5G ile yeni koronavirüs arasında bağ olduğu iddiaları Türkiye’ye nasıl geldi?

Yeni koronavirüs (Covid-19) salgınına ilişkin onlarca farklı yanlış bilgi sosyal medyada, WhatsApp gruplarımızda ve ana akım medyada yayılmayı sürdürüyor. Gerçekte sağlığımızı tehdit eden “koronavirüsten korunma reçeteleri” ile her geçen gün bir yenisi eklenen Covid-19 komplo teorileri arasında Teyit de yoğun bir mesai yapıyor. WhatsApp gruplarınızda sizleri önemseyen aile bireylerinizin kasıtsız da olsa yanlış bilgi yaydığını görüyorsunuz. Peki kasten yanlış bilgi yayanlar yok mu? Tüm bu dezenformasyon nereden geliyor?

Pandemi süresince yayılan her bir iddianın nereden ortaya çıktığına ilişkin derinlemesine bir araştırma yapmak güç. Yüzlerce iddia ve bu iddiaları yayan binlerce aktör arasında kaybolmak işten değil. Onun yerine konuyla ilgili oldukça konuşulan bir komplo teorisinin Türkiye özelinde çıkış noktasını araştırmak daha makul görünüyor. 

Öncelikle belirtmek gerek ki 5G ile Covid-19 arasında bağ olduğu iddiaları Türkiye’de geliştirilmiş değil. Salgın henüz Türkiye’ye ulaşmadan önce yurtdışında bu iddialar dile getiriliyor ve herhangi bilimsel bir temele dayanmadıkları da çeşitli teyit platformlarınca belirtiliyordu.

B2Press aracılığıyla elde ettiğimiz veriler ve Medya Takip Merkezi üzerinden kayıtları takip ederek yaptığımız araştırma sonucu, iddiaların Türkiye’ye sosyal medya değil, konvansiyonel medya üzerinden girdiğini tespit ettik.

Yanlış bilginin gümrüğü sosyal medya değil, köşe yazıları

Türkiye’de köşe yazılarının insanların görüş ve eylemlerini etkileme konusunda geçmişe nazaran zayıf oldukları tespitinde bulunmak mümkün. Hal böyleyken sesini duyurma arzusundaki köşe yazarları, kutuplaşmadan da faydalanarak kalem sivriltmenin gerekli olduğuna inanmaya başlıyor. Bu stratejinin zaman zaman “işe yaradığını” görmek mümkün. Türkçe’de 5G ile pandemi arasında bağlantı kuran ilk isimler de bu zihniyetle seslerini duyurmaya çalışanlardı.

Elde ettiğimiz veriler Türkiye’de 5G ile pandemi arasında bir ilişki olduğunu öne süren temelsiz iddiaları ilk dile getirenin, okurlarımızın “Salgın Var” çalışmamız dolayısıyla yakından tanıdığı Soner Yalçın olduğunu ortaya koyuyor. Sözcü gazetesinde 25 Şubat 2020 tarihli “Bize açı lazım” başlıklı yazısında Yalçın şöyle diyor: 

“5G denemesi mi koronavirüse yol açtı? Yoksa koronavirüs mü 5G teknolojisinin önüne geçmek için piyasaya sürüldü?”

Sözcü gazetesinin 25 Şubat 2020 günkü tirajı Medya Takip Merkezi verilerine göre 247 bin 167 idi. Yalçın’ın Sözcü’deki en popüler köşe yazarlarından biri olduğunu düşününce, bu ithal “teori”nin yansımaları elbette olacaktı. CrowdTangle’dan edindiğimiz verilere göre ilgili yazı Facebook’ta toplamda bine yakın beğeni alırken bin 200 kullanıcı tarafından da paylaşıldı. Sozcu.com.tr adresinin Alexa verilerine göre Türkiye’de en çok ziyaretçi ve etkileşim alan siteler arasında Nisan 2020 itibariyle 13. sırada yer aldığını da belirtelim.

Yanlış bilgi salgının ikincil giriş kaynağı: Televizyon

Salgının başlarında haber kanallarındaki tartışma programlarında birçok “uzman” gördük. Salgın öncesi her ay farklı bir “uzmanlık” alanına sahip olmaları ile dikkatimizi çeken isimler, yeni koronavirüsle ilgili dezenformasyonun da en ateşli savunucularındandı.

Televizyon ekranlarında 5G ile Covid-19 salgını arasında bağ kuran ilk kişi Abdullah Çiftçi oldu. 5 Mart 2020 tarihinde Türker Akıncı’nın sunumuyla Beyaz TV’de yayınlanan “Ne Var Ne Yok” isimli programın 41. dakikasında Akıncı, Abdullah Çiftçi’ye “Türkiye’ye gelir mi koronavirüs?” sorusunu yöneltti. Çiftçi ile Akıncı arasındaki diyalog ise şöyle gelişti:

Çiftçi: Gelir de devlet bunun böyle abartıldığı gibi bir şey olmadığını anlayacak. Panik, vesveseye gerek yok. Bununla mücadele edilir.

