Aileniz yanlış bilgi yayıyorsa…

Bu içerik ilk kez The Atlantic tarafından 16 Haziran 2020 tarihinde yayımlanmış ve Teyit tarafından çevrilmiştir.

Khushbu Shah’ın hikayesi kriz anlarında aile sohbet gruplarının, nasıl yanlış bilgilerin yayıldığı tehlikeli platformlara dönüşebildiğini anlatıyor.

Nisan ayında bir sabah aile WhatsApp grubundan gelen 77 bildirimle uyandım. Genelde bu kadar çok mesaj şu ikisinden biri olduğu anlamına gelir: Ya birinin doğum günü ya da birisi çocuğunun klasik Hint şarkısı söylediği bir video atmış olabilirdi. Ancak bu sefer ailem koronavirüs hakkında konuşuyordu: Bir akrabamız, virüsün bir düzine başka hastalıktan daha az ölümcül olduğunu iddia eden ve bunun küresel salgın olmadığını ima eden bir liste göndermişti. Bir başkasının gönderdiği videoda da doktor önlüğü giyen ve Gujarati dilinde konuşan bir adam, nefesinizi tutarak güvenilir ve ücretsiz koronavirüs testi uygulayabileceğinizi söylüyordu. “[İlk] üç saniye öksürmezseniz koronavirüs değilsiniz,” diyordu. Teyzelerden biri, herkese zencefil ve zerdeçal karıştırılmış ılık su içerek bağışıklık kazanmalarını söyleyen bir mesaj atmıştı.

Psikologlar, insanların doğrulanmamış bilgileri kendilerine en yakın olan kişilerle daha çabuk paylaştıklarını ve arkadaşları ile aile üyeleri tarafından gönderilen sahte haberlere inanmalarının daha olası olduğunu ortaya koydu. Bu unsurlar, aile gruplarını yanlış bilgilerin yayıldığı tehlikeli platformlara dönüştürebiliyor. Koronavirüs düşüncelerimize, kariyerlerimize ve hareket özgürlüğüne el koymadan önce, ailem birbirlerinin hayatlarına girip çıkan dağınık bir grup insandan oluşuyordu. Siyaset ya da iklim değişikliği hakkında nadiren konuşurduk ve en gergin tartışmalar ebeveynlerin, çocuklarının Tahoe’de kayak yaparkenki ya da İsviçre’de yarım maraton koşarkenki fotoğraflarıyla birbirlerini geçmeye çalıştıkları zaman meydana gelirdi. Şimdi ise koronavirüsle ilgili yanlış bilgiler, dünya çapındaki birçok aile sohbetinde de olduğu gibi gündelik akışı zehirliyor.

İnsanlar kriz zamanlarında aile üyelerine bilgi ilettiklerinde bir rahatlama duygusu hissediyorlar. Belirsizliğin çok olduğu dönemlerde, grup tartışmaları insanlara neler olup bittiği konusunda bir şeyler bildikleri hissini verebiliyor. Sosyolog Emma Spiro, Science dergisi ile yaptığı bir röportajda, bu sürecin insanların kaygılarını yatıştırmaya yardımcı olduğunu söyledi: Çünkü “bir nevi toplumsal grup düzeyinde anlayışa dayalı” kararlar alıyormuş gibi hissediyorlar. Ancak bir konuşmanın amacı rahatlamak olduğunda insanlar gerçeklere dayanan bilgiler yerine onlara hitap eden bilgileri gönderme eğiliminde oluyorlar.

UC Irvine’den Cailin O’Connor’ın bana söylediğine göre bu sorunu daha da güçleştiren şey, insanların yakın bağları olan kişilerden gelen yanlış bilgilere inanma eğiliminin yüksek olması. Birçok kişi, edindiği bilgileri yalnızca bilginin niteliğine göre değil, aynı zamanda bilgiyi aktaran kişiyi kendilerine sosyal ve kültürel olarak ne kadar benzer gördüklerine göre değerlendiriyor. “Kendinizi birine ne kadar yakın hissederseniz paylaştıkları bilgilere daha çok güveniyorsunuz,” diyor O’Connor. “Sanırım söz konusu aile olduğunda çoğu zaman bu yakınlık aileden kaynaklanıyor.”

Aynı zamanda, aile gruplarında muhtemelen sosyal medyaya daha az aşina olan ve platformlardaki yanlış bilgi dalgalarını filtrelemeye yabancı insanlar bulunuyor. Örneğin, Amish yerleşkesinde bir Hint tapınağında yaşayan 80 yaşındaki büyükannemin telefonu yalnızca haftalık Google Hangouts görüşmelerimiz için var. Herkese halini hatrını sorduktan sonra konuşmanın ortasında telefonu kapatıyor. 2019 yılında Science Advances‘da yayınlanan bir çalışma, eski nesil insanların, eğitim ve parti ilişkisi gibi unsurlar dikkate alındığında bile, genç aile üyelerine oranla yaklaşık yedi kat daha sık yanlış bilgi paylaşma eğiliminde olduklarını ortaya koydu.

Ayrıca insanlar akrabalarının yanlış bilgi yaydığının farkında olsa da yakın bağlar nedeniyle bunu söylemek güçleşebiliyor. 2019 yılında yürütülen bir çalışma, İngiltere’de ankete katılan kişilerin yalnızca yüzde 21’inin yanlış veya hatalı bilgi paylaşan kişileri düzelttiğini belirtti. O’Connor’ın söylediğine göre, aile gruplarında bu sayının daha da az olması muhtemel, çünkü size yakın olan insanlara katılmamak doğal olarak rahatsız edici bir şey: insanların bayramlarda tartışmayı seven akrabalarıyla uğraşmaktan çekinmesi gibi. “Birazcık uyum sağlamamızı ve çıkıntılık yapmamamızı isteyen psikolojik bir güç bulunuyor,” dedi O’Connor. “Aileler içinde bu büyük bir güç olabiliyor. Yani birisi, ‘Ben buna inanıyorum,’ dediği zaman diğer insanları bunu kabul etmeye ve ‘Şey, bunun hakkında yanılıyorsun,’ dememeye itiliyor.”

Aile grubundaki koronavirüs ile ilgili yanlış bilgiler genelde ortak paydamız olan Güney Asya Hindu kültürü ve özellikle yaygın olarak kabul edilmiş homeopatik ilaçlardan etkileniyor. San Francisco’da yaşayan bir avukat olan Sharlyn Vareed de benzer bir deneyime sahip. Bana bazı aile üyelerinin aloe vera suyu, amla ve kudret narı da dahil olmak üzere “koronavirüsten korunmak için her gün yenmesi gereken yiyecekler” paylaşıp durduğunu söyledi. Bir kuzeni Vedik astrolojisine göre 23 Eylül’de koronavirüsün sonunu getireceğine dair bir harita gönderdiği zaman daha da endişelenmiş. Birçok Hindu, astrolojiye son derece inanıyor; bazılarımız doğduğumuz zaman, doğum zamanı ve yerine göre geleceğimizi özetleyen, kişiselleştirilmiş burç yorumları alıyor. Geçen yıl bebeğe hoşgeldin partisi planlamaya çalıştığım zaman annem yıldızların doğru konumda olmadığına inandığı için partinin tarihi altı yedi kez değişti. Bowling Green State Üniversitesi’nde medya ve iletişim profesörü Radhika Gajjala’ya göre, astroloji ve evde yapılan ilaçlar paylaşmak, kültür duygusunu korumanın bir yolu. Ancak bir halk sağlığı krizi esnasında bu uygulamalara aşırı güvenmek zararlı sonuçlar doğurabilir.

Ben ve bazı arkadaşlarım için aile grupları hakkındaki en rahatsız edici şeylerden biri, akrabalarımızın bir grup insanı şeytanlaştıran yanlış bilgiler paylaşınca buna seyirci kalmamız. Üniversiteden arkadaşım Namita Dodeja, bazı aile üyelerinin koronavirüsün yayılmasından Müslümanları sorumlu tutan sahte haberleri yaymak için sosyal medyayı kullandığını söyledi. Vareed için bardağı taşıran son damla ise bir akrabasının ona virüsün yayılmasından Çin kökenli herkesi sorumlu tutan, içeriğiyle oynanmış bir National Geographic makalesi gönderdiği zamanmış.

Yanlış bilginin yayılmasını engellemek için aile üyelerinin, sevdikleriyle rahatsız konuşmalara yol açsa bile grup sohbetlerindeki sahte haberleri saptayıp insanları uyarması gerekiyor. Gajjala, genç neslin, yaşlı akrabaları tarafından gönderilen yanlış bilgileri püskürtmek için gerekli sorumluluğunu üstlendiğini fark ettiğini söyledi.

WhatsApp grubundan gelen ardı arkası kesilmez bildirimleri sessize aldıktan kısa bir süre sonra kuzenlerimden biri, bir yerde Hint hükümetinin yanlış bilgi var mı diye özel sohbetleri izlediğini ve kanıt bulurlarsa yöneticileri cezalandıracağını okuduğunu yazdı. Koronavirüs öncesi doğum günü kutlamalarına geri dönsek daha iyi olur, diye ekledi.

Birkaç gün sonra bunların doğru olup olmadığını öğrenmek için onu aradım. “Bilmiyorum ama mesajların durmasını sağladı,” dedi gülerken.

Yanlış bilgileri durdurmuş olan şeyin bir yanlış bilgi olması da tıpatıp uymuş.

Kaynak

The Atlantic, When Your Family Spreads Misinformation, 16 Haziran 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Rose Wong / The Atlantic 

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

The Atlantic, When Your Family Spreads Misinformation, 16 Haziran 2020.

Çeviri: Can Başaçek

Kapak görseli: Rose Wong / The Atlantic