Anlattığımız hikâyeler hepimizin

Bu içgörü yazısını yazmadan önce, aslında Türkiye’de görüntü odaklı hikaye anlatıcılığının, haber paylaşımının, belgeselciliğin geçmişine bir bakış atıp verilerle, isimlerle ve olaylarla bir panorama sunmayı düşünüyordum. Ancak daha sonra bu bilgilere ulaşmak isteyenlerin elinde fazlasıyla araç ve metot olduğunu hatırladım. O yüzden, bir buçuk yılı aşkın süredir videographer olarak parçası olduğum Teyit’in yaratıcı ekibinde edindiğim deneyim ve gözlemlerden bahsedeceğim. Buradan hareketle, birçok farklı medya organizasyonu çatısı altında emek verdiğim video içerik üretimi alanında yaşanan dönüşümle ilgili de bir bakış sunabilmeyi umuyorum.

Bizim açımızdan çoğu şey 2000’li yılların başında her şeyin hızla dijitalleşmesiyle başladı. Elbette YouTube’dan önce de video vardı, ama dijital platformlarda bu içerik türü ile geniş topluluklara erişmek pek mümkün değildi. Aradan sadece 20 yıl geçti ve bugün izlenme sayılarından konu açıldığında rahatlıkla milyonlardan bahsedebiliyoruz. Dijital video platformları popülerleştikçe içeriğin kendisi ve onu üretmek için kullanılan kaynaklar da değişti. Kameralar, ses ekipmanı, kurgu ve animasyon programlarına erişmek için artık çok büyük bütçelere sahip olmak ve bunları kullanabilmek için sıkı teknik eğitimlerden geçmek gerekmiyor.

Öncesi ve sonrası

Bu dönüşüm, gazeteciliğe 2000’li yıllarda adım atanlar için büyük bir özgürleşmeyi de beraberinde getirdi. Çünkü ağır ve hantal prodüksiyon süreçleri yerini esnek, daha küçük ekiplerle daha hızlı şekilde sonuca gidilebilen yeni iş akışlarına bırakmıştı. Teyit’ten önceki iş deneyimlerimde, uzun planlama ve tedarik süreçlerini tamamladıktan sonra bir minibüs dolusu insan çekimlere gider, kurgu aşamasına geçip işi bitirmeye yaklaşırken ne üzerine çalıştığımızı unutacak hale gelirdik. Aynı şey büyük medya organizasyonları için de geçerliydi. 

Doğrusunun ne olduğunu söylemek zor ama YouTube’un video hikayeciliğinde eski ile yeni arasında bir köprü olduğunu söylemek de mümkün. Bu satırların yazıldığı karantina günleri, bir bilgisayar ya da cep telefonu kamerasının bile ne kadar etkili olabileceğini de gösterdi. İnsanlar evlerinden canlı yayın yapar, cep telefonlarıyla yeni hikayeler çeker oldu. Ana akım medyanın “ama insanlar bunu istiyor” gibi bahaneleri ve peşin yargıları günden güne aşınıyor. YouTube’un veya videonun geleceğiyle ilgili ahkam kesmek elbette anlamsız, dünyanın hızına yetişmek zor. Ama merak her şeyin başlangıcı, yenilik kaçınılmaz, mecralar gelip geçici; aslolan hikayenin peşinde koşmak.

Teyit video alanında nasıl hareket ediyor?

Teyit’in video kaslarını ise sadece dört kişiyle çalıştırmaya başladık. Geçen bir buçuk yılda her biri en az beş bölümden oluşan dört mini belgesel serisi, iki de haftalık program hazırladık. Bu toplamda her biri yaklaşık 10 dakika uzunluğunda 60 video demek. 

Gazeteci Doğu Eroğlu ile Teyit işbirliğinde hazırlanan Bildiğimiz Dünyanın Sonu iklim değişikliği serisinin çekimleri için sahaya sadece üç kişi çıktık mesela. Önce Muğla Yatağan ve Milas’a oradan Soma, Ayvalık ve Çanakkale’ye gittik. Altı günlük bir seyahatin ardından İstanbul’a döndüğümüzde, elimizde beş bölümlük bir serinin çoğu görsel materyali vardı. Yine üç kişilik bir ekiple post prodüksiyona oturduk ve yakalamaya çalıştığımız standartlardan taviz vermeden bölümleri tamamladık. 

Dün ve bugün arasındaki bu farkın bana en büyük katkısı şu oldu: Önceden video içerik üretimi süreçlerinde sadece çekim ve kurgu ile ilgilenirken artık planlamadan, senaryoya, yayın ve dağıtım aşamalarına kadar tüm aşamalara katkı verebiliyorum. Önceden yönetmen ve yapımcılar katında bir işin yapımına karar verilir ve sürecin tüm aşamaları parça parça kişilere dağıtılırdı. Hikaye tek kişinin olur, geriye kalan herkes bütünü görmeden verilen teknik işi ete kemiğe büründürmek için çalışırdı. Teyit’te benimsediğimiz usül sayesinde ise yaptığımız her işi, bütün ekip olarak aynı oranda sahiplenebiliyoruz. Bu da tabii, ortaya çıkan işin kalitesini doğrudan etkiliyor. 

Burada herkese yer var

Dijitalleşme sayesinde bir zamanlar sadece büyük prodüksiyon şirketlerinin elinde tuttuğu güce, artık ortak üretim yapmak isteyen küçük ekipler de sahip. Birlikte öğrenmenin, gelişmenin ve üretmenin zevki de başka hiçbir şeyde yok. Bu dünyada herkese yer var ve her şey sadece ve sadece size, bir de sırt çantalarınızı kapıp hikayenin peşine düşmenize bakıyor. 

Teyit’in video içerik üretim süreçleriyle ilgili konuşmak isterseniz, bana [email protected] email adresinden ulaşabilirsiniz. 

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.