2020 Reuters Enstitüsü Dijital Haber Raporu: Covid-19 haber tüketiminini derinden etkiledi

Altı kıtada 40 ülkeden 80 bin çevrimiçi haber tüketicisinin katılımıyla yapılan Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü’nün 2020 Dijital Haber Raporu yayımlandı.

Küresel salgının her alanda hissedilmeye başlanan etkisi, dijital haber tüketimini de kendini gösterdi. Toplumun habercilerden, hala birçok belirsizlik barındıran koronavirüs hakkında zamanında ve doğru bilgilendirme beklentisi artıyor. Çevrimiçi platformlar ise bu sırada komplo teorileri ve kasten üretilen yanlış bilgilerin yayılmasına imkan sağlamaya devam ediyor. Sosyal medyayı ve internet üzerindeki haber sitelerini kullananlar birçok spekülasyon, ‘alternatif gerçek,’ uydurma haber, felaket senaryoları ya da inkarla karşılaşırken, doğru bilgiye ulaşmak isteyenlerin doğrunun peşinde ısrarla koşması ve ‘yanlış bilgi salgını’nın arasından sıyrılması gerekiyor. 2020 yılına dair rapor, işte bu nedenlerle özellikle koronavirüsün haber tüketimi ve yayımcılar için ekonomik etkilerine değiniyor.

Koronavirüsle birlikte haber tüketimi arttı

Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü, bazı ülkelerden salgın öncesi ve sonrası veri aldı. Buna göre koranavirüsün ortaya çıkışı sonrası ana akım medya yoluyla haber tüketimi arttı. Çevrimiçi ve sosyal medya platformları arasında ise en çok WhatsApp’a ilgi büyüdü. Ayrıca sadece tüketim değil, tüketimin sıklığı da koronavirüsle artış gösterdi. Rapora göre bütün katılımcıların yüzde 28’i, habere ulaşmak için ilk önce internet sitelerine ve uygulamalara başvuruyor. Özellikle Z jenerasyonu olarak adlandırılan 18-24 yaş arası kullanıcılar, internet siteleri ve uygulamalardan uzaklaşırken, haberlere daha çok sosyal medya üzerinden ulaşıyorlar. Bütün yaş grupları dahil edildiğinde, Instagram’da haber tüketenlerin sayısı 2018’den itibaren iki katına çıktı ve gelecek senelerde Twitter’ı geçmesi bekleniyor. Bu özellikle, Instagram’daki doğru bilgi arayışını hızlandırmak için oldukça önemli bir veri.

Nisan itibariyle Covid-19 ile ilgili haberciliğe güven, tüm ülkelerde göreceli olarak yüksek çıktı. Ayrıca genele bakıldığında hükümetlere, siyasi isimlerin bireysel açıklamalarından daha fazla güven duyuluyor. Medyaya güven ise, sosyal ağlara, mesajlaşma uygulamalarına duyulan güvenin neredeyse iki katı.

Yanlış bilgi dünya genelinde endişe yaratıyor

Yanlış bilgiye karşı endişe küresel bir boyuta taşındı. Henüz yeni koronavirüs salgını ortaya çıkmadan bile dünya genelindeki bütün katılımcıların yarıdan fazlası internette paylaşılan haberlerin doğru veya yanlış olması konusunda endişe duyuyordu. Bu oran özellikle sosyal medya kullanımının yüksek ve kurumların zayıf olduğu Brezilya, Kenya ve Güney Afrika’da artıyor. Tam tersi eğilim ise kutuplaşmanın daha az olduğu Hollanda ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde görülüyor.  

Rapora göre internette haber tüketimi söz konusu olduğunda neyin gerçek neyin sahte olduğuyla ilgili kaygılı yüksek. İnternetteki yanlış bilgi konusunda 40 ülke arasında kaygı oranı en yüksek ülke yüzde 84 ile Brezilya. Türkiye’de bu oran yüzde 62 iken, Hollanda’da yarı yarıya inerek yüzde 32’de kalıyor. Yanlış ve yanıltıcı bilgiler kadar kimden veya hangi kaynaktan geldiği de endişe yaratıyor. Tüm örneklemde en çok siyasi isimlerden (yüzde 40) gelen yanlış bilgi kaygı sebebiyken, gazeteciler ve sıradan insanlar için bu oran yüzde 13. Özellikle Danimarka, Finlandiya ve Almanya gibi ülkeler için ise yabancı hükümetlerden (yüzde 10) gelen yanlış bilgiler endişe yaratıyor.

Teknoloji şirketlerinin sorumluluğu konusunda Türkiye farklı düşünüyor

Platformların siyasi reklamlar konusundaki girişimi değerlendirildiğinde Türkiye’nin dünya genelinden farklı düşündüğü ortaya çıkıyor. Çok sayıda ülke teknoloji şirketlerinin siyasi partilerden gelen ve yanlış olabilecek reklamları engellemesi gerektiğini, çünkü platformların kendi mecralarında doğru bilgi barındırması konusunda sorumlu olduğunu düşünüyor. Türkiye’de ise Facebook, Google ve Twitter’ın sorumlulukları konusunda tam tersi bir görüş hakim. Rapora göre Türkiye genelinde teknoloji şirketlerinin neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirleme sorumluluğu olmadığından reklamları engellemesi konusunda bir girişimi de olmamalı. Yani siyasi bir isim veya siyasi bir partiden gelen ve yanlış bilgi içeren reklamlara teknoloji şirketleri herhangi bir müdahalede bulunmamalı. Sadece Türkiye’de, “siyasi reklamlar yanlış bilgi içeriyorsa bile izin verilsin” diyenlerin oranı, “reklamlar kaldırılsın” diyenlerden fazla.

Facebook Türkiye’de yanlış bilgiyle en çok ilişkilendirilen mecra

Katılımcılar en çok sosyal medya konusunda endişeli. Yanlış veya yanıltıcı bilginin en çok endişe yarattığı platformlar arasında dünya genelinde Facebook öne çıkıyor. ABD gibi Türkiye’de de yanlış ve yanıltıcı bilgi konusuyla en çok ilişkilendirilen mecranın Facebook olması, Teyit’in Facebook ile yaptığı işbirliğinin önemini vurgular nitelikte. Teyit, 2018 yılından beri Facebook’un üçüncü taraf haber doğrulama kuruluşu.

Dünya genelinde yanlış bilginin en çok endişe yarattığı kanallardan biri yüzde 29 oranında Facebook. Onu YouTube (yüzde 6) ve Twitter (yüzde 5) takip ediyor. Brezilya’da ise katılımcılar en çok WhatsApp’da yanlış bilgiyle karşılaştıklarını belirtiyor. Bu tür eğilimi olan ülkelerde ise yanlış bilgiyle mücadele teyitçiler için daha zor. Çünkü kapalı mesajlaşma uygulamalarında yanlış bilgiyi tespit etmek ve yine aynı mecra üzerinden bununla başa çıkmak ayrı bir çaba gerektiriyor. Genel olarak en çok Facebook dikkatleri üzerine çekse de, Facebook’un çok daha az kişi tarafından kullanıldığı ülkelerde, yanlış bilgi konusunda en çok endişe uyandıran platformlar Twitter ve YouTube. Japonya’da yanlış bilgi konusunda en büyük şüpheli Twitter olarak görülürken, Güney Kore’de ise en büyük kaygıyı YouTube yaratıyor.

Haber ‘dinlemeyi’ tercih edenler azınlıkta

Podcast dinleyenlerin sayısı, Covid-19 süresince biraz farklılık gösterse de genelde geçen seneye göre arttı. Bütün katılımcıların yarısı podcast’ların diğer medya türlerine göre daha derinlikli bilgiler sunduğunu düşünüyor. Spotify ise diğer podcast uygulamalarını geride bırakarak en çok kullanılan podcast uygulaması oldu. Fakat Avrupa’da haberi ‘dinlemeyi’ tercih edenler yalnızca yüzde 7’yi oluşturuyor. En çok podcast dinleyenler 18-24 yaş grubu iken, en az dinleyenler 55 yaş ve üstü. Avrupa’da haber okumayı tercih edenler yaklaşık yüzde 50’yi oluştururken, haber izlemeyi tercih edenler için bu oran yaklaşık yüzde 30. 

Çevrimiçi haber tüketimi devamlı yükselişte

Rapora göre son dokuz yıldır değişmeyen bir eğilim ise şu: Haber kaynağı olarak çevrimiçi yayınlar, televizyonun önüne geçiyor. Sosyal medya platformları hızlı bir yükselişe devam ederken, basılı yayınlar, özellikle de gazetelere olan talep düşmeye devam ediyor. Fakat yeni koronavirüsün bu eğilim üzerinde bazı etkileri oldu. Örneğin Almanya’da televizyon gibi geleneksel haber kaynaklarına yönelim, Covid-19 ile birlikte düşüş eğilimini geriye çevirdi. Yine Almanya’da küresel salgın boyunca sosyal medya kullanımı artış gösterirken, basılı yayınlara başvuranların oranı düşmüştü.

Haber medyasının yeni koronavirüsü nasıl ele aldığına yönelik ABD, Britanya, Almanya, İspanya, Arjantin ve Güney Kore’den katılımcılarla yapılan ankete göre ise yüzde 60 “medyanın krizi anlamaya yardım ettiğini” düşünüyor. Medyanın bireylerin ne yapabileceği konusunda bilgilendirmesini yüzde 65 olumlu olarak değerlendirirken, katılımcıların yüzde 32’si medyanın yeni koronavirüsün etkisini ‘abarttığı’ fikrinde. Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü’nün ilgili raporuna dair daha önce yayımladığımız içeriğe hemen aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de habere güven yüzde 55

Türkiye’deki verilere bakarken, raporun daha çok şehirde yaşayan katılımcıların yanıtlarıyla oluşturulduğunu göz önünde bulundurmak gerek. Buna göre çevrimiçi haber tüketimi yüzde 85’te, yani oldukça yüksek bir oranda seyrediyor. Bu eğri son beş yıl içinde küçük bir gerilemeyle (yalnızca yüzde 3) birlikte yüksek devam ediyor. Televizyonu, ana haber kaynağı olarak değerlendirenler yüzde 58. Basılı yayınlara başvuranların oranı da (yüzde 42) ve tıpkı televizyona başvuranların oranı gibi düşüş eğiliminde. 

Türkiye’de neredeyse her iki kişiden biri (yüzde 55) haberlere güvendiğini belirtiyor. Bu, önceki rapora göre yüzde 9’luk bir artış demek. Sosyal medyadaki haberlere güven yüzde 51 iken katılımcıların kendi başvurduğu haberlere güveni ise yüzde 61.

Türkiye çevrimiçi videolardan haber tüketiminde 40 ülke arasında birinci sırada

Haberlere nereden ulaşıldığı kadar, haberlerin hangi yollarla paylaşıldığını anlamak da Teyit gibi doğrulama kuruluşları için oldukça önemli. Rapora göre katılımcıların yüzde 57’si haberleri sosyal medya, e-posta veya mesajlaşma uygulamaları yoluyla paylaşıyor.

En çok kullanılan sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarına bakıldığında Facebook’un başı çektiği söylenebilir. Facebook genelde yüzde 67 kullanım gösterirken haber için kullanımı yüzde 49. Türkiye’de çevrimiçi haber videoları tüketimi de oldukça yüksek oranda seyrediyor. Haber tüketiminde ikinci sırada YouTube ve sonrasında Instagram’ın kullanıldığını görüyoruz. Türkiye’de yüzde 95, her hafta çevrimiçi videolardan haber takip ederek 40 ülke arasında birinci sıraya oturuyor. 40 ülkenin haftalık ortalaması ise yüzde 67. Whatsapp ve Twitter ise Türkiye’nin önceki raporlarına göre haber tüketiminde düşüş gösteriyor. 

Dünya geneline bakıldığında da Facebook ve YouTube’un en çok kullanılan sosyal ağlar olduğu göze çarpıyor. Katılımcıların neredeyse üçte ikisi her hafta düzenli olarak Facebook ve YouTube kullanıyor. Her iki kişiden biri ise WhatsApp kullanıyor. Bu da özellikle kapalı mesajlaşma uygulamalarında yayılan yanlış bilgilerin önüne geçilebilmesi konusundaki endişeleri destekliyor. Türkiye’de olduğu gibi, Instagram dünya genelinde yükselişte. Özellikle hikaye (story) ve IGTV gibi özelliklerin eklenmesiyle, görsel içerikleri daha da zenginleştiren Instagram, katılımcıların yüzde 36’sı tarafından kullanılıyor.

Türkiye’de haber kaynaklarına güven

Çevrimiçi ve çevrimdışı haber kuruluşlarından yararlanma konusunda Türkiye’de paralellik olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin CNN Türk, televizyonda (çevrimdışı olarak) katılımcıların yüzde 42’si tarafından izlenirken, CNN Türk’ün çevrimiçi içerikleri yine oldukça yakın bir yüzdeyle (yüzde 39) takip ediliyor. Hürriyet, TRT Haber ve Sözcü’nün de çevrimdışı ve çevrimiçi tüketimi paralellik gösteriyor. Sıralama olarak bakıldığında ise sadece çevrimiçi platformu olan sondakika.com gibi haber sitelerinin oldukça sık kullanıldığını görüyoruz.

Rapora göre en çok güven veren ilk beş haber merkezi, Fox TV (yüzde 77), NTV (yüzde 74) ve hepsi yüzde 73 güven oranı alan Sözcü, Habertürk ve Cumhuriyet. Güvensizliğin yüzde 30’lara ulaştığı iki kaynak ise Sabah ve Ahaber. Rapora göre katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ı Ahaber ve Sabah’a güvenirken yüzde 30’u bu mecralara güvenmediğini belirtiyor.

Türkiye’de haberlere telefon üzerinden ulaşanlar devamlı bir artış içinde. 2020 itibariyle yüzde 40, haberleri bilgisayarından takip ederken, yüzde 72, haberleri telefonundan okuyor. Aynı şekilde ABD, Britanya, Almanya, Fransa, Japonya ve İspanya’da da haberlere ulaşmak için akıllı telefon kullanımının son yedi yılda artış gösterdiği görülüyor.

Dünya genelinde haberciliğe talep hala var. Hatta sürekli değişen, yenilenen ve takip gerektiren birçok konu için kullanıcılar ilave haber tüketmeye de başladı. Fakat bu, bazı durumlarda basılı yayın sağlayıcıları için daha az gelir demek. Buna bağlı olarak ise dijital yayınlara abonelik artabilir. Örneğin çevrimiçi haberlere yönelik paralı abonelik Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzde 4 artarak yüzde 20’ye, Norveç’te ise yüzde 8 artarak yüzde 42’ye yükseldi.

Covid-19’un getirdiği yeni alışkanlıklar ve bu süreçte edindiğimiz tecrübelerimiz dijital haber tüketimizi değiştirirken, dijital ağların öneminin altını bir kez daha çizmiş oldu. Haber tüketimi kadar sosyalleşme ve hizmet alma konusunda da dijital türevlere yönelmemiz uzun vadede dijital platformların gelişmesine yol açabilir. Bu süreç aynı zamanda abonelik, üyelik, bağış gibi okur odaklı gelir modelleri tartışmalarını da besleyebilir. Kim bilir belki de haber tüketiminde sosyal medya kullanımının artması, haber merkezlerinin Teyit gibi doğrulama kuruluşlarıyla kurabileceği işbirliklerinin öncüsü olur. Belki de yanlış bilgi salgınının yaşandığı bu dönemde, en büyük doğru bilgiye ulaşma rehberimiz, dijital okuryazarlık konusundaki çalışmalar önem ve hız kazanır.

Kaynak

Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü, 2020 Dijital Haber Raporu, Nic Newman, Richard Fletcher, Anne Schulz, Simge Andı, Rasmus Kleis Nielsen, 2020.

Kaynak görseli: Deloitte

Bir sahte içeriği gerçeğinden ayırt etmenin yollarına, teyitçi gibi düşünebilmeyi sağlayan yöntemlere, doğrulama araçlarına, fact-checking dünyasından haberlere ve güncel gelişmelere yer verdiğimiz #teyitpedia yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.

Kaynak

Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü, 2020 Dijital Haber Raporu, Nic Newman, Richard Fletcher, Anne Schulz, Simge Andı, Rasmus Kleis Nielsen, 2020.

Kaynak görseli: Deloitte