Araştırma: Doğrulama, fikirleri değiştiriyor ancak verilen oyu etkilemiyor

Gerçeklerin bir önemi yok diyenler not alsın: Yeni bir araştırma gösteriyor ki doğrulama, yanlış bilgiyi engellemek için etkili bir çözüm ancak insanlar oy kullanmaya gittiğinde doğrulamanın pek etkisi olmuyor.

Royal Society Open Science tarafından yayınlanan bir araştırmada özellikle Donald Trump’ın Cumhuriyetçi adaylar arasındaki başkanlık adaylığı seçimi sırasında söylediği doğru ve yanlış ifadeler ele alındı.

Çalışma, doğruların politik söylemler üzerindeki etkisini anlamada çok önemli bir katkı sağlıyor. Ayrıca araştırmanın bir diğer önemli katkısı da doğrulanan bilgilerin insanların fikirlerini nasıl etkilediği ile oy kullanırken yaptıkları tercihi nasıl etkilediği arasındaki farkı ortaya çıkarması oldu.

Araştırmadaki bulgular gösteriyor ki, doğrulama yapmak insanların fikrini değiştiriyor fakat oy kullanırken yaptıkları tercihleri değiştiremiyor.

Araştırmacı, Amazon’un Mechanical Turk’ünden 2,023 katılımcıyla 4 farklı doğru ve 4 farklı yanlış ifadeyi paylaştı (Tüm liste için). Yanlış söylemleri içeren konular arasında, Trump’ın işsizliğin %42’ye kadar çıktığını ifade etmesi ve aşıların otizme sebep olduğunu dile getirmesi gibi söylemler yer alıyor.

Bu söylemler öncelikle kimin tarafından söylendiği gizli tutularak, daha sonra Trump tarafından sarf edildiği belirtilerek katılımcılarla paylaşıldı. Sonrasında ise katılımcılardan 0 ile 10 arasında söylemlere ne kadar inandıkları soruldu.

Her yanlış söylem daha sonrasında İşçi İstatistikleri Bürosu gibi tarafsız kurumlardan alınan bilgiler ile doğrulandı ve katılımcılardan ya hemen ya da bir hafta sonra söylemleri tekrar puanlamaları istendi.

Sonuçlar çok açık. Aşağıda görebileceğiniz üzere doğrulama yapıldıktan sonra partizanlık gözetilmeksizin, Trump’ın söylemlerine olan inanılırlık azaldı.

İnanılırlık oranı Trump destekçisi Cumhuriyetçiler, diğer adayları destekleyen Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında hatrısayılır oranda düştü. Araştırma sonuçları, Trump söylemlerine olan bağlılığın doğrulamanın ardından büyük oranda azaldığını gösterdi.

Kırmızı Çizgi: Doğru Bilgi, Cumhuriyetçi Trump Destekçisi

Mor Çizgi: Doğru Bilgi, Cumhuriyetçi

Mavi Çizgi: Doğru Bilgi, Demokrat

Kesik Kırmızı Çizgi: Yanlış Bilgi, Cumhuriyetçi Trump Destekçisi

Kesik Mor Çizgi: Yanlış Bilgi, Cumhuriyetçi

Kesik Mavi Çizgi: Yanlış Bilgi, Demokrat

MIT’den Siyaset Bilimi Bölümü doktora öğrencisi ve araştırmanın yazarı Briony Swire-Thompson,“Öncelikle fikir değişikliğinin oranı son derece umut vericiydi” açıklamasını yaptı.

Gerçeklere değer veren insanlar için başka güzel bir haber daha var. Yanlış söylemler en başından itibaren inanılırlık oranları olarak doğru söylemlere nazaran daha azdı. Bunun dışında geri tepme etkisi nedeniyle doğrulama yüzünden yanlış söylemlere olan inanılırlık artmadı. Bu durumun diğer çalışmalarla uyumlu sonuçlar gösterdiğini söylemek mümkün.

Fakat Trump destekçilerinin oy verme konusunda eğilimleri, doğrulama sonucunda yanlışların dile getirilmesinin ardından büyük bir değişikliğe uğramadı. Çalışma aynı zamanda Trump’a oy vermeyecek olan Cumhuriyetçiler kanadında da oy verme eğiliminde bir değişiklik olmadığını gösterdi. Sadece Demokratlar Trump’a oy atma ihtimallerinin azaldığını dile getirdi.

Başka ilginç bir bulgu alıntılanmayı hak ediyor.

“Trump’a olan destekleri fark etmeksizin katılımcılar, Donald Trump tarafından yapıldığını bildikleri söylemlerin doğru ya da yanlış olduğunu anlamada çok daha kötü sonuçlar çıkardı.”

Trump’ın söylemleri ile katılımcılar üzerinde oluşan doğru ile yanlışı ayırt etmedeki kararsızlık, hakikat sonrası tartışmalarının açıklaması gereken önemli konulardan birisi. The New Republic yazarı Jeet Heer, Trump’ın iletişim taktiğinin gerçeklere olduğu kadar mantığa da yapılan bir saldırı olduğunu dile getirdi. Yine Jeet Heer’e göre Trump’ın amacı, sadece onun söylemlerinin o an için önemsenecek tek gerçek olması.

Swire-Thompson ve meslektaşları doğrulama yapan kaynakları çeşitlendirerek insanların düşüncelerine olan etkisini test ettikleri ikinci bir çalışma yaptı. Bu çalışmada esas amaç, Cumhuriyetçi bir kaynak Trump’ın konuşmalarını doğruladığında, Demokrat bir kaynağın yaptığı doğrulamaya nazaran daha büyük bir etkisi olup olmadığını anlamaktı.

Bu çalışmada sınırlı da olsa bir etki tespit edildi: “Partizanlık ve Trump destekçiliği, sorunun kaynağını açıklamaktan ziyade inanç tazelemenin boyutları konusunda daha iyi bir öngösterge.”

Çalışma, doğrulama hakkında son zamanlarda artan literatürün içerisine dahil olmuş oldu. Bu çalışma, partizanlığın değişimin gücünü olumsuz yönde etkilediği şerhini düşerek, doğrulama yapmanın insanların inançlarını değiştirebileceğini gösteriyor. Ayrıca insanların oy kullanırken, tercihlerine nasıl karar verdikleri konusuna da ışık tutuyor.

Swire-Thompson, “Bu alanda yapılabilecek daha çok çalışma var, örneğin aynı çalışma kutuplaştırıcı bir liberal figür üzerinde de gerçekleştirebilir.” açıklamasını ekledi.

Oylama eğilimindeki değişiklikler daha derin bir biçimde incelenebilir. Swire-Thompson’a göre yanlış ve doğru söylemlerin oranı değiştirilirse farklı sonuçlar çıkabilir. (Bu çalışmada katılımcılar eşit sayıda doğru ve yanlış söylemle karşılaştılar.)

Thompson, insanların oy kullanırken sergiledikleri davranışların değişmesi için daha önemli faktörlere ihtiyaç duyduklarını ve bu işin kolay kolay gerçekleşmediğini ekledi.

Swire-Thompson son olarak “Sanıyorum ki neyin insanların oyunu değiştirdiğini anlamak düşündüğümüz kadar kolay bir çalışma değil” açıklamasında bulundu.

Kaynak: Alexios Mantzarlis / Poynter Çeviri: Ekin Gürel