Akıncı: Sağlık Bakanlığı çok güzel bir çalışma yürütüyor şu an.

Çiftçi: Biz şu ana kadar iyi gittik. Öyle aşırı paniğe, korkuya gerek yok. Ölüm sayıları belli. Trafik kazalarından daha az günlük. Bu çok uzatılmaz.

Akıncı: Aşısı hemen devreye girer mi?

Çiftçi: Ya bunun çok aşıyla alakalı bir şey olduğunu ben zannetmiyorum. Bu adamlar öyle bahsettikleri gibi bir şey değil. Bu 5G endeksli bir uygulama. Yani çok detaylı araştırdım da şimdi girmiyorum. Çünkü Türkiye’ye hazır olmadığı bilgiyi verdiğimiz zaman komplocu diye algılıyorlar.

Çiftçi, bu çıkışın habercisi olan bir mesajını ise “Ne Var Ne Yok” yayınından iki gün önce, 3 Mart 2020 tarihinde Twitter hesabı üzerinden yaymaya gayret göstermişti. Nitekim bin 800’ün üzerinde beğeni ve 400’ün üzerinde retweet alan tweetinde Çiftçi şunları söylemişti:

Abdullah Çiftçi bu teorisini Soner Yalçın’ı okuduktan sonra mı geliştirdi, yoksa kendi de Yalçın gibi ithal mi etti bilemiyoruz. Ancak görünen o ki Yalçın’ın köşesinden tanıttığı bu yanlış bilginin televizyon ekranlarındaki ilk temsilcisi Çiftçi oldu.

Çiftçi’nin 5 Mart’ta katıldığı “Ne Var Ne Yok” yayınının ardından yine Beyaz TV’deki aynı programda bu sefer 19 Mart tarihinde Kürşad Berkkan söz konusu iddiayı dile getirdi. Televizyon ekranlarında 5G ile Covid-19 arasında bağ olduğu iddiasının dile getirildiği bir başka kanal ise Akit TV’ydi. İddia Ömer Kul tarafından 27 Mart’taki “Açık Söz” yayını sırasında dillendirildi.

5G ile Covid-19’un ilişkilendirildiği haberler ne zaman sıklaştı?

5G ile ilgili komplo teorilerinin Türkçede ilk kez dile getirildiği 25 Şubat tarihinden 9 Nisan’a kadar geçen sürede, 5G ile salgını ilişkilendiren veya bu ilişkilendirmeyi çürütmeye gayret eden metinlerin, 4 Nisan’dan sonra artışa geçtiğini söylemek mümkün.

Haber sitelerinde 4 Nisan’a değin irili ufaklı kitlelere hitap eden köşe yazıları ve birkaç hatalı ilişkilendirilen video ile gündeme gelen 5G ile Covid-19 bağlantısı, 4 Nisan’da bir çok basın kuruluşunda “İngiltere’de kısmi sokağa çıkma yasağı ihlal edildi” başlığıyla yer verilen haber sonrası yankı uyandırmaya başladı. Anadolu Ajansı tarafından servis edilen haberde yanlış bir bilgi yoktu. ‘Çarpıcı bir gelişme’ olarak İngiltere’de yaşanan bir olaya yer verilmişti: 

5G istasyonları yakılıyor 

Öte yandan, virüsü 5G şebekelerinin yaydığı yönündeki komplo teorilerinin sosyal medyada yayılması üzerine ülkenin bazı yerlerinde baz istasyonlarının yakıldığı bildirildi. Başbakan Yardımcısı Michael Gove, günlük basın toplantısında konuya ilişkin bir soru üzerine, “Bu sadece saçma değil, aynı zamanda tehlikeli de.” dedi. 

İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) Tıp Direktörü Stephen Powis de virüsü 5G şebekelerinin yaydığı yönündeki iddianın tamamen saçmalık olduğunu belirterek, “Cep telefonu ağları bizler için kesinlikle kritik öneme sahip, özellikle de insanlardan evde kalmalarını istediğimiz bir zamanda.” diye konuştu.

5G ile Covid-19 arasında bağ olduğuna yönelik teorilerin bu gelişmenin ardından daha sıklıkla konuşulduğunu Teyit’e iletilen ihbarlardan da anlayabiliyoruz. Birçok haber kuruluşu bu bağlantının “saçma” oluşuna vurgu yapıyor olsa da, haberlerin olumsuz etkilediği bir kitleden bahsetmek de mümkün. 

