Araştırma: Medyadan nefret ediyorsanız yalan bir haber başlığına aldanma olasılığınız çok daha yüksek

Medyadan hoşlanmıyor musunuz? Medyanın tamamen “yalanlardan” veya “sahte haberlerden” mi oluştuğunu düşünüyorsunuz? O halde, sizden daha az tepkili olan arkadaşlarınıza göre haber okumada muhtemelen pek iyi değilsiniz.

Bu bulgu, Arizona State Üniversitesi’nin News Co/Lab isimli araştırma biriminin, Teksas Üniversitesi’nin Medya Katılım Merkezi (Center for Media Engagement) ile birlikte yakın zamanda gerçekleştirdiği bir çalışmadan elde edildi. Haber yayın organları hakkında olumsuz düşünen kişilerin bir haber başlığının yalan olduğunu fark etme olasılıklarının az olmasına ek olarak haberler ile fikirler arasında ayrım yapma olasılıkları da daha düşük. Buna karşın bu kişiler, aradıkları bilgileri internette bulma becerilerine daha fazla güveniyorlar.

Bu çalışma kapsamında üç şehirde (Kansas City, Fresno ve Macon, Georgia) toplam 4 bin 854 kişiye bir anket uygulandı. Katılımcılara, “haber” sözcüğünün kendilerine çağrıştırdığı ilk sözcüğün ne olduğu soruldu. Araştırmacıların elinde daha çarpıcı sıfatlar bulunması olasılığına rağmen katılımcıların yüzde 62’si olumsuz bir bakış açısıyla “yanlış”, “yalan”, “güvenilmez” ve “saçmalık” gibi sözcüklerle anketi yanıtladı. Kalan yüzde 38’lik dilim ise olumlu veya tarafsız (“gerçeklere dayalı” gibi) sıfatları tercih etti.

“Haber” sözcüğüne verilen olumlu ve olumsuz tepkiler, araştırmacıların incelediği bazı unsurlarla tutarlıydı.

Örneğin, katılımcılara en azından akla yatkın olduğu düşünülebilecek ve yerel bir gazetede yayınlanabilecek üç haber başlığı ve bu başlıklara ait yazıların giriş cümleleri gösterildi. Bunlardan ikisi doğru, biri yanlıştı. Haberlere yönelik olumlu tutumu olan katılımcılar hangi seçeneklerin doğru olup olmadığını anlamada daha başarılıydı. Kansas City şehrinde haberler hakkında iyimser düşünen katılımcıların yüzde 82’si, kötümser katılımcıların ise yalnızca yüzde 69’u yalan haberi fark edebildi. (Bahsi geçen yalan haber başlığı: “Yeni araştırma: Ülkedeki bilim adamlarının neredeyse yarısı evrimi reddediyor.”)

Başka bir soruda anket katılımcılarından metinleri haber, fikir, analiz veya sponsorlu içerik olarak sınıflandırmaları istendi. Olumsuz grubun haberleri doğru tanımlama olasılığı olumlu tarafa göre daha düşüktü ki sonuçlar da bu yönde oldu. Aralarında büyük bir fark olmamasına karşın başarı yüzdesi 74’e yüzde 80’di.

Peki haber okumada başarılı olmayan bireyler bu özelliklerinden haberdar mı? Alınan sonuçlara göre pek değil. Başka bir soruda ise katılımcılara kendilerini en iyi anlatan cümlenin hangisi olduğu soruldu:

  • “İnternette aradığım bilgiyi bulma konusunda yardım almaya ihtiyacım olmaz.”
  • “İnternette aradığım bilgiyi bulma konusunda bazen sınırlı da olsa yardım alırım.”
  • “İnternette aradığım bilgiyi bulma konusunda sık sık yardım almaya ihtiyacım olur.”

“Haber” sözcüğüne olumsuz tepki veren katılımcılardan yardım almaya ihtiyaç duyanların oranı (yüzde 34), olumlu veya tarafsız tepki veren katılımcılara (yüzde 42) göre daha düşüktü.

Diğer bir taraftan Nieman Lab okuyucularının uzun süredir tanıdığı Gina Masullo Chen, Caroline Murray, Eric Newton, Dan Gillmor, Kristy Roschke ve Natalie Jomini Stroud tarafından hazırlanan rapor, başka araştırmalarda ortaya çıkarılan bazı bulguları doğrular nitelikte.

Aldığınız eğitim bir haber başlığının yalan olduğunu fark etmenizi sağlıyor mu? Soruyu “evet” olarak cevaplayan Kolej öğrencilerinin oranı (yüzde 68), eğitimi kolej düzeyinin altında olan katılımcılardan (yüzde 57) daha yüksekti.

Yaş ve gelir? 65 yaş ve üzeri olan bireylerin yanlış haber başlığını fark etme olasılıkları (yüzde 60), 18-64 yaş aralığındaki bireylere (yüzde 66) göre biraz daha düşüktü. Yıllık geliri ise 150 bin ABD Dolarından yüksek olan katılımcılar arasında yanlış haber başlığını fark edebilenlerin oranı (yüzde 71), yıllık geliri 30 bin ABD Dolarından düşük olan katılımcılardan (yüzde 54) daha yüksekti.

Peki ya siyasi görüş? Kansas City ve Macon şehirlerinde yaşayan Demokratların yanlış haberleri saptama olasılıklarının Cumhuriyetçilere göre daha yüksek olduğu ortaya çıktı. İki grup arasındaki fark Kansas City’de yüzde 12, Macon’da ise yüzde 18’di. (İlginç bir biçimde Fresno’daki iki siyasi görüş arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu.)

Elbette, bu etkenlerin tamamı (siyasi görüş, yaş, gelir, eğitim ve medyadan hoşlanmama) bazı yönlerden örtüşüyor ve kesişiyor. Bu nedenle belirli bir grup hakkında olumlu/olumsuz kanaate varmak zor görünüyor. (2018 yılında yaşananlardan hareketle geliştirebileceğiniz beklentilerinize uygun olarak, Demokratların haber sözcüğü hakkında olumsuz düşünme olasılıkları -yüzde 26-, Cumhuriyetçilere göre -yüzde 75- çok daha düşük.)

Önceden Niemen Lab’da çalışmalar gerçekleştiren Chen, “Belirli gruplarda haber okuryazarlığı konusunda iki ayrı sınıf olduğunu görüyoruz. Haber okuryazarlığının düşük olması kişilerin dünyada meydana gelen gelişmeleri tamamen anlama becerilerini köreltiyor,” diyor.

Yerel gazetecilere çeşitli konular hakkında uygulanan anket ise yukarıda bahsedilen raporun ilgi çekici bir bölümünü oluşturuyor. Raporun kalan kısmına şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Kaynak

Nieman Journalism Lab, If you hate the media, you’re more likely to be fooled by a fake headline, 19 Kasım 2018

Kapak Görseli 

Çeviri: Sonay Ün

Kaynak

Nieman Journalism Lab, If you hate the media, you’re more likely to be fooled by a fake headline, 19 Kasım 2018

Kapak Görseli 

Çeviri: Sonay Ün