2018 caps ve görsel kaynaklı dezenformasyonun tartışılacağı yıl olacak

Bu yazı Nieman Lab’in 2018 yılında gazeteciliği nelerin beklediğine dair uzmanların öngörülerine yer verdiği içerik dizisinden alınmıştır.


2017 Batı dünyasında dezenformasyon, eksik bilgi ve medya kaynaklı manipülasyona dair artan bir farkındalık ve tartışmanın yılıydı. 2018 ise “caps” ve görsel kaynaklı dezenformasyonu ciddi ciddi tartışmaya başlayacağımız bir yıl olacak.

Nausicaa Renner’ın 2017’nin başlarında yazdığı gibi; “Yalan haberlere dair tartışma yazılı materyal üzerinden yürütüldü fakat bu meselenin önemli bir bölümünün gözden kaçmasına neden oldu. Facebook’ta dolaşan içeriklerin çoğu görsellerden; çoğunlukla ‘caps’lerden oluşuyor.” Ve tabii MisinfoCon Londra zirvesinde yaptığı konuşmada First Draft direktörü Claire Wardle capsler ve görsellerin dezenformasyon kuvvetini fark etmenin ekibinin geçen yıl aldığı en önemli derslerden biri olduğunu vurguladı: “Metindeki açıkları yakalamanın kolay olması yapmamız gerekenin yalnızca bu olduğu anlamına gelmez.” diyen Wardle, “Yanlış bilgiyi üreten insanlar görsellerin ve capslerin önemini biliyor. Beyinlerimiz görselden şüphe duymaya daha az yatkın.” diye ekledi.

Elbette capsler yalnızca yanlış bilginin yayılmasında rol oynamıyor, medya sahasında artan bir etki de kazanıyor. İster Diğer Kadına Bakan Erkek Arkadaş veya Bernie Sanders’ın Rus propagandistler tarafından değiştirilip yayılan fotoğrafları olsun, ister protestolarda kullanılan “hashtag”ler ve illüstrasyonlar olsun, “caps”ler politik kültürümüzün belli görüşleri yaymak adına gerek hak savunucuları gerekse Amerikan Başkanı tarafından kullanılan bir parçası haline geldi.

2018’de gazeteciler bu konuya medya manipülasyonu, fikir savunuculuğu, belli bir görüşü yaymak ve hatta gazetecilik bağlamında daha çok eğiliyor olacaklar.

İşte 2018’e girerken gazetecilerin sorması gereken dört temel soru:

“Caps” derken neyi kastediyoruz?

İnternet üzerine çalışan uzmanlar ve araştırmacılar “caps”lerin ne olduğunu ve nasıl çalıştığını uzun süredir tartışıyorlar ve “caps” derken neyi kastettiğimiz konusunda daha net olmak “caps”lerle ilgili çalışma stratejileri geliştirirken gerekli olacak. Visual Social Media Lab’ın (Görsel Sosyal Medya Laboratuarı) gelişim aşamasında olan “Görselle Yanlış Bilgilendirmenin Tipolojisi” adlı çalışması bu noktada kritik öneme sahip.

Bunun yanı sıra, diğer insanların “caps”lere dair konuşmaları da öğretici olabilir. Tumblr’ın “caps kütüphanecisi” (evet, kendisinin unvanı bu) Amanda Brennan capsleri; “Kişilerarası iletişimle yayılan ve yayılırken değişen bir içerik türü” olarak tanımlıyor. Bu, görsellerden daha fazlasına bakmamız gerektiğine işaret ediyor: metin bazlı “caps”ler, “hashtag”ler, videolar ve hatta çevrimdışı içerikler.

“Caps”ler bilgi kirliliğini nasıl yayıyor?

Brennan’ın tanımını doğru kabul eder ve görsel olmayan materyali de eklemek adına meseleye daha geniş açıdan bakarsak, bilgi kirliliğiyle uğraşmak boğucu görünebilir. Fakat çevrimiçi içeriğin çokça müdahaleye maruz kaldığını ve farklı medya organlarında yeni bağlamlar ve amaçlar kazanarak insanlar ve bot hesaplar tarafından açık ve özel sosyal ağlarda geleneksel haberciliğin sınırlarını aşan yöntemlerle yayıldığını bilmek önemli. Bu dinamikleri, anlamlı bir biçimde halk nazarına sunmak için, önce anlamak zorundayız.

Yukarıda bahsettiğim girişimlere ek olarak Data & Society’deki Meddia Manipulation Research Group (Medya Manipülasyonu Araştırma Grubu gibi gruplar da bu şablonları anlamlandırmaya uğraşıyor.

Gazeteciler “Caps”leri Nasıl Kullanabilir?

“Caps”ler ve görseller bilgi kirliliğini yayadursun, biz bunların iletişim sahasının kemikleşen unsurları olduğunu anlamak zorundayız. Yaydıkları bilgiye ek olarak, bu unsurlar duygu, anlatı ve kimlik mefhumlarını da içeriyor. Şimdi medya sahasında caps ve görsellerin ne zaman ve nasıl etkili biçimde kullanılabileceklerine dair daha etraflı bir tartışma yaratma zamanı. AJ+ tarafından yaratılan Creative Visuals, Chequeado, ACLU’nun akılda kalıcı görsel açıklamaları ve Buzzfeed bu manada temel örnekler sunuyor. Bu noktada biz gazetecilere düşen ise, görsel medyayı işimize etkili biçimde dahil etmek adına en kullanışlı metotları geliştirmek için konuyu daha etraflıca tartışmak.

Peki işbirliği ve disiplinler arası çalışmayı nasıl sağlarız?

Capsler akılda kalıcı ifade ve görsellere dayanan üretimler, dolayısıyla diğer içeriklerin aksine kolayca küresel bazda yayılabiliyorlar.

Yapmamız gereken, bu içeriklerin kapsam ve sınırlarını anlamak adına küresel ve çok dilli işbirlikleri içerisine girmek. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Global Voices Summit’e (Küresel Sesler Zirvesi) katılan gazeteciler ve blog yazarları dil bariyerlerini de aşarak dünyayı dolaşan capslerin tespit ve takibi üzerine düşünmeye başladılar bile. Buna ek olarak Viz Lab yanlış bilgi yayan capsleri takibe yarayan bir arayüz üzerinde çalışıyor. Ayrıca, Credibility Coalition’da (Güvenilirlik İttifakı) bizim yürüttüğümüz çalışma da farklı çevrimiçi içerik formları için yanlış bilgi parametreleri geliştirmeyi hedefliyor ve bunu tastamam yapabilmek için farklı anlayışları ve disiplinleri global bir vizyonda bir araya getiren bir gruba ihtiyacımız var.

Beni capsler ve görsellerin yanlış bilgi yaydığı gerçeğinden daha çok endişelendiren ise bir bütün olarak medya endüstrisinin internet kültürüne ait norm ve pratikler üzerindeki hakimiyetinin yanlış bilgi üretenlere kıyasla zayıf olduğu fikri. Bu, pek çok gazeteci ve medya tüketicisini yeni manipülasyon biçimlerine karşı savunmasız kılıyor. 2018’de bu sorunu acilen ve samimiyetle ele almak “göz dolduran” bir çaba olur.

Kaynak: An Xiao Mina- Nieman Lab Çeviri: Rümeysa Sena Şahbaz