Çevrimiçi haber portallarında yaptığımız tarama sonucu 25 Şubat ile 9 Nisan arasında 5G ve yeni koronavirüs bağlantılı anahtar kelimeler içeren bin 100’e yakın makaleye eriştik. Yalnızca 100 civarında yazı 4 Nisan öncesine aitti. İngiltere’deki muhtemelen tekil olduğu söylenebilecek bir gelişmenin Türkiye’ye taşınması sonucu, tartışmaların ivme kazandığını söylemek gerek. 4 Nisan sonrası yayınlanan haberlerin ekserisi komplo teorilerini yanlışlama amacı taşıyor gibi görünse de, aralarda sivrilen teorisyenler olduğu da unutulmamalı.

Haberin yarattığı etkinin farkına varan haber portallarının 6 Nisan’da geleneksel  magazinciliğe soyundukları anlaşılıyor. “İşte ünlülerin inandığı komplo teorisi” ve benzeri başlıklarla servis edilen metinler, tık çekme amacı taşıyan haberciliğin dezenformasyonu yaymada ne denli tehlikeli olabileceğini gösterir nitelikte. Gün içinde hızla yayılan, 6-7 Nisan tarihlerinde televizyon ekranlarında, TV100’deki haber yayınları sırasında da dile getirilen bu ve benzeri haberlerin, salgınla mücadeleye ne faydası  olduğunu anlamak zor. Bu haberler, ilgili yanlış bilgiye “komplo teorisi” diyor demesine, ama örtülü bir “bir bilen safsatası” taşıyor  gibi de duruyorlar.

Bir iddianın doğru olduğunu, yalnızca dile getirenin uzmanlığıyla açıklayan ve başkaca da bir kanıt öne sürmeyen argümanlar, bir bilen safsatası (appeal to authority) olarak sınıflandırılıyor. Bu safsatanın türlerinden biri de otorite olma vasfının yanlış kişiye vakfedilmesi. İngilizcesi appeal to false authority olan bu safsata türü şöyle formüle edilebilir: 

  1. X konusunda bilgisi bulunmayan veya sınırlı bilgiye sahip A kişisine göre X doğrudur. 
  2. O halde X doğrudur.

Haber değeri tartışmalı içeriklerin medyayı işgali

Son olarak 6 Nisan’da ilk olarak Haber Vaktim ve Sözcü tarafından duyurulan bir haberle, 5G ile salgın arasındaki bağ iddiası yaygın bir biçimde gündeme taşındı. Bir vatandaşın teknoloji firmalarına açtığı davayı konu alan haberde kısaca şöyle deniyordu:

Antalya’da yaşayan Muammer Karabulut, 5G teknolojinin corona virüsü yaymasında etkili olduğu iddialarını gerekçe göstererek Çin’in ünlü telefon şirketi ve ABD’li yazılım firmasına dava açtı.

Şikayetçi dilekçesinde iki şirketin insan sağlığını hiçe sayarak, “Teknolojik buluşları piyasaya sürmek ve olası yan etkilerini gizlemek, dünyayı bir savaş ortamına getirmek suçu” işlediğini iddia etti.

Dava nasıl sonuçlanır bilinmez, ama Muammer Karabulut isminin daha önce de gündeme geldiğini belirtmek gerek. Noel Baba Barış Konseyi isimli bir organizasyonun yönetim kurulu başkanı olan Karabulut hakkında, OdaTV’de çeşitli haberlere rastlamak mümkün.

Dezenformasyonu engellemenin yolu ne?

Sonuç olarak 5G teknolojisinin salgınla ilintili olduğu iddialarının Türkiye’de öncelikle köşe yazarları tarafından dile getirildiğini, sonrasında ekranlara taşındıklarını ve ilgili haberlerin geçen haftadan bu yana sürekli gündemde tutulduğunu görmek mümkün. 

Elbette bu süreçte tüm bu çalışmaların sosyal medyada da yansımaları olduğunu gördük. Ancak sosyal medya platformları üzerinden konuyla ilgili yapılan paylaşımları değerlendireceğimiz ayrı bir yazımız olacak. O yazımızda ise aşı karşıtları ile 5G üzerine komplo teorileri geliştiren isimlerin bir hayli ilginç buluşmasına tanıklık edeceksiniz. 

Kısacası 5G ile Covid-19’u ilişkilendiren dezenformasyonun yayılımında bazı trendler öne çıkıyor ve bu yanlış bilgi salgınına son vermek için bu trendlere dikkat kesilmek gerekiyor. Böylesi kriz dönemlerinde tüm sorumlu medya kuruluşlarının ve köşe yazarlarının bu örüntüleri doğru okuması gerek.

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynaklar

B2Press

Medya Takip Merkezi