Araştırma: Sahte haber öldürüyor

Bu içerik ilk kez Grist.org tarafından 1 Temmuz 2020 tarihinde yayımlanmış ve Teyit tarafından çevrilmiştir.

Salmon Arm, Kanada Rocky Dağları’ndaki kalabalık kayak pistlerinden çok uzak olmayan, British Columbia’nın merkezindeki, 17 bin nüfuslu küçük bir kasaba. Büyüleyici mavi göllere, ağaçlarla kaplı dağlara ve Covid-19’un sahte olduğunu iddia eden endişe verici sayıda postere ev sahipliği yapıyor.

Ancak bu posterlerin sayısı eskisinden daha az. Okanagan Üniversitesinde İngilizce profesörü olan Tim Walters, birkaç ay önce ortaya çıkmaya başladıklarından beri, bu posterleri tek tek kaldırıyor. Posterler British Columbia’nın “uyanmasını” talep ediyor ve aşırı sağcı bir komplo hareketi olan Qanon‘a ait bir etiket kullanıyor. Walters haziran ayında günde üç dört saat yürüyüp gittiği her yerde afişleri söküyordu.

Tim Walters

Söylediğine göre bu “düşük seviyeli bir takıntı” haline gelmiş. “Fazla delice oldukları için insanlar bu komplo teorilerini ciddiye almıyor.”

Komplo teorisyenleri bu duruma, posterleri yerden 2 veya 2.5 metre yükseğe koyarak cevap verdi. Fakat Walters 1.90 cm boyunda ve kolları epey uzun. İnsanlar mahallelerindeki, ulaşamadıkları yükseklikteki afişlerin konumlarını ona atıyor.

Kaynak: Tim Walters

Gerçek şu ki, sahte haberler insanları öldürüyor. Araştırmalar, maskelerin Covid-19’un yayılmasını yarı yarıya indirebileceğini ortaya koyuyor ancak maske kullanımının güvenliği ile ilgili yanıltıcı iddialar artmaya devam ediyor. Washington Üniversitesi Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü‘nde yapılan bir modele göre, herkes halka açık alanlarda maske takarsa ekim ayına kadar tahmini olarak 33 bin Amerikalının hayatı kurtulabilir.

Sahte haberler ve halkın bilim anlayışı hakkında bir kitap yazmakta olan, Güney California Üniversitesi eğitim profesörü Gale Sinatra, “Covid hakkındaki yanlış bilgiler virüsün kendisinden daha hızlı yayılıyor,” diyor. Epidemiyologlar, bir pandeminin halk sağlığı krizi olduğu kadar iletişim krizi de olduğunu söylüyor. Bu olay iklim değişikliğini anımsatıyor: aşırı ısınan gezegenimiz üzerindeki yıkıcı etkileri gösteren bir yığın kanıt olmasına rağmen Amerikalıların sadece üçte ikisi bu konuda endişeli olduklarını söylüyor. Bu, bu mesajların insanlara ulaşmadığının göstergesi. Ya da belki de sahte haberler onlara daha çok hitap ediyor.

Aynı zamanda iklim krizi ve Covid-19, Amerika’daki kutuplaşma girdabına kapılmış olgular. Ve pandemi hayatımızın bir parçası haline geldikçe, insanların iklim değişikliği ile karşı karşıya kaldıklarında yüzleştikleri aynı psikolojik engellerin birçoğunu harekete geçiyor. “Herkeste Covid yorgunluğu var,” diyor Sinatra.

Koronavirüsü inkar etmek ve iklim değişikliğini inkar etmek, yani küresel ısınma hakkındaki bilimsel fikir birliğini reddetmek arasında birçok benzerlik bulunuyor. İkisi de çoğunlukla aynı insanlar tarafından yayılıyor ve bu uçuk teorilerin argümanları genellikle çok benzer oluyor: ana akım bilimin reddetmek, kriz üretmeyi planlayan hükümetler ve yapılacak en iyi şeyin her zamanki gibi devam etmek olduğu mesajı. Peki neden maske takalım ki?

İlginizi Çekebilir:  Buradan nereye gideceğiz: İklim gündemimizin bugünü

Çalışmalar, sahte haberlerin sosyal medyada gerçek haberlerden daha hızlı yayıldığını ortaya koydu. Twitter’da insanların yanlış haberleri paylaşma olasılığı, gerçek haberlere oranla yüzde 70 daha fazla. Ve bunu durdurmak çok zor. “Yanlış bilgiler maalesef sıradan bilgilerden daha ilginç,” diyor Sinatra. Komplocular, filmlerdeki sürpriz sonlar gibi şaşırtıcı ve dramatik öyküler uyduruyorlar ve bunlar da her gün haberlerde gördüğümüz, “Covid-19 vakaları artıyor!” haberlerine bir kontrast oluşturuyor. Peki poster yırtmak dışında insanlar yanlış bilgilerin yayılmasını önlemek için neler yapabilir?

Sinatra’nın söylediğine göre seçeneklerimizden biri, kavram hatalarıyla yüzleşmek. Ancak bunun dikkatli bir şekilde yapılması gerekiyor, yoksa geri tepebilir. Çünkü yanlış iddiaları çürütme sırasında onları tekrarlamak, daha da yayılmalarına sebep olabiliyor. Bir şeyleri tekrarlamak kalıcı hale gelmelerini sağlıyor. Dilbilimci George Lakoff’un belirttiği üzere, insanlara “fil düşünmeyin” dediğinizde akıllarına ister istemez bir fil görüntüsü gelir.

“Sadece, ‘yanılıyorsun,’ demek işe yaramaz,” diyor Sinatra. Bir şeyin neden yanlış olduğunu açıklamalı ve ikna edici bir karşı argüman sunmalısınız.

“Bence onlarla yüzleşmelisiniz,” diyor İngilizce derslerinde “çürütme” yöntemi de kullanan Walters. Yakın zamanda iklim krizi hakkında bir ders vermiş ve öğrencilerinin çoğunun, David Wallace-Wells’in, onları eğiten (ve dehşete düşüren) The Uninhabitable Earth (Yaşanmaz Dünya) kitabını okumadan önce bilim hakkında kararsız olduğunu, neyin doğru olduğundan emin olmadıklarını fark etmiş. Walters öğrencilerine iklim değişikliği hakkındaki gerçekleri anlatmış ve öğrendiklerini arkadaşları ve aileleriyle tartışmaya teşvik etmiş.

Onlara yardımcı olan kaynaklardan biri de iki bilişsel bilim insanı Stephan Lewandowsky ve John Cook’un yazdığı yeni Conspiracy Theory Handbook olmuş. Conspiracy Theory Handbook, komplo teorilerinin nasıl çürütüleceğine ve onlara inanan insanlarla nasıl konuşulacağına dair ipuçları sunan ücretsiz bir çevrimiçi kaynak.

Buna rağmen, sahte haberlerle başa çıkmanın en iyi yolu, insanları en başından neyin sahte, neyin gerçek olduğunu değerlendirebilecekleri araçlarla donatmak olabilir. “İnsanları komplo teorilerine karşı önceden aşılamak, sonradan işe karışıp hasarın etkilerini geriye almaya çalışmaktan daha iyi,” diyor George Mason Üniversitesi profesörü Cook, The Verge‘e verdiği bir röportajda.

Ancak buradaki sorun, yanlış bilgi altındaki insanların bu “aşıyı” yaptırmayı kabul etmemesi.

Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan News Literacy Project, sahte haber saptama konusunda ABD’deki öğrencilerin donanımlı olmasını ve internette karşılaştıklarına karşı eleştirel düşünebilmelerini sağlamayı hedefliyor. Bu yaklaşımın her yaştan insana yardımcı olduğuna dair kanıt var. Michigan Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, insanların, öncesinde, “Haberi yayınlayan haber kuruluşunu tanıyor muyum?” veya “Gönderideki bilgiler inandırıcı görünüyor mu?” gibi birkaç soru cevapladığı zaman, iklim değişikliği ile ilgili Facebook’taki sahte haberlere inanma, “beğenme” veya paylaşma olasılığı düşüyor.

Bilim insanları ve halk sağlığı uzmanları, Covid-19 pandemisiyle ilgili zor zamanlar geçiriyor, çünkü virüs hakkındaki temel gerçekleri ve nasıl yayıldığını haftalar geçtikçe olarak öğreniyorlar. Yeni bulguları halka gerçek zamanlı olarak iletmeye çalışıyorlar ve gün geçtikçe gelişen ve değişen öneriler doğal olarak kafa karışıklığı yaratıyor. İki kriz arasındaki büyük fark da işte bu: iklim bilimcileri temel bulguları yıllar önce oturttu. “İklim değişikliğini ilgilendiren bilim on yıllardır gelişiyor,” diyor Sinatra. “Covid ise yalnızca son altı aydır gezegenimizde.”

Kaynak

Grist.org, Fake news is killing us. How can we stop it? 1 Temmuz 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: RobinOlimb / Getty Images

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

Grist.org, Fake news is killing us. How can we stop it? 1 Temmuz 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: RobinOlimb / Getty Images