli bir etki oluşturmak zorunda değil. Eğer bir yalanın, tekrar tekrar söyleyerek kulağa doğru gelmesini sağlayabilseydik, diğer ikna tekniklerine gerek kalmazdı.

‘Gerçeklik yanılsaması’ Joseph Goebbels gibi bir propagandacının elinde tehlikeli bir silah olabilir. (Kaynak: Getty Images)

Engellerden biri, zaten bildiklerinizdir. Bir yalan akla yatkın gelse bile, neden sırf, o yalanı tekrar tekrar duyuyoruz diye bildiğimiz şeyleri bir kenara koyalım ki?

Son zamanlarda, Vanderbilt Üniversitesi’nden Lisa Fazio önderliğindeki bir ekip,  gerçeklik yanılsaması etkisinin, ön bilgimizle nasıl etkileşime girdiğini araştırdı. Bu etki hali hazırda sahip olduğumuz bilgimizi etkiler mi? Ekip çalışmaları için, doğru ve doğru olmayan ifadeleri eşleştirdiler ve katılımcıların gerçeği bilme olasılığına göre de ögeleri ayırdılar (yani “Pasifik Okyanusu dünyadaki en büyük okyanustur” önermesi, “bilinen” ögelere örnek ve aynı zamanda doğru; “Atlantik Okyanusu dünyadaki en büyük okyanustur” ise, insanların, doğrusunu bilme olasılığı olan ancak doğru olmayan bir öge).

Ekibin sonuçları, gerçeklik yanılsaması etkisinin, bilinmeyen kadar bilinen ögeler için de aynı ölçüde işe yaradığını gösteriyor. Bu da ön bilgimizin, inandırıcılık muhakememizin tekrarlar tarafından etkilenmesine engel olamayacağını öne sürüyor.

Araştırmacılar, konuyu tüm detaylarıyla ele almak adına, katılımcıların, her bir ifadenin altı puanlık bir ölçekte ne kadar doğru göründüğünü değerlendirdiği ve her bir önermeyi “doğru” veya “yanlış” olarak sınıflandırdığı bir çalışma gerçekleştirdiler. Tekrar, ortalama bir ögenin, altı puanlık ölçekte yukarılara çıkmasını sağladı ve bir ifadenin doğru olarak sınıflandırılma ihtimalini artırdı. Tekrar edilen bilgi, gerçek ya da kurgu, bilinen ya da bilinmeyen önermelerin hepsinin daha inandırıcı görünmesini sağladı.

İlginizi Çekebilir:  Siyasi fikirlere bağlılığımız gerçeklik algımızı etkiler mi?

İlk başta, bu, insan muhakemesi için hiç de iyi değilmiş gibi görünüyor ancak –ki bunu ne kadar vurgulasak az– psikoloji bilimini yorumlarken, gerçek verilere bakmamız gerekiyor.

Fazio ve meslektaşlarının aslında bulduğu şey, bir önermenin doğru olup olmadığına karar verilirken en büyük etkinin, aslında o önermenin doğru olup olmadığı. Tekrarlama etkisi doğruyu maskeleyemez. Fazio’ya göre tekrar olsun ya da olmasın, insanlar yalanların aksine, asıl gerçeklere inanmaya daha yatkın.

Bu, inançlarımızı nasıl değiştirdiğimiz konusunda temel bir şeyi ortaya koyuyor: Tekrar, aksini bildiğimiz zamanlarda bile, bazı şeylerin kulağa daha doğruymuş gibi gelmesini sağlama gücüne sahiptir, ancak, o bilgiyi geçersiz kılmıyor.

Sıradaki soru şu: Bunun sebebi ne olabilir? Cevap, duyduğumuz her bilgi hakkında kesin bir şekilde mantıklı olmak için gereken çabayla ilgilidir. Bir şey duyduğumuzda, sürekli onu önceden bildiğimiz her şeye karşı değerlendirseydik akşam yemeği zamanında aklımızda hâlâ olurdu. Hızlı kararlar almamız gerektiğinden, kısayollar ve yanlıştan daha sık doğru olan sezgisel yöntemler benimseriz. Bir şeyin ne kadar doğru olduğuna karar vermek için bir şeyi ne sıklıkla duyduğumuza güvenmek, stratejilerden sadece biridir. Gerçeğin, yalanlardan daha sık tekrarlandığı herhangi bir evrende (bu oran %51’e %49 bile olsa) bu strateji, olguları yargılamak için hızlı ve kötü bir yöntem olacaktır.

Gerçeklik yanılsaması kaçınılmaz değil: Bilgi ile kuşanırsak buna direnebiliriz

Tekrar, inandığımız şeyleri etkileyen tek şey olsaydı başımız dertteydi ama böyle değil. Hepimiz muhakeme gücümüzü genişletebiliriz, fakat bunun sınırlı bir kaynak olduğunu kabul etmemiz gerekir. İçgüdümüz, bir şeyin ne kadar inanılabilir olduğuna karar vermek için kısayollar kullandığı için, zihinlerimiz, gerçeklik yanılsaması tuzağına kolaylıkla düşer. Genellikle bu kısayollar işe yarar. Bazen ise yanıltıcıdırlar.

Etkiyi öğrenirsek ona karşı önlem alabiliriz. Bunun bir kısmı, yaptığımız şeye neden inandığımızı iki kez kontrol etmekten geçiyor: Eğer bir şey kulağa mantıklı geliyorsa, gerçekten doğru olduğu için mi, yoksa tekrar tekrar söylendiği için mi? Bu yüzden akademisyenler kaynak göstermeye bu kadar önem veriyorlar: bir iddiaya öylece inanmaktansa çıktığı yeri takip edebilmemiz için.

Fakat yanılsamaya karşı önlem almanın diğer yolu, yalanları tekrarlamayı bırakmamıza bağlı. Gerçeklerin önemli olduğu ve önemli olması gerektiği bir dünyada yaşıyoruz. Eğer doğru olup olmadığını kontrol etmeye tenezzül etmediğiniz şeyleri tekrar ederseniz, yalanların ve doğruların karıştırılmasının daha kolay olduğu bir dünya yaratmaya neden olursunuz. Lütfen, tekrar etmeden önce düşünün.

Kaynak

BBC Future, How liars create the ‘illusion of truth’, 26 Ekim 2016

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Getty Images

 

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

BBC Future, How liars create the ‘illusion of truth’, 26 Ekim 2016

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Getty Images