Mithat Paşa ile bir gazeteci arasında II. Abdülhamit hakkında geçen diyalog iddiası

Mithat Paşa ile bir gazeteci arasında II. Abdülhamit hakkında geçen diyalog iddiası

Yanlış Yanlış
YANILTICI
YÖNÜ

Bulgular

Mithat Paşa 1884 yılında bugün Suudi Arabistan sınırları içinde kalan Taif kentinde öldürüldü.

II. Abdülhamit ise Mithat Paşa’nın ölümünden 25 yıl sonra, 1909 yılında tahttan indirildi.

Mithat Paşa ile bir gazeteci arasında söz konusu diyaloğun geçmesi tarihsel olarak mümkün değil.

Bu içerik 3 yıldan daha eski tarihlidir.

Sosyal medyada paylaşılan bir iddiaya göre Mithat Paşa, II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi sonrasında bir gazetecinin “istediğiniz oldu, şimdi neler yapacaksınız?” sorusu üzerine “biz sadece Abdülhamid'i yıkmaya odaklandık, onu hiç düşünmemiştik” diyor.

burhan kuzu 1

AK Parti eski İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu tarafından 1 Eylül 2019’da Twitter’dan paylaşılan iddia şimdiye kadar yaklaşık 4 bin kullanıcı tarafından beğenildi

Mithat Paşa ve bir gazeteci arasında geçtiği iddia edilen diyaloğun 13 Haziran 2015’te Yenisöz isimli internet sitesinde yayımlanan bir köşe yazısında da kullanıldığı görülüyor. Sitedeki köşe yazarının aktardığına göre iddiaya konu olan gazeteci, o dönem yayın yapan Volkan gazetesinin başyazarı Derviş Vahdeti. Bunlara ek olarak aynı metnin farklı zamanlarda Enver Paşa, Mahmut Şevket Paşa veya Fuat Paşa’ya atfen paylaşıldığını da görmek mümkün. 

Ancak Mithat Paşa ile bir gazeteci arasında bahsi geçen diyaloğun yaşandığı iddiası doğru değil. Mithat Paşa 1884 yılında bugün Suudi Arabistan sınırları içinde kalan Taif kentinde öldürüldü. II. Abdülhamit ise Mithat Paşa’nın ölümünden 25 yıl sonra, 1909 yılında tahttan indirildi. Yani Mithat Paşa ile bir gazeteci arasında söz konusu diyaloğun geçmesi tarihsel olarak mümkün değil.

Mithat Paşa’nın ölümü Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden 25 yıl önce

Mithat Paşa ile bir gazeteci arasında böyle bir diyaloğun geçmesi tarihsel açıdan mümkün gözükmüyor. Nitekim Mithat Paşa, günümüzde Suudi Arabistan sınırları içerisinde yer alan Taif Kalesi’nde sürgündeyken kale muhafızları tarafından boğularak öldürüldüğünde tarihler 25 Nisan 1884’ü gösteriyor. Sultan II. Abdülhamit ise 1909 yılında tahttan indiriliyor.

mithat pasa 778x1024

Sultan Abdülaziz’in şüpheli intiharı üzerine II. Abdülhamit tarafından verilen soruşturma emrinden sonra Yıldız Mahkemesi’nde yargılanan Mithat Paşa idam cezası aldı. Ceza yine II. Abdülhamit tarafından ömür boyu hapse çevrildi. Bunun üzerine Taif Kalesi’ne sürgüne gönderilen Mithat Paşa 1884 yılında boğduruldu. Mithat Paşa hakkında daha detaylı okuma yapmak isteyenler İsmail Hakkı Uzunçarşılı tarafından farklı zamanlarda yayımlanan Mithat ve Rüştü Paşaların Tevkiflerine Dair Vesikalar, Midhat Paşa ve Taif Mahkûmları ve Midhat Paşa ve Yıldız Mahkemesi isimli kitaplara göz atabilir.

İddianın dile getirildiği paylaşımın hemen altında bahsi geçen ismin Mithat Paşa değil, Enver Paşa olabileceği iddia edilmiş. Enver Paşa, İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisinde etkin bir biçimde söz sahibi olan ve II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinde rolü bulunan isimlerden bir tanesi. İttihat ve Terakki içerisinde “triumvira” olarak da bilinen, cemiyetin ve daha sonraları oluşturulan siyasi partinin yönetimini şekillendiren üç isimden biri. Öte yandan Enver Paşa ile bir gazeteci arasında geçen böylesi bir diyaloğu da doğrulayabilecek bir kaynak bulunamadı.

Konu hakkında Twitter’dan bir gönderi paylaşan tarihçi Sinan Meydan da söz konusu anlatının doğru olmadığını ve Mithat Paşa’nın II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesinden yıllar önce öldürüldüğünü ifade etti

Mithat Paşa hayatını kaybettiğinde Derviş Vahdeti isimli gazeteci 15 yaşındaydı

13 Haziran 2015’te Yenisöz isimli internet sitesinde yayımlanan bir köşe yazısında kullanılan diyalogda Mithat Paşa’ya söz konusu soruyu Volkan gazetesinin başyazarı Derviş Vahdeti’nin sorduğu ifade ediliyor. Ancak bu anlatıda da tarihsel sıkıntılar mevcut. Volkan gazetesinin başyazarı Derviş Vahdeti, bazı kaynaklara göre 1869, bazı kaynaklara göre ise 1870 yılında Kıbrıs’ta doğmuş. Yani Mithat Paşa 1884’te Taif’te öldürüldüğünde Vahdeti henüz 14 ya da 15 yaşındaymış. Yine kaynaklara göre Kıbrıs’ta eğitim alan Vahdeti, babasını kaybettikten sonra ilk olarak 22 yaşında İstanbul’a gitmiş. Derviş Vahdeti, II.Abdülhamit’in tahttan indirildiği yıl, 19 Temmuz 1909’da 31 Mart Vakası’nın sorumlularından olduğu gerekçesiyle idam edilmiş. Nitekim Vahdeti’nin 14-15 yaşına kadar Mithat Paşa’ya herhangi bir soru sorma ihtimali olsa da kaynaklarda ve yapılan aramalarda ikilinin bir araya geldiğine dair bulguya rastlanmıyor. 

dervis vahdeti 761x1024

31 Mart Vakası sonrasında idam edilen Derviş Vahdeti, Mithat Paşa öldürüldüğünde 14-15 yaşlarındaydı.

Böyle bir diyaloğun gerçekte 31 Mart Ayaklanmasının bastırılmasında etkili olan Hareket Ordusu’nun Kumandanı Mahmut Şevket Paşa veya Tanzimat dönemi sadrazamlarından Keçecizade Fuat Paşa ile yaşandığına dair de herhangi bir tarihsel bulguya rastlanmadı. 

Bu noktada olmayan bir şeyi kanıtlamanın zorluğuna dair Teyit’te daha önce yayımlanan “Olmayanı kanıtlamak olanı kanıtlamaktan daha mı zor” başlıklı yazıyı hatırlatmak faydalı olacaktır. Son olarak Mithat Paşa ve bir gazeteci arasında geçtiği iddia edilen anlatının ise sosyal medyada en çok paylaşılan yanlış bilgi türlerinden “uydurma” kategorisine yerleştirilebilir

“Abdülhamit Düşerken” isimli romandan kesitler

İddia bağlamında sosyal medyada Talat Paşa’nın isminin geçtiği bir gönderiye rastlamak mümkün. Nahid Sırrı Örik’in “Abdülhamit Düşerken” isimli tarihsel romanında Abdülhamit’in tahttan indirilmesinin ardından Talat Paşa’nın ağzından aktarılan bazı sözlerle kendisinin bir iç hesaplaşmaya gittiği anlatılıyor (s.20). Ancak bu noktada çalışmanın bir roman olması dolayısıyla kurgusal bir anlatı olduğu ve anlatılanların birincil bir kaynaktan aktarılmadığını ifade etmek gerek.

Tarihsel uyuşmazlıklar ‘anakronizm’ olarak niteleniyor

Burhan Kuzu’nun paylaşımıyla beraber tekrar gündeme gelen anlatının anakronizm içerdiğini söylemek yanlış olmaz. Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından “tarih yanılgısı” olarak ifade edilen anakronizm olayların ya da kişilerin içinde bulunduğu zaman dilimi ile kronolojik açıdan uyumsuz olması anlamına geliyor. Örneğin, 1850 yılında geçen bir sinema filminde uçak görünmesi anakronizm olarak değerlendirilebilir. İlk uçağın 1903 yılında kullanıldığını düşündüğümüzde tarihsel olarak 1850 yılında geçen filmde bir uçağın görünmemesi gerekir. 

Basit anlamda II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden 25 yıl önce hayatını kaybeden Mithat Paşa için de yukarıda anlatılanlar geçerlidir. 

abraham lincoln ABD eski Başkanlarından Abraham Lincoln yaşarken pilli radyo icat edilmemişti.