Araştırma: Kitle kaynak kullanımı sahte habere karşı iyi bir araç olabilir

Sahte haberler yeni bir sorun değil; fakat sahte haberlerin kolayca ortaya atıldığı ve hızlıca yayıldığı sosyal medya yüzünden giderek daha ciddi bir mesele haline geliyor. MIT Sloan School of Management’tan Profesör David Rand ve Regina Üniversitesi’nden Profesör Gordon Pennycook bu konuya olası bir çözüm getirdi: Kitle kaynak kullanımı

Kitle kaynak kullanımı- crowdsourcing: Gereken hizmet, fikir veya içeriği çok sayıda insanın katkısı istenerek elde etmek, yani kitleye başvurmak. Genellikle bu veriler geleneksel anlamıyla çalışan veya tedarikçilerden değil çevrimiçi kullanıcılardan elde edilir.

Araştırma sıradan bireylerin, itibarı olan haber kaynaklarına, sahte haber yayınlayan kaynaklardan daha çok güvendiğini gösteriyor. Yani sosyal medya platformları, platformdaki içerikleri öne çıkarırken haber kaynaklarına duyulan güven derecelerinden yararlanabilirler. Rand şöyle aktarıyor:

Sahte haberleri ve nasıl yayıldıklarını inceleyen çok fazla araştırma var. Fakat bu çalışma, uzun soluklu olası bir çözüm öneren ilk çalışmalardan biri ve bu anlamda ölçülü bir iyimserlik vadediyor. Eğer sosyal medyada yayılan sahte haberleri azaltabilirsek, bütün siyasi partilerin temel gerçeklerde daha fazla uzlaşmasını sağlayabiliriz. Bu da umuyoruz ki daha az siyasi kutuplaşmanın yaşanmasına ve ülkenin nasıl yönetileceğine dair konularda tarafların ödün verme yeteneklerinin gelişmesine katkıda bulunur. Bu aynı zamanda bireylerin, yanlış iddialar öne sürerek seçim kazanmasını da zorlaştırabilir.”

Rand sahte haberle mücadelede, sosyal medya şirketleri tarafından uygulanan çözümlerin şimdiye kadar çok da etkili olmadığı görüşünde. Örneğin, teyit platformlarıyla işbirliği içinde olmak geliştirilebilir bir çözüm olmayabilir, çünkü onlar da yanlış hikayelerin ortaya çıkış hızına yetişemiyor. Dahası, yanlış olduğu teyit edilen içeriğe bir etiket iliştirmek de ters tepebilir. Bu durum henüz teyit edilmemiş yanıltıcı hikayelerin doğruymuş gibi algılanması anlamına gelen “ima edilen gerçeklik” etkisini yaratabiliyor.

“Çalışmamız umut verici çünkü bu soruna, sıradan Amerikalıların şaşırtıcı derecede tutarlı muhakeme gücüne dayanan, geliştirilebilir bir çözüm bulduk. Bazı şeyler, sahte haberlerin size düşündürdüğü kadar umutsuz olmayabilir,” diye ekliyor Rand.

Kaynak: David G. Rand

Rand ve Pennycook kitle kaynak kullanımının, yanlış bilginin yayılmasıyla mücadelede etkin bir araç olarak kullanılıp kullanılmayacağını da inceledi. Çalışmaya katılanlardan haber kanallarını üç kategori altında, aşinalık ve duydukları güven nezdinde oylamalarını istediler. Bu kategoriler; ana akım medya kaynakları, aşırı taraflı internet siteleri ve alenen yanlış içerik (sahte haber) yaratan internet sayfaları. Anket havuzundaki katılımcıların yaş, toplumsal cinsiyet, etnik köken ve siyasi eğilimleri dikkate alınarak örneklemin ulusal bazda temsil edici olması sağlandı. Araştırmacılar cevapları karşılaştırmak üzere, aynı soruları profesyonel teyitçilere de sordular.

Sıradan bireylerin, itibarlı haber kaynaklarına, sahte haber yayınlayan kaynaklardan daha çok güvendiğini ve ankete katılan sıradan insanların güven derecelendirmesinin, profesyonel teyitçilerle büyük oranda uyuştuğunu tespit ettiler. Rand, “Sonuçlarımız, hangi kaynağa güveneceği konusunda sıradan insanların, çoğunluğun düşündüğünün aksine, çok daha bilinçli olduğunu gösterdi,” diyor.  “Cumhuriyetçilerin Demokratlara nazaran bütün ana akım haber kaynaklarından (Fox News dışında) şüphe duymaları noktasında belirgin bir yandaşlık farkı olsa da, ana akım olmayan kaynakların güvenilir olmadığına dair olağanüstü bir fikir birliği söz konusuydu.”

Örneğin Rand, ortalama bir Cumhuriyetçi katılımcının CNN veya MSNBC gibi sol eğilimli gözüken ana akım kaynaklarına, Breitbart gibi sağ eğilimli aşırı taraflı sitelerden daha çok güvendiğini tespit ettiklerini belirtiyor ve “bu gibi bulgular, medya kaynaklarına karşı tutumun, düşünüldüğü kadar partizanlık hükmü altında olmadığını gösteriyor,” diyor.

Bu sonuçlar sahte haberlerle mücadelede geliştirilebilir bir çözüm önerisi sunuyor: Sosyal medya platformları, kullanıcılarına çeşitli haber kaynaklarına ne kadar güvendiklerine dair anketler yapabilir ve yüksek güven oranı alan sitelerin haberlerini öne çıkarabilir.

Fakat gözden kaçırılmaması gereken bir konu var: Aşinalık, güven derecelendirmelerini çok büyük oranda etkiliyor. Rand bunu şöyle açıklıyor:

“Eğer insanlar bir kaynağa aşina değillerse, o kaynaktan inanılmaz derecede şüphe ediyorlar. Eğer bu kaynakla ilgili az çok fikirleri varsa, duydukları güven, kaynağın ürettiği içeriğe göre değişkenlik gösteriyor. Bu, görece yeni ama aslında yüksek kaliteli haber kaynakları için sorun teşkil edecektir. Bu yüzden sosyal medya platformları, kaynağın güvenilir olup olmadığını sormadan önce, kullanıcılarına en güncel makalelerden örnekler sunabilir.”

Ayrıca çalışmadan elde edilen  sonuçların, ABD dışında, uluslararası alanda nasıl genelleştirilebileceği tam olarak net değil.

“Bu çalışmanın olumlu tarafları var çünkü Amerikan toplumunun hangi haber kaynağına güvenilmeyeceğini anlama konusunda düşünüldüğünden daha iyi olduğunu gösteriyor,” diyor Rand.

“Kitle kaynak kullanımı, eğer doğru uygulanırsa, yanlış ve sahte haberlerin yayılmasıyla mücadelede umut vaat eden bir yol.”

Kaynak

MIT Sloan Office of Media Relations, MIT Sloan study finds crowdsourcing an effective tool to fight spread of fake news

Çeviri: Kansu Ekin Tanca

Kapak görseli: Adam Simpson

Kaynak

MIT Sloan Office of Media Relations, MIT Sloan study finds crowdsourcing an effective tool to fight spread of fake news

Çeviri: Kansu Ekin Tanca

Kapak görseli: Adam Simpson