Araştırma: Taraflılığın en büyük nedeni medya balonları mı?

Taraflı olmak söz konusu olduğunda ister filtre balonu, ister silo, ister yankı fanusu olarak adlandırılsın… Hangi sembolik, sınırları çizilmiş veya dar görüşlü yaklaşımı tercih ederseniz edin, Amerikalıların siyasi haberleri taraflı kaynaklardan takip etmelerinin en büyük toplumsal sorunlardan biri olduğunu büyük ihtimalle duymuşsunuzdur. ABD’de muhafazakârlar Fox News izlerken liberaller MSNBC’yi tercih ediyorlar. Çıkan haberlerde, televizyon izleyicisinin halihazırda inandığı konular esas alınıyor ve gerçek, taraflı tartışmalarla saptırılıyor.

Ne var ki mekanizma aslında yukarıda bahsedildiği gibi çalışmıyor. Fazla büyütülen taraflı medya alışkanlıklarımızla ilgili haberler oldukça abartılıyor. Hatta “medya balonu” kavramının, sahte haber olduğu söylenebilir. 

Ekim ayının başında Amerikalı gazeteci Maggie Koerth-Baker’ın taraflılığın, gerçekleri yorumlama şeklimizi nasıl etkilediği hakkında yazdığı bir makalesi yayımlandı. Baker yazısında, bir soruşturmada aynı gerçekleri gören iki kişinin, konuyla ilgili çıkan haberleri oldukça farklı şekillerde yorumlayabildiğine dikkat çekiyordu. Baker’in makalesi yayımlandıktan sonra birçok okuyucu gazeteciye, medya balonlarının bu taraflılığı ne kadar etkilediğini sordu. Elbette aramızda gerçekleri farklı biçimlerde yorumlayanlarımız oluyor. Peki hepimiz söz konusu gerçeklerle ilgili aynı bilgiyi mi alıyoruz?

Darthmouth College Siyaset Bilimi öğretim görevlisi Brendan Nyhan’a göre birçoğumuza aynı bilgi geliyor. “İnsanların haber kaynağı olarak yankı fanuslarını tercih etmeye yönelik bir eğilimi bulunuyor. Çoğu Amerikalının, haber ve bilgiyi aşırı taraflı bir medyadan edindiği düşünülüyor. Buna karşın deneysel kanıtlar ise bunun doğru olmadığını gösteriyor.” 

Nyhan’ın iddiasını destekleyen bir örnek olarak televizyon reytinglerinde yürütülen mantığı ele alalım. Yaklaşık 122 milyon Amerikalı Nüfus İdaresine 2018 yılında oy kullandığını bildirmiş. Bu seçmenlerin büyük çoğunluğu televizyonda çıkan taraflı haberleri takip etmiyor. Fox News ve MSNBC’de yayımlanan ve en iddialı kişilerin konuk edildiği programlar yaklaşık 3 milyon seyirci tarafından izleniyor. Diğer bir taraftan neredeyse 5 milyon kişi her iki kanalda yayımlanan akşam haberlerini seyrediyor. Amerikalıların taraflı olmaktan ziyade daha çok tarafsız medya alışkanlığı var. Ayrıca çoğu Amerikalı esasında medyayı hiç takip etmiyor.

Yankı fanuslarının oluşmasına yönelik yeni imkanlar sağlayan sosyal medya bile çoğu kullanıcıyı siyaset alanında izole etmede o kadar başarılı görünmüyor. Nyhan ve çalışma arkadaşları 2018 yılında yayımladıkları bir makalede sahte haberlerin kol gezdiği Facebook’ta, taraflı ve çoğunlukla uydurma haberlere ilgi gösteren kullanıcı sayısının görece az olduğunu ortaya çıkardı. Çekişmeli geçen 2016 başkanlık seçimlerinin hemen öncesinde yaklaşık 2 bin 500 ABD vatandaşının yer aldığı bir örneklem oluşturuldu. Buna göre sahte haberlerin bulunduğu internet sitelerine yapılan ziyaretlerin neredeyse yüzde 60’ı, medya alışkanlıkları en muhafazakâr katılımcıların sadece yüzde 10’unu oluşturuyordu. Yani ülke genelinde bir kriz olarak değerlendirilen bu durumun aslında oldukça özgün olduğu anlaşılıyor.

Sahip olduğumuz düşünceleri doğrulayan bakış açılarını duymak, tabii ki hepimizin hoşuna gidiyor. Beğenmediğimiz kişilerden daha akıllı olduğumuzu söyleyenleri daima takdir ederiz. Yapılan araştırmalar bunların, kendimizi silolamamıza neden olacağını düşünürken, gerçek ise daha farklı. 2016 yılında yayımlanan bir araştırmada haberleri ağırlıklı olarak internetten takip eden 50 bin Amerikalı gözlemlendi. Katılımcıların haberlere yönelim konusunda (algoritmanın yönlendirdiği haberlerden ziyade) baskın olarak kendi seçimlerini yaptıkları ve ana görüş olarak merkezci oldukları tespit edildi. Ayrıca sosyal ağ ve arama motorlarının kullanımı sadece taraflılık yaratmıyordu. Bunlar aynı zamanda insanları, karşı çıktıkları görüşlere de daha fazla maruz bırakıyordu.

Yukarıda bahsedilen bulgu, medyada var olan kutuplaşmanın ABD’nin ulusal siyasetini etkilemediği anlamına gelmiyor. Nyhan’a göre bu kutuplaşma, birçok Amerikalı’nın kişisel fikrini şekillendirmiyor; fakat aşırı taraflı olan küçük bir grup gündemi yaratabiliyor. “Bu grup haberleri yoğun olarak takip ettiği için siyasete en çok ilgisi olan kişileri barındırıyor. Dolayısıyla partilerin en fazla duyarlı olduğu topluluk olma özelliğini taşıyor.”

Bu durum birtakım sorunları beraberinde getiriyor. Örneğin, fikirlerini beyan eden bir azınlık, kendisine en yakın olan kişileri etkisi altına alabiliyor. Birebir konuşmaların kutuplaştırıcı etkisinin, aslında televizyon kanallarından veya internet sitelerinden daha fazla olduğuna dair bazı kanıtlar bulunuyor. 2018 yılında gerçekleştirilen bir çalışmada siyasi eğilimi aynı olan kişilerle iletişim kurmanın, siyasi olarak taraflı hareket eden medyaya göre kutuplaşma üzerinde çok daha etkili olduğu ortaya çıkarıldı. Sonuç olarak, yüz yüze yapılan sohbetler sahte haberlerin yayılması konusunda Facebook gibi platformlardan daha etkili olabiliyor.

Kaynak

FiveThirtyEight, Media Bubbles Aren’t The Biggest Reason We’re Partisans, 8 Ekim 2019

Çeviri: Sonay Ün

Kapak görseli: Debrocke / Getty Images

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

FiveThirtyEight, Media Bubbles Aren’t The Biggest Reason We’re Partisans, 8 Ekim 2019

Çeviri: Sonay Ün

Kapak görseli: Debrocke / Getty